İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, tescilli markanın ihlali ve haksız rekabet iddialarını inceleyerek, benzer ibarelerin kullanımının durdurulmasını talep eden davacı ile kendi markasının farklı olduğunu savunan davalının argümanlarını bilirkişi raporu eşliğinde değerlendirmektedir.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının tescilli markasının, davalının ayırt edilemeyecek derecede benzer ibareler içeren tescilli veya tescilsiz kullanımının kendi haklarını ihlal ettiğini ve haksız rekabete yol açtığını iddia ederek, bu ihlallerin durdurulması, ürünlerin toplanması ve kararın kamuya duyurulması gibi çeşitli taleplerle açtığı bir davadır; davalı ise kendi markasının yasal süreçlerden geçerek tescil edildiğini, davacının itiraz süresini kaçırdığını ve iki marka arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan belirgin farklılıklar bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBUL4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO
:███████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2024KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkil adına tescilli 2020/... sayılı ... marka tesciline ayırt edilemeyecek derecede benzer ibarelerine ilişkin tescilsiz, kötü niyetli, izinsiz ve hukuka aykırı kullanımının, müvekkilin 2020/... sayılı ... markasından doğan haklarını ihlal ettiğinin ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının, müvekkilin 2020/... sayılı ... markasından doğan haklarını ihlal eden ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine, Müvekkilinin marka hakkının ihlalinin ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumunda ortadan kaldırılmasına, bu amaçla, müvekkilin anılan marka hakkını ihlal eden “ ibarelerini taşıyan ve “... Mah. 1225 Sok. ... Sitesi No: 6B .../ ... adresinde bulunan işyerindeki her türlü ürün, iş evrakı, broşür, katalog ve benzeri pazarlama ve tanıtım materyalleri dâhil ve bunlarla sınırlı olmamak üzere her türlü ticari kullanımın durdurulması ve önlenmesine, müvekkilinin anılan marka hakkını ihlal eden ibarelerini taşıyan her türlü ürün, iş evrakı, broşür, katalog 2 ve benzeri pazarlama ve tanıtım materyallerine görüldükleri yerde el konulmasına ve imhasına, Müvekkilin anılan marka hakkını ihlal eden ibarelerinin kullanıldığı ... hesaplarına erişimin engellenmesine o Masrafları davalıdan alınmak suretiyle yargılama sonucunda Sayın Mahkemenin kesinleşen kararının kamuya yayın yoluyla duyurulmasına ve bütün Türkiye’de neşredilen tirajı en yüksek ilk 3 gazeteden birinde bir kereye mahsus ilanına Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ;Müvekkil firma ... ilinde faaliyet göstermekte olup cevap dilekçesi ekinde sunulan Türk Patent Ve Marka Kurumunun marka başvuruşu evrakından görüleceği üzere müvekkil firma ''...'' markası için başvuruda bulunmuş ve Türk Patent Ve Marka Kurumu tarafından gerekli yasal süreçten geçerek █████/2024 tarihinde firmamız adına tescil edildiğini Bu süreç içerisinde Türk Patent Ve Marka Kurumu başvurularına ilişkin ilan yayınlanmış ve ilgili kanunun 48. Maddesi uyarınca itirazı olanın ... üzerinden itirazlarını sunması için 3 aylık süre verilmesine rağmen davacı tarafın bu konuda herhangi bir itirazının olmadığını ve davacı tarafın, dava dilekçesinde sunmuş oldukları ihtarnamelerden anlaşılacağı üzere davaya konu tescil başvurusundan söz konusu itiraz süresinden haberdar olduklarını İlgili kanun hükümleri uyarınca Türk Patent Ve Marka Kurumu tescil başvurusunun yapılmasını takiben 3.kişileri söz konusu başvurudan haberdar ederek, kötü niyetli veya sektörde var olan bir markaya ibraz edebilecek herhangi marka tescil hak talebinin önüne geçmeye çalıştığını ve yayın süresi boyunca marka tescil başvuruna itiraz edilmezse itiraz etme hakkı ortadan kalktığını ve marka tescil kararı verildiğini Davacı tarafın hak sahibi olduğunu ikna ettiği marka ''...'' olup müvekkilinin hak sahibi olduğu marka ''... ...'' markasıdır. Gerek yazım gerek ise Kaligrafi anlamda müvekkilinin markası ile davacıya ait marka arasında farklılıklar bulunmaktadır. Müvekkiline ait marka ''...'' kelimesinden sonra nokta işareti '' . '' içermekte olup devamı ''...'' şeklindedir. Davacıya ait markanın yazım, okunuş ve anlamı ile müvekkile ait markanın yazım okunuş ve anlamı birbirinden farklı olup aynı zamanda her iki tarafça kullanılan logolar da birbirlerinden farklı olduğunu ve müvekkiline ait marka ve logonun davacı tarafa ait marka ile hiçbir benzerliği olmadığını belirterek davanın ve taleplerin reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili bilirkişi kök raporuna karşı beyan dilekçesinde, özetle; Markaların sundukları mal ve hizmet yönünden karıştırılmaya neden olacak derecede benzer olduğunu, Davalının markası ve müvekkilinin tescilli markası karşılaştırıldığında gerek görsel açıdan gerek işitsel/fonetik açıdan gerek anlamsal açıdan ciddi bir benzerliğin olduğu sarih şekilde belli olup davalı yanın uluslararası sınıflandırmada 43. Sınıfa giren ve yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri alanında tescil istemesi de tüketiciler arasında karıştırılma ve iltibas ihtimalini de artırıcı özellikte olduğunu, iki tarafın da markasında vurguladığı unsurun “...” ibaresi olarak öne çıkan unsur olduğundan tüketici kesimi bakımından “...” ifadesi dikkat çekeceği aşikar olduğunu, gerek işbu bilirkişi raporu dikkatte alındığında gerek daha önceki dilekçeleri ve beyanları dikkate alındığında işbu davada bulunan haklılıkları ortada olduğunu belirterek davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili bilirkişi kök raporuna karşı sunmuş olduğu beyan dilekçesinde özetle; Rapor teknik inceleme başlıklı 3. Maddesi ''... arama motorunda yapılan inceleme'' başlıklı 1. Fıkrasına ilişkin değerlendirilme kısmında davacıya ilişkin hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadığını, yapılmış olsa idi davacı tarafın hali hazırda ''... ... ...'' markasını kullanıldığı görüleceğini, ''Davalıya ait olduğu tespit edilen https://.../.../ URL adresinde yer alan instagram hesabında yapılan incelemede'' başlıklı 2. Fıkrasında yine aynı şekilde davacıya ilişkin hiçbir araştırma yapılmadığı görülmediğini, dosya incelendiğinde müvekkil TPMK nezdinde usulüne uygun tescil ve yayınla marka ve patent sahibi olduğu yani yasal mevzuatlarına uygun hareket ettiğinin görüleceğini, Raporda açıkça ''Bir markanın “zayıf marka olması” ise korun(a)mayacağı anlamına gelmeyecektir.'' denilmesi ve müvekkile ait markanın ''...'' şeklinde yani yazım ve imla daralması olarak davacıya ait marka da farklı olmasına rağmen aleyhte rapor düzenlenmesi kabul edilemeyeceğini belirterek davacıya ait hiçbir araştırılma yapılmaması ve müvekkilimizin tüm ilerinin TMPK ve ilgili mevzuata uygun yapışmış olması değerlendirilmemiş olması nedeniyle eksik inceleme ile tenzil edilen dosyaya sunulan █████/2024 tarihli raporu kabul etmiyor, itirazlarının kabulü ile eksiklikler giderilerek yeniden bilirkişi raporu aldırılmasını talep etmiştir.Dosyada mübrez █████/2024 tarihli Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünün cevabi yazısında; ... adına 2020, ...; ... SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ. adına 2023 ... tescilli markalara ilişkin, kullandıkları ürün ve hizmet listelerini ve tescil belgesindeki bilgilerin aynısını içerir onaylı renkli sicil kayıtlarının gönderildiği ve bahsi geçen tüm markalar sahipleri adına geçerliliğini korunduğu bildirildiği görülmüştür.KANAAT VE GEREKÇE
:Uyuşmazlığın; iddia olunduğu üzere davalının, davacı adına tescilli 2020/... sayılı ... marka tesciline ayırt edilemeyecek derecede benzer ibarelerine ilişkin tescilsiz, kötü niyetli, izinsiz ve hukuka aykırı kullanımının, davacının 2020/... sayılı ... markasından doğan haklarını ihlal ettiğinin ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının, davacının 2020/... sayılı ... markasından doğan haklarını ihlal eden ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine, davacının marka hakkının ihlalinin ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu amaçla, davacının anılan marka hakkını ihlal eden “ ibarelerini taşıyan ve işyeri adresinde bulunan her türlü ürün, iş evrakı, broşür, katalog ve benzeri pazarlama ve tanıtım materyalleri dâhil ve bunlarla sınırlı olmamak üzere her türlü ticari kullanımın durdurulması ve önlenmesine, davacının anılan marka hakkını ihlal eden ibarelerini taşıyan her türlü ürün, iş evrakı, broşür, katalog 2 ve benzeri pazarlama ve tanıtım materyallerine görüldükleri yerde el konulmasına ve imhasına, davacının anılan marka hakkını ihlal eden ibarelerinin kullanıldığı Instagram, Zomato, Tripadvisor, Foursquare hesaplarına erişimin engellenmesine masrafları davalıdan alınmak suretiyle yargılama sonucunda kesinleşen kararın kamuya yayın yoluyla duyurulmasına ve bütün Türkiye’de neşredilen tirajı en yüksek ilk 3 gazeteden birinde bir kereye mahsus ilanına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.SMK 6/1 Yönünden Yapılan DeğerlendirmeSMK 6/1 hükmüne göre “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”.Bu hüküm çerçevesinde bir ihlalin söz konusu olabilmesi için;a.Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,b.Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,c.Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.Görüldüğü üzere burada hem markalar arası aynılık/benzerlik hem de mal ve hizmet sınıfları arasında aynılık/benzerlik karşılaştırmasının yapılması ve iltibasın yani karıştırılmanın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. İltibas değerlendirmesinin önce işaretlerin, sonra mal ve hizmetlerin benzerliği şeklinde bir sıralama yerine, her ikisinin bir arada ve birbirine nitelik olarak etkisi de gözetilerek birlikte yapılması gerekir.1.Markalar arası karşılaştırma;Bilindiği üzere Karıştırılma (iltibas) terimi, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir . İltibas doğrudan iltibas ve dolaylı iltibas olarak ikiye ayrılabilir; buna göre, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir işaret, bu işaretin hitap ettiği çevrede, söz konusu markanın kullanıldığı mal veya hizmetin, iltibasa maruz bırakılan mal ve hizmetle özdeşleştirilmesine yol açıyorsa doğrudan iltibas söz konusu iken, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir marka, bu markanın hitap ettiği çevrede, işaretler arasındaki farklılığı anlasalar bile benzerliğe dayalı olarak mal veya hizmetler arasında yanlış bağlantılar kurmasına yol açıyorsa dolaylı iltibas söz konusu olur .İltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı , markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususları dikkate alınmalıdır.Ayrıca söz konusu markanın orta yetenekteki olağan müşteri ya da malın hitap ettiği alıcıların yanılma olasılıkları, bunların herhangi bir markanın yerine diğerini satın almalarının söz konusu olup olmadığı göz önünde tutulur. Yine iki marka arasında arasında biçim ve anlam bakımından bir benzerlik bulunmasa bile, özellikle ses uyumu ve telaffuz bakımından benzerlikleri belirgin ise markalar arasında iltibas tehlikesinin varlığı söz konusu olur.Yine bir marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Sırf sözcükler tasviri işaret mahiyetinde oldu diye bu işaretin tescilinin engellenmesi yoluna gidilmemelidir. Örneğin bir işarette iki sözcükten oluşan yazı unsuru, işaretteki şekil unsuru nazara alınmadan değerlendirilmemelidir .İki marka arasında iltibasın varlığı tespit edilirken eğer bu markalarda şekil unsuru da yer alıyorsa görsel, biçimsel, yazılış, okunuş, tasarım, anlamsal, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstasları itibariyle karşılaştırılma yapılmalı ve sonucuna göre iltibasın var olup olmadığı tespit olunmalıdır.Piyasada daha önceden aynı veya benzeri mal veya hizmetler için korunan ne kadar çok marka bulunuyorsa, yeni bir işaretin marka olarak tescili de o kadar zorlaşır. Marka olarak bir işaretin tescili için, o işaretin başka bir mal veya hizmeti ifade eden marka ile bir bağlantının mevcut olduğunu halkın zihninde uyandıracak derecede çağrıştırmaması gerekir. Aslında karıştırma ihtimalinin uç noktası, çağrıştırma ihtimalidir. Bir işaret, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, "bütünsel" bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir veyahut hükümsüz kılınabilir. Markaların esas itibariyle bir mal veya hizmeti diğer bir mal veya hizmetten ayırt etmek maksadıyla kullanılmaları esas ise de, bazen müşteriler, bir markayı sadece mal veya hizmet ile değil, o mal veya hizmeti sağlayan işletme ile de irtibatlandırabilirler. Müşteriler, markalı mal veya hizmeti, sırf onu arz eden işletmeye duydukları güven ve beğeni sebebiyle tercih etmiş olabilirler. İşletmelerin birbirinden farklı olduğu bilinse dahi, kullanılan işaretlerin benzerliği müşterinin bu işletmeler arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesine yol açıyorsa sonuç yine değişmeyecek ve markalar arasında benzerlik olduğu kabul olunacaktır.SMK 6/1 maddesinde de belirtildiği üzere bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığının tespitinde "halk" tarafından karıştırılma ihtimali dikkate alınır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir”.Başka bir deyişle, karıştırma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.Benzerlik değerlendirmesinde markalar bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı ve benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Çünkü markalar arasında benzerlik ve/veya iltibasın bulunup bulunmadığı hedef tüketici kitlesi dikkate alınarak tespit edilir.Yargıtay 11. HD. █████/1999 5356 E., 9805 K. No.lu kararında “....markalar arasındaki benzerliğin markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, alıcıların satın almayı düşündükleri yerine bir başka mal alacak durumda kalmaları halinde söz konusu olabileceği, markalar farklı unsurlardan oluşsalar dahi bütünü bakımından bıraktıkları etkinin diğer bir markayı çağrıştırmaması gerektiği, markalar esas unsurlarının benzer olması halinde, markanın genelinde etkisi az olan diğer hususlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceği....." şeklinde karar verilmiştir.Somut olaya dönüldüğünde, davacının tescilli "..." markası ile davalının hükümsüzlüğü talep edilen tescilli "..." markası arasında markaların bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak görsel, fonetik ve anlamsal olarak benzer oldukları, markalar arasındaki yazım, bütünsel görünüm, anlam unsurları yönünden benzerlik olduğu ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.2.Mal ve hizmet sınıfları yönünden karşılaştırmaYargıtay’a göre, birden ziyade kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPE tarafından yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum marka tescil ve sınıflandırmada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında da birlik ve istikrarın koşuludur . Ancak sınıflandırma ürünlerin benzerliğinin tespiti noktasında bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır., ürün benzerliği değerlendirmesinde halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir . Nitekim Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 11/4 hükmüne göre; “ mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez” demektedir.Yargıtay, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında şu kriterleri göz önüne almakta ve her somut olay için araştırılması gerektiğini ifade etmektedir ;a. Piyasanın anlayışı,b. Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği ,c. Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği ,d. Mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanaklarının olup olmadığı,e. Birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı ,f. Mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri amaçları hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı hususları dikkate alınır.Yine aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında: piyasanın bu konudaki anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir .Somut olaya dönüldüğünde, davacı ve davalı markalarının aynı sınıfta ve aynı sektörde korunduğu görülmüştür.3.Tanınmışlık yönünden karşılaştırmaTanınmış marka farklı mal veya hizmetler için de koruma sağladığından markanın aynı veyabenzer ürünler için korunması kuralının istisnasını oluşturmaktadır.6769 sayılı SMK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere konu mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim Özel Daire █████/1998 tarih ve ... s. bir kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" biçiminde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ilişkin olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti cihetine gidilmektedirDoktrinde konuyla ilgili yapılan bir başka tanıma göre ise; "Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunma markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar" tanınmış markalardır (Bkz. Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 411)SMK m.6/5'te yer alan "Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi" ibaresine temel teşkil eden düzenleme Paris Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesi hükmüdür. Bu hükümde tanınmış marka kavramına yönelik olarak verilen kriter "herkesçe bilindiği mütalaa edilen" kavramıdır. Antlaşmanın Fransızca metninde markayı ifade etmek "notoirement connue(s)" ifadesi, Almanca metninde ise Türk doktrininde de sıklıkla kullanılan "notorisch bekannte" ifadesi kullanılmaktadır. Yine Konvansiyon'un 29/1-(c) hükmünde muhtelif yorumlarda itirazlar olması halinde Fransızca metin kabul edilir denmek suretiyle, Fransızca (ve takiben Almanca) metnin esas alınmasının yanlış olmadığı söylenebilir. Hukukumuzdaki düzenlemeye de temel teşkil eden anılı hükümde yer alan ifadeler ise herkesçe bilindiği gibi anlamına gelmekte olup, tanınırlık kriteri olarak ilgili/ilgisiz herkesi yeni toplumu esas almaktadır. Bu kabulün ise tanınmış markanın bilinirlik eşiğini çok yukarı koyduğu ve maddenin uygulama alanını daralttığı muhakkaktır. Bir diğer uluslararası antlaşma olan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşması (TRIPs) ise 16. maddesinde yer alan düzenleme ile tanınmışlık düzeyi (yüksek) marka kavramını gündeme getirmiştir. Bu düzenleme sebebiyle doktrinde ve yargı makamlarında farklı özelliklerine göre ve tanınmıştık derecelerine göre, farklı koruma düzeylerine sahip tanınmış marka çeşitlerinin olduğu öngörüsü egemendir. Ancak tanınmış marka huhuken farklı alt türlere ayrılmamakta, TRİPs Paris Konvansiyonu'ndan bağımsız, ayrı bir tanınmış marka kavramı ile ondan ayrı bir düzen getirmemekte, aksine hükmü tamamlamakta, tanınmış marka kavramının uygulama alanını genişletmektedir. Paris Konvansiyonu ve TRIPs bağlamında tanınmış marka tektir. TRIPs düzenlemesiyle tanınmış markanın herkesçe bilinirlik ölçütünü tüm toplum olmaktan çıkarmıştır. Bu bağlamda markanın ticarete konu yapıldığı ilgili sektörde bilinir olması tanınmış marka olarak kabul görmesinde yeterli olacaktır. İlgili sektörün tespitinde ise markanın kapsadığı ürünlerin hitap ettiği müşteriler yanında, rakip ürün müşterileri, alıcıları, satıcıları ve sektör içindeki ilgili kişiler nezdindeki bilinirlik dikkate alınacaktır. (Bkz. Paslı, 433- 440).Tanınmışlığın tespitinde, marka sahibi tarafından yaptırılan promosyon ve tanıtım malzemeleri yanında ulusal basında veya gazetelerde markanın tanınmışlığını ortaya koyan reklam ve haberler de dikkate alınır. Bunun yanında yaygın kullanım alanı, toplum nazarındaki tanınmışlıkta dikkate alınır. Bir markanın tanınmış marka olarak belirlenmesinde, markanın toplumun ilgili kesiminde sahip olduğu yüksek bilinirlik düzeyi dikkate alınması gereken kriterlerden biridir.Dosyaya sunulan sosyal medya paylaşımları ve haberlerin davacı markasına SMK 6/5. maddesi kapsamında tanınmış marka niteliğinde olduğunu göstermeye yeterli olmadığı, ilgili maddenin korumasından faydalanmak için yeterli delil bulunmadığı; bu nedenlerle dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı tarafın markasının tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.4. Kötüniyet yönünden karşılaştırmaKötü niyetli marka başvurusu, hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için yapılan başvurudur.Yargıtay HGK ███████-501 E. ve ████████ K. sayılı kararında kötü niyeti belirlemek için bilme ve bilmesi gerektiği unsurlarını vurgulamak amacıyla “…davalının tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, kullanacağı işaretin bir başkasına ait olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğu..” şeklinde bir ilke ortaya koymuştur.Kötüniyetli marka başvurusunda TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davranılıp davranılmadığı da göz önüne alınmalıdır. Doktrinde de isabetli olarak belirtildiği üzere; kötü niyetin geniş yorumlanması ve gerçekte kullanmayıp, yedekleme veya marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik markaların kötü niyetli marka başvuru olarak kabul edilmesi gerekir.Markadan haberdar olmanın tescilin kötü niyetli yapıldığının tespiti açısından tek başına yeterli değildir. Asıl olanın iyiniyet olması ilkesi ve dosyada mevcut deliller değerlendirildiğinde kötüniyetli tescil şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.Yukarıda izahı yapılan tüm dosya kapsamında; SMK madde 6/1 açısından hükümsüzlük koşulları oluşan, SMK madde 6/5 ve 9 açısından hükümsüzlük koşulları oluşmayan davanın hükümsüzlük talebi yönünden kısmen kabul kısmen reddine, Yargıtay'ın kümülatif koruma konusunda yaptığı içtihat değişikliği kapsamında haksız rekabete ilişkin talebin reddine dair verilen karar aşağıdaki şekildedir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davalıya ait 2023/... kod numaralı markasının tescilli olduğu " Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri." hizmetleri bakımından Kısmen Hükümsüzlüğüne, Sicilden Terkinine,2-Haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddine,3-Davalının , davacının 2020/... sayılı markasından doğan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine,4-Davalı iş yeri adresinde bulunan her türlü ürün , iş evrakı, broşür , katalog vb. pazarlama ve tanıtım materyalleri dahil her türlü ticari kullanımı durdurulması ve önlenmesine,5-El koyma ve imha taleplerinin kabulüne,6-Erişimin engellenmesi talebinin kabulüne,7-Hüküm özetini karar kesinleştiğinde Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafları davalıya ait olmak üzere bir kez ilanına,8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.-TL karar harcından, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80.-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre davacı lehine hesaplanan 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Davacı tarafça yatırılan 916,00TL harç gideri, 28.000,00TL bilirkişi ücreti, 275,00TL PTT gideri toplamı 29.191,00.-TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,11-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,12-Gider avanslarından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,Dair, HMK'nın 341 ve 345 maddeleri gereğince, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ....e-imzalıdır