Türk Medeni Kanunu kapsamında vakıf senedi tescili talebinin isim benzerliği nedeniyle reddinde davacıya isim düzeltme süresi verilmemesinin bozma nedeni sayılmasına dair içtihat.
Özet: Yüksek Mahkeme, yeni kurulacak bir vakfın tescil talebinin, önerilen vakıf adının mevcut bir vakıfla karışıklık yaratma potansiyeli taşıdığı gerekçesiyle doğrudan reddedilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir; zira Türk Medeni Kanununun ilgili hükümleri uyarınca, vakfın amacı ve malvarlığı belirlenmişse diğer eksikliklerin vakfeden tarafa tanınacak ek süre içinde giderilmesi mümkün olup, mahkemenin öncelikle isim benzerliğini gidermesi için vakıf senedinde değişiklik yapılması yönünde davacıya süre vermesi ve sonucuna göre değerlendirme yapması gerektiği gerekçesiyle alt mahkeme kararlarını bozmuştur.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Beykoz 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Hasımsız olarak Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen vakıf senedinin tescili dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDava dilekçesinde; .... Noterliğinin 10.08.2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vakıf senedi yeni kurulan "... Vakfının" tescili istenmiştir.İlk Derece Mahkemesince; kurulmak istenilen vakıf adında bulunan "..." adında 1973 yılında kurulan vakıf olduğu, bu adın kullanımının isim hakkında aykırı olacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuna uygun gerektirici sebeplere, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden müdahil vakfın adıyla davacının tescilini talep ettiği vakıf adının karıştırılma ihtimalinin bulunması ve davacının isim benzerliği konusunda "..." ismini kullanmasının zorunlu olma durumunun bulunmaması sebebiyle İlk Derece Mahkemesi kararında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101 ve devamı maddeleri kapsamında yeni kurulacak vakfın kuruluşuna ilişkin düzenleme şeklindeki noter senedinin tescili istemine ilişkindir.4721 sayılı Kanun'un 47. maddesine göre başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal topluluklarının, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanacağı, 48. maddesine göre tüzel kişilerin de cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehil oldukları, 49. maddesine göre kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanacakları, 50. maddesine göre ise organları aracılığı ile iradelerini açıklayıp, tüzel kişi organlarının hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacakları düzenlenmiştir.Vakıf, 4721 sayılı Kanun'un 101. maddesi gereği gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu; 102. maddesine göre ise vakfın, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanacağı, 102.maddenin son fıkrası gereği ise vakfın tescili için başvurulan mahkemenin, mal ve hakların korunması için gerekli önlemleri re'sen alacağı, 105.madde gereği ise özgülenen malların mülkiyeti ile hakların, tüzel kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçeceği düzenlenmiştir.4721 sayılı Kanun'un "noksanlıklar" başlıklı 107. maddesi; "vakıf senedinde vakfın amacı ile bu amaca özgülenen mal ve haklar yeterince belirlenmiş ise, diğer noksanlıklar vakfın tüzel kişilik kazanması için yapılan başvurunun reddini gerektirmez.Bu tür noksanlıklar, tescil kararı verilmeden önce mahkemece tamamlattırılabileceği gibi; kuruluştan sonra da denetim makamının başvurusu üzerine, olanak varsa vakfedenin görüşü alınarak vakfın yerleşim yeri mahkemesince tamamlattırılır." düzenlemesini içermektedir.Somut olay, mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde; kurulmak istenilen vakıf adının daha önce kurulmuş vakıf adı ile benzerlik göstermesi nedeni ile dava reddedilmiş ise de; davacı tarafa tescili istenilen vakıf senedinde vakıf adına dair değişiklik yapması için süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 nci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.