Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin ayıplı ticari araç alım satımından kaynaklanan alacak davasında yetkisizlik kararı vermesi.
Özet: Davacının, davalıdan edinilen iki ticari aracın fren sisteminde tespit edilen ciddi ayıplar nedeniyle ayıpsız misliyle değişimini, bu talebin karşılanamaması durumunda ise ayıptan kaynaklanan maddi zararların, ayıp giderim bedelinin ve araçlardaki değer kaybının işleyecek ticari faiziyle tahsilini talep ettiği ticari alacak davasında, mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanununun genel ve özel yetki kuralları ile yetki itirazına ilişkin hükümleri kapsamlı bir şekilde değerlendirerek, kendisinin uyuşmazlığı görmeye yetkili olmadığına kanaat getirmiş ve bu nedenle yetkisizlik kararı vererek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine hükmetmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO
:KARAR NO
:HAKİM
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLİ
:DAVALI
:VEKİLİ
:DAVA İHBAR OLUNAN
:VEKİLLERİ
:DAVA
: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)DAVA TARİHİ
:KARAR TARİHİ
:GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
:KARARIN MAHİYETİ
: YETKİSİZLİKMahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı şirketten █████/2023 tarihinde 2022 model ... plakalı ... Marka ve Proace City tipi ticari aracı aracı 609.065,40TL bedelle, █████/2023 tarihinde de 2023 model ... plakalı ... marka Proace city tipi ticari aracı aracı ise 1.130.500,40TL bedelle davalı şirketten 2 araç satın aldığını, Müvekkili olan şirket ... plaka sayılı araç ile bir kazaya karıştığını ilgili tarihte araç hasarlı olarak ... yetkili servisine çekildiğini, makul süreyi aşan tamir süresi nedeni ile araç mahrumiyet zararı ve varsa araçtaki kusurun tespiti için Konya .Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değişik İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişilerce tanzim edilen bilirkişi raporlarında aracın fren sisteminde ABS özelliği olmasına rağmen 30km üzerinde yapılan denemeler de ABS sisteminin hiç devreye girmediğinin tespit edildiğini, anılan sebeplerle; ... plakalı ... Marka ve ... plakalı ... marka araçlardaki ayıp nedeniyle her iki aracın da ayrı ayrı ayıpsız misli ile değişimleri , bu mümkün olmadığı takdirde müvekkili olan şirketin her iki araç açısından da ayıptan kaynaklı maddi zararını,araçlardaki ayıpların giderim bedelini ve/veya bedel indirimini ve araçlardaki ayıptan kaynaklı değer kaybının işleyecek ticari faizi ile davalı şirketten tahsilini talep ettiklerini, ... plakalı ... Marka ve ... plakalı ... marka araçlardaki ayıp nedeniyle her iki aracın da ayrı ayrı ayıpsız misli ile değişimlerine (belirsiz alacak davası olarak belirttiğimiz harca esas değer 500TL dir.) Bu mümkün olmadığı takdirde müvekkil şirketin her iki araç açısından da ayıptan kaynaklı maddi zararını,araçlardaki ayıpların giderim bedelini ve/veya bedel indirimini ve araçlardaki ayıptan kaynaklı değer kaybının belirsiz alacak davası olarak şimdilik 500TL sinin işleyecek ticari faizi (faiz talebimiz belirtilen tüm zarar kalemleri için geçerlidir.) ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davalı aleyhine Alacak davası açmış olduğu görülmüştür.Mahkemelerin yetkilerine ilişkin düzenlemelerin HMK.nun 5.Mad.-19.Mad. arasında düzenlendiği, HMK.nun 6.maddesinde;"Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, █████/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." şeklinde, HMK'nın 17. Maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmü bulunduğu, HMK'nın 18. Maddesinde ise "Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları olarak "1)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz, 2) "Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır." hükmü bulunduğu, HMK'nın 19.maddesinde; ise "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.(2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.(3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde düzenlendiği, HMK.nun 116.maddesinde kesin yetkinin bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itirazlardan olduğunun, HMK.nun 117.maddesinde ilk itirazların hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmesinin aksi takdirde dinlenmeyeceğinin, ilk itirazların ön sorunlar gibi incelenip karara bağlanacağının, HMK.138.maddesinde mahkemenin öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vereceğinin, gerektiğinde ön inceleme duruşmasında tarafları dinleyebileceğinin düzenlendiği, aynı zamanda Yargıtay . HD'nin █████/2015 tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı ilamında da bu hususun hüküm altına alındığı görülmüştür.Konu ile alakalı olarak 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, █████/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmünün bulunduğu,Yine 6100 Sayılı HMK nın 16. Maddesinde " (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmünün bulunduğu,Yine aynı kanunun 19. Maddesinde ise " (1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.(2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.(3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.(4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." hükümlerinin4721 sayılı TMK'nın 19. Maddesinde ise "Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz." hükmünün bulunduğu bulunduğu görülmektedir.Konuyla alakalı olarak HMK'nın 17. Maddesinde " (1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmünün bulunduğu görülmüştür.HMK 10. Maddesinde ise; " (1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." hükmü bulunmaktadır.ESER (İSTİSNA) SÖZLEŞMESİ (Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri Prof Dr. ... - Prof Dr. ... )Kavram"Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. Maddelerinde yer alır. Türk Borçlar Kanunu'nun 470. Maddesine göre, yüklenicinin bedel karşılığında bir şeyi meydana getirme borcunu üstlendiği sözleşmeye eser sözleşmesi denir. Bu sözleşmeyle yüklenici, iş sahibi için bir iş görmeyi üstlenmektedir, fakat buradaki iş görmenin özelliği, yüklenicinin bu iş görmeyle belirli bir sonucu yaratmayı borçlanmış olmasıdır ki, bu sonuç Türk Borçlar Kanunu'nda eser terimiyle anılmıştır. Eser sözleşmesinin kendine özgü olan ve onu öteki işgörme amacını güden sözleşmelerden ayıran da işte bu özelliktir(syf.463)"Satış sözleşmesinin unsurları; Bir sözleşmenin esaslı unsurları, o sözleşmenin mevcut olabilmesi için mutlak surette bulunması gerek olan unsurlardır.Sözleşmede bu unsurlar; “satılan şey”, “semen” ve “tarafların satılan şey ile semenin mübadele edilmesi (değiştirilmesi) hususundaki anlaşmaları”dır."Bazen satış sözleşmesini eser sözleşmesinden ayırt etmek güçtür. Genellikle mal ne halde bulunuyor ise o halde satış sözleşmesine konu olur. Buna karşılık satış sözleşmenin konusu her zaman malın mevcut haliyle satılmasından ibaret değildir. Özellikle sipariş üzerine mevcut olmayan bir şeyin üretilerek tesliminin kararlaştırıldığı sözleşmelerin nitelendirilmesi zor olabilir. Teslim edilecek şeyin meydana getirilmesi dava edilebilir nitelikteyse eser sözleşmesinin var olduğu kabul edilmektedir. Gerçekten emek unsurunun ağır bastığı sözleşmelerin eser sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerekir. Yargıtay da emek unsurunun önemli olduğu hallerde eser, mal tesliminin üstün tutulduğu hallerde ise satış sözleşmesinin bulunduğunu kabul etmektedir. Diğer taraftan satıştan farklı olarak eser sözleşmesine konu olan asli edimin ifası genellikle bir sonucu yaratma faaliyetini içerir. Sipariş verinin talimat verme hakkının bulunup bulunmaması da sözleşmenin niteliğinin tespitinde önemlidir. Zira talimat verme hakkı bulunmuyorsa eser değil satım söz konusu olur. Sözleşme konusu malın montajının da yapılacak olması, sözleşmenin eser olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Montaj bazen satış sözleşmesinde bir yan yükümlülük şeklinde ortaya çıkarken emek unsurunun ağır bastığı işlerde sözleşmenin eser olarak nitelendirilmesini sağlar. Bazen de karma bir sözleşme söz konusu olabilir( Prof. Dr. ... , Prof.Dr.... BORÇLAR HUKUKU Özel Borç İlişkileri )."6100 Sayılı HMK'nın 6. maddesinde; "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Aynı kanunun 17. maddesinde; "(1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." ve yine aynı kanunun 10. maddesinde; "(1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." şeklinde yapılan düzenlemeler de dikkate alındığında,Aynı kanunun 116. maddesinde; " (1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir: a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı. b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı. c) (Mülga:22/7/2020-7251/8 md.) ve 117. maddesinde; (1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez. (2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir. (3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır."6100 Sayılı HMK'nın 10. Maddesinde; " Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." ve yine aynı kanunun 19. maddesinde; "(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir" şeklinde hüküm bulunduğu görülmüştür.Mahkememizin █████/2025 tarihli duruşmasında Davalı ... ... A.Ş. Vekili: "Yetki itirazımızı tekrar ederiz, satım sözleşmesi Ankarada yapılmıştır, ifa da Ankara' dadır, müvekkilimin de adresi Ankara' dadır, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesi gerekmektedir" şeklindeki beyanı da dikkate alındığında,Davaya konu olan █████/2023 tarihli ... Araç Teslim ve Garanti Başlangıç Belgesi'nin ... ve ... Tic. Ltd. Arasında imzalandığı görülmüştür.Somut olayda; Ticari alım - satım - satış sözleşmesi var, davaya konu araçlar Ankara İlinde teslim edilmiştir. Başka bir ifade ile ifa yeri teslim belgesine göre Ankara'dır. Davalı yan süresinde yetki itirazında bulunmuştur. Diğer taraftan davalı yanın adresi de Ankara'dadır. Açıklamalar kısmındaki karşılaştırmadaki eser sözleşmesi kısmı dikkate alınmaksızın, tüm bu nedenlerle Mahkememizin yetkisizliğine, Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğuna, iddia - savunma, dosyadaki mevcut delil durumuna göre mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE1-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİ'ne, bu nedenle dava dilekçesinin reddine,2-Yetkili Mahkemenin ANKARA NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ olduğunun tespitine,3- HMK'nın 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık küser içinde taraflarca müracaat edilmesi halinde dava dosylasının görevli ve yetkili ANKARA NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,4- HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca harç ve yargılama gideri hususunda görevli mahkemece karar verilmesineDair, davacı vekilinin, davalı vekilinin ihbar olunan vekili yüzüne karşı, bağımsız ve tarafsız Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından KESİN olmak üzere karar verildi.█████/2025Katip Hakim