Danıştay 4. Daire, anonim şirket ortaklarının, şirkete yönelik hazine arazisi tahsisi ve irtifak hakkı tesisi başvurusunun zımni reddi işleminin iptali istemiyle açtığı davada ehliyet yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararını onadı.
Özet: Bireysel ortaklar tarafından, hissedarı oldukları şirkete hazine arazilerinin tahsisi ve irtifak hakkı tesisi talebinin zımnen reddi işlemine karşı açılan davanın, şirketin ayrı bir tüzel kişilik olması ve şirketi temsil yetkisinin bireysel ortaklarda olmaması nedeniyle davacıların dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle idare mahkemesince reddedilmesi üzerine yapılan temyiz başvurusunda, mahkemenin kararının usul ve hukuka uygun olduğu kabul edilerek temyiz istemi reddedilmiş ve ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR)
: 1- ... 2- ...
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Bakanlığı
İSTEMİN KONUSU
: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacılar tarafından, Mülkiyeti hazineye ait Antalya İli, Kemer İlçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ..., ..., ..., ... ve ... parsel numaralı taşınmazların yeniden ortağı bulundukları ... Turizm İnşaat Petrol Sanayi ve Ticaret A.Ş. üzerine tahsisi ile irtifak hakkı tesis edilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi yolundaki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: İdare Mahkemesince verilen kararda; mevzuat uyarınca, anonim şirketin, şirketi temsile yetkili kişi ya da kişiler tarafından yönetileceği ve bu kişilerin şirket adına karar verme yetkisini uhdelerinde bulundurduğu, ortaklara ayrı ayrı ya da birlikte bu hakkın verilmediği anlaşıldığından, her ne kadar ortağı bulunsalar da, ayrı bir tüzel kişiliği bulunan anonim şirket adına tesis edilen işlemlerden davacıların doğrudan menfaatinin zarar görmesinin ve davacılar yönünden doğrudan hukuki bir sonuç doğmasının söz konusu olmadığı, davacıların anonim şirket ortağı sıfatıyla yaptıkları başvurunun zımnen reddine yönelik işleme karşı kendi adlarına açılan işbu davada, ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
: Kanun koyucunun adli yargıdan farklı olarak iptal davalarında subjektif dava ehliyetini benimsediği, iptal davası açabilmek için davanın konusunu oluşturan işlem ile davacının hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunmasının yeterli olduğu, iptali talep edilen işlem kişiyi dolaylı da olsa etkileyecekse kişinin "ilgili" sıfatıyla dava açma ehliyetinin bulunduğu, davacılar tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi kapsamında kendi adlarına başvuruda bulundukları ve zımnen ret işlemini yine kendi adlarına dava konusu ettikleri, dava konusu zımni ret işleminin şirkete ilişkin değil davacılara ilişkin olarak tesis edilmiş olduğu, olayda ayrıksı özel durumların söz konusu olduğu, bu kapsamda şirket adına çekilen kredilere davacılar tarafından şahsi kefaletname sunulmuş olduğu, şirket hisselerinin ve şahsi malvarlığının rehin edildiği, şirketin ana faaliyet konusunun turizm ve otelcililk olması ve tahsis işlemi olmadan faaliyet göstermesinin mümkün olmaması göz önünde bulundurulduğunda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi kapsamında tahsis işlemine ilişkin yapılan başvuru üzerine, zımnen ret kararının iptali istemiyle dava açılmasında davacıların menfaatinin bulunduğunun kabulü gerektiği, şirketin yönetim kurulu üyesi ya da yetkili temsilcisi olmasalar dahi Turizmi Teşvik Kanunu çerçevesinde şirkete yapılan tahsisler ve buna ilişkin işlemler bakımından davacıların doğrudan, meşru ve güncel menfaatinin bulunduğu sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
4. Kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcının istemleri halinde davacılara iadesine,
5.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
6.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!