Nitelikli tehdit suçunda Bölge Adliye Mahkemesinin düzeltilebilir yanılgıyı düzelterek ret yerine doğrudan beraat kararı vermesi nedeniyle Yargıtayca bozulması.
Özet: Yüksek mahkeme, ilk derece mahkemesinin nitelikli tehdit suçundan verdiği mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf incelemesinde, bölge adliye mahkemesinin sanık hakkında mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı yönündeki tespitine rağmen, hukuka aykırılığın düzeltilebilir bir yanılgı olduğunu belirtmesine karşın, yasalara aykırı olarak doğrudan beraat kararı vermesini usul yönünden hatalı bularak, bölge adliye mahkemesinin bu kararını bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Nitelikli tehditHÜKÜM
: BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozmaİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanık hakkında Küçükçekmece 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.02.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-a ve 62. Maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmolunduğu, söz konusu karara karşı lehe aleyhe istinaf istemleri sonucu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin 18.10.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile duruşma açılmaksızın "Sanığa yüklenen mağdurlara yönelik tehdit suçunu işlediğine ilişkin, mağdurların soyut anlatımı dışında, mahkûmiyetine yeterli, vicdani kanıyı oluşturan, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek mahkûmiyetine hükmolunması,Hukuka aykırı, sanık müdafii ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde ise de; bu durumun yeniden delil toplanmasını gerektirmediği ve mevcut delillere göre yapılan değerlendirme ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinde 7035 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle aynı Kanunun 303. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu ve olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraatine hükmolunmasına dair şartların bulunduğu dikkate alınarak istinaf yoluna başvurulan mahkumiyet hükmünün KALDIRILMASINA, sanığın mağdurlara yönelik tehdit suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla sanığın müsnet suçtan CMK'nin 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE, tehdit suçu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerine bırakılmasına, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine..." şeklinde karar verildiği görülmekle,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin görev ve yetkilerini düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesine göre "a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine," karar verir. Yine aynı Kanun'un 280/1-e maddesine göre " İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine" kararar verir. Aynı maddenin (g) bendine göre ise "Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına" karar verir. Somut dosyada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tespit edilen hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca düzeltilebilir bir yanılgı olduğu belirtilmesine karşın, "düzelterek esastan red" kararı verilmesi gerekirken, hatalı şekilde hüküm kurularak, duruşma açıp hükmü bizzat kaldırarak yeni bir hüküm kurar gibi doğrudan "beraatine" karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği gerekçesi Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,18.11.2025 tarihinde karar verildi.