Ticari satımdan kaynaklanan alacak ve cari hesap mutabakatına dayalı itirazın iptali davasında yetki ve teslimat itirazlarının incelenmesi.
Özet: Davacı şirket, davalıya gerçekleştirilen ticari satışlar sonucu oluşan ve cari hesap mutabakatı ile faturalara itiraz edilmeyerek kabul edildiğini ileri sürdüğü alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli itirazda bulunduğunu, yetki itirazının yersiz olduğunu ve arabuluculukta anlaşma sağlanamadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamını talep ederken; davalı ise alacağa dayanak gösterilen malların kendisine teslim edilmediğini ve sunulan sevk irsaliyelerindeki imzaların sahte olduğunu iddia ederek davanın reddine karar verilmesini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı Vekilinin Dava Dilekçesinde Özetle;Davalı aleyhine --------Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Ancak davalının, haksız ve kötü niyetli olarak müvekkil şirket tarafından başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, Borçlu tarafından yapılan itiraz, takibi sürüncemede bırakmak kastı ile yapılmış olup dava şartı olan arabuluculuk görüşmesinde davalı taraf ile anlaşma sağlanamadığını, Bu kapsamda, ----- tarihli Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı dava dilekçesi ekinde ibraz edildiğini, davalının söz konusu icra takibine ilişkin itirazının iptali gerektiğini, Davalı borçlu tarafından ------ Esas sayılı dosyasına borca ve yetkiye itiraz edildiğini, Davalı adresinin ---- olması sebebiyle icra takibinin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını, yetkili icra müdürlüğünün --------- İcra Müdürlüğü olduğunu öne sürdüğünü, Öncelikle davalı borçlu yetki itirazında HMK'daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanacağından haksız olduğunu, HMK'nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılındığını, Takibin konusu para borcu olduğundan para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacağını, müvekkil şirketin yerleşim yeri ----olduğundan --------- İcra Daireleri icra takibinde yetkili olduğunu, Müvekkil şirket ile davalı borçlu arasında mevcut ticari ilişki kapsamında müvekkil şirket tarafından davalı borçluya ticari satım gerçekleştirildiğni, Dilekçemiz ekinde sunduğumuz sevk irsaliyelerinde de görüleceği üzere söz konusu ticari satım karşılığında mallar davalıya teslim edilmiş ve müvekkil ticari ilişki kapsamında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, Ticari satımlar neticesinde düzenlenen cari hesap ekstresinde davalının müvekkil şirkete ---- borcu olduğu tespit edildiğini, ------ tarihinde taraflarca cari hesap ekstresine dayalı hesap mutabakatı imzalanmış ve davalı şirket müvekkil şirkete 986.221,54 TL borcu olduğu hususunda mutabık olduklarını kabul ettiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 94, maddesi uyarınca saptanan artan tutarı gösteren cetveli alan tarafın, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılacağını, Somut olayda da ----- tarihli hesap mutabakatı hiçbir ihtirazi kayıt olmaksızın davalı tarafından kabul edildiğini, Davalı taraf hesap mutabakatını dolayısıyla borcunu kabul ettiği halde -------- Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe itiraz ettiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 94. maddesinde hesap mutabakatına bir ay içinde itiraz edilmediği takdirde bakiyenin kabul edilmiş sayılacağına ilişkin karine öngörüldüğünü, ------ kararlarında da görüleceği üzere işbu karine kapsamında takibe konu borcu ödediğini ispatlaması gereken borçlu davalı olduğunu, Müvekkil tarafından gönderilen faturalar davalıya tebliğ, edildiğini, Davalı, teslim almış olduğu faturaya herhangi bir itirazda bulunduğunu, 6102 Sayılı TTK'nın 21/2. maddesi “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmünü içerdiğini, Bu kapsamda teslim aldığı faturaya itiraz etmemiş olan davalı fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile davalının müvekkil şirkete ödemekle yükümlü olduğu 986.221,54 TL alacak miktarı ortaya çıkacağını, Takip konusu yaptığımız ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olduğu, Borçlu davalı taraf alacağın gerçek miktarını belirlemek için gerekli olan bütün unsurlarını bildiklerini, -----Esas sayılı dosyasına yaptığı itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla, Borçlu davalı tarafın ------- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, kötü niyetli itirazı ile takibi durduran davalı tarafın, itiraz tarihinde geçerli olan mevzuat gereği alacağın 1020'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Vekilinin Cevap Dilekçesinde Özetle; Davacı tarafından takibe dayanak yapılan cari hesap alacağına ilişkin mal teslimleri müvekkil şirkete hiçbir zaman gerçekleştirilmemiş olup, davacının sunmuş olduğu sevk irsaliyelerinde yer alan imzaların müvekkil şirkete ait olmadığı dikkate alındığında açılan davanın reddi gerektiğini, Müvekkilinin -------- yılından beri her çeşit sanayi kuruluşu ve fabrika için yüzlerce monolitik refrakter üretmiş olup, dünyanın en ileri teknolojilerinden yararlanarak kusursuz müşteri memnuniyeti yaratmak için ortaya koyduğu etik iş ilişkileri ve kaliteli ürünleri ile faaliyet göstererek bugün ------ en önde gelen firmalarından birisi olduğunu, Davalı taraf taraflar arasında ticari alım-satımdan bahisle bir takım faturalar tanzim ederek, cari hesap alacağına istinaden müvekkil şirkete karşı------------sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış ise de, müvekkil şirketin davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, davacı tarafça tanzim edilen faturalara konu malların teslimi müvekkil şirkete hiçbir zaman gerçekleştirilmemiş olup, her ne kadar davacı taraf dilekçe ekinde sevk irsaliyelerinin bulunduğunu beyan etmekte ise de, takibin davanağı olan faturalara ilişkin müvekkil şirket tarafından imzalanmış sevk irsaliyesi olmadığını, Bununla birlikte davacı taraf, faturaların ticari defterlere işlenerek taraflarca cari hesapta mutabık kalındığını beyan etmiş ise de; sunulan mutabakat evrakı asıl olmayıp davacı tarafça asıl evrak sunulduğunda ayrıca beyanda bulunulacağını, Söz konusu faturalar, fatura konusu malların müvekkil şirkete verilen taahhüt gereği teslim edileceği inancı ile ticari defterlere işlendiğini, Ancak davacı taraf müvekkil şirkete vermiş olduğu taahhüte uymayarak hiçbir mal ve hizmet sunmamış, üstelik haksız ve kötü niyetli bir şekilde olmayan alacağına istinaden icra takibi başlatığını, Bunun üzerine müvekkil şirket tarafından uyuşmazlık konusu faturalara karşılık malların teslim edilmemesi sebebi ile iade fatura düzenlenmiş olup, tarafımızca davalı tarafa gönderilen -----tarihli ihtarnamesi ile; Suretleri ihtarname ekinde yer alan faturaların kayıtlarına işlenmesi, Müvekkil şirket hakkında başlatılan---------- Numaralı icra takibinden feragat edilmesinin ihtar edildiğini, Ancak davacı taraf işbu ihtarname gereğini yerine getirmediği gibi müvekkil şirkete kaşı huzurda görülen yasal dayanaktan yoksun işbu davayı açtığını, Davacı tarafça vekil eden şirkete mal/hizmet temin edilmemiş olmasına karşın yasal takibe başlanmış olması kötü niyetin açık bir göstergesi olup, başlatılan haksız icra takibi nedeniyle uğranılan zararın tahsili amacı ile alacağın yüzde 20'sinden az olmamak kaydıyla belirlenecek kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Fatura içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması yalnızca faturada belirtilen verilerin doğru olduğuna karine teşkil etmekte olup, bu hususun aksi her zaman ispat edilebileceğini, Davacı tarafça dava konusu işin yapıldığı ve malların teslim edildiğinin ispatlanması gerektiğini, dosyada dava konusu malların teslim edildiğine yahut hizmetin sunulduğuna ilişkin hiçbir delil bulunmadığından yasal dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinde faturanın tanımı yapılmış olup, madde 21/2'de “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır” düzenlemesi yer aldığını, Buna göre fatura içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karine teşkil etmekte olup, bu husus faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımadığını, Teslim hukuki bir işlemdir ve hangi şekilde ispatının mümkün olduğu Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlendiğini, Somut olayda fatura tuları da göz önüne alındığı takdirde teslimin davacı tarafça yazılı şekilde ispat edilmesi gerektiğinin anlaşılacağını, müvekkil şirketin malları teslim aldığına dair isim ve imza bulunduran bir sevk irsaliyesi ise dosyada bulunmadığını, Sonuç olarak; faturalara yasal süre içerisinde itiraz edilmemesi yalnızca faturada belirtilen verilerin doğru olduğuna karine teşkil etmekte olup, davacı tarafça dava konusu işin yapıldığı ve malların teslim edildiğinin ispatlanması gerektiğini, Davacı tarafça faturalara konu malların teslimi hiçbir zaman gerçekleştirilmediği, dosyada dava konusu malların müvekkil şirket tarafından teslim alındığına dair de müvekkil şirket tarafından imzalanmış sevk irsaliyesi bulunmamakta olduğu gözetildiğinde açılan yasal dayanaktan yoksun davanın reddi gerekmekte olup kötü niyetle müvekkil şirkete karşı icra takibi başlatılmış olduğundan %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen işbu davanın reddine, Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla müvekkil aleyhine başlatılan haksız icra takibi nedeniyle uğranılan zararın tahsili amacı ile alacağın yüzde 20'sinden az olmamak kaydıyla belirlenecek kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı Vekilinin Cevaba Cevap Dilekçesinde Özetle; Davalının beyanlarının gerçek dışı olduğunu, sunulan fatura ve irsaliyelerde görüleceği üzere taraflar arasındaki ticari ilişki 2018 yılından beri süregeldiğini, Davalı tarafından sevk irsaliyelerinde yer alan imzaların şirkete ait olmadığının ileri sürülmesi tamamen kötü niyetli olduğunu, İrsaliyelerde görüleceği üzere davalı şirketin kaşesi ile birlikte imza yer aldığını, Keza e-irsaliyeye geçiş zorunluluğunun düzenlenmesine müteakip olarak mal teslimine ilişkin irsaliyeler e-irsaliye olarak karşı tarafa iletildiğini, Söz konusu e-irsaliyeler mevzuatta belirlenen zorunlu unsurların tümünü ihtiva ettiğini, Tıpkı e-faturada olduğu gibi e-irsaliyede de kabul ve red seçenekleri mevcut olup davalı tarafından bütün e-irsaliyeler sistem üzerinden kabul edildiğini, Dolayısıyla davalının malların teslim edilmediğine yönelik beyanları gerçeği yansıtmadığını, Müvekkil tarafından gönderilen faturalar davalıya sistem üzerinden gönderildiğini, Davalı, teslim almış olduğu mallara ilişkin yine teslim aldığı faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığını, 6102 Sayılı TTK’nın 21/2. maddesi kapsamında teslim aldığı faturaya itiraz etmemiş olan davalı fatura içeriğini kabul ettiğini, Davalı cevap dilekçesindeki iddiasının kabulü mümkün olmadığını, Zira davalı sırf ödemeyi geciktirmek için haksız ve mesnetsiz bu iddiayı ileri sürdüğünü, Davaya konu edilen faturalar davalının da ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, Davalının, taahhüt gereği teslim edileceği inancı ile faturaların ticari defterlere işlendiği yönündeki beyanı hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Kaldı ki davalının cevap dilekçesinde belirttiği gibi uzun süredir faaliyet gösteren sektöründe önde gelen bir şirketin mal teslimi olmadan ticari defterlerine faturaları işlemesi kati suretle beklenemeyeceğini, Türk Ticaret Kanunu'nun tacir olmanın hükümlerini düzenleyen 18. maddesinde birinci fıkrada ticari defter tutma, ikinci fıkrada ise basiretli bir iş insanı gibi hareket etme yükümlülüğü düzenlendiğini, Kanun ve madde düzeni düşünüldüğünde bu iki kuralın birbirinden ayrılması mümkün olmadığını, Bu sebeple ticari deftere faturalar işlendiği halde daha sonra malların teslim edileceği inancı ile söz konusu işlemlerin gerçekleştirildiğinin öne sürülmesi mantıklı olmadığını, Yukarıdaki açıklamalarla davalının faturaları ticari defterlerine işlediği yönündeki ikrarı da birlikte değerlendirildiğinde davaya konu hukuki uyuşmazlıkta ispat yükü davalı üzerinde olduğunu, Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere faturalara süresinde itiraz edilmeyip faturaların ticari defterlere işlenmesi halinde ispat yükü davalı üzerinde olduğunu, Davalı iade faturası düzenlendiğini ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek söz konusu iade faturalarının ticari defterlere işlenmesini ihtar ettiğini belirttiğini, Halbuki bahsi geçen faturalar müvekkil şirket tarafından ----- tarihinde düzenlenmiş olup mal teslimi ve faturanın düzenlenme tarihi üzerinden yaklaşık bir yıl geçtikten sonra ve davalıdan fatura bedelinin ödenmesinin talep edilmesi üzerine ----- tarihinde iade faturası düzenlendiğini, İade faturalarına müvekkil şirket tarafından ------yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, Davalı tarafından söz konusu sürece ilişkin hiçbir bilgi verilmeyip tamamen Mahkemeyi yanıltmaya yönelik olarak yalnızca --------- numaralı ihtarnamesinden bahsedildiğini, Davalının haksız ihtarnamesine karşı ------- yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalının ihtarı kabul edilmemiş ve yasal yollara devam edileceği ihtar edildiğini, Davalı tüm bu süreç boyunca kötü niyetli davrandığını, Müvekkil şirket tarafından mallar teslim edilmiş, teslim edilen mallara ilişkin faturalar düzenlenerek davalı şirkete gönderilmiş, davalı şirket de bu faturaları kabul ederek defterlerine işlediğini, Ticari defterlerine işlemesinin yanı sıra bu hususta ayrıca hesap mutabakatı dahi yapıldığını, Dava dilekçemizin ekinde sunulan hesap mutabakatında da görüleceği üzere ------tarihinde taraflarca cari hesap ekstresine dayalı hesap mutabakatı imzalanmış ve davalı şirket müvekkil şirkete ---- borcu olduğu hususunda mutabık olduklarını kabul ettiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca saptanan artan tutarı gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayıldığını, Somut olayda da ---------- tarihli hesap mutabakatı hiçbir ihtirazi kayıt olmaksızın davalı tarafından kabul edildiğini, Keza tarafların anlaşmasına ilişkin mail yazışmaları da mevcut olduğunu, yine davalı taraf bizzat kendisi hesap ekstresini müvekkile göndererek borçlu olduğunu ikrar ettiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 94. maddesinde hesap mutabakatına bir ay içinde itiraz edilmediği takdirde bakiyenin kabul edilmiş sayılacağına ilişkin karine öngörüldüğünü, Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere işbu karine kapsamında takibe konu borcu ödediğini ispatlaması gereken borçlu davalı olduğunu, Müvekkilin davalı borçludan alacağı takibin başlatıldığı tarih itibariyle ----dir. Davalı borcunu ödememekte ısrar ettiğini, Bu nedenle davalı hakkında ------ Esas sayılı dosyası ile takip başlatılmış ancak davalının kötü niyetli itirazı ile takip durduğunu, Bu sebeple davalının haksız olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına; davalı tarafın kötü niyetli olması ve alacağın da likit olması sebebiyle davalı aleyhine alacağın %20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini , Yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Vekilinin İkinci Cevap Dilekçesinde Özetle;Davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde sevk irsaliyelerinde yer alan imzalara yönelik yapmış olduğu itirazın kötü niyetli olduğun beyan etmiş ise de itirazlarımızı tekrarla söz konusu imzalar müvekkil şirkete ait olmayıp, Sayın Mahkemenizce yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde bu husus anlaşılacağını, itirazları tekrarla söz konusu imzalar müvekkil şirkete ait olmayıp, Sayın Mahkemenizce yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde bu husus anlaşılacağını, Bununla birlikte davacı taraf e-irsaliye'ye geçildikten sonra müvekkil şirkete e-irsaliyeler gönderildiğini beyan etmiş ise de, dava konusu faturalara ilişkin müvekkil şirkete e-irsaliyeler de gönderilmediğini, Bu hususta da Sayın Mahkemenizce bilirkişi incelemesi yaptırılması mümkün olup, netice olarak dava konusu faturalar ile ilgili müvekkil şirkete e-irsaliye gönderilmediği anlaşılacağını, Davacı taraf taraflar arasında imzalandığını ileri sürdüğü hesap mutabakatı aslını dosyaya sunmamış olup, cevap dilekçemizde ileri sürmüş olduğumuz itirazlarını tekrar ettiklerini, sayın Mahkemenizce davacı tarafa hesap mutabakatı aslını dosyaya sunması için için kesin süre verilmesini talep ettiklerini, Davacı tarafın, faturaların ticari defterlere işlenerek taraflarca cari hesapta mutabık kalındığını beyan etmiş ise de; cevap dilekçemizde belirttiğimiz üzere dosyaya sunulan mutabakat evrakı asıl olmayıp cevaba cevap dilekçesi ekinde de asıl evrak dosyaya sunulmadığını, Söz konusu evrakta yer alan imzanın müvekkil şirkete ait olup olmadığı hususunda evrak aslı dosyaya sunulduğunda beyanda bulunulacak olup, Sayın Mahkemenizce davacı tarafa delil listesi ------ belirtmiş olduğu hesap mutabakatı aslını sunmak üzere kesin süre verilmesini talep ettiklerini, Bununla birlikte davacı taraf ---olarak cevaba cevap dilekçesi ekinde bir takım mail yazışmaları sunmuş ise de, bu görüntülerin bilirkişilerce incelenebilmesi için ekran görüntüsü olarak değil,------ formatında mahkemeye sunulması gerektiğini, Davacının ekran görüntüsü şeklinde sunmuş olduğu mail yazışmalarını içerir dijital veriler delil niteliğine haiz olmayıp, kaldı ki ekran görüntülerine yer verilen yazışmalarda müvekkil şirket yetkilisi ve temsilcisi ile usulüne uygun bir şekilde mutabakat yapılmadığı da sabit olduğunu, Önceki beyanlarımızda beyan ettiğimiz üzere davacı tarafça hiçbir şekilde müvekkil şirkete mal ve hizmet teslimi yapılmamış olup, söz konusu faturalar, yalnızca fatura konusu malların müvekkil şirkete verilen taahhüt gereği teslim edileceği inancı ile ticari defterlere işlendiğini, Ancak davacı taraf müvekkil şirkete vermiş olduğu taahhüte uymayarak hiçbir mal ve hizmet sunmamış, haksız ve kötü niyetli bir şekilde olmayan alacağına istinaden icra takibi başlattığını, Sonuç olarak; davaya konu faturalara ilişkin malların davalıya teslimi konusunda ispat yükünün davacı satıcıda olduğunu, Dosya içerisindeki söz konusu fatura ile ilişkilendirilen sevk irsaliyesinde yer alan imzalar müvekkil şirkete ait olmamakla birlikte, gönderildiği iddia edilen e-irsaliyeler de müvekkil şirkete gönderilmediğini, Bu nedenle davacının bu faturalara konu emtiayı teslim ettiğini usulüne uygun şekilde ispatlayamadığı sabit olup, açılan yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile, kötü niyetle müvekkil şirkete karşı icra takibi başlatılmış olduğundan %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen işbu davanın reddine, müvekkil aleyhine başlatılan haksız icra takibi nedeniyle uğranılan zararın tahsili amacı ile alacağın yüzde 20’sinden az olmamak kaydıyla belirlenecek kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın,Davacı tarafından davalı aleyhinde ---- Sayılı dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, davacının takip tarihi itibarı ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarına ilişkindir. ----- Sayılı ilamında ".... İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Taraflar arasında taşıma ilişkisi mevcut olup, bu durumda anılan kanun hükmü uyarınca davacı alacaklının kendi yerleşim yerinde icra takibi ikame edebileceği gözetilerek, inceleme yapılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır..." belirtmiştir. Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Taraflar arasında geçmişten süregelen ticari ilişki bulunduğu sabittir. Bu durumda anılan kanun hükmü uyarınca davacı alacaklının kendi yerleşim yerinde icra takibi ikame edebileceği gözetilerek bu husustaki davalı itirazın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış alanında uzman bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda ".... mahkeme ara kararınca yapılan inceleme sonunda; Davacı şirketin iflasına karar verilmiş olması nedeniyle ticari defterlerinin incelenememiş olmasına rağmen, davalı şirketin yeminli mali müşaviri Bakış ---- tarihli karşıt inceleme tutanağında; davacı şirketin ---yasal defterlerinin onay durumuna ait bilgilerin verildiği, buna göre taraflar arasında uyumsuzluğun kaynaklandığı ----- yılına ait davacı şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığının, usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşıldığı, Davalı şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usul ve yasaya uygun olduğu, kendi leh ve aleyhine delil olma niteliğine haiz olduğu, 3- Davacı tarafından tanzim edilen e-Faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından ticari defterlerine kaydedildiği, süresinde ret veya iade edilmediği, davacı tarafından tanzim edilen faturaların tebliğ tarihinden ----- gün sonra, icra takibinden ise 1 gün sonra davalı tarafından iade faturaların tanzim edildiği nazara alındığında davalının söz konusu faturaları davalının söz konusu ve fatura içeriğini kabul ettiği kanaatine varıldığı, Davacının takip tarihi itibariyle asıl alacağının; davalı şirket tarafından, davacı şirketin ----kapsamında denetimini yapan ---- tarihli mutabakat azısında belirtilen ---- olduğu, davacının takibinde işlemiş faiz talebi bulunmadığı, asıl alacağına takip tarihinden itibaren talebinin cinsine bağlı olarak faiz yürütülmesini isteyebileceği, Tüm delillerin takdiri, hukuki değerlendirmenin tamamı yapılan inceleme sonucunda mahkemeye sunulmuştur.... " şeklinde raporunu ibraz etmiştir. Uyuşmazlık ticari satım sözleşmesi kapsamında başlatılan cari hesap alacağına vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ---- tarihli cari hesap mutabakatı sunmuş söz konusu belgede davacının davalıdan --- alacaklı olduğu görülmüştür. Bahsi geçen cari hesap mutabakatı ıslak imzalı olmadığından ve davacı yanca bu mutabakatın elektronik ortamda yapıldığı beyan edildiğinden tarafların bu hususta tanıkları dinlenmiştir. Tanık beyanları dosyada mübrez olduğundan tekrarlanmayacaktır. Davacı ticari satım sözleşmesi kapsamında cari hesap alacağı için başlattığı takibe vaki itirazın iptalini talep etmiş davalı ise malların teslim edilmediğini belirterek takibe itiraz etmiştir. -----Oysa faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olması (özellikle satın alanın ticari defterlerine kaydedilmiş olması) faturalar kapsamındaki malların teslim edildiğine karine teşkil eder. Bunun aksini malın teslim edilmediğini iddia eden davacının yazılı delillerle kanıtlaması gerekir..." belirtmiştir. ------ Sayılı ilamında "...Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir..." belirtmiştir. -----Sayılı ilamında "... Bir satım faturası alıcı ticari defterlerine kaydedilmesi halinde sonradan bu kayıt silinse dahi malın teslim alındığına karine olduğu gibi satım faturası --- bildirilirse sonradan düzeltme yapılsa da malın teslim alındığına karinedir." belirtmiştir. Tarafların ---- bildirimleri incelendiğinde tarafların ---- bildirimlerinde uyuşmazlık bulunmadığı görülmüştür. Davalının takibe dayanak faturalar nedeni ile 8 ay 21 gün sonra icra takibinden ise 1 gün sonra iade faturası düzenlediği görülmüştür. ------ sayılı ilamında ".... Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen futuradaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz yüresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan içide edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini ka nıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. ” belirtmiştir.----- Davalı yanca davacı yanca dava ve takip konusu edilen faturalara yasal süresi içinde itiraz edilmemiş bu faturalar için vergi dairesine----- bildiriminde bulunulmuştur. Söz konusu faturalar davalı yanca ticari defterlere işlenmiş, ------ bildiriminde bulunulmuştur. Yukarıda alıntılanan emsal yüksek mahkeme kararında da belirtildiği üzere faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Davalı şirket tarafından davacı şirketin tam tasdik sözleşmesi kapsamında denetimini yapan ---- denetim ve mali müşavirlik firmasına gönderilen ---- tarihli yazıda davacının davalıdan ---- alacaklı olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki cari hesap uyumsuzluğu davalı tarafından yukarıda bahsedildiği üzere icra takibi başladıktan sonra iade edilen faturalardan kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından tanzim edilen faturalarında davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından ticari defterlere kaydedildiği, süresinde red veya iade edilmediği, faturalarında tebliğ tarihinden 8 ay 21 gün sonra icra takibinden 1 gün sonra davalı yanca iade edildiği açıkça görülmektedir.Fatura ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.Keza satım faturası ---formu ile ------- bildirilirse sonradan düzeltme yapılsa da malın teslim alındığına karinedir.Davalı yanca faturalara süresi içerisinde itiraz edilmediğinden veya iade edilmediğinden ve aynı zamanda söz konusu faturalar ticari defterlere işlendikten ve ---- bildirildikten sonra düzenlenen iade faturalarının bir hükmü yoktur. Davalı ispat külfeti altındadır. Zira ticari defterler kesin delillerdendir. Artık ortada faturanın değil ticari defterlerin ispat kuvveti söz konusudur. Bilindiği üzere ticari defterler kesin delillerden olup aksinin ancak eş değer yazılı delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Artık ispat külfeti davalı üzerinde olup bunun aksinin ancak yazılı delille ispat edilmesi gerekir. Davalının takip konusu olan ve itiraz veya iade edilmeyen ve ticari defterlere işlenen , ---- bildiriminde bulunulan faturalar yönünden itirazları bu nedenle yerinde değildir. ---- kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. --------Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Tüm bu anlatılan nedenler, denetime el verişli bulunan bilirkişi raporu, yukarıda atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararları bir bütün olarak değerlendirilmiş davacının davasında haklı olduğu sonucuna varılmış, davanın kabulüne ve likit asıl alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
A-Davalının-------- Sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin aynen devamına,
B- Likit asıl alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile davalının asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, 197.244,30 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
C- Asıl alacağa takip tarihinden alacak tamamen tahsil edilinceye kadar avans faizi işletilmesine ( davacının icra takibindeki talebi ile bağlı kalınarak %15,75 oranını geçmeyecek şekilde )
2-Alınması gerekli 67.368,79 TL nispi harçtan davacı yanca yatırılan 11.911,09-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 55.457,70TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 11.911,09 TL peşin harç olmak üzere toplam 11.911,79 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ,432,00- TL tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 3.432,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre 153.933,23 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
8-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL Arabulucuk ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle,---------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!