Ticari nitelikteki inanç sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, iflas eden şirketin ortakları arasındaki kamu borcu sorumluluğunun bilirkişi raporları ışığında değerlendirilmesi.
Özet: Ortak olduğu şirketin borcunu ödediğini belirterek, bu borcun %40ının davalı tarafından ödenmesi gerektiğini talep eden davacıya karşılık, davalı kendi payına düşen borcu ödediğini ve davacının talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunmuştur; yapılan yargılama neticesinde alınan bilirkişi raporları, tarafların kamu borçlarından şirket payları oranında sorumlu olduğunu, yapılan ödemeler değerlendirildiğinde davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ve hatta davalı tarafın kendi payından fazlasını ödemiş olduğunu tespit etmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı dava dilekçesinde özetle; Ortağı olduğu ------ ortağı olan---- haksız rekabeti sonucunda ----- tarihinde iflas ettiğini, Müflis --- borcunun tamamının ---- tarihinde Ödendiğini ödenen tutarın 125.540,47 TL olduğunu diğer ortak------ borcun %40 ı olan 50.216,19 TL den sorumlu olduğunu beyan etmekle, 50.216,19 TL alacağının ve 06.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek -----kısa vadeli kredilere uygulanan avans faizine eş temerrüt ( değişken) faizinin , dava harç ve masrafları ile avukat tutması halinde avukatlık ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "Davacı tarafın dilekçesindeki iddia ve talepleri hukuki dayanaktan, somut gerçeklerden uzaktır. bu sebeplerle yasal süresi içerisinde tarafımıza karşı açılan davaya cevap dilekçemizi sunuyoruz. şöyle ki; dava taraf teselsül kaynağı borcun varlığı veya muaceliyeti hakkında iddiasını ispata yarar herhangi bir bilgi ve belgeyi dosyasına sunmuş değildir. davacının işbu dava ile rücu talebine konu ettiği borç müvekkil -------- yılında payı oranında ödenmiştir. Davacı tarafın ödediği meblağ kendi yapına isabet eden borçtur. müvekkil -------- dava konusu sgk borcunun zamanında ödenmemesinde kusuru bulunmamaktadır. bilakis kuruma zamanında ödeme yapmayarak kusuru ile borcu ağırlaştıran davacı taraf borçtan sorumludur. müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmamaktadır. zira, davacı tarafça rücu yolu ile talep edilen borcun tümü davacının hissesi oranında kuruma ödemesi gereken kendi borcudur. yukarıda izah edilen sebeplere binaen, davacının haksız olarak başlatmış olduğu davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafından ödenmesine, vekaleten karar verilmesini" şeklinde talep etmiştir.
RAPOR
: Bilirkişi raporunda özetle; "Dava Dışı Tasfiye Halinde ------olan borcunun %60 ‘ından Davacı ------ %40 ‘ından Davalı ----sorumlu olduğu,---- dosayaya sunulan ------ tarihli yazı ve ekleri incelendiğinde Dava Dışı Tasfiye Halinde ------ numaralı İşveren dosyasında Kuruma hali hazırda Borcunun olmadığı, Davalı ve Davacının yapmış olduğu ödemelerin Dosyada mübrez ---- kayıtlı olduğu, ---- Davalının ----- tarihinde Dava dışı şirketin ------- olmak üzere toplam ----- borç ödemesi yaptığı, Davalının ve Davacının ---- Dava dışı ------borcu için yapmış olduğu ödemeler dikkate alındığında Davalının Davacıya herhangi bir borcu olmadığı, Davacı ----Tarafından ---- ödenen : ----Davalı---- Tarafından ---- Ödenen :-----, Toplam Ödeme : ---- Davacının Ödemesi gereken % 60’ı = ---- Davalının Ödemesi gereken % 40’ı = --- ( Davalı ---- fazla ödeme )" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR
: Bilirkişi raporunda özetle;" Dosyada Mübrez mahkeme kararlarında tarafların dava dışı şirketin tasfiyesinden / iflasından hangi oranda sorumlu olduğu veya şirketin ------ Vergi Dairesi vb. Kamu borçlarını hangi ortağın ödemesine gerektiğine dair herhangi bir karara rastlanmadığı, 6183 sayılı ------ şirket payları nispetinde kamu borçlarından sorumlu olduğu, Dava Dışı Tasfiye Halinde Tasfiye --------olan borcunun %60 ‘ından Davacı ---- %40 ‘ından Davalı------ sorumlu olduğu,---- Tarafından dosayaya sunulan ---- tarihli yazı ve ekleri incelendiğinde Dava Dışı Tasfiye Halinde ------- Borcunun olmadığı, Davalı ve Davacının yapmış olduğu ödemelerin Dosyada mübrez Tasfiye ------ Müfredat Kartında kayıtlı olduğu, Davalının ------ tarihinde Dava dışı -------- olmak üzere toplam ---- borcun ödemesini yaptığı, Davalının ve Davacının ------ Dava dışı -----borcu için yapmış olduğu ödemeler dikkate alındığında Davalının Davacıya herhangi bir borcu olmadığı, Davacı ----- ödenen : ----, Davalı---- Tarafından ----- Toplam Ödeme : ---- Davacının Ödemesi gereken % 60’ı = ---- Davalının Ödemesi gereken % 40’ı = ------ şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR
: Bilirkişi raporunda özetle; "Dosyaya sunulu----- tarafından gönderilen yazı ve ekleri incelendiğinde : Başvurunun Tüzel Kişilik olarak yapıldığı, ----- ödemeninde tüzel şahıs olarak gerçekleştirildiği ...'ın %60 ortaklığının bulunduğu, AATUK 356 maddeye göre Amme alacaklarında şirket ortağı olması sebebi ile sınırsız sorumlu olduğu, şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, Davacının 6.6.2023 tarihinde 7440 sayılı yapılandırmaya istinaden yaptığı 125.540,47 TL ödeme ile birlikte Dava dışı şirkete ait ------- olan borcun tamamının ödendiği, Davalı tarafından borcun %40 nın ---- tarihinde ödendiği, davacı tarafından 6.6.2023 tarihinde ödenen tutarın toplam ---- borcunun %60'ı olduğu, ödeme ile birlikte dava dışı şirketin ----- olan borcunun kalmadığı, Dava dışı şirketin -------- ödemelerinden dolayı Davacı ve davalının birbirlerinden borçlu veya alacaklı olmadıkları," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE
:Davacının ödediği şirket borçlarından davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise ne kadarından sorumlu olduğu ile ilgilidir.Davacı (% 60) ile davalının (% 40) dava dışı -------- ortağı oldukları anlaşılmışıtır. Davacı yan -------- borçlarının tamamını kendisininödemesinden kaynaklı davalının şirket hissesi (% 40) oranında sorumlu olduğundan bahisle davalı yerine ödediğini iddia ettiği ---- tahsilini talep ettiği, davalı vekili ise cevap dilekçesinde davacının ---- yapmış olduğu ödemenin kendi payına düşen borcun ödemesi olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.Çözümü teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiş olup, davacı asilin kök ve ek rapora karşı ileri sürdüğü itirazların karşılanması amacıyla ikinci ek rapor tanzim ettirildiği, bu arada ------ yazılan müzekkere cevabının dosyaya kazandırıldığı, tarafların kendilerinin yapmış olduğu ödemelere ilişkin dekont ve makbuzların dosyaya kazandırıldığı, dava dışı ------dosyasının dosyamız arasına alındığı, aynı şekilde dava dışı şirket ile alakalı olarak----- suretlerinin celbedildiği, sonuç olarak -----tarihli bilirkişi raporunda; " Dava dışı şirketin ------ yapılan ödemelerinden dolayı Davacı ve davalının birbirlerinden borçlu veya alacaklı olmadıkları," yönünde tespitlere yer verildiği, mezkur bilirkişi raporunun davacı asile------- tarihinde duruşmada elden tebliğ edildiği, rapora karşı beyan veya itirazda bulunmadığı, davalı vekilinin rapora karşı beyan dilekçesi sunduğu anlaşıldı. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, davalının üzerine düşen borcu kendisinin ödediğinden bahisle alacak talebinde bulunmuştur.Dosya kapsamında toplamda 3 defa bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, davacı asilin itirazlarının karşılanması amacıyla bilirkişi ek raporlarının oluşturulduğu, kök ve ek bilirkişi raporlarında da vurgu yapıldığı üzere; dava dışı şirketin----- yapılan ödemelerinden dolayı davacı ve davalının birbirlerinden borçlu veya alacaklı olmadıkları, sonuç olarak davacı tarafından fazladan yapılan ödeme nedeniyle alacağının doğduğuna yönelik olmak üzere ispat yükünün yerine getirilmediği sonucuna varıldığı, tüm bu hususlar hep bir arada değerlendirilerek davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şeklide hüküm kurulmuştur.Bilindiği üzere 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 179 ve 195. maddelerine göre Yargıtay kararlarında; dava veya cevap dilekçesinde yemin delili açıkça belirtilmiş veya taraf delil dilekçelerinde belirtilen delillerin yanında eğer "diğer deliller, ve sair deliller, tüm kanuni deliller" gibi bazı ifadeler kullanmışsa bu ifadelerin içine "yemin" delilinin de gireceğinden, hakimin yemini hatırlatması gerektiği ifade edilmekteydi. İş bu dava açılmadan önce -------- tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ise mahkeme hakiminin yemin teklif etmek isteyip istemediğini taraflardan birisine hatırlatmak ödevi olduğunu gösteren bir hüküm bulunmamaktadır. Medeni usul hukukumuza hakim olan en önemli ilkelerden biri tasarruf ilkesidir. 6100 sayılı HMK'nin 24. maddesine göre; "Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz. Hiç kimse, kanunda açıkça belirtilmedikçe kendi lehine olan bir davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz.” Mahkemeler, özel hukuka ilişkin bir uyuşmazlığı kendiliğinden çözmeye çalışamazlar. Taraf iradesine öncelik verilmesi ve tarafın talebinin esas alınması sadece davanın açılmasında değil, yargılama sırasında taraflara ait bir çok usul işleminde de kendisini gösterir. Yine HMK'nin 119/e, f ve ğ bendleri ile HMK’nin 129/d, e ve f bentlerinde tarafların açık bir şekilde talep sonuçlarının, iddia ve savunmaları ile iddialarının ve savunmalarının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında açık özetlerinin ve delillerinin nelerden ibaret olduğunun belirtilmesini zorunlu kılmaktadır. HMK’nin 25. maddesinde ise ‘taraflarca getirilme ilkesi' kabul edilmiştir. Bu ilke gereğince kural olarak Hakim, kendiliğinden taraflarca ileri sürülmemiş vakıaları araştıramaz, dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Bu ilkenin bir sonucu olarak, kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları ve belirli bir delili kendiliğinden araştıramaz ve taraflara hatırlatamaz.------- Somut olaya bakıldığında dava dilekçesi ile açıkça ‘yemin’ deliline dayanmadığı, dava dilekçesinde "sair yasal deliller" ibaresinin bulunduğu, yargılama aşamalarında yemin deliline dayanıldığına ilişkin bir beyanın da bulunmadığı anlaşılmakla dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller muvacehesinde davacıya yemin delili hatırlatılmamıştır.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 857,57 TL harçtan mahsubu ile bakiye 125,57 TL harcın davacıya İADESİNE,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,
6-3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde------------ Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!