Alt işverende geçen çalışma süresinin asıl işveren nezdindeki kıdeme eklenmesi, işçilik alacaklarının kesintisiz çalışma üzerinden hesaplanması ve zamanaşımı itirazının reddi.
Özet: Davalı işverenin alt işverenlerinde başlayan ve akabinde davalının kendi bünyesinde devam eden kesintisiz iş ilişkisi olan işçinin iş sözleşmesi feshedildiğinde, tüm çalışma süresinin kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı hesaplamalarına dahil edilmesi gerektiği, davalı tarafın alt işveren-asıl işveren ilişkisinde muvazaa olmadığı, işçinin kendi isteğiyle istifa ettiği, alacakların yanlış hesaplandığı ve zamanaşımı defi gibi temyiz itirazlarının reddiyle, davacının lehine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunarak onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: KDZ.Ereğli 1. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının alt işvereni olan Şirketlerde kesintisiz çalıştığını, daha sonra istifa ettirilip davalı tarafından kadroya alınarak çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine de davalının alt ... olan Şirketlerdeki çalışmaları dikkate alınmadan alacaklarının eksik hesaplandığını iddia ederek fark kıdem tazminatı, fark ihbar tazminatı ile fark yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının alt işveren Şirkette çalışırken kendi iradesi ile istifa ettiğinden kıdem tazminatına hak kazanmadığını, sonrasında yine kendi iradesiyle müvekkiline ait işyerinde çalışmaya başladığını, alacaklarının eksiksiz ödendiğini, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının çalışmasının kesintisiz olması nedeniyle fesih tarihindeki ücret düzeyi üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İlk Derece Mahkemesince kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının hesaplanmasında tüm çalışılan süreyi dikkate almasında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, yıllık ücretli izinlerin işçinin aylık ücretinin 26 güne bölünmesi ile bulunan bir günlük ücret miktarı üzerinden ödenmesi yönünde işyeri uygulaması bulunduğu gibi davalı tarafından dosyaya ibraz edilen sicil dosyasında da yıllık ücretli izin ödemelerinin 26 güne bölünerek hesaplanacağı belirtildiğinden davalı işyeri uygulamasına göre yapılan hesaplamada bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu alacakların fesih, dava ve ıslah tarihleri dikkate alındığında zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının müvekkili Şirket personeli olmayı kendi menfaatine daha uygun bulduğu için kendi iradesi ve isteği ile çalıştığı Şirketten istifa ettiğini, davacının iradesinin sakatlanmadığını,2. Müvekkili Şirket ile davacının çalıştığı Şirketler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinde muvazaa bulunmadığını,3. Davacının kendi işvereninin dahi sorumlu olmadığı bir miktardan müvekkili Şirketin sorumlu olmasının kabul edilemeyeceğini,4. Davacının müvekkili Şirketten aldığı son ücret üzerinden alacakların hesaplanmasının hatalı olduğunu,5. Alacakların net olarak hüküm altına alınması gerektiğini,6. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık ücretli izin ödemelerinde kullanılacak günlük ücret hesaplanırken aylık ücretin 30 yerine 26 güne bölünmesinin hatalı olduğunu,7. Zamanaşımı def'i değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, alt işveren bünyesinde geçen çalışma süresinin davalı bünyesindeki kıdeme esas süreye eklenip eklenemeyeceği, buna göre davacının fark alacağının bulunup bulunmadığı ve hüküm altına alınan alacakların hesaplanma yöntemi noktalarındadır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.