Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, üçüncü şahıs tarafından haciz sebebiyle açılan menfi tespit davasında İİK 89. madde uyarınca görevli mahkemenin Asliye Hukuk olduğuna karar verdi.
Özet: Üçüncü bir şahıs tarafından, önceki kiracının borcu nedeniyle kendi işyerindeki menkul mallarına uygulanan haczin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, söz konusu malların kendisine ait olduğunun ve haczin kaldırılmasının tespitini talep eden menfi tespit davasında, mahkeme, İİKnın 89. maddesi uyarınca açılan bu tür üçüncü şahıs menfi tespit davalarında görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri değil, genel hukuk mahkemeleri (asliye hukuk mahkemesi) olduğu sonucuna varmıştır.

T.C.

ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2026/8 Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
I.İDDİANIN ÖZETİ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Mah. ... Sok. ... Apt No:.. ... / ... adresinde bulunan dükkanda, ... ünvanlı işyerinin işletmecisi olduğunu, işyerine ait ... tarihli iş başlangıçlı vergi levası, işyeri açma belgesi, satış izin belgeleri gibi tüm yasal evraklarının mevcut olduğunu, müvekkilinin ekli kira sözleşmesindeki işyerini, sözleşmede de görüleceği üzere boş şekilde kiraladığını, işyerini devir almadığını, kendisinden önce de ... ... olan işletmenin müvekkiline boş, içerisinde herhangi bir ürün olmadan teslim edildiğini, bu hususa dükkan sahibi, komşu dükkan sahipleri veya işletmecilerin de şahit olduğunu, ekli haciz tutanağından da görüleceği üzere; müvekkilinin işyerine, daha önceki kiracının, ürün aldığı davalı firmaya olan borcu nedeniyle Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... talimat nolu dosyası ile ... tarihinde hacze gelindiğini, müvekkilin işletmesinde, müvekkiline ait olan menkul malları haczedilmek istendiğini, müvekkilince haczedilmek istenen menkul malların kendisine ait olduğu, borçlu ile ilgisinin olmadığını beyan ettiğini; borçlunun mallarla ilgisi olmadığı gibi işletme ile de alakasının olmadığının icra memuruna beyan ettiğini, daha önceki işletmecinin de ... işletmesi olması nedeniyle ve hala adres kaydını sildirmemesi nedeniyle aynı işletme gibi haciz işlemi yapılmak istendiğini, bunun üzerine, icra memuru tarafından, alacaklı vekilinin talebi ile haciz mahallinde evrak araştırması yapıldığını, borçlu ... ... adına herhangi bir evrak bulunamadığını, buna rağmen ekte sunulan haciz tutanağından da görüleceği üzere; müvekkilin işyerine, daha önceki kiracının, ürün aldığı davalı firmaya olan borcu nedeniyle Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Talimat nolu dosyası ile 104 adet ... ( ... TL değerinde) ve müvekkilin işyerinde kullanmış olduğu bilgisayar'a (... TL değerinde) haciz işlenerek müvekkile yediemin olarak bırakıldığını, haciz yapılan adresteki işyerini müvekkilinin işlettiğini, bu işyeri ve haczedilen mallar ile borçlunun hiçbir ilgisi ve bağlantısının olmadığını, davanın kabulü ile Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Talimat nolu dosyasının ve asıl dosyanın borçlusu olmadığının tespitine, haczedilen menkul malların 3. kişi davacıya ait olduğunun kabul edilerek haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
II. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE VARILAN SONUÇ:
Dava; İİK'nın 89. maddesi uyarınca üçüncü şahıs tarafından açılan menfi tespit davası niteliğindedir.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.
İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere "İİK 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkemelerdir."
İİK 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkemelerdir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin ███████ Esas ████████ Karar, █████/2023 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamları).
Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık, davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde çıkarılan haciz ihbarnameleri nedeniyle borçtan davacının sorumlu olup olmadığının tespitine ilişkindir. 01.10.2011 tarihinden sonra açılan menfi tespit davaları için görevli mahkeme, HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir. İİK 89. maddesindeki özel düzenleme ile İİK 72. maddesindeki menfi tespit davasına ilişkin genel düzenleme gözetildiğinde genel düzenleme hükmünün İİK 89. maddesini işlevsiz bırakacak biçimde uygulanamayacağı da açıktır. Bu durum karşısında; görev ile ilgili düzenleme kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği, HMK'nın 114. maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı niteliğinde olduğu nazara alınarak Mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,
3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,
İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine,
4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemeye gönderilmesi halinde görevli mahkemece değerlendirilmesine; davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde dava açılmamış sayılacağından yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!