Kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tazmini davasında usulsüz tebligatlar ve Anayasa Mahkemesi iptali nedeniyle defalarca bozulan yargılama süreci sonucunda verilen karar.
Özet: Dava konusu taşınmazlara idarece usulüne uygun kamulaştırma yapılmadan fiilen el atıldığı iddiasıyla açılan kamulaştırmasız el atma bedelinin tazmini davasında, yerel mahkemenin davanın reddine yönelik verdiği kararlar, yüksek mahkeme tarafından yapılan temyiz incelemesinde, önce Anayasa Mahkemesinin ilgili kanun maddesini iptal etmesi nedeniyle eksik inceleme yapıldığı, daha sonra ise taşınmaz sahiplerine yönelik kamulaştırma tebligatlarının Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı ve usulsüz olduğunun tespiti gerekçeleriyle iki kez bozulmuş olup, davanın yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ
:Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ Esas, ████████ KararDAVA TARİHİ
: 01.11.2011KARAR
: KabulTaraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma bedelinin tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın 5 40... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 540, 5 47... parsel sayılı taşınmazlara davalı idarece usulüne uygun kamulaştırma yapılmadan fiilen el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedellerinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) 5999 sayılı Kanun'la eklenen Geçici 6 ncı madde kapsamında el koyma tarihindeki değerin esas alınması gerektiğini iddia ederek davanın öncelikle aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, yasal hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın öncelikle süre yönünden reddine, kabul görmezse davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.2.İhbar edilen ... Organize Sanayi Bölgesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı TOKİ Başakanlığı müvekkiline rücu hakkı bulunmadığını, davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, davacıların aktif dava ehliyeti olup olmadığının tespiti için araştırma yapılması gerektiğini, kısmi dava açılamayacağını ve bu sebeple dava değeri açıklattırılarak eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, 2942 sayılı Kanun işlemlerinin kamulaştırma kanunu hükümleri uyarınca gerçekleştirildiğini, bölgenin ihdası için binlerce metrekare arazinin kamulaştırılıp tevhit edildiğini, ve tevhit sonucu oluşan 5.200.000m²yi aşan arazide bölge imar planı yapılarak, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 nci maddesi çerçevesinde takribi %43 nisbetinde düzenleme ortaklık payı ayrılarak sanayi bölgeleri oluşturulduğunu, bölgenin imar ve ihdası için yapılan harcamalarda katkı payının dikkate alınması gerektiğini, talep edilen kamulaştırma bedelinin fahiş olduğunu iddia ederek davanın reddini savunmuştur.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 17.12.2013 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile açılan davanın 6487 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci madde uyarınca reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma Kararı1. Mahkemenin 17.12.2013 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 13.03.2015 tarihli ve 29294 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 14.09.2015 tarihinde yürürlüğe girmesiyle; 6487 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinin iptal edildiği anlaşıldığından, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak yapılan kamulaştırma tebligatları getirtilip, davacıya veya murisine usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, kamulaştırma bedellerinin davacılara ödenip ödenmediği değerlendirilerek, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin 12.07.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.C. İkinci Bozma Kararı1. Mahkemenin 12.07.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; kamulaştırma işleminin usulüne uygun tebligatla başladığı, dava konusu taşınmazlardan 559 parsel kamulaştırması ile ilgili olarak muris ...’e 12.01.1983 tarihinde yapılan tebligat ile aynı gün davacı ...’e yapılan tebligat ... köyü adresine çıkarılmış olup adreste kimse bulunmadığından bahisle köy muhtarına başkaca açıklama içermeksizin tebliğ edildiğinden yapılan tebligatın usulsüz olduğu, Davacı ... ’e ise 12.01.1983 tarihli tebligat ''adreste birlikte sakin oğlu ...’ya'' tebliğ edildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16 ncı madde ile Tebligat Yönetmeliği 25 nci maddeye göre tebligat çıkartılan kimsenin adreste bulunmaması halinde aynı konutta sakin kimseye tebligatın yapılabilmesi için muhatabın adreste bulunmadığının şerh düşülmesi gerektiğinden adı geçene yapılan tebligatın da geçersiz olduğu, bu durumda 559 parsel bakımından usulüne uygun olarak yapılmış bir kamulaştırma işlemi bulunmadığı gözetilip işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi, dava konusu taşınmazlardan 540 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma işleminin tebliğine dair noter tebligatları dosya kapsamına alınmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, davacı vekilinin 19.12.2012 tarihli celsede dava konusu taşınmazlardan 547 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki talebini atiye terk ettiğini beyan ettiği gözetildiğinde bu parsel yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi yerine davanın esastan reddine yönelik hüküm kurulması da doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.3. Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı idare vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.4. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddesi ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 nci ve 27 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'a Eklenen ek-3, geçici 15 nci ve 17 nci maddesi ile ''Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun (6830 sayılı Kanun)16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan, ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davada değer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranlan esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir'' düzenlendiğinden bu hususta rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar vermiştir.D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin ilâm başlığından tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5 59... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6830 sayılı Kanun gereği tüm tapu maliklerinin adresleri resmî kurumlardan araştırılmış olduğunu, yapılmış olan bu adres araştırmaları sonucu bulunan adreslerine noter marifetiyle tebligat çıkartıldığını, posta memuru tarafından; "tebliğ edildi" şerhi işlendiğini, kamulaştırma evrakının davacılara 6830 sayılı Kanun'a uygun olarak tebliğ edildiğini, davacılar vekilinin kamulaştırma işlemini idari yönden ve bedel yönünden kesinleşmemiş olarak nitelendirmesinin yersiz olduğunu, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararında da ilanen tebligat tarihinden sonra 30 gün içerisinde dava açılmamasının davanın reddi sebebi sayıldığını, dava konusu taşınmazların arazi olduğunu, kamulaştırma bedelinin buna göre tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Mahkemelerin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulû Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal incelemesi yapılarak dava tarihi itibarıyla değer biçilmesinde ve alınan rapora uyarınca tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3.21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “.. Ek 3üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.4. Bu durumda; eldeki davanın 01.11.2011 tarihinde açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararı nazara alındığında dava konusu taşınmaza dava tarihi itibarıyla değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline dair kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı idare vekillinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.