İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Doğan Tapu İptali, Tescil ve Cezai Şart Bedelinin Tahsili İstemiyle Açılan Davanın Görevli Mahkeme İncelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında 18 villanın inşasını tamamlamasına rağmen, arsa sahiplerinin sözleşmeyle yüklenici adına tescilini taahhüt ettikleri bağımsız bölümün tescilini yapmaması üzerine, yüklenicinin bu bölümü üçüncü bir kişiye satış vaadiyle sattığı ve bu nedenle üçüncü kişiye cezai şart ödemek zorunda kaldığı iddialarına dayanarak, tapu iptali ve tescilini, aksi halde taşınmaz bedelinin tahsilini ve ödediği cezai şart bedelinin rücuen tahsilini talep ettiği bir davayı anlatmakta olup, mahkeme henüz esasa girmeden davanın görevli mahkeme olup olmadığını inceleme aşamasındadır.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
:Tapu İptali Ve Tescil Aksi Halde Taşınmaz Bedelinin Tahsili Ve Cezai Şart Bedelinin Rücuen Tahsili İstemli (Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil Aksi Halde Taşınmaz Bedelinin Tahsili Ve Cezai Şart Bedelinin Rücuen Tahsili İstemli (Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalıların maliki ve paydaşı oldukları İzmir İli, ... İlçesi ...Mah. ... nolu parsel sayılı taşınmaza ilişkin müvekkili ile davalılar arasında akdedilen █████/2017 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinde kararlaştırılan 18 adet villanın inşasının %100'ünün bitirilmesi suretiyle sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ifa ettiğini, sözleşmesinin 6. maddesinde müvekkiline verilen satış yetkisi nedeniyle ... bağımsız bölümün müvekkili tarafından ... adlı kişiye satışının vaat edilmesi nedeniyle bağımsız bölümün kendisi veya göstereceği bir kimseye tescili gerekmesine ve bu konuda birçok kez müvekkili tarafından tescil talep edilmesine ve ihtarname çekilmesine ve █████/2022 tarihinde teslimi gerekmesine rağmen davalıların ... bağımsız bölümün tescilini gerçekleştirmediklerini, ...'ün satış bedeli olarak müvekkiline 1.500.000,00-TL ödeme yaptığını, müvekkilinin, ...'e karşı borçlanarak akabinde temerrüte düşmesi ve karşı edimini yerine getirememesi nedeniyle cezai şart olarak 1.000.000,00-TL ödeme yaptığını, davalı tarafların bu süre zarfında müvekkili tarafından birçok kez aranmasına rağmen müvekkilinin, davalı tarafın oyalamak amacıyla verdiği cevaplarla karşılaştığını, müvekkilinin yine de beklediğini ve davalı tarafın sözlerine itimat ettiğini, beklemesine rağmen inşaata dair en küçük bir adım atıldığını görmediğini, davalı tarafın yıllardır oyalayıcı, erteleyici tavrın müvekkilinin hem güven duygusunu yıktığını, hem de bu süre zarfında ... bağımsız bölümü kiraya vererek yeni bir gelir kapısı oluşturabilecekken bu kazançtan mahrum kaldığı gibi daireyi satmış olduğu ... isimli alıcısına karşı cezai şart ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin evini teslim alamadığı her ay için malvarlığında meydana gelecek artışlardan mahrum kaldığını,19.06.2022 tarihinden itibaren yoksun kalınan kira bedelleri alacağının bu tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle beraber davalı taraftan tahsilini talep ettiklerini, müvekkilinin taşınmaz satış ve inşaat yapım sözleşmesine ve buradan gelecek daireye güvenerek ticaret yaptığını, evi alamayarak birçok işinin sekteye uğradığını, ayrıca bağımsız bölümü sattığı kişiye sözleşme hükümleri çerçevesinde teslimini gerçekleştiremeyerek kendisine duyulan güven duygusu açısından büyük bir kayıp yaşadığını ve itibarının zedelenmesi nedeniyle manevi zararlarının ortaya çıktığını bildirmiş, cezai şart olan kira ve gecikme tazminatının satıştan kaynaklı olarak ...’e ödenen cezai şartın tahsili ile tapunun iptaline ve muvafakatname göz önüne alınarak ...’e tesciline, mümkün olmaması halinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca güncel değerinin çıkartılarak davalılardan tahsiline, müvekkili tarafından ...’e ödenenen şimdilik 100.000,00 Türk Lirası'nın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:
Dava, davalı arsa malikleri ile davacı yüklenici arasında düzenlenen █████/2017 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı satış karşılığı inşaat sözleşmesi hükümleri uyarınca davacı yüklenicinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine ve sözleşme ile yüklenici adına tescili taahhüt edilen ... bağımsız bölümün yüklenici tarafından dava dışı üçüncü kişiye taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satışının taahhüt edilip davalıların tescil yükümlülüklerini yerine getirmedikleri iddiası ile ... bağımsız bölümün dava dışı ... adına tescili ile davacının, alıcıya ödediğini iddia ettiği ceza şart bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Belirli bir davaya aynı yargı yolundaki ilk derece mahkemelerinden hangisinin bakacağını düzenleyen kurallara görev ve yetki kuralları adı verilir. Görev, bir davaya o yerdeki hukuk mahkemelerinden hangisi tarafından bakılacağını belirtir. Görevli mahkemeyi tespit ederken öncelikle davanın genel veya özel mahkemelerin görevine girip girmediği inceleme konusu yapılmalıdır. HMK'nun 1.maddesinde mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtildikten sonra 20.maddede görevsizlik kararı üzerine yapılması gereken işlemler gösterilmiştir. HMK'nun 114(1)-c maddesinde görev, dava şartlarından sayılmış olmakla, taraflarca görevsizlik hali ileri sürülmese dahi her derecedeki mahkemenin davanın her aşamasında kendiliğinden görevli olup olmadığını incelemesi zorunludur.Mahkemenin HMK'nun 137 ve 320.maddeleri uyarınca ön inceleme duruşması veya daha önce dava şartları yönünden yaptığı inceleme ile görevsiz olduğu kanısına varması halinde görevsizlik kararı vermesi usul ve yasa gereğidir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnız bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruptan oluşur.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın yasal düzenlemelerce ticari sayılan davalardır. Bu davalar TTK'nun 4(1), kooperatifler kanununun 99, İİK'nun 154, Finansal kiralama kanununun 31, ticari işletme lehine kanununun 22. Maddelerinde sayılmış olup, bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava sayılabilmesi için ilgili özel kanunlarda nitelendirilmesi ya da TTK'nun 4(1) maddesinde sayılmış olması yeterlidir.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ve tarafların tacir olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Uyuşmazlığın nispi ticari dava sayılabilmesi için bu iki koşulun birlikte varlığı zorunludur.
Üçüncü grup ticari davalar yalnız bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirilen havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bu davalar TTK'daki yasal düzenleme gereği uyuşmazlığını bir yanı tacir olmasa dahi bir yanının tacir olması halinde ticari dava sayılmıştır.
6335 Sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun ikinci maddesi ile değişik TTK'nun 5(1) maddesi gereğince ticaret mahkemesi ticari nitelikli davalara ve çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlendirilmiş olup, buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki görev ilişkisidir.
Mutlak ticari dava niteliği bulunmayan bir davanın, nispi ticari dava niteliğinin bulunup bulunmadığının tespiti için, tarafların tacir veya esnaf olup olmadıklarının ilgili odalardan, temel hukuki ilişki ile ilgili vergi mükellefiyetlerine ait kayıtlarının vergi dairesinden sorularak tespit edilmesi ve alınacak cevaplara göre tacir veya esnaf olup olmadıklarının VUK'un 177.maddesi de dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi usul ve yasa gereğidir.
Taraflar arasındaki temel hukuki ilişkinin taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davanın, mutlak ticari dava niteliği yoktur.
Uyuşmazlığın, nispi ticari dava koşullarının varlığı halinde asliye ticaret mahkemesinde çözülmesi mümkündür.
Davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, TTK'nun 4(1) maddesi uyarınca; davacı ve davalı tarafların tacir olmaları ile birlikte uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili bulunması zorunludur.
Davacının yüklenici olması nedeniyle tacir olduğu belirlidir. Davalılar ise gerçek kişi oldukları gibi ticari bir işletmelerinin bulunduğu konusunda bir delil toplanmadığı gibi taraflar arasında akdedilen sözleşmenin içeriği dikkate alındığında, maliki oldukları arsada ticari bir amaç gütmeksizin konut edinme amacıyla hareket ederek sözleşmenin tarafı oldukları anlaşılır ve açıktır. Buna göre davalıların bir ticari işletmelerinin bulunmadığı ve tacir olmadıkları belirli olmakla davanın, nispi ticari dava niteliğinin bulunmadığı tartışmasız olmakla, ön inceleme için belirlenen duruşma gününde dilekçeler teatisi tamamlanmamış olsa da, █████/2025 tarihli duruşmada açıklandığı gibi HMK'nun 320.maddesi hükmü gereği ön inceleme duruşmasında öncelikle dava şartları, ilk itirazlar, hak düşürücü süre ve zamanaşımının değerlendirilmesinin zorunlu olup, dava şartlarının tarafların açıklamalarına bakılmaksızın davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesinin usul hükümleri gereği olduğu, mahkememizin görevsiz olduğunun ve davanın görevsiz mahkemede açıldığının açık şekilde anlaşılır olması nedeniyle dosyanın sürüncemede kalmaması, usul ekonomisi ve yargılamanın hızı açısından görevsizlik kararının verilmesinin usul, yasa, dosya kapsamı ve yargılamanın temel ilkelerine uygun olduğu, TTK'nun 4(1) maddesi uyarınca mutlak ve nispi ticari dava niteliği bulunmayan uyuşmazlığın çözüm yerinin asliye ticaret mahkemesi olmasının mümkün bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözme görevinin, HMK'nun 2.maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olup, mahkememizin görevsiz olduğu, mahkemelerin görevinin dava şartlarından olması nedeniyle HMK'nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak; mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!