Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında nar, zeytin verimi, fiyatlandırma hataları ve usuli müktesep hak ihlali gerekçeleriyle Dairemizce birden çok kez bozulan kararı hakkında temyiz incelemesi.
Özet: Bu davada, bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tesciline ilişkin süreçte, ilk derece mahkemesinin kabul kararı sonrası Bölge Adliye Mahkemesi kararı, özellikle nar ve zeytin verim hesaplamalarındaki hatalar, resmi veri denetimi eksiklikleri, zeytinde periyodisite ilkesine uyulmaması ve hatalı vekalet ücreti belirlemesi gibi gerekçelerle iki kez Yargıtay tarafından bozulmuştur; ikinci bozma kararında ise usuli müktesep hakka aykırı zeytin fiyatı tespiti ve yanlış vekalet ücreti uygulaması vurgulanmış, son olarak Bölge Adliye Mahkemesi bozmaya uyarak davanın kabulüne karar vermiş ve bu karar taraflarca yeniden temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ
: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk DairesiSAYISI
: █████████ Esas, █████████ KararDAVA TARİHİ
: 25.03.2016KARAR
: KabulTaraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten veTetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, ... ilçesi, .... Mahallesi 1 02... parsel (ifraz ile 1 02... ve 558 parseller) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; idare tarafından takdir edilen bedelin çok düşük olduğunu, taşınmaz üzerinde emekle yetiştirilen meyve ağaçları olduğu gözetilerek değer tespit edilmesini ve yasal faiz uygulanmasını talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 04.07.2017 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2009 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma Kararı1. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2009 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; .. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 01.03.2021 tarihli yazı ekinde gönderilen 2016 yılı resmî çekirdeksiz nar verilerine göre çekirdeksiz nar verimi 3500 kg olarak belirtilmiş olup hükme esas alınan ek bilirkişi kurulu raporunda gerekçesi gösterilmeden 1500 kg verim alınmak suretiyle az bedele hükmedilmesi ve 2016 yılı hasat dönemindeki ortalama toptan kg/satış fiyatlarının ilgili resmi kuruluşlardan sorularak raporun denetlenmemesi; zeytinde periyodisite olduğundan zeytin verimi hesaplanması yöntem itibarıyla hatalı olup İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden kapama zeytin bahçesinin periyodisite özelliği de nazara alınarak verim miktarı sorulduktan sonra, bilirkişi kurulundan ek rapor alınmadan hüküm kurulması, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi, Anayasa Mahkemesinin 16.07.2020 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararının dikkate alınmaması doğru görülmeyerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen KararBölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.C. İkinci Bozma Kararı1. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; bozma öncesi karar ile zeytin fiyatının 3.00 TL kabul edildiği ve bu husus bozmaya konu edilmediğinden bozma sonrasında davalı yönünden usuli müktesep hak oluştuğu gözetilmeden zeytin fiyatının 2,2 TL kabulünün isabetsiz olduğu; Dairemizin ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı doğrultusunda uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli hüküm kurulması gerekirken, hayatiyetini kaybetmiş İlk Derece Mahkemesi kararı ile ilgili istinaf incelemesi yapılıyormuş gibi taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne ve istinaf vekâlet ücreti adı altında davalı lehine ikinci kez vekâlet ücretine hükmetmesinin doğru olmadığı gerekçeleri ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen KararBölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın kanuna ve usule aykırı olduğunu, fahiş bedel hesaplandığını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetildiğinde faize hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından nar için üretim masrafının 2.917 TL olarak hesaplandığını ve buna dayanak olarak da üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağı kuralının gözetildiğini, oysa bozma öncesi Bölge Adliye Mahekemesi kararında çekirdeksiz nar üretim masrafının bilirkişi raporu doğrultusunda 1.039,60 TL olarak esas alındığını ve bu doğrultuda karar verildiğini, Yargıtayın ise bu hususu bozma ilamına konu etmediği gözetildiğinde çekirdeksiz nar üretim masrafının 1.039,60 TL olarak kesinleştiğini, kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.C. Gerekçe1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiş olup istinaf incelemesine konu eldeki dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmakla Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; "iptal kararları geriye yürümez" hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile; "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır." genel hukuki prensibini havi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.3. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeple;Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir.(Karşı Oy)KARŞI OYYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekilinin 31.07.2024 tarihli dilekçesindeki “Faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 2 No’lu “Değerlendirme görüşündeki gerekçeye” açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 27.05.2025