Istanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, banka dışı kredi kuruluşu alacağından kaynaklanan icra takibine itirazın iptali davasında kefilin sözleşme kapsamındaki sorumluluğunun tespiti.
Özet: Davacı banka, borçlu şirkete kullandırılan krediden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalı müteselsil kefilin yaptığı itirazın iptalini talep ederken, davalı kefil takibe konu borcun esas aldığı 2015 tarihli sözleşmede kefaletinin olmadığını savunmuş, mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise davalının ilgili 2015 tarihli sözleşmeyi imzalamadığı ancak 2014 tarihli, ileride doğacak borçları da kapsayan ve on yıl süreli 500.000 TL limitli müteselsil kefalet sözleşmesini imzaladığı tespit edilmiştir.

T.C.
İSTANBUL21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:███████DAVA
:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)DAVA TARİHİ
:█████/2019KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin █████/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'nun da müteselsil borçlu/kefil olduğu ... ... Ltd, Şti. ile bankanın ... Şubesi ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davacı banka tarafından davalıya krediler kullandırıldığını, davalı borçluların kredi ödemelerini düzenli olarak yapmadıklarından dolayı hesabın kat edilerek kredi borcunun ödenmesi için ... Noterliğinin 27.02.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin düzenlenerek davalılara gönderildiğini, borçlulara tebliğ edilen ihtarnameye rağmen borç ödenmeyince borçlular hakkında .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı, davalının itiraz ettiği takibin durduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğu, bankanın alacağını tahsilde geciktirmeyi sağlamak amacıyla kötü niyetli olduğu, bilirkişi incelemesi sonucunda alacağın ortaya çıkacağı belirtilerek itirazın iptalini, takibin takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile devamı, kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesi talep ve dava etmiştir.Davalı dosyaya cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.DELİLLER
:- .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyasının Uyap kayıtları,- 2019/... Arabuluculuk Son Tutanağı,- Banka Muhasebesi Uzmanı Bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi kök raporu ve █████/2026 tarihli bilirkişi ek raporu.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, davacı tarafından başlatılan .... İcra Müd. 2018/... Esas sayılı dosyasına davalı yanca yapılan itirazın İİK 67 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesi isteminine ilişkindir..... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... E. Sayılı dosya aslı celp edilmiş ve incelenmesinde; alacaklısı ... A.Ş tarafından, borçlu ... Tarım Ürün. Gıda Tic. Ltd. Şti., ... ve ... aleyhine 32.937,03 TL üzerinden, asıl alacağa tutara takip tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren %60,00 oranında faiz işletmek kaydıyla tahsili talebi ile 23.430,00 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesi istemi ile icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlunun asıl alacak ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz sonucu icra takibinin durduğu, mahkememiz nezdinde görülen davanın İİK.m67 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı, dava dışı şirket ile imzalanan 27.03.2014,16.01.2014 ve 05.02.2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırılan kredi borcunun ödenmediğini, hesabın kat edildiğini ve 32.937,03 TL nakit 23.430,00 TL gayri nakit (çek taahhüt bedeli) alacakların tahsili için takip başlatıldığını, davalı kefilin haksız itirazı üzerine hakkında başlatılan takibin durduğunu ileri sürmüş; davalı ise takibe itirazında, borca dayanak sözleşmede kefalet imzası bulunmadığını ileri sürmüş, istinaf dilekçesinde kefil olduğu sözleşmenin 2014 tarihli sözleşme olduğunu, daha sonra banka ve şirket arasında 2015 yılında yeni sözleşme imzalandığını ve borcun bu sözleşme uyarınca kullandırılan kredilere ilişkin olduğunu, 2015 tarihli sözleşmede kefil olmadığını ileri sürmüştür.Mahkememizin ... nolu ilamının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin █████████ Eçi █████████ K. sayılı ilamı ile kaldırılması üzerine dosya yeniden mahkememize gönderilmiş ve iş bu esas sırasına kaydı yapılmıştır.Davacıya dava dışı asıl kredi borçlusu şirket ile imzalanan tüm kredi sözleşmelerini mahkememize sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş ve aksi halde mevcut dosya kapsamına göre karar verileceği ihtar edilmiştir.Mahkememizce re'sen görevlendirilen Banka Muhasebesi Uzmanı Bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; "..Sözleşmeler incelendiğinde davalı ...'nun 05.02.2015 tarihli sözleşmede kefalet imzasının bulunmadığı, Dava dışı borçlu firmanın takibe konu risklerinin doğuş tarihinin /riske giriş tarihinin akdedilen 05.02.2015 tarihinden sonra doğduğunun açık olduğu, Davalı ...'nun 16.01.2014 tarihli sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığı, kefalet miktarının 500.000 TL olduğu, akdedilen 16.01.2014 tarihli sözleşme incelendiğinde; inceleme bölümünde ayrıntılı açıklandığı üzere “müteselsil kefaletin sözleşmeyle doğmuş borçları kapsadığı gibi ileride doğması muhtemel borçları da kapsayacağı ve bu kefaletin süresiz olarak verildiği, bir gerçek kişi tarafından verilen kefaletin bu kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesiyle ortadan kalkacağı” nın hüküm altına alındığı Davalının kefaletten sarfınazar ettiğine dair belge sunmadığı gibi bu yönde bir beyanının da bulunmadığı, Genel kabul görmüş uygulamanın kefaletin kefaletten sarfınazar edilmedikçe kanuni sürelerde geçerli olduğunun kabulü yönünde olduğu, Sayın Mahkeme'nin takdirini; riskin her ne kadar davalının kefalet imzası bulunmayan ve 05.05.2015 tarihinden sonra doğmuşsa da 16.01.2014 tarihli sözleşme hükümleri, TBK hükümleri ve genel kabul edilmiş uygulamalar çerçevesinde kefaletin geçerli olduğu yönümde olması halinde; davalının davacı bankaya 08.10.2019 tarihi itibarıyla;“Kredili Mevduat kaynaklı toplam borcunun 35.012,76 TL olduğu, anapara tutarı olan 22.931,07 TL ye dava tarihinden tahsil tarihine kadar 5464 Sayılı kanun çerçevesinde TCMB tarafından kredi kartları için uygulanacak değişken oranlarda faiz talep edilebileceği, “Ödenen çek garanti bedelleri kaynaklı borcunun toplam 22.558,54 TL olduğu, anapara tutarı olan 12.610 TL'ye dava tarihinden tahsil tarihine kadar sözleşme hükümleri doğrultusunda 9660 faiz talep edilebileceği” Depo edilmesi talep edilen çeklere ilişkin çek bedelleri üzerinde yazan tarihin üzerinden 5 yıl geçmiş olması nedeniyle çek kanunu uyarınca bankanın ödeme yükümlülüğü kalmadığından depo talep edilemeyeceği, (İnceleme bölümünde ayrıntılı açıklanmıştır.) Sayın Mahkeme'nin takdirinin yeni sözleşme imzalanması ile eski imzalanan sözleşmelerin geçerliğini yitireceği ve kefaletin 05.02.2015 tarihinden sonra kullandırılan krediler için geçerli olmadığı yönünde olması halinde; tüm riskin doğuş tarihinin 05.02.2015 tarihinden sonra olduğu, Delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, Tarafların diğer taleplerinin Sayın Mahkemenin takdiri olduğu.." görüş ve kanaatini bildirmiştir.Banka Muhasebesi Uzmanı Bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "..Sayın Mahkeme tarafından verilen görevde iki ana husus bulunmaktadır. Ek rapor hazırlanırken sadece bu iki husus değerlendirilmiştir. Görev çerçevesinde dosyada bulunan iki sözleşme de incelenmiş olup, içeriği tamamen aynı olan her bir sözleşmenin birbirinden bağımsız düzenlendiği, 05.02.2015 tarihinde sonradan akdedilen sözleşme içeriğinde önceki sözleşmelere atıf yapılmadığı gibi, önceki sözleşmelerin geçerliğini yitirdiğini ifade eden herhangi bir maddeye rastlanmadığı, bu hususn Sayın Mahkeme tarafından değerlendirileceğinin tabii olduğu, Davalının beyan dilekçesinde genel işlem koşulu ve diğer taleplerinin de takdir gerektirdiğinden tarafımdan irdelenmediği, Dosyada fiziken bulunan icra takip talebinde bu defa maddi hata tespit edildiği, UYAP'ta icra dosyasının tekrar incelendiği dosyada bulunmayan düzeltilmiş takip talebinin esas alınarak hesaplamalar yapıldığı, Düzeltilmiş takip talebinde gayrı nakit riskler için depo talebinin bulunmadığı, esasen de geçen süre dikkate alındığında davacı bankanın gayrı nakit kredilerden ödeme yükümlülüğünün sona ermesi nedeni ile bu riskeler ilişkin değerlendirme yapılmadığı, Bu çerçevede; Sayın Mahkeme'nin takdirini; riskin her ne kadar davalının kefalet imzası bulunmayan ve 05.05.2015 tarihinden sonra doğmuşsa da 16.01.2014 tarihli sözleşme hükümleri, TBK hükümleri ve genel kabul edilmiş uygulamalar çerçevesinde kefaletin geçerli olduğu yönümde olması halinde; Davalının davacı bankaya 23.05.2018 takip tarihi itibarıyla; Y. Toplam nakit borcunun talebe istinaden 29.778,79 TL olduğu, “KMH kaynaklı asıl alacak tutarı olan 22.931,07 TL'ye takip tarihinden tahsil tarihine kadar 5464 sayılı kanun çerçevesinde TCMB tarafından açıklanan kredi kartları ve kredili Mevduat Hesaplarına uygulanması gereken değişken oranlarda faiz talep edilebileceği.." görüş ve kanaatini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile dava dışı ... ... LTD. Şti. arasında █████/2014 tarihli ve 500.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi bağıtlandığı, davalı ...' nun ise yine dava dışı ... ile birlikte sözleşmeyi 500.000,00 TL üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık anılan sözleşmeden sonra dava dışı kişiyle yapılan kredi sözleşmeleri nedeniyle davalının davacıya borçlu olup olmadığı, ilk imzası nedeniyle kefalet sorumluluğunun devam edip etmediği ile bunun miktarı noktasındadır. Bunun tespiti için bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunun sonuç kısmında hesaplama yapılmışsa da; 27.03.2014, 16.01.2014 ve 05.02.2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri celp edilmiş; davacı 27.03.2014, 16.01.2014 ve 05.02.2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri imzalandığını belirtmiş, davalı ise itiraz ve istinaf dilekçesinde, takip ve dava konusu borcun, kefil olarak imzasının bulunduğu 2014 tarihli sözleşmelerden kaynaklanmadığını, 2015 tarihli davacı ile dava dışı asıl kredi borçlusu şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredilerden kaynaklandığını, oysa bu sözleşmede kefil olarak imzası bulunmadığını ileri sürmüştür. Bilirkişi tarafından yapılan tespitte de tüm riskin █████/2015 tarihli davacının imzası bulunmayan sözleşmeden sonra doğmuş olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacının █████/2014 tarihli sözleşmedeki kefilliğinin sonraki sözleşmelerde uygulanamayacağı, imza itirazında bulunduğu ve borçlu olmadığını ifade ettiği, bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede de tüm riskin doğuş tarihinin imza bulunmayan sözleşmeden sonra olduğu belirtildiği görülmekle; davalının davacıya takipte talep edilen miktar yönünden borçlu olmadığı kanaatiyle davanın reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;.1-Davacının davasının Reddine,2-Alınması gerekli 732,00 TL karar harcının peşin alınan 813,72 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 81,72 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine,6-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00TL nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,Dair, davacı vekili ve davalı asilin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi, verilen karar usulen okundu anlatıldı. █████/2026Katip ...Hakim ...