Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin, üçüncü şahıs tarafından İİK 89/3 haciz ihbarnamesine karşı borçlu olunmadığının tespiti talepli menfi tespit davasına ilişkin kararı.
Özet: Bir üçüncü şahıs şirket, bir icra dosyasında alacaklı olan tarafça kendisine gönderilen 89/3 haciz ihbarnamesi üzerine, orijinal borçluya veya bahsi geçen alacağa hukuki bir bağının olmadığını, ihbarnamenin haksız ve kötü niyetli gönderildiğini iddia ederek menfi tespit davası açmıştır; davacı şirket, kendisine yöneltilen icra takibinin durdurulmasını, borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ederken, davanın İcra ve İflas Kanununun 89. maddesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve ticari mahkemelerin görev alanına girmesi gerektiğini belirtmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████KARAR NO
: █████████DAVA
: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi TespitDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Tüketici Mahkemesine sunmuş olduğu █████/2025 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Davalının (Midyat İcra Dairesi ..... E. İcra dosyasında alacaklı) ......, Borçlu .....'den alacağı olan 3.633.437,59 TL yi müvekkilinin , ..... Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş.'den, herhangi bir gerekçe sunmadan bir delile dayanmadan, borcun kaynağının gerekçesini ve kendisini göstermeden bahsi geçen tutar ile beraber faiz ve giderler hakkında 3.633.437,59 TL alacağı için █████/2025 tarihinde müvekkili şirkete 89/1 haciz ihbarnamesi gönderdiğini, ardından █████/2025 tarihinde ikinci haciz ihbarnamesini müvekkili şirkete gönderdiğini, bunun üzerine iş bu dava konusu olan ( İİK md. 89/3) Üçüncü Haciz İhbarnamesinin (bildirim) müvekkili şirkete █████/2025 tarihinde gönderildiğini, müvekkili şirketin 12.12.2025 tarihinde tebligat sistemine giriş yaparak tesadüfen her üç tebligatın geldiğini elinde olmayan sebeplerle █████/2025 tarihinde gördüğünü, dava konusu Üçüncü Haciz İhbarnamesinin (Bildirim) Müvekkile yasal süresi olan █████/2025 tarihinde tebliğ edildiğini; süresi içerisinde ( İİK md. 89/3) Üçüncü Haciz İhbarnamesi (Bildirim) konusu borç ile bir illiyetinin olmaması ve ihbarnamede de belirtildiği üzere "..veya kendi bulunduğunuz yer mahkemesinde menfi tespit davası açabileceğiniz." şeklindeki tebliğ şerhine ve █████/2008 tarihli, 360 sayılı HSYK kararı ile Bakırköy Ticaret Mahkemesinin görevli olması sebebiyle iş bu menfi tespit davasını açma zaruretinin hasıl olduğunu, İhbarname konusu borç ve kişiler ile müvekkilinin hukuki bir illiyeti bulunmadığını, haksız ve kötü niyetli ihbarname gönderilmesi nedeniyle müvekkilinin icra baskısı altında kaldığı açıkça ortada olduğundan öncelikle teminat karşılığında veya teminatsız olarak icra takibinin müvekkili yönünden durdurulmasına, davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli ihbarname gönderilmesi nedeniyle davalı alacaklı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Dava,2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan 3. kişi tarafından açılan borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesinin üçüncü fıkrasında, üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamelerine karşı izlenecek usul ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Buna göre üçüncü kişi, haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, malın yedinde veya borcun zimmetinde olduğu kabul edilir ve bu durum ikinci bir ihbarname ile kendisine bildirilir. İkinci ihbarnamede, üçüncü kişiye yedi gün içinde itiraz etmesi, aksi hâlde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi ihtar edilir. Bu aşamada da itiraz edilmez ve ödeme ya da teslim gerçekleştirilmezse, üçüncü kişiye üçüncü bir bildirim yapılarak on beş gün içinde borcu ödemesi, malı teslim etmesi veya menfi tespit davası açması gerektiği, aksi takdirde cebri icraya maruz kalacağı bildirilir. Süresinde menfi tespit davası açıldığının belgelendirilmesi hâlinde, icra işlemleri dava kesinleşinceye kadar durur ve bu süreçte İİK’nın 106. maddesindeki süreler işlemez. Bu davada ispat yükü üçüncü kişiye ait olup, davanın kaybedilmesi hâlinde üçüncü kişi dava konusu değerin yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Anılan menfi tespit davaları maktu harca tabidir.Görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesinde mahkemelerin görevlerinin kanunla belirleneceği ve görevin kamu düzenine ilişkin olduğu, 2. maddesinde ise aksine bir düzenleme bulunmadıkça malvarlığı ve şahıs varlığına ilişkin davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde ticari davaların kapsamı belirlenmiş, 5. maddesinde ise ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine, dava konusunun değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemelerinin bakacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu açıkça belirtilmiştir.Bu çerçevede, İİK’nın 89. maddesine dayalı olarak üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davalarında, Kanun’da görevli mahkemeye ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, genel görev kuralları esas alınmakta; uyuşmazlığın niteliğine göre asliye hukuk veya ticaret mahkemesinin görevli olup olmadığı değerlendirilmekte, görev hususu kamu düzeni kapsamında ele alınmaktadır.Takip hukukunda haczin konusu, yalnızca borçlunun doğrudan zilyetliğinde bulunan mal ve alacaklarla sınırlı olmayıp, borçlunun üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarını da kapsar. Borçlunun üçüncü kişilerde bulunan ve kıymetli evraka bağlı olmayan, maaş ve ücret niteliği taşımayan alacakları, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 106. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca menkul sayıldığından, menkul haczine ilişkin usule tabi olarak haczedilebilir.Alacaklının, borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczini talep etmesi üzerine icra müdürü, söz konusu alacağı haczederek haciz tutanağına geçirir ve durumu üçüncü kişiye bildirir. Bu bildirimin yapılmasıyla birlikte, borçlunun üçüncü kişi nezdindeki alacağı hukuken haczedilmiş sayılır. 2004 sayılı Kanun’un 89. maddesinde düzenlenen haciz ihbarnamesi usulü, üçüncü kişi elindeki borcun veya malın borçluya ödenmesini engellemeye yönelik bir muhafaza tedbiri niteliği taşımaktadır.Takibin kesinleşmesinden sonra ve alacaklının talebi üzerine icra müdürü, borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczine karar vererek haciz tutanağını düzenler ve 2004 sayılı Kanun’un 89. maddesinde öngörülen süreç çerçevesinde birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerini çıkarır.Üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu ihbarnameye itiraz edebilir. Bu süre içerisinde itiraz edilmemesi hâlinde, borcun üçüncü kişi zimmetinde sayılması durumu kesinleşir. Zimmetinde sayılması kesinleşen borcu üçüncü kişi icra dairesine ödemez ise, alacaklının talebi üzerine icra dairesi tarafından üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilir. Üçüncü haciz ihbarnamesi ile, üçüncü kişiye; ikinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle zimmetinde sayılan borcu, üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren on beş gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödemesi veya aynı süre içinde takip alacaklısı aleyhine menfi tespit davası açması gerektiği, aksi hâlde zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir.Bu kapsamda üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davası, kural olarak takip alacaklısına karşı yöneltilir. Uygulamada, kimi zaman takip borçlusunun da davalı olarak gösterildiği görülmekte ise de, menfi tespit davasının yalnızca takip alacaklısına karşı açılması hâlinde, takip alacaklısının bu davayı takip borçlusuna ihbar etmesi mümkündür. Ayrıca takip borçlusu, açılan menfi tespit davasına fer’i müdahil olarak katılabilir.Üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasının konusu; takip borçlusunun üçüncü kişi nezdinde hiç alacağının bulunmadığı ya da haczedilen miktar kadar bir alacağının olmadığı, üçüncü kişinin takip borçlusuna herhangi bir borcu bulunmadığı, malın üçüncü kişinin zilyetliğinde olmadığı, borcun haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce ödendiği veya herhangi bir nedenle sona erdiği yönündeki iddialardır. Bu noktada, takip alacaklısı, takip borçlusu ile üçüncü kişi arasındaki temel ilişkiye yabancı olduğu gibi, üçüncü kişi de takip alacaklısı ile takip borçlusu arasındaki hukuki ilişkiye yabancıdır.2004 sayılı Kanun’un 89. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin belirlenmesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun göreve ilişkin hükümleri esas alınmalıdır. Zira 2004 sayılı Kanun’da, bu dava türü bakımından görevli mahkemeye ilişkin özel bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle görevli mahkemenin genel kurallara göre belirlenmesi gerekmektedir.6100 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Aynı Kanun’da ve diğer kanunlarda açıkça aksi öngörülmedikçe, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da genel görevli mahkeme olarak kabul edilmiştir.Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmış, 5. maddesinde ise ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerinin, dava konusunun değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hüküm altına alınmıştır.Bununla birlikte, yargılamada esas olan, davaların genel mahkemelerde görülmesidir. Açık ve istisnai bir kanuni düzenleme bulunmadıkça, bir davanın özel mahkemede görülmesi mümkün değildir. 2004 sayılı Kanun’un 89. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davası bakımından, Kanun’da görevli mahkemeye ilişkin özel bir hüküm bulunmadığından; taraflar arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın icra ve takip hukukundan kaynaklanması dikkate alındığında, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kabul edilmelidir. Tarafların tacir sıfatına sahip olmaları, temel ilişkinin ticari nitelik taşıması veya borcun dayanağını oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde bulunması, görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından tek başına belirleyici bir unsur teşkil etmemektedir.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi,█████/2023 tarih,█████████ esas,█████████ karar sayılı ilamı) Bu nedenlerle ,somut uyuşmazlıkta görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir.Göreve ilişkin usul kuralları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı niteliğindedir. Dava şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re’sen gözetilmesi zorunludur. Bu kapsamda, dava şartının bulunmadığının tespiti hâlinde, HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış; bu değerlendirme doğrultusunda aşağıda yer verilen hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi.█████/2025Başkan .....☪e-imzalıdır.☪Üye ....☪e-imzalıdır.☪Üye ......☪e-imzalıdır.☪Katip .....☪e-imzalıdır.☪"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."