Fikri ve sınai haklar mahkemesinde görülen, gazetede öykü yazarlığından kaynaklanan ücret ve tazminat davasında sözleşmesiz çalışma ve bedelsiz yayın iddiasının hukuki tartışması.
Özet: Davacı, davalı gazetede 29 ay boyunca yayımlanan 117 öyküsü karşılığında kararlaştırılan aylık 5.000 TL ücretin 5953 sayılı Basın İş Kanununa aykırı olarak ödenmediğini iddia ederek tazminat talebinde bulunurken; davalı, davacının işçi sıfatına sahip olmadığını, eserlerin davacının eşinin ısrarıyla ve manevi tatmin amacıyla bedelsiz yayımlandığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, 29 ay boyunca ücret alınmadan çalışmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve dolayısıyla davacının taleplerinin mesnetsiz olduğunu savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:2026/4
DAVA
:Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2017
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalıya ait ... Gazetesi’nin ... olan “...” isimli gazetede öykü yazarlığı yaptığını, davacının, 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na tabi olduğunu, davacının anılan gazetede 26.04.2015 tarihinden bugüne dek öykü yazarlığı yaptığını, davacı ile davalının 2015 yılında aylık 5.000,-TL ücret hakkında anlaştığını, ancak 5953 sayılı yasanın 4. maddesine rağmen davalının yazılı sözleşme yapmaya yanaşmadığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme mevcut olmasa da, gerek davacının öykülerinin yayınlanmış olması, gerekse davalı şirket çalışanları ile yapılan e-mail yazışmaları ve mesaj yazışmalarının bu iş ilişkisini ispatladığını, iş ilişkisinin devam ettiği 29 aylık süre zarfında, davacının toplam 117 adet öyküsünün yayınlandığını, davacının harici başvuru ve talepleri üzerine her defasında ödeme yapılacağının vaadedilmesine rağmen yayınlanan bu öykülere ait ücretlerin ödenmediğini, ödeme yapılmadığı için davalıya .... Noterliği’nin 18.10.2017 tarih ve ... Yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamenin 20.10.2017 tarihinde davalıya tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir cevap verilmediğini, Basın İş Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca davacıya ödenecek ücretin her gün için %5 fazlası ile ödenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ücret alacağından şimdilik 10.000 TL'nin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin iş yeri adresinin Küçükçekmece/İstanbul olması nedeniyle yetkisiz yerde açılan davanın reddinin gerektiğini, davacının işçi sıfatını taşımadığını, işçi sıfatına taşımayan kişinin talepleri ile ilgili davanın, iş mahkemeleri yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerektiğini, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının baştan beri alacaklı olduğunu iddia ettiği miktarın belirli olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak belirsiz alacak davası açılmasının kabul edilemeyeceğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının eşi olan ...'un davalı şirket bünyesindeki gazetelerden ... gazetesinde Kadrolu bir yazar olduğunu ve danışma kurulunda yer aldığını, ...'un eşi olan davacının manevi tatminini sağlamak amacıyla, davalı gazetede hikayeler yayınlanması için ricacı olduğunu, davalı kurumda böyle bir ihtiyaç bulunmadığı ifade edilerek bu isteğinin öncelikle reddedildiğini, ancak ...'un ısrarlı talebi neticesinde ... Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ... tarafından haftada bir kez ve bedelsiz olarak, davacının pazar magazin ekinde “...” isimli köşede deneme / deneme yazıları yazmasına müsaade edildiğini, hiçbir zaman davacıya maaş ödeneceğinin vaadedilmediğini, bu durumun davacının “29 ay maaş almadan çalıştım -117 adet öyküm bilabedel yayınlandı” beyanları ile sabit olduğunu, bir çalışanın 29 ay boyunca hiç ücret almamasına rağmen buna sessiz kalmasının ve çalışmayı sürdürmesinin akla, mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının eşi de dahil olmak üzere davalı kurum gazetelerinde faaliyet gösteren bilcümle telifli, sözleşmeli yazar muhabir vs. nam altında yaklaşık 1000 civarı çalışanın, her ay aksatılmadan ücretlerini bankalardan alırken, davalı kurumda çalışan ...'un eşi olan davacının, 29 ay boyunca hiç ücret almamasının mümkün olmadığını, dosyaya sunulan mail kayıtlarının, herkes tarafından ve her şekilde düzenlenebilecek bazı mail çıktılarının delil olarak kabul edilemeyeceğini, bir an için aksi düşünülse dahi yazı içerikleri incelendiğinde; ücret talebi veyahut bu yönde herhangi bir yakınma da bulunmadığını, davacının alacak iddiasının iyiniyet kuralları ve hukuk mantığı ile bağdaşmadığını, 5953 sayılı Kanunun 4. maddesinde; gazeteci ile işveren arasındaki iş akdinin yazılı şekilde yapılmasının mecburi olduğunu, taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığını, davacının Basın iş Kanunu’na tabi çalışan olmasının mümkün olmadığını, birinin basın çalışanı olup olmadığının tespitinde T.C Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Müdürlüğündeki kayıtların esas alınacağını, davacının böyle bir kaydının bulunmadığını, davacının Basın İş Kanunu kapsamında çalışan olmadığı için ücretlerinin günlük %5 fazlasına hak kazanmasını da söz konusu olamayacağını, bir an için aksi düşünülse dahil yıllarca ses çıkarmadan gazeteye yazı gönderip, bilahare haksız zenginleşme kastıyla %5 fazlası ile ücret talebinin iyiniyet kuralları ile örtüşme yiyeceğini, Yargıtay'ın bu yönde kararlarının olduğunu, kabul anlamına gelmemek ile birlikte davacının taleplerinin kabulü halinde; en yüksek banka mevduat faizine değil, yasal faize hükmedilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava, gazetede yayınlana öykülere ilişkin telifi ücreti alacağı talebine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği incelendiğinde; Somut uyuşmazlığın davacının eser niteliğinde olduğu ileri sürülen ve davalı gazetede yayınlanan yazıların telif ücretine ilişkin olduğu sabit olup, dosya kapsamı itibari ile görevsizlik kararını inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile uyuşmalığın çözümünde Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Yapılan incelemede davacı yanın davalıya ait gazetede 117 adet öykü yayınladığı, buna ilişkin ücret ödemesinin olmadığı sabit olup, bu hususta da niza bulunmamaktadır.
İhtilafın hasıl olduğu konu, taraflar arasında, yayınlanan öykülere ilişkin davalı yanın bir ücret vaadinin bulunup bulunmadığı, ücret mukabilinde anlaşma yapılıp yapılmadığı olup, mahkememizce bu noktada gerekli araştırmalar yapılarak, aşağıdaki gibi değerlendirme yapılmıştır.
Yapılan incelemede, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, tarafların ücret karşılığında anlaşma yaptığını doğrular mahiyette yazılı herhangi bir delil bulunmadığı, yazılı delil başlangıcı mahiyetinde de delil olmadığı, davacı yan her ne kadar bir takım yazışmaları delil olarak sunmuş ise de, sunulu yazışmalarda, davacı yanın ücret mukabilinde yazdığını gösterir hiçbir konuşma ve içerik bulunmadığı, yazışmaların taraflar arasındaki ilişkinin mevcudiyetine ve yayınlanan öykülere ilişkin olduğu, davacı vekili █████/2026 tarihli beyan dilekçesi ile "Davacı müvekkil, 26.04.2015 tarihinden itibaren davalıya ait ... Gazetesi'nin ... olan "..." isimli gazetede öykü yazarlığı yapmaya başlamıştır. Müvekkil ile davalı, 2015 yılında aylık 5.000,00-TL ücret ödemesinde anlaşmış ancak davalı yazılı sözleşme yapmaya yanaşmamış ve müvekkile ücret ödememiştir. Her ne kadar taraflar arasında yazılı bir sözleşme mevcut olmasa da, gerek müvekkilin öykülerinin gazetede uzun süre boyunca yayınlanmış olması gerekse davalı şirket çalışanları ile yapılan e-mail (özellikle "Neden artık yazılarınızı göndermiyorsunuz?" şeklindeki mail) ve mesaj yazışmaları işbu iş ilişkisinin varlığını tereddüde yer vermeyecek şekilde kanıtlamaktadır." şeklinde beyanda bulunmuş ise de, söz konusu yazışmaların davacının iddia ettiği gibi taraflar arasındaki ilişkiye ilişkin olduğu, bu konuda ihtilafın bulunmadığı, ihtilafın ücret karşılığında anlaşma sağlanıp sağlanmadığına ilişkin olup, bahsi geçen yazışmalarda davacı yanın ücretini alamadığından kaynaklı olarak bir çekince yahut itiraz bildirmediği de anlaşılmaktadır.
Yukarıda bahsedildiği gibi tarafların ücret karşılığında anlaştığına yönelik yazılı bir delil ve delil başlangıcı olmadığı, dinlenen tanık anlatımları değerlendirildiğinde, sadece tanıklardan ...'un davacının ücret karşılığı anlaştığı noktasında beyanda bulunduğu ancak diğer tanıklar ise aksine ücret karşılığında anlaşma olmadığını beyan etmiş olup;
Her ne kadar tanık Kayahan ücret karşılığı anlaşma yapıldığını beyan etmiş ise de, tanığın davacının eşi olduğu, tanığın davacı ile olan yakınlığı sebebi ile beyanlarına ihtiyatlı yaklaşılması gerektiği, salt bahsi geçen tanığın ifadesinin tek başına ücret karşılığı anlaşmanın kabulü için yeterli olmadığı, ifadesini tevsik edecek dosyada başkaca delillerin de bulunması gerektiği, yapılan incelemede dinlenin tanık ifadesinde, "o vaadi birçok kişi yaptı, en başta yönetim kurulu başkanı ... yaptı, başka o dönemde CEO olan ... yaptı, yine o dönemde finans müdürü olan ... yaptı, o vaad benim önümde defalarca oldu, " şeklinde beyanda bulunmuş olup, tanığın ücret vaadinde bulunduğunu beyan ettiği, ... tanık olarak verdiği ifadede "Benim davacıya ücret vaadim olmamıştır, davacı kendisi yazı yazma talebinde bulunmuştur, ... yada ...' in vaatte bulunup bulunmadığını bilmiyorum, benim huzurumda da bulunulmadı, benim ... da ücret konusunda bir konuşma olmadı " şeklinde beyanda bulunmuş olup, bizatihi davacı tanığı olan ...'in beyanı ile de davacı tanığı ...'un ifadesinin aksinin ispatlandığı ve yine diğer dinlenen tanıklarda davacı tanığı ...'i doğrulayacak mahiyette beyanda bulunmuş, ifadelerinde ücret karşılığı anlaşma olmadığını, bu şekilde yazan başka yazarlar olduğunu beyan etmişlerdir.
Yukarıda yer alan bilgiler muvacehesinde somut olay değerlendirildiğinde, davacı yanın ücret karşılığında karşı yan ile anlaşma yaptığına dair yazılı delil olmadığı gibi tanık anlatımları da davacı yanın ücret olmaksızın karşı yan ile anlaştığını doğrulamaktadır.
Yukarıda belirtili tanık anlatımlarının yanında davacı yanın davalıya gönderdiği ihtarnamede, davacı yanın 26.04.2015-01.10.2017 tarihleri arasında 29 aylık süreçte toplam 117 adet öykü yazdığı anlaşılmakta olup, bu hususta davalı yanın itirazının bulunmadığı ancak ücret vaadi karşılığı anlaşma sağlayan bir yazarın 29 aylık sürede ücreti ödenmeksizin yazı yazmaya devam etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, zira davacının çalıştığını iddia ettiği 26.04.2015-01.10.2017 tarihleri arasındaki 29 aylık süreçte davacı yanın ücret alamamasına ilişkin hiçbir çekince ileri sürmediği, ihtarname göndermediği hatta bizatihi davacı yanca sunulan yazışmalarda davacının ücretini alamadığı yönünde bir karşı mesajının da bulunmadığı, davacı yan ilk kez dava açma hazırlığı mahiyetinde olan dava ikame edilmeden yaklaşık 20 gün önce davalı yana ihtarname göndermiş, sonrasında iş bu davayı ikame etmiş olup, davacı yanın çalıştığını iddia ettiği dönem olan 26.04.2015-01.10.2017 tarihleri arasında 29 aylık süreçte davalı tarafa yönelik ücretini alamamasına yönelik itiraz, şikayet ve bu hususta meramını anlatır yazılı bir dönüş sağladığına ilişkin bir delil olmadığı, esasen tüm bu hususların da davacı yanın ücret vaadi olmaksızın davalı tarafın gazetesinde yayınlanmak üzere öykü yazdığını doğrular mahiyette olduğu mahkememizce değerlendirilmiş olup ve yine bu konu ile birebir uyumlu olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında;
" Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunmuş, esasa ilişkin olarak da, davacının, müvekkili şirket ile telif sözleşmesi olan ve telif ücreti alan bir yazar olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında telif akdi kurulmadığı gibi 4 yıl gibi uzun bir süre yazılar gönderdiğini iddia eden davacının söz konusu 4 yıl içerisinde müvekkili şirketten hiçbir zaman ne yazılı nede şifahi olarak telif ücreti talep etmediğini, davacının telif ücreti karşılığında çalıştığını ve ne kadar telif ücreti aldığını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yazar, eser sahibi ise de, davacının gönderdiği yazılarla ilgili izinsiz bir yayının söz konusu olmadığı, çoğaltma ve yayma hakkının kullanılmasında, yazılı olmasa da, sözlü bir mutabakat bulunduğu, davacının gazeteye yazı gönderdiği dönem içinde herhangi bir bedel istemediği, yazıların yayınlanmasının sağlayacağı tanınmışlık ile yetindiği, başlangıçta ücret istemediği ve sessiz kaldığı yayınlar için gazeteden ayrıldıktan sonra ücret istemesinin TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, █████/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi." şeklinde karar verilmiş olup, esasen verilen yüksek mahkeme kararının da mahkememiz kararı ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda yer alan bilgiler ışığında özetle, davacı yanın ücret karşılığı olmaksızın davalı yanın gazetesinde yayınlanmak üzere yazılar yazdığı, bizatihi davacı yanın davalı yana gönderdiği ihtarnameden de anlaşılacağı üzere davacı yanın 26.04.2015-01.10.2017 tarihleri arasında 29 aylık süreçte toplam 117 adet öykü yazdığı, ilk defa dava açmadan kısa bir süre önce dava açma hazırlığı mahiyetinde olan 18.10.2017 tarihinde davalı yana ihtarname gönderdiği, davacı yanın öykü yazdığı dönemde davalı yandan ücret ödemesi almaması sebebi ile şikayetini ve çekincesini bildirir dosya kapsamında delil bulunmadığı, davacı yanın ücret almaksızın 29 ay boyunca davalı için öykü yazmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu denli uzun süreye tekabül eden dönemde ücret almayan bir kişinin yazmaya devam etmemesi gerekeceği, esasen bu hususun da davacı yanın bir ücret karşılığı olmaksızın davalı tarafla anlaştığını gösterdiği, nitekim dosya kapsamında ücret karşılığında anlaşmaya dair bir delil olmadığı gibi dinlenen tanıkların da ücret karşılığı olmaksızın davacının davalı yana ait gazete için öykü yazdığını doğruladığı, bizatihi davacının tanığı olan ...'in beyanının da, davacının ücret karşılığında yazı yazdığı yönünde beyanda bulunan davacının eşi olan tanık Kayahan'ın ifadesinin aksini ispat ettiği, tüm bu hususların yanında yukarıda belirtili Yargıtay kararı kapsamında davacı yanın talebinin TMK 2. Maddesine de aykırı olduğu anlaşılmakla davanın reddi yönünde aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Açılan davanın reddine,
2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin ve ıslah harcı olarak alınan 2.477,78 TL'den mahsubuyla kalan 1.745,78 TL harcın karar kesinleşince ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan masrafların davacı üzerine bırakılmasına,
4-Davalının sarf ettiği yargılama gideri olan toplam 800,50 TL'nin tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Av.As.Üc.Tar. uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan 55.000,00 TL ücreti vekaletinin tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!