Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi adındaki fizik tedavi ibaresinin fizyoterapist-hekim yetki karmaşası yarattığı iddiasıyla açılan iptal davasını reddeden Daire kararını onadı.
Özet: Çeşitli dernekler tarafından, Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi adındaki "fizik tedavi" ibaresinin, mesleki yetki karmaşası yarattığı ve hekimlik yetkisini çağrıştırdığı gerekçesiyle iptali talep edilmiş; ancak ilk derece mahkemesi, bu ibarenin fizyoterapistlere tıbbi yetki vermediği ve kamu yararına aykırılık teşkil etmediği sonucuna vararak davayı reddetmiş, temyiz üzerine yüksek kurul da bu kararı oyçokluğuyla onamıştır.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR)
: 1- ...Derneği
2- ...Derneği
3-... Derneği
VEKİLLERİ
: Av...., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ...
VEKİLİ
: Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...
İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Sekizinci Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: █████/2019 tarih ve 30651 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi kurulması hakkındaki 567 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, fakültenin adında yer alan “Fizik Tedavi” ibaresi yönünden iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Sekizinci Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi bünyesinde yer alan Fizyoterapi ve Rehabilitasyon programından mezun olanların, diplomalarında da açıkça yer verildiği üzere “fizyoterapist” unvanını aldıkları ve bu unvanla görev yaptıkları, dava konusu fakülte adında yer alan "Fizik Tedavi" ibaresi ile fizyoterapistlere devredilen herhangi bir yetkinin söz konusu olmadığı, fakülte adındaki bu ibarenin mezunlarına fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı unvanı vermediği, bu nedenle, davacılar tarafından ileri sürülen fakülte adında "Fizik Tedavi" ibaresinin yer almasının meslek mensupları arasında yetki karmaşasına ve yanlış anlaşılmaya yol açacağı iddiasına itibar edilmediği, kendisine farklı birimler bağlanabilen fakülte adında, eğitimin kapsayıcılığı açısından “fizik tedavi” ibaresinin yer almasında kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacılar tarafından, fizik tedavi kavramının fiziksel tıp ve rehabilitasyon tıpta uzmanlık branşı ile ilgili bir tanımlama olduğunun açık olduğu, fizyoterapist yetiştiren okulun isminde hekimlik yetkisini ifade eden fizik tedavi kavramına yer verilmesinin mesleğin adı ile örtüşmediği, bu şekilde bir isimlendirmenin uygulamada karışıklığa yol açacağı ve açıkça hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın incelenmesinden, ülkemizde fizyoterapist yetiştiren Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Programlarının büyük çoğunluğunun, üniversitelerin Sağlık Bilimleri Fakülteleri bünyesinde bir bölüm olarak yer aldığı anlaşılmaktadır. Hem ülke çapında bir standart oluşturulması ve uygulama birliği sağlanması hem de altı sene tıp eğitimi alındıktan sonra Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı kazanılarak beş sene ihtisas yapmaya hak kazanılan Fiziksel Tıp (Fizik Tedavi) ve Rehabilitasyon Tıpta Uzmanlık alanı ile aralarında karışıklık oluşmaması hususları göz ardı edilerek; tedavi yetkisi olmayan ve uygulayıcı sağlık meslek mensubu olan “fizyoterapist” yetiştiren okulun isminde “tedavi” yetkinliğini ifade eden “fizik tedavi” ifadesine yer verilmesinde, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygunluk bulunmadığı, bu nedenle, davacının temyiz isteminin kabul edilerek, Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava, █████/2019 tarih ve 30651 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi kurulması hakkındaki 567 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, fakültenin adında yer alan “Fizik Tedavi” ibaresi yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
I- Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın dayanağı olan 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun ek 30. maddesinin Anayasa'ya uygunluk yönünden değerlendirilmesi:
2809 sayılı Yasa'nın Ek 30. maddesinde, "Cumhurbaşkanı üniversitelere bağlı olarak fakülte, enstitü ve yüksekokul kurmaya, bu birimlerle ilgili olarak birleştirmeye, kapatmaya, bağlantı ve isim değişikliği yapmaya yetkilidir..." hükmüne yer verilmiştir.
1- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 3. maddesinin (d) bendinde "Üniversite: Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur." şeklinde tanımlanmakta; 2809 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde de "Üniversite; fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar, meslek yüksekokulu, araştırma ve uygulama merkezi ve benzeri birimlerden oluşur." denilmektedir.
Anayasa'nın yükseköğretim kurumlarını düzenleyen 130. maddesinde, "Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.
Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir.
Kanun, üniversitelerin ülke sathına dengeli bir biçimde yayılmasını gözetir.
Üniversiteler ile öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabilirler. Ancak, bu yetki, Devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyette bulunma serbestliği vermez.
Üniversiteler ve bunlara bağlı birimler, Devletin gözetimi ve denetimi altında olup, güvenlik hizmetleri Devletçe sağlanır.
Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre, rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar ise Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır.
Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları; Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarının dışında kalan makamlarca her ne surette olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
Üniversitelerin hazırladığı bütçeler; Yükseköğretim Kurulunca tetkik ve onaylandıktan sonra Millî Eğitim Bakanlığına sunulur ve genel ve katma bütçelerin bağlı olduğu esaslara uygun olarak işleme tâbi tutularak yürürlüğe konulur ve denetlenir.
Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, ünvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanını yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, malî işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim Kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı malî kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir.
Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, malî ve idarî konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tâbidir." hükmü yer almaktadır.
Sözü geçen fıkralarda belirtildiği ve Anayasa Mahkemesinin █████/1992 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında da vurgulandığı üzere, üniversitelerin yasayla kurulması herhangi bir ayrıklığa yer vermeyen kesin ve buyurucu nitelikte bir Anayasa kuralıdır. Üniversiteler fakülte, yüksekokul, enstitü ve buna benzer birimleriyle bir bütün oluşturduklarına göre "yasayla kurulma" ilkesinin sözü geçen birimleri de kapsadığında kuşkuya yer yoktur. Anılan birimlerden bir veya birkaçının ortaya çıkan gereksinimlere göre sonradan kurulmalarının 130. maddenin 1., 2. ve 3. fıkralarında ifadesini bulan ilkeye ayrıklık oluşturması olanaklı değildir. Anayasakoyucu "yasayla kurulma" ilkesini bütün durumlar için öngörmüştür.
Nitekim;
a- 2547 sayılı Yasa'nın, "Ana ilkeler” başlıklı 5. maddesinin █████/1991 tarih ve 3708 sayılı Yasa'nın 2. maddesiyle değişik (f) bendinde "Üniversiteler ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunlar içindeki fakülte, enstitü ve yüksekokullar, Cumhurbaşkanınca yapılan yükseköğretim planlaması çerçevesinde kanunla kurulur." hükmüne yer verilerek, bu konuda herhangi bir duraksamaya yer bırakılmamıştır.
b- 2547 sayılı Yasa'nın █████/1983 tarih ve 2880 sayılı Yasa'nın 3. maddesiyle değişik 7. maddesinin (d) bendinin (2). fıkrasıyla "Bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak" Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
Üniversiteler, fakülteler, enstitüler ve yüksekokulların ancak bir yasa ile kurulabileceği; kuruluşla ilgili idari makamın Yükseköğretim Kurulu, bu konudaki kararının sunulacağı makamın ise Milli Eğitim Bakanlığı olduğu, adı geçen Bakanlığın TBMM ile Yükseköğretim Kurulu arasında bir köprü işlevi gördüğü, sonuçta bir yasal düzenlemeye gidileceği, bunun yolunun da belli olduğu bu nedenle 7. maddedeki "Milli Eğitim Bakanlığına sunmak” ifadesini bu çerçevede değerlendirmek gerektiği, 2880 sayılı Yasa'nın T.B.M.M.deki müzakarelerinde dönemin Milli Eğitim Bakanınca açıklıkla ifade edilmiştir.
c- Gerek █████/1983 tarih ve 2809 sayılı Yasayla gerekse değişik zamanlarda çıkarılan ve bu Yasa'nın kimi maddelerinde değişiklikler yapan örneğin, █████/1987 tarih ve 3389 sayılı ve █████/1992 tarih ve 3837 sayılı Yasalarla yeni fakülte, yüksekokullar veya enstitüler kurulması, adlarının değiştirilmesi veya birbirleriyle birleştirilmesi ya da bağlantılarının değiştirilmesi yoluna gidilmiştir.
d- Fakülte, enstitü ve yüksekokullar üniversitelerin temel öğeleri olduklarına ve üniversiteler bu birimlerle bir bütün oluşturduklarına göre bu birimlerin de, üniversiteler gibi yasayla kurulmaları, bu birimlerle ilgili olarak birleştirilmelerinin, kapatılmalarının, bağlantı ve isim değişikliklerinin yasayla yapılması Anayasanın 130. maddesinden kaynaklanan bir zorunluluk olduğundan, 2809 sayılı Yasa'nın ek 30. maddesindeki düzenlemenin Anayasa'nın 130. maddesine uygun düşmediği sonucuna varılmıştır.
2- Anayasa'nın 7. maddesi "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." kuralını koymaktadır.
Anayasa'nın yasakoyucuya bıraktığı alanların yasayla düzenlenmesi söz konusu kuralın zorunlu sonucudur. Anayasa Mahkemesinin █████/1993 tarih ve E:1993/5, K:███████ sayılı kararında şu değerlendirmelere yer verilmiştir:
"Anayasa'nın 7. maddesinde, yasama yetkisinin TBMM'nce kullanılacağı ve devredilemiyeceği kurala bağlanmıştır.
Bu kural karşısında, Anayasa'da yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında, yasalarla düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez."
Anayasa'nın 130. maddesi, üniversiteleri buna bağlı olarak fakülte, enstitü ve yüksekokul gibi birimleri kurmak yetkisini, herhangi bir ayrık durum gözetmeden yasama organına vermiş olduğuna göre bu yetkinin Cumhurbaşkanına devrini öngören düzenleme, Anayasa'nın 7. maddesi ile Anayasa hükümlerinin bağlayıcılığına işaret eden ve yasaların Anayasa'ya aykırı olamayacağı kuralını getiren 11. maddesine açık aykırılık oluşturmaktadır.
3- Üniversiteler, Anayasa'nın 130. maddesinin birinci fıkrasına göre "kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe" sahiptirler,
Anayasa Mahkemesinin █████/1994 tarih ve E:███████, K:1994/2 sayılı kararında da belirtildiği gibi "...Anayasa, bilimsel özerklik ilkesiyle üniversiteleri 2. maddesinde yer alan ana niteliklere sahip bir hukuk devletinin üniversitesine yaraşır biçimde öğretim, araştırma ve yayın konularını belirlemek ve yürütmek ve ilgilerini bu doğrultuda çalışmaya yöneltmek serbestliğine sahip kılmış bulunmaktadır.
Anayasa'nın 130. maddesinin birinci fıkrasında, üniversitelerin bilimsel özerkliğe sahip kamu tüzelkişileri olarak tanımlanması ve bunların ancak Devlet tarafından yasayla kurulabileceklerinin saptanması ile güdülen ereğin, siyasal çevrelerin, özellikle iktidarların ve ayrıca dağişik baskı gruplarının, üniversite çalışmalarıyla öğretim ve eğitimini etki altında tutabilme yolunu kapatmak ve bu çalışmaların bilimsel gerekler ve gereksinmelerden başka, herhangi bir dış etkiden uzak kalacak bir ortamda sürdürülmesini sağlamak olduğunda kuşku bulunmamaktadır... "
Cumhurbaşkanına üniversitelerin birimlerini oluşturan fakülte, enstitü ve yüksekokulları kurma ve kapatma yetkisi veren düzenleme bilimsel özerklik açısından ciddi sakıncalar yaratabileceği gibi usulde paralellik ilkesine de açıkça aykırıdır. Anılan birimler yasayla kurulduklarına göre kapatılmalarının da bir yasayla yapılması gerekeceği açıktır. Aynı esas, hiç kuşkusuz bu birimlerin birleştirilmeleri, kapatılmaları, bağlantı ve isim değişiklikleri için de geçerlidir.
Öte yandan, Anayasa'nın 130. maddesinin 7. fıkrasında "Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları; Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarının dışında kalan makamlarca her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar." hükmünü taşımaktadır. Anayasa Mahkemesinin █████/1990 tarih ve E:1990/2, K:███████ sayılı kararında ayrıca vurgulandığı gibi "...Anayasanın 130. maddesi üniversite, çalışmalarını, eğitim ve öğretimin her türlü dış etkiden uzak, bilimin gerektirdiği yansız ve baskısız bir ortam içinde yapılmasını sağlayacak biçimde düzenlemiştir. Anayasa'da üniversiteler konusunda yasama organını bağlayan ilkeler ve hükümler 130. maddede de özel olarak belirtilmiştir. Bu ilkelere dayanılarak kurulan ve Devlet yapısıyla bilim kuruluşları içinde yer alan üniversiteye, Devletin herhangi bir yönetim kademesinin, bu kurumlarla bağdaşamayacak müdahaleler yapmasına ve böyle bir karışmaya olanak verecek yasal düzenlemelerde bulunulmasına yer yoktur..."
Yüksek Mahkemenin sözü geçen kararındaki gerekçeler Cumhurbaşkanına üniversitelerin belli birim ve/veya birimlerini kurmak ve yine bu birimleri kapatma yetkisi verilmesinin "bilimsel özerklik" ve "üniversitelerin kendi organları eliyle yönetilmesi" ilkelerine açık aykırılık oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim, 130. maddeye ilişkin gerekçede "Üniversitelerin, Devletin gözetimi ve denetimi altında, kendi organları eliyle yönetilmesi, öğretim üye ve yardımcılarının göreve alınmaları, yükseltilmeleri ve göreve son verilmesinin kendi organları tarafından yürütülmesi de bilimsel özerkliğin bir gereği olarak belirtilmiştir." denilmektedir.
Üniversitelerin, Anayasa'nın 123. maddesinde öngörülen ve bir bütün olduğu belirtilen "idare” içinde yer almış olması sonucu değiştirmemektedir. Üniversiteler, idare kapsamında yer almakla birlikte özel bir konumdadırlar ve diğer kamu tüzel kişilerine göre özelliği olan kuruluşlardır. Üniversitelerin kuruluş ve işleyişlerinde, eğitim ve öğretim faaliyetlerinde tabi olacakları yöntem ve ilkeler Anayasa kurallarıyla belirlenmiştir. Üniversiteler ve onları oluşturan birimler yasayla kurulup açıldıklarına göre kapatılmalarının da yine bir yasa ile yapılması Anayasal bir zorunluluk olarak gözükmektedir. Belirtilen Anayasa'ya aykırılık durumunun yanı sıra, kurma ve kapatma yetkisinin Yükseköğretim Kurulu'nun önerisi olsa bile, Cumhurbaşkanınca kullanılmasının, siyasi takdir ve tercihlere çok açık bir yön taşıması nedeniyle "bilimsel özerkliği" tehdit edici, eğitim ve öğretimi siyasallaştırıcı boyutu olduğu gözardı edilemeyecek bir husustur.
Bu nedenle, 2809 sayılı Yasa'nın dava konusu işlemin dayanağı olan ek 30. maddesinin ilgili kısmının iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerekmektedir.
II- Dava konusu işlemin esasının incelenmesine gelince:
1219 sayılı Tababet Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun uyarınca, tedavi etme yetkisi yalnızca tıp fakültesi mezunu hekimlere aittir. Fizyoterapistin görevi ise hekimin teşhis ve tedavi planı uyarınca kendi alanına ilişkin gerekli uygulamaları yapmaktır. 1219 sayılı Kanun'un Ek 13. maddesinin sondan üçüncü paragrafında, fizyoterapistler de dahil olmak üzere sağlık meslek mensuplarının tedavi yetkisinin bulunmadığı özel olarak belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; ülkemizde ilk olarak 1960 yılında İstanbul Tıp Fakültesi Fizik Tedavi Kürsüsünün adının Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon olarak değiştirildiği, bağımsız temel bir tıp branşı olarak hizmet veren ülkemizdeki tüm Fizik Tedavi Kliniklerinin, “Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği” olarak isimlendirildiği, 1981 yılından sonra YÖK’ün tıp branşlarının isimlerini uluslararası terminolojiye uygun hale getirme işlemi ile birlikte, bu uzmanlık alanının adının da “Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon” olarak belirlendiği ve 2011 yılında yürürlüğe giren 6225 sayılı Kanun'da, “Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon” tıpta uzmanlık dalına Ek I sayılı çizelgede yer verildiği anlaşılmaktadır. Dosyada yer alan Yükseköğretim Kurulunun █████/2023 tarihli ara karar cevabı incelendiğinde ise; fizyoterapist yetiştiren Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Programlarının büyük çoğunluğunun Üniversitelerin Sağlık Bilimleri Fakülteleri bünyesinde bir bölüm olarak yer aldığı görülmektedir.
Tarihsel ve hukuki süreç, “Fizik Tedavi” teriminin uzun yıllar, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanlık branşının sağlık alanındaki hizmet ve eğitim/öğretim faaliyetlerini ifade etmek amacıyla kullanıldığını ve uygulamada bu terimin kullanılmaya devam ettiğini göstermektedir. Bu nedenle, tedavi yetkisi olmayan ve uygulayıcı sağlık meslek mensubu olan “fizyoterapist” yetiştiren okulun isminde “tedavi” yetkinliğini ifade eden “fizik tedavi” ifadesine yer verilmesinin uygulama ve literatürdeki bütünlüğü ortadan kaldırdığı, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddi yolundaki Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!