Ticari maske satımından kaynaklı ihracat yasağı sonrası oluşan KKDF kesintisi nedeniyle açılan itirazın iptali davasının istinaf incelemesi.
Özet: Taraflar arasındaki maske satış sözleşmesi kapsamında davacının yaptığı ödemenin, ihracat yasağı nedeniyle teslimatın gerçekleşmemesi üzerine davalı tarafından iadesi sırasında 19.233 Euro tutarındaki Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) kesintisi yapılması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkta, davacı bu kesintinin iadesi için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davacı, ihracat yasağını mücbir sebep göstererek kesintiden sorumlu olmadığını savunurken, davalı ise kesintiyi bankanın yaptığını ve davacının iadeye onay verirken bunu kabul ettiğini ileri sürmüştür; ilk derece mahkemesi ise davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ███████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: 22.02.2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ve feri müdahil vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 187.000 adet ... tip ve 47.000 adet ... tip cerrahi maske satımına ilişkin anlaşma uyarınca davalı tarafından teslim edilecek medikal maskeler için satın alma bedeli olarak 26.02.2020, 28.02.2020 ve 02.03.2020 tarihlerinde 641.100,00 Euro'yu davalının ... ...'ndaki hesabına ödediğini, davalının 09.03.2020 tarihinden itibaren teslim etmesi gereken maskelerin üretimini anlaşılan şartlar çerçevesinde tamamlayamayacağını sözlü olarak bildirerek, 04.03.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Ticaret Bakanlığı'nın İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişki Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği gerekçe olarak gösterip anlaşmayı sonlandırdığını, davalının edimini ifa edemeyeceğini bildirmesinin ardından davacı şirketin medikal maske satın alma bedeli olarak gönderdiği 641.100,00 Euro'luk ödemeden, 19.233,00 Euro KKDF adı altında bir kesinti yaparak 621.867,00 Euro'yu müvekkiline iade ettiğini, KKDF kesintisinden davacının sorumlu olmaması nedeniyle yapılan kesintinin iadesinin istendiğini, ihracatın gerçekleşmesinde davacının ihlal veya sorumluluğunun olmadığını, bu nedenle KKDF adı altında kesilen 19.233,00 Euro'nun amacıyla İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin...markası ile ... tip ve ... tip cerrahi maske üretimi yaptığını, taraflar arasında 187.000 adet ... tip ve 47.000 adet ... tip cerrahi maske satımına ilişkin sözleşme yapıldığını, davacının sözleşme bedeli olan 641.100,00 Euro'yu ödediğini, ancak 09.03.2020 tarihinde teslim edilmesi gereken maskelerin mücbir sebepler nedeniyle teslim edilemeyeceğinin, davalı şirketin tibbi ve cerrahi maske ihracı mümkün olmadığından davacı şirketle yapılan sözleşmenin yerine getirilemeyeceği ve ödenen bedelinin iade edileceğinin bildirildiğini, davacı ile yapılan yazışmalarda da ödemenin derhal iadesinin istendiğini, bunun üzerine satım bedelinin iadesi için ...'a talimat verildiğini, banka yetkililerinin de bedelin iade edilmesi halinde KKDF kesintisi yapılacağını bildirdiğini, bankanın bu işlemine itiraz edildiğini ve ihracat yasağı getirildiğinden dolayı mücbir sebep bulunduğu ve kesintiden muaf olduğunun belirtildiğini, ihbar olunan bankanın ise ████████ sayılı Kararname'ye ilişkin 6 Sıra No.lu KKDF Tebliğinde müketlefin talebine yönelik bir açıklama yer almadığı, idarece konunun mücebir sebep olarak dikkate alınacağına ilişkin bir düzenleme yapılmadığı, ihracatı yasaklanan ürün bedelinin iadesi durumunda KKDF tahsil edilmeyeceğine yönelik bir bildirimde bulunulmadığından, ihracat bedelinin iadesi nedeniyle doğacak KKDF yükümlülüğünün yetine getirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, davalı şirketçe bankanın bu cevabının ve iade işleminin gerçekleşebilmesi için gerekli evrakların mail yoluyla bildirildiğini, davacı şirketin mail içeriklerinden anlaşılacağı üzere KKDF kesintisini kabul ettiğini ve bakiye 621.867,00 Euro'nun iadesi için talimat verdiğini, davacı şirketin onay maili ile birlikte gönderdiği evrakların bankaya iletildiğini ve 621.867,00 Euro'nun davacıya iade edildiğini, KKDF kesintisinin davalı şirketçe yapılmadığını, davanın kesintiyi yapan bankaya yöneltilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, kesinti yapılan KKDF bedelinin iadesi için girişilen icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.Yukarıda da belirtildiği üzere taraflar arasında maske alımına ilişkin sözleşme akdedilmiş ancak 04.03.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Ticaret Bakanlığı'nın İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişki Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile maske ihracı yasaklanmış olup davalının davacıya maske ihraç etmesi imkansızlaşmıştır. Bunun üzerine davalı davacıdan almış olduğu 641.100,00 Euro'nun 19.233,00 Euro Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu adı altında bir kesinti yaparak 621.867,00 Euro kısmını davacıya iade etmiştir.İşte taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının söz konusu kesintiyi davacıya yansıtıp yansıtamayacağı, davacının yapılan kesintiyi davalıdan talep edip edemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.Taraflardan birinin yükümlülüklerini yerine getirmesini engelleyen bir mücbir sebebin varlığı halinde, ifanın imkânsızlığına ilişkin hükümler uygulanır. Bu durumda, TBK m. 136 f. 2 uyarınca tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, imkansızlık nedeniyle borcu sona eren taraf, karşı edimini isteyemez. Karşı edimini almışsa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade ile yükümlüdür. İfa imkansızlığının edimin bir kısmına yönelik olması halinde, sadece imkansızlaşan kısım bakımından karşılıklı olarak sorumluluktan kurtulma söz konusu olacaktır (TBK m. 137). Bu noktada TBK m. 137 uyarınca bazı işletmeler yönünden kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamının sona ereceği de belirtilmelidir.Yargıtay uygulamasında imkansızlık, ortaya çıkış nedenine göre bazı ayrımlara tabi tutulmaktadır; eğer ifa imkansızlığı sadece sözleşmenin tarafları bakımından değil aynı sözleşmeyi yapacak herkes için söz konusu ise buna objektif imkansızlık, yalnız sözleşmenin taraflarından birinin tutumundan doğmuşsa buna da sübjektif imkansızlık denilmektedir. İmkansızlık sözleşmeden sonra ve taraflardan birinin kusurundan kaynaklanmışsa bu durum kusurlu imkansızlık ve fakat tarafların kusuru olmadan meydana gelmişse kusursuz imkansızlık olarak adlandırılır. İmkansızlık borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Borcun ifasının imkansız hale gelmesi, mücbir sebepten, bir başka ifade ile önlenemez nedenden kaynaklanabilir. Genelde dış kuvvetlerin sonucu olan, borçlunun işletmesiyle bağlantılı bulunmayan, önceden görülemeyen, kaçınılmaz ve mutlak bir şekilde borcun ifasını engelleyen olay olarak doktrinde tanımını bulan mücbir sebebin varlığı, borçlu yönünden borcu ortadan kaldıran nedenler arasındadır.Yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında maske alımına ilişkin sözleşme akdedilmiş ancak 04.03.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Ticaret Bakanlığı'nın İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişki Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile maske ihracı yasaklanmış olup davalının davacıya maske ihraç etmesi imkansızlaşmıştır. Yani objektif bir ifa imkansızlığı söz konusudur. Dolayısıyla Bu durumda, TBK m. 136 f. 2 uyarınca tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, imkansızlık nedeniyle borcu sona eren taraf, karşı edimini isteyemez. Karşı edimini almışsa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade ile yükümlüdür. Yani davalı davacıdan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iadesi etmesi gerekmektedir.Davalı yapılan sözleşme kapsamında davacıdan 641.100,00 Euro ödeme almıştır. Ancak objektif imkansızlığın ortaya çıkması ile 641.100,00 Euro'nun 19.233,00 Euro Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu adı altında bir kesinti yaparak 621.867,00 Euro kısmını davacıya iade etmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere davalı aldığı ödemenin tamamını davacıya iade etmesi gerekirken Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu adı altında bir kesinti yaparak 19.233,00 EURO'yu iade etmemesi mümkün olmayıp, davacıya iadesi gerekir. Öte taraftan KKDF kesintisinin mükellef olmayan yabancı uyruklu davacıya yüklenmesi mümkün olmayıp, yapılan kesintinin davacıya iadesi gerekmekte.." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 19.233,00 Euro asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince faiz uygulanarak takibin devamına, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkâr tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı ve feri müdahil banka vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 187.000 adet ... ve 47.000 adet ... tip cerrahi maske için yapılan sözleşme kapsamında davacının 26.02.2020, 28.02.2020 ve 02.03.2020 tarihlerinde 641.100,00 Euro satım bedelini müvekkiline gönderdiğini, 09.03.2020 tarihinde teslim edilmesi gereken maskelerin mücbir sebepler nedeniyle teslim edilemeyeceğinin, COVİD-19 virüs salgını nedeniyle maske ihracının yasaklanması nedeniyle teslim edilemediğini ve bu durumun davacıya bildirildiğini, yapılan yazışmalarda ödemenin derhal iade edilmesinin istendiğini, müvekkilinin de satım bedelinin iadesi için ...'a bildirimde bulunduğunu, banka yetkililerinin bu şekilde iade halinde KKDF kesileceğini bildirdiğini, anılan yazının davacıya gönderildiğini, davacının da yazı içeriğine gere kesintiyi kabul ederek bakiye kısmın iadesini istediğini ve evrakların davacı tarafından bankaya iletilmesi ile 621.867,00 Euro'nun davacıya iade edildiğini, davanın iade edilmeyen KKDF kesintisine ilişkin olduğunu ve mahkemece hatalı şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, Mahkemece hatalı şekilde kesintinin davalı tarafından yapıldığının kabul edildiğini, oysa KKDF kesintisinin ... AŞ tarafından yapıldığını ve davanın bankaya yöneltilmesi gerektiğini, KKDF'nin sebebinin de banka veya finansman şirketlerinin yaptıkları işlemler olduğunu, buna rağmen kesintinin davalı tarafından yapıldığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, bankaca kesinti yapılacağının belirtilmesi üzerine, davacının bu durumu kabul ederek bakiye kısmın iadesini istediğini, taraflar arasındaki 16.03.2020 tarihli mail yazışmalarında KKDF kesintisi yapılarak ödemenin yapılmasının istendiğini, mail içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacının''... ... İptali'' konulu mailinde ''... Beklendiği gibi, sizin tarafınızdan listelenen siparişlerin gerekli son teslim tarihlerini yerine getirmenin imkansızlığı göz önüne alındığında ekte, resmi olarak bu belge ile yapılan ödemeleri derhal iade etmenizi istiyoruz. tarafımızdan, toplam 621.857,00 € (641.100,00 € -% 3 KKDF) tutarında aşağıdaki banka bilgilerine... '' şeklindeki maili ile %3 KKDF kesintisi ile 641.100 Euro'nun iadesini talep ettiğini, KKDF kesintisi yapılarak paranın kendisine iadesinin esasında davacının istemi ile yapıldığını, buna rağmen rızası dışında kesinti yapılmış gibi talepte bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, KKDF'den sorumluluğa ilişkin bilirkişi görüşünün yerine TBK'nın genel hükümlerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, alınan raporda KKDF kesintisinin davalı tarafından yapılmadığı, bu kesintisinin Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesine gelir kaydedildiği bu nedenle bu miktarın müvekkilinden talep edilemeyeceğinin belirtilmesine karşın hatalı karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Feri Müdahil ... ... AŞ. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davaya konu işlemlerin KKDF'ye tabi olması nedeniyle yapılan kesintinin yerinde olduğunu, mücbir sebep hali ile ilgili uygulamayanın esaslarının Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilerek belirlendiğini, ihracatı yasaklanan ürünler için gerçekleşmeyen ihracat bedellerinin iadesi kapsamında İdare tarafından herhangi bir şekilde bildirilmiş mücbir sebep hali bulunmadığından davaya konu işlemlerin KKDF'ye tabi olduğunu, bu nedenle kesintinin yapılarak Hazine hesaplarına intikal ettirildiğini, bu nedenle müvekkili bankanın KKDF kesintisinden sorumluluğu bulunmadığını, ihracatı yasaklanan ürünler için gerçekleşmeyen ihracat bedellerinin iadesi kapsamında yapılan işlemlerin KKDF'ye tabi olduğunu, KKDF'ye ilişkin T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın ...-165.01.03[331]-E.68341 sayılı ve 24.05.2018 tarihli "Muafiyet Ve İstisnalar" Konulu Özelgesinde;"Buna göre, üç yıldan önce yurt dışına iade edilen ve karşılığında ihracat gerçekleşmeyen döviz cinsinden alınan peşin ihracat bedelleri, yurt dışından sağlanan döviz kredisi niteliğinde olup, bu bedellerin Türkiye'ye getirildiği tarihten iade edildiği tarihe kadar geçen süre dikkate alınarak KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir." hükmü bulunduğunu ve işlemin buna göre yapıldığını, Kesintinin Hazineye ödenmesi nedeniyle sebepsiz zenginleşme oluşmadığını, idarece bildirilmiş bir mücbir sebep bulunmaması nedeniyle olayda mücbir sebep bulunduğu varsayılarak davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin sadece KKDF’nin tahsiline aracılık ettiğini ve bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesi kapsamında davalı tarafından ödenen satım bedelinden kesilen KKDF bedelinin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ve feri müdahil banka vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında cerrahi maske satımına ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğu ve sözleşme kapsamında davacının sözleşme bedeli olan 641.100 Euro'yu çeşitli tarihlerde davalının banka hesaplarına yaptığı anlaşılmaktadır. Ancak 04.03.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Ticaret Bakanlığı'nın İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişki Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'de 32 sıraya tıbbı ve cerrahi maskeler de eklenmiştir. Bu durumda sözleşme konusu maskelerin ihracı yasaklandığından ve davacının yabancı uyruklu olması dikkate alınarak, davalının emtiayı teslim yükümlülüğünü yerine getiremeyeceği ve sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu aşamadan sonra, davacının ödemiş olduğu satım bedelinin iadesi için taraflar arasında yazışmalar yapılmış, KKDF kesintisinin mahsubu ile kalan kısmının iadesi hususunda banka ile varılan mutabakat sonucu KKDF kesintisi bankaca yapılarak kalan miktar davacıya gönderilmiştir. Uyuşmazlık, banka tarafından yapılan KKDF kesintisinden kimin sorumlu olacağı, mücbir sebep bulunup bulunmadığı ve buna göre KKDF kesintisi olarak bankaca alı konulan paranın iadesinin gerekip gerekmediği hususundadır. Öncelikle bankanın yaptığı işlemin vergi mevzuatına uygun olup olmadığı bu yargılamanın konusu değildir. Bu yargılamada, bankanın yaptığı işlem yerinde olsun veya olmasın bu miktardan hangi tarafın sorumlu olduğudur. Bu bakımdan vergi hukukunda idarece belirlenen mücbir sebep halleri ve buna ilişkin ikincil mevzuatta yapılması gereken düzenlemelerin dikkate alınmasına gerek bulunmamaktadır. Taraflar arasında bir satım sözleşmesi bulunduğundan, sözleşmeye satım sözleşmesi hükümleri ile TBK'nın genel hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Sözleşmenin kurulmasından sonra taraflardan birinin yükümlülüklerini yerine getirmesini engelleyen bir mücbir sebebin varlığı hâlinde, ifa imkânsızlığına ilişkin hükümlerin değerlendirilmesi gerekecektir. TBK'nın 136/2.maddesine göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, imkânsızlık nedeniyle borcu sona eren taraf, karşı edimini isteyemez. Karşı edimini almışsa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade ile yükümlüdür. TBK'nın 137. maddesine göre ise ifa imkânsızlığının edimin bir kısmına yönelik olması hâlinde, sadece imkânsızlaşan kısım bakımından karşılıklı olarak sorumluluktan kurtulma söz konusu olacaktır. İlk derece mahkemesince kabul edildiği üzere, idarece alınan bir kararla satım konusu malın ihracının yasaklanmış olması bir mücbir sebep hâlidir. Bu aşamadan sonra sözleşmenin yerine getirilmesinde hukuki imkansızlıktan söz edilebilir. Bu tür bir sözleşmenin ifasının objektif olarak imkânsız hâle gelmesi ve bu ifa imkânsızlığında tarafların kusuru bulunmaması nedeniyle TBK'nın 136. maddesine göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. Buna göre karşılıklı borç yükleyen satım sözleşmesinin ifasının imkânsız hale gelmesi nedeniyle borçtan kurtulan satıcı satım nedeniyle almış olduğu bedeli de iade etmelidir. Nitekim KKDF kesintisi dışındaki bedelin iade edildiği de anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen KKDF kesintisi bakımından davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği belirlenmeden mahkemece karar verilmiş olması eksiklik olarak görülmüştür. Bu nedenle özellikle vergi hukuku bakımından bir değerlendirme yapılarak KKDF olarak ihbar olunan banka tarafından kesilip Hazineye yatırılan dava konusu tutar yönünden davalının vergi dairesinden alacaklı olup olmadığı, bu parayı vergi idaresinden talep etme imkânının bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa bu paranın geri alınması için gerekli başvuruları yapıp yapmadığı veya başvuruyu ihmal edip etmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Yapılacak bu değerlendirme sonucu davalının, bu miktar yönünden Devletten talepte bulunduğu veya bulunma hakkı olmasına rağmen bu başvuruyu ihlal ettiği veya mali kayıtlarının incelenmesi sırasında, yapılan bu kesintinin başka bir kamusal borca mahsup edilip edilmediğinin belirlenmesi hâlinde davalının bu kadar miktar sebepsiz zenginleştiği kabul edilecektir. Aksi takdirde dava konusu KKDF yönünden davalının talepte bulunmasının mümkün olmaması veya ihbar olunan bankanın bu konuda talepte bulunması gerektiğinin anlaşılması hâlinde ise davalının bir sebepsiz zenginleşmesinden söz edilemeyecektir. Mahkemece belirtilen şekilde bir değerlendirme ve gerekirse vergisel yönden bilirkişi incelemesi yapılarak KKDF yönünden davacının mı davalının mı sorumlu olduğu belirlenmeden veya bu miktarın hangi tarafça ilgili kamu idaresinden talep edilebileceği değerlendirilmeden varsayım sonucu davalının sebepsiz zenginleştiğinin kabulü ile KKDF alacağının davalıdan tahsile karar verilmesi yerinden görülmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı ve ihbar olunan tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince bu taraflara iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.01.2026
KANUN YOLU
:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!