Uluslararası öğrenci gönderimi acentelik sözleşmesinden kaynaklanan komisyon alacağı nedeniyle açılan itirazın iptali davasında davalının organik bağının tespiti ve icra itirazının tebliğ eksikliği.
Özet: Bu itirazın iptali davasında davacı, uluslararası öğrenci gönderim ve ortaklık sözleşmesinden doğan komisyon alacaklarının tahsili amacıyla davalıya karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın kısmen iptalini ve tazminat talep ederken; davalı, sözleşmeye taraf olmadığını, borcu bulunmadığını savunmuş, mahkeme ise davalı ile sözleşmenin diğer tarafı arasında organik bağ ve vergi kaçınma amacı ile mali işlemlerin yürütüldüğü tespitinde bulunarak, icra dosyasında borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmemiş olmasının hak düşürücü süre açısından kritik önemine dikkat çekmiştir.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 14.07.2020 tarihli Uluslararası Öğrenci Gönderim ve Ortaklık Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği müvekkilinin, davalının işbirliği içinde olduğu Türkiye’deki üniversiteler ile ilgili yurtdışında tanıtım ve reklam çalışmaları yapacağını, kayıt edilen her öğrenci için davalı tarafından müvekkiline belli oranda komisyon ödeneceğini, bu şekilde anlaşma devam ederken müvekkilinin hak ettiği komisyon bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, bu amaçla 36.900,00 USD + KDV için 24.12.2024 tarihli faturanın keşide edildiğini, ancak davalının faturaya itiraz ettiğini, alacağın tahsili için .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, fakat davalının takibe itiraz ettiğini, açıklanan sebeplerle davalının itirazından şimdilik 190.547,00 TL (5.000,00 USD)’lik kısmının iptalini, davalının %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu sözleşmenin tarafının müvekkili olmadığını, müvekkilinin davacı ile herhangi bir bağının bulunmadığını, Sözleşmenin taraflarının...’te yerleşik şirket olduğunu, müvekkili ile davacı arasında sözleşmesel bir ilişki olmadığından müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya konu faturaya 31.12.2024 tarihinde itiraz edildiğini, kabul manasına gelmemek kaydıyla Sözleşmede bulunan 3.2, 4.2, 4.4 maddeleri gereğince Kuveytli şirketin davacıya borcu bulunmadığını, sözleşmeye göre Kuveytli firma üniversitelerden ödeme alamadığı için borcu olsa dahi muaccel hale gelmeyeceğini, bu maddelere göre ödemelerin üniversitelerin verdiği komisyondan sonra yapılacağını, Kuveyt’teki ... Tamam şirketinin anlaşma yapılan üniversitelerden ödeme aldığının tespit edilmesinin gerektiğini ve bunu ispat külfetinin de davacıda olduğunu, Kuveyt’teki şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, açıklanan sebeplerle davanın reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedelinin tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı ile...'te yerleşik dava dışı ... ... ... şirketi arasında 14.07.2020 tarihinde akdedilmiş olan "Uluslararası Öğrenci Gönderim ve Ortaklık sözleşmesi"nin Türkiye merkezli davalı ... Tamam şirketi tarafından da onaylandığını, davalı ile dava dışı...'te yerleşik olan şirket arasında organik bağın bulunduğunu, davalı şirketin vergisel yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla finansal işlemleri ...'teki şirket üzerinden yürütmesine rağmen idari işlemlerini Türkiye'deki şirket üzerinden yürüttüğünü, sözleşme kapsamında davacının kayıt ettirdiği ve davalıya ait ... sisteminde yer alan öğrencilere ilişkin komisyon bedeline yönelik olarak tahakkuk ettirmiş olduğu 36.900,00-USD +KDV bedelli 24.12.2024 tarihli faturanın tahsili amacıyla davalı aleyhine 44.280,00 USD asıl alacak üzerinden başlatmış olduğu .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın şimdilik 5.000,00 USD'lik kısmının iptalini taleple işbu davanın açılmış olduğu, davalı vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde sözleşmenin tarafının davalı şirket olmaması sebebiyle husumet itirazlarında bulunmuş olduğu görülmüştür.
Mahkememizce yapılan kontrolde; yabancı para cinsinden başlatılmış olan icra takibine dayalı kısmi itirazın iptali davasında dava değerinin, USD'nin dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanması gerekmekte olup bu kapsamda 5.000,00USD x 38,0339-TL(dava açılış tarihindeki USD'nin TCMB efektif satış kuru) = 190.169,50-TL'nin dava değeri olduğu anlaşılmakla eksik harç yargılama esnasında tamamlattırılmıştır.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu, bu hali ile davanın süresinde açılmış olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Sıfat, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, C. I, Ankara 2016, s. 512). Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 331 vd.; Yargıtay HGK, █████/2021, E. 2017/1-1270, K. ████████ , §§16-17)
Davalı vekilinin husumet itirazına karşılık davacı vekili tarafından işlemlerin davalı ile yürütüldüğüne yönelik iddialarda bulunulmuş olması sebebiyle tarafların defterleri üzerinde 1 mali müşavir bilirkişi ile inceleme yaptırılarak mali müşavir ve ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisinden rapor alınmış olup bu kapsamda mahkememize ibraz edilen raporda özetle;
Huzurda görülen davada, davacı ... SAN. TİC. LTD. ŞTİ'nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; İbraz edilen 2024-2025 yıllarına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fikra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, usul yönünden davacı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür.
Davacı kayıtlarına göre davalının cari hesap ekstresini incelediğimizde; davacının alacağı için tanzim ettiği █████/2024 tarih ve ... numaralı, 44.280,00 USD (1.554.515,82-TL) bedelli faturanın kayıtlarda yer aldığı, davacı kayıtlarına göre davacının söz konusu bu faturadan dolayı takip tarihi itibariyle 44.280,00 USD (1.554.515,82 TL) bakiye alacağının bulunduğu görülmüştür.
Huzurda görülen davada, davalı ... TURİZM İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.'nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; İbraz edilen 2024-2025 yıllarına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fikra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, usul yönünden davacı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür.
Davalı kayıtları üzerinde yapılan incelemeye ve davalı tarafından verilen bilgiye göre davalı ile davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında herhangi bir cari ilişki bulunmadığı görülmüştür. Bununla birlikte davacının alacağı için tanzim ettiği █████/2024 tarih ve ... numaralı, 44.280,00 USD (1.554.515,82-TL) bedelli faturanın kayıtlara alınmadığı ve faturaya davalı tarafından 31.12.2024 tarihinde itiraz edildiği, davalı kayıtlarına göre davalının söz konusu bu faturadan dolayı takip tarihi itibariyle herhangi borcunun bulunmadığı görülmüştür.
Sayın Mahkemenin ilgili vergi dairesinden davalıya ait 2024 ve 2025 yıllarına ilişkin formların gönderilmesini talep ettiği anlaşılmış olup, Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen müzekkerede ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... TURİZM İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.'nin sorgulamalarında ilgili dönemlere ilişkin Form Ba-Bs Analiz dökümü yaptığı anlaşılmıştır. Müzekkere ekinde gelen evraklara göre davacı yana verilen mal ve hizmete ilişkin herhangi bir fatura bildiriminin bulunmadığı görülmüştür.
Sözleşmede yer alan “İKİNCİ TARAF, danışmanlık yaptığı tüm aday öğrencilerin bir listesini BİRİNCİ TARAF'a gönderecektir. BİRİNCİ TARAF, İKİNCİ TARAF tarafından danışmanlık yapılan öğrencilerin listesini ve bu öğrencilerin üniversite(ler) tarafından sağlanan kayıp durumlarına göre doğrulayacaktır” hususlarının yerine getirilmiş olduğunun somut delilerle ispat edilmesi gerekmektedir. Anılan hususlarda davacı tarafından bir delil sunulmadığından davacının alacak iddiası ispata muhtaç olmaktadır.
Şeklinde kanaate varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Kural olarak bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden tarafın bunu yazılı belgeler ile ispatlaması gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK'da açıkça düzenlenmiştir. 4721 sayılı TMK’nun 6. maddesinde kanunda aksine hüküm bulunmadıkça herkesin iddiasını ispatla yükümlü olduğu, 6100 sayılı HMK’nun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, 189. maddesinde ise tarafların kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Faturanın onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Ancak akdi ilişki inkar edildiğinde akdi ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı üzerinde kalmaktadır. Sözleşme ilişkisi inkar edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 200.maddeye göre davacının akdi ilişkiyi miktar ve değer dikkate alınarak senetle ispat etmesi gerekir.
Somut olay bakımından davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davacı ile davalı arasında sözleşme akdedilmiş olduğu, borçtan davalının sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de basit yargılama usulüne tabi hukuk yargılamasında davacının dava dilekçesi sonrasında iddiasını genişletir mahiyette dava dilekçesinde ileri sürülmeyen, sonradan cevaba karşı beyan dilekçesinde ileri sürülen; sözleşmenin dava dışı yabancı firma ile akdedilmiş olup davalı ile dava dışı firma arasında organik bağ olduğu, bu sebeple davalının fatura borcundan sorumlu olduğu iddiası ve bu kapsamda bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ekinde dava dilekçesinde ibraz edilmeyen yeni delillerin ileri sürülmüş olması, iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmiş, dava dilekçesinde ileri sürülen hususlar göz önünde bulundurularak yargılama yapıldığında dava konusu fatura haricinde davacı tarafından davalıya düzenlenen herhangi bir faturanın olmadığı, örtülü kabulün söz konusu olmadığı gibi davaya konu faturanın davalı tarafından süresi içerisinde iade edilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde (davalı ile dava dışı firma arasında organik bağ olduğu hususunda herhangi bir somut evrak bulunmadığı da göz önünde bulundurularak), bu kapsamda davacının davalı şirketin sorumlu olduğunu, pasif husumetinin bulunduğunu ispatlayamadığı kanaatine varılmış olup davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının pasif husumet yokluğundan reddine,
2-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken başlangıçta peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!