İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kira mı ticari hizmet sözleşmesi mi olduğu tartışılan, depozito iadesi ve kar kaybı talepli birleştirilmiş ticari alacak davası.
Özet: Taraflar arasında hem taşınmaz kira hem de ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddialarını içeren bu davada, davacılar, sözleşmenin süresi içinde feshedildiğini ileri sürerek yatırdıkları depozitonun iadesini talep ederken, davalı ise kira sözleşmesinin süresinde feshedilmediği için otomatik olarak uzadığını, bu nedenle depozito iadesi yapılamayacağını ve müvekkilinin kar kaybına uğradığını savunmaktadır; birleştirilen davada ise sözleşmenin kira değil ticari hizmet niteliğinde olduğu, haksız fesih nedeniyle davalının kar kaybına neden olduğu ve otomatik yenileme ile alacakların tahsili gerektiği iddia edilmekte olup, karşı taraf sözleşmenin kira olduğunu ve görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemeleri olması gerektiğini belirtmektedir.

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA/Asıl dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında kira sözleşmesi bulunduğunu, davacının davalı hesabına 4.998,00 USD depozito bedelini yatırdığını, davacının 2021 yılında kira sözleşmesine devam edilmeyeceğinin 9 Kasım 2020 tarihinde davalıya bildirildiğini, karşı tarafın ise süresinde kira fesih bildirimi yapılmadığını, bu nedenle kira sözleşmesinin 1 yıl uzadığını savunarak depozito bedelini iade etmediğini, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 2.000,00 TL depozito alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Birleştirilen ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"ihtarnamede, bu sözleşmenin bir kira sözleşmesi olduğu iddia edilmişse de, gerek davalının Müvekkil şirketten aldığı hizmeti ve bunun karşılığı olarak ödeyeceği bedeli düzenleyen sözleşmenin kapsamı ve sözleşmede davalıdan müşteri, müvekkil şirketten ise hizmet sağlayıcı/tedarikçi olarak söz edilmesi, gerek müvekkil şirketin yürüttüğü ticari işin niteliği ve gerek de her iki tarafın da tacir olması, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesinden doğan ticari bir ilişki olduğunu açıkça göstermektedir. Bu nedenle de tarafımızca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurülmüş ve işbu dava, Asliye Ticaret Mahkemesinde ikame edilmistir. Kaldı ki, tam da bu sebeple, davalı anadolu ajansının kendisi de müvekkil şirkete karşı ticari dava şartı kapsamında arabuluculuğa başvurmuş ve devamında istanbul asliye ticaret mahkemesi nezdinde müvekkil şirkete karşı dava ikame etmiştir. bu durum taraflar arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olduğunun her iki tarafça bilindiğini ve kabul edildiğini göstermektedir. taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bu hali ile kira sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmıştır. taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri çerçevesinde davacının davalı taraftan aldığı hizmeti ve bunun karşılığı olarak ödediği bedeli düzenleyen ve karşılıklı akdedilen sözleşmeye dayanılarak açılan davanın ticari uyuşmazlık olduğu kanaatine varılarak ticaret mahkemelerinin görev alanı dahilinde olduğundan mahkememizin hmk' nun 2. maddesi gereğince görevsizliğine, davalı şirket, müvekkil şirket ile aralarındaki sözleşmeyi haksız olarak feshetmiş ve müvekkil şirketin kar kaybına neden olmuştur. l davalı şirket sözleşmeyi haksız olarak feshetmiş olup, sözleşme, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin şartlarına ve yasaya uygun şekilde otomatik olarak yenilenmiştir. bu doğrultuda müvekkil şirketin ortaya çıkan alacaklarının davalı firma tarafından tahsili gerekmektedir..." talep ve dava etmiştir.SAVUNMA/Asıl dosyada davalı vekili tarafından sunulan █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince verilen görev yönünden kararın usule uygun olduğunu, müvekkili şirketin tüm dünyada bilinirliği olan sanal ve hazır ofis şirketi olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin sözleşmede yazılı hükümler doğrultusunda uzadığını, davacı şirketin müvekkili şirket ile aralarındaki sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, müvekkili şirketin kar kaybına neden olduğunu, davacı şirketin sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, sözleşmeyi taraflar arasında akdedilen sözleşmenin şartlarına ve yasaya uygun şekilde otomatik olarak yenilendiğini, davacının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinden depozito bedelinin iadesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında kur sabitleme sözleşmesinin mevcut olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise huzurdaki dava ile aynı sözleşmesel ilişkiden kaynaklanan ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki dava ile işbu davanın birleştirilmesine, her türlü yargılama gideri, harç masrafı ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleştirilen ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davalı... Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: huzurdaki davanın görevli mahkemede açılmadığını, Yargıtay'ın kira sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkta görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemeleri olduğu görüşünde olduğunu, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin kira sözleşmesi niteliğinde olduğunu, kira sözleşmesinin, sözleşmenin süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirim yapılması kaydıyla sona erdirilebileceğini, müvekkili kurumun kanuni sınırlar içerisinde fesih bildirimini yapmış olduğundan davacının alacak taleplerinin reddinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle, davanın reddine ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE/Dava; asıl dava dosyası yönünden taraflar arasında akdedilen sanal ofis sözleşmesi uyarınca davacının, davalıya ödemiş olduğu depozito alacağına ilişkin bakiye tutarın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili, birleşen dava dosyası yönünden ise, yine taraflar arasında akdedilen aynı sözleşmenin süresinden önce davalı / asıl dosya davacısı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında kira sözleşmesi bulunduğunu, davacının davalı hesabına 4.998,00 USD depozito bedelini yatırdığını, davacı tarafından 2021 yılında kira sözleşmesine devam edilmeyeceğinin 9 Kasım 2020 tarihinde davalıya bildirildiğini, karşı tarafın ise bu kapsamda süresinde kira fesih bildirimi yapılmadığından kira sözleşmesinin 1 yıl uzadığını savunarak depozito bedelini iade etmediğini belirterek belirsiz alacak davası olarak şimdilik 2.000,00 TL depozito alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte talep etmiştir. Buna karşılık davalı ise; davacının, kira sözleşmelerinde fesih bildiriminin, kiracı aleyhine uzatılamayacağına ilişkin kanun hükmünü gerekçe göstererek taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiyi usulüne uygun olarak feshettiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, ortada kira sözleşmesi bulunmadığını, davacının haksız fesihte bulunarak davalının kar kaybına sebebiyet verdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2. madde hükmü uyarınca depozito bedelinin iadesi için birtakım şartların meydana gelmesi gerektiği ancak davacı şirketten halen alacağın bulunması sebebiyle depozito bedelinin iadesi yapılmadığını beyan etmiştir.Dosya mahkememizin ████████ Esasına tevzi edilmiş, mahkememizin █████/2022 Tarih,... Esas ve ...Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilmiş, mahkememiz kararına davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulduğu görülmüş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ... Esas-...Karar ve █████/2023 tarihli ilamı ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın mahkememizin ████████ Esasına tevzi edildiği görülmüştür.Dosya arasında bulunan 15.01.2016 tarihli Ofis Servis Sözleşmesi'nin konusu; “Bu sözleşme bir otelde konaklama/konaklamalar için ticari bir sözleşmeye eşdeğerdir. Merkezin tamamı Sağlayıcının mülkiyetinde ve kontrolünde kalır. Müşteri bu sözleşmenin konaklamayla/konaklamalarla ilgili müşterinin lehine herhangi bir kiracılık çıkarı, kiralanmış emlak veya diğer gayrşmenkul çıkarı hakkı vermediğini kabul eder.” şeklinde düzenlenmiştir.Yukarıda yer alan sözleşme hükmü de dikkate alınarak; somut ihtilafa ilişkin sözleşmede tarafların bir yerin kiralanması hususunda mutabakata vardıkları ancak bu ilişkinin salt kiralama amacına değil aynı zamanda belirli bir hizmetin de sağlanması amacına hizmet edecek şekilde akdettikleri görülmektedir. Bu yönü ile taraflar arasındaki sözleşmenin sui generis, bir başka ifade ile kendine özgü bir sözleşme niteliğini haiz olduğu kabul edilmiştir. Öte yandan ilgili hükümden de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki sözleşmenin davalıya kiracılık çıkarı sağlamayacağı kararlaştırılmıştır şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin salt kiralamaya ilişkin olmadığı, sözleşmede müşteriye kiralama hakkı vermediği, hizmetin konaklama niteliğinde olduğu gibi münhasır kiralanan bir yer olmadığı, yer sağlayıcının eş değer nitelikte farklı odalarda değişiklik yapma hakkı da bulunduğu buna göre taraflar arasında kiracı- kiralayan ilişkisi değil, hizmet ilişkisinin bulunduğu hususu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin... Esas-... Karar ve █████/2023 tarihli ilamı ile de sabit hale gelmiş olup uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığı anlaşılmıştır.Birleşen dava yönünden taraflar arasında akdedilen sözleşmenin usulüne uygun olarak feshedilip edilmediğine ilişkin yapılan incelemede, Taraflar arasındaki sözleşmenin 1.3. maddesi uyarınca: “Bu sözleşme belirtilen döneme kadar devam eder ve mevcut şartlara denk olarak takip eden dönemlerde ancak 3 aydan az olmayacak bir süreyle (yasal yenileme sınırları geçerli olmadığı durumda) müşteri veya sağlayıcı bölüm 1.4'e uygun olarak sağlayıcı tarafından sonlandırılmadıkça otomatik olarak uzatılır. Yenileme ücretleri, yenileme işlemlerinin yapıldığı tarihte geçerli olan piyasa rayici üzerinden uygulanacaktır.” 1.4. maddesinde ise: “Hem hizmet sağlayıcı hem de müşteri, birbirine en az üç ay öncesinden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle, sözleşme içeriğinde belirtilen bitiş tarihi itibariyle veya uzatma veya yenileme dönemlerinin sonunda bu sözleşmeyi sonlandırabilecektir. (...)” denilmek suretiyle düzenlenmiştir.Dosyaya mübrez belgelerden davalının (asıl dosya davacısı) 09.11.2020 tarihinde fesih beyanında bulunduğu, Sözleşmenin 31.01.2021 tarihinde yenileceği ve üç aylık sürenin 31.10.2020 tarihinde sona erdiği hususu nazara alındığında davalı şirketin süresinde fesih beyanında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle sözleşmenin haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatine varılmıştır.Birleşen dava yönünden davacı “davalının sözleşmeyi feshederek davacı tarafın kâr kaybına neden olduğu; TBK m. 126 uyarınca sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden davacının uğradığı zararın giderilmesini” talep ettiği görülmektedir. Ancak bu noktada somut ihtilafa davacının, hizmet sözleşmesinin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelirin, tazminattan indirilmesi gerektiği, aksi yönde bir fiil, aynı zamanda dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğinden, bu noktada davacının 31.01.2021 ila 31.01.2022 tarihleri arasında sözleşme konusu yeri bir başkasına kiralayıp kiralamadığının tespiti gerekecektir.Davalının ( birleşen dosya davacısı), dava konusu gayrimenkulü dava dışı başka bir kişi veya kurumlara kiraya verip vermediği konusunda dosyada delil bulunmadığı, davalı tarafça bu yönde bir delil ibraz edilmediği, öte yandan öncelikle kar kaybının oluşması için davalı şirketin satış üzerinden kar yapma eğilimin olması diğer ifade ile her satış karşılığında ortalama olarak kar elde ediyor olması gerekmekle, zarar eden bir şirketin kar kaybına uğrayamayacağı izahtan varestedir. Davalı şirket tarafından yalnızca 2021 yılı yevmiye defteri ibraz edilmiş olup, 2016,2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterler ve 2019,2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerin bir kısmı ibraz edilmemiştir. Yevmiye defterinde davalının esas faaliyet gelir ve giderleri yazılı olduğu, 2021 yılında esas faaliyeti içinde davalının 804.958,86 zarar elde ettiği ve 2021 yılı toplam net zararının 1.967.399,05.-TL olarak yevmiye defterinin 157 sayfasında kayıtlı olduğu, davalı şirket dava konusu gayrimenkulü kiraya vermiş olsa dahi kira gelirine istinaden kar elde edemeyeceği zira 2021 yılı gider ve maliyetlerinin satışlara oranla yüksek olduğu görülmüş olup kar kaybı talebinin sunulan defter ve kayıtlar nazara alındığında davalı birleşen dosya davacısı tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.Asıl dava yönünden, davacı tarafında, taraflar arasında kira sözleşmesi bulunduğunu, davacının davalı hesabına 4.998,00 USD depozito bedelini yatırdığını, davacı tarafından 2021 yılında kira sözleşmesine devam edilmeyeceğinin 9 Kasım 2020 tarihinde davalıya bildirildiğini, karşı tarafın ise bu kapsamda süresinde kira fesih bildirimi yapılmadığından kira sözleşmesinin 1 yıl uzadığını savunarak depozito bedelini iade etmediğini belirterek belirsiz alacak davası olarak şimdilik 2.000,00 TL depozito alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte talep ettiği görülmüştür.Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8.2. Maddesinde; “Hizmet Ücreti/Depozitosu: Müşteri, bu sözleşmenin başında farklı bir miktar belirtilmediği takdirde sözleşmeyi imzaladıktan sonra aylık ofis ücretinin (yerine göre artı KDV/Vergi) iki aylığına eşdeğer bir hizmet ücretini/depozitosunu ödemekle zorunlu olacaktır. Hizmet sağlayıcı bu parayı Müşteri'nin bu sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin teminatı olarak, faiz işletilmeden elinde tutacaktır. Müşteri Sağlayıcıya borçlu olduğu tüm hizmet ödemelerini yaptıktan sonra, depozito veya borçlar düşüldükten sonra kalan bakiye Müşteriye iade edilecektir.” şeklinde düzenlenmiştir.İlgili hüküm ve yukarıda açıklananlar doğrultusunda davalının ilgili taşınmazı kiralayıp kiralamadığı tespit edilememekle ve davalı yana ait ticari defterlerin ilgili dönem kayıtlarının sunulmadığı, dosyaya sunulan 2021 yılına ait yevmiye defter kayıtlarına göre davalının 804.958,86 zarar elde ettiği ve 2021 yılı toplam net zararının 1.967.399,05.-TL olduğu, davalı yanın mahrum kaldığını iddia ettiği zararını ispatlayamadığı, birleşen dava yönünden davacının / asıl dosya davalısının alacağının bulunmadığına dair yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında sözleşmenin 8.2 maddesinde “...Müşteri Sağlayıcıya borçlu olduğu tüm hizmet ödemelerini yaptıktan sonra, depozito veya borçlar düşüldükten sonra kalan bakiye Müşteriye iade edilecektir...” ibaresi gereğince mahsup edilecek bir tutar bulunmadığından davacının talep ettiği 4.998 USD depozito bedelinin davacı/ birleşen dosya davalısına iade koşullarının oluştuğu, Taraflarca akdedilen ek protokolün Ek Hükümler başlıklı maddesinde, “Taraflar Sözleşme kapsamında Müşteri tarafından ödenen aylık hizmet bedelinin, Nisan 2018'den itibaren (1 Amerikan Doları - 3,55 TL) kur oranına göre hesaplanacak olan Türk lirası cinsinden ödenmesi konusunda mutabakata varmışlardır. Bu suretle 1 Nisan 2018 tarihi itibari ile düzenlenecek tüm hizmetlere ilişkin faturalar Türk Lirası (TL) olarak düzenlenip ödenecektir. Aylık hizmet bedeli, 01-11-2018 tarihinde TÜİK tarafından açıklanan TÜFE/ÜFE ortalaması oranında artışa tabidir. Söz konusu artış her sözleşme yılı başlangıcında herhangi bir ihtara gereksinim olmaksızın kendiliğinden uygulanacaktır. Müşteri, Hizmet Sağlayıcı nezdinde bulunan güvence bedelinin de işbu madde 3 kapsamında Türk Lirasına döndüreleceğini ve Sözleşme'nin herhangi bir nedenle sona ermesi ve iadeye ilişkin koşulların varlığı halinde güvence bedelinin kendisine Türk Lirası cinsinden iade edileceğini peşinen kabul eder.” hükmü uyarınca 1 Amerikan Dolarının 3,55 TL olarak hesaplanacağı, Ocak 2021 yılına ait kira bedeli olan 9.811,50 TL'nin, depozito miktarından mahsubu sonucunda (4.998 USD x 3,55- 9.811,50 TL ) 7.931,40 TL 'nin davacı tarafından talep edilebileceği, davacı vekili tarafından █████/2025 tarihli ıslah dilekçesi talep edilen 2.000 TL'nin 7.931,40 TL'ye arttırıldığı ve eksik harcın da tamamlandığı anlaşıldığından, tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmeleri, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar ile hükme esas alınan █████/2023 tarihli bilirkişi kök ve itirazlar üzerine alınan █████/2024 , █████/2025 tarihli ek raporlar bir arada değerlendirildiğinde, ... 18. Noterliği'nin ...Tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile temerrüt tarihi olarak belirtilen 7.931,40-TL alacak bedelinin █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sübut bulmayan birleşen davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-) Asıl davanın kabulü ile 7.931,40-TL alacak bedelinin █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ASIL DAVA YÖNÜNDEN;-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 615,40-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile noksan 556,10-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 7.931,40-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,-Davacı tarafından yatırılan 4.070,00-TL yargılama gideri ile 59,30-TL peşin harç 59,30 TL başvurma harcı toplamı 4.188,60-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine,-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,2-) Birleşen davanın reddine,BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcının peşin yatırılan 597,72-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 17,68-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 35.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2025Katip¸e-imzalıdırHakim¸e-imzalıdır