Mazbut vakfın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davasında, soy kütüğü, mütevellilik kayıtları ve bilirkişi raporlarının delil yeterliliğinin incelendiği temyiz kararı.
Özet: Davacılar tarafından mazbut bir vakfın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti amacıyla açılan dava, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporları ve diğer belgeler ışığında davacıların vakıf kurucusunun soyundan geldiği ve galleye müstahak olduğu kabul edilerek hükme bağlanmış; bu karar, davalının istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince usul ve yasaya uygun bulunarak esastan reddedilmiş; davalı vekilinin, bilirkişi raporlarının yetersizliği ve vakıf evlatlığı için ileri sürülen delillerin tek başına yeterli olmadığı iddialarıyla bölge adliye mahkemesi kararının bozulması talebiyle temyiz yoluna başvurulmuştur.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde; davacılar ... ve arkadaşlarının Mazbut ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; bilirkişi tarafından ibraz olunan 06.01.2023 tarihli raporda; dosyadaki geçmiş mahkeme kararları, vakıf evlatlık listeleri ve diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacıların vakıf kurucusu ...'nın soyundan geldikleri ve ... (..., ... lakaplı) vakfının galle fazlasına müstahak vakıf evladından olduklarının tespit edildiği, tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bilirkişi raporları, istinaf ilamı, emsal yargı kararları dikkate alınarak davacıların davasının kabulüne ve "Davacıların "..." soyundan geldiği ve ... Vakfının "..., ... lakaplı" evladından olup, galleye müstahak olduklarının tespitine, " karar verilmiştir.
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; " dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya elverişli olduğu, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
Davalı ... vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğu ve soyut değerlendirmeler içerdiğini, dava konusu Vakfa ait şahsiyet kayıt örneğinin tetkikinden de görüleceği üzere; gerek ... ve gerekse de ...nin dava konusu Vakıfta mütevellilik yaptıklarına dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, dava konusu .... Vakfının mütevellilerinin ... Bey, ..., ... Bey ve .... Bey olduğunu, davacıların belirtilen üst soylarının ise bu vakfın mütevellileri arasında ismi geçmediğini, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca üst soylar veya akrabalar hakkında verilen kararlar, vakıf evlatlığı iddiasında bulunanlar açısından tek başına yeterli delil sayılamayacağını, yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, arz edilen ve de takdir edilecek sair nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanma amacına yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti ile geçmiş dönemler ödenmediği iddia edilen galle alacağı istemine ilişkindir.
1. 5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesinde mülhak vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek ... ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı ... Kanunu gereğince ... Genel Müdürlüğünce yönetilen ... olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı ... Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut ... arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut ... arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
... Kanunu ve ... Yönetmeliği'ne göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstahak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.
Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, Vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.
Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da Vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada Vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. Bir Vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş Mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile İdarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir Mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartların incelenmesinden önce davacılar ile vakfeden ... arasında kan bağına dayalı olarak soybağı kurulmasının üzerinde durulması gerektiği, davacılardan ... ile altsoyunda bulunan kişiler ile dava konusu vakıfta son mütevelli olarak görev yapan ...'tan bir önceki mütevelli ...'ın da kardeşi olan ...'in (1850-1925) kızı ... üzerinden bağ kurulduğu; ancak davacılar ..., ..., ... ve ... ile vakfeden ... arasında kan bağına dayalı olarak soybağı vakfın şahsiye kayıt örneğine göre vakıfta mütevellilik yapan ... Bey, ... Bey, ... Bey ve ... Bey ile nasıl bir bağlantılarının bulunduğu veya adı geçen davacıların üstsoylarından dava konusu vakfın galle fazlasına müstahak olduklarına dair kesinleşmiş mahkeme ilamı olup olmadığı nüfus kayıtları ile vakıf kayıtları karşılaştırılarak şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, vakfeden ...'nın davacıların üst soyunda yer alıp almadıkları da değerlendirilerek daha önce dosyaya rapor sunan bilirkişiler dışında eski ... konusunda uzman bilirkişiden rapor da alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu konuda bir değerlendirme içermeyen, yetersiz ve soyut değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir.
2. Davacılarından ...., ... ve ... ile vakfeden arasındaki soybağı dosyaya fotokopisi sunulan ve nüfus kayıtlarına göre ...'nın annesi ... hakkında İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamı ile dava konusu vakfın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna dair karar verildiği ve bu şekilde vakfeden ile soybağının kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak dayanılan ilamın onaylı sureti ile varsa dayanak bilirkişi raporu getirtilmeden, bu ilamlar doğrultusunda davacılara galle fazlası ödemesi yapılıp yapılmadığı, ayrıca ...'ün çocukları olarak kabul edilen diğer davacılar ... ve ... arasında nüfus kayıtlarına göre anne-oğul bağı bulunmamasına rağmen bu husus üzerinde durulmadan ve başkaca da delil toplanmadan ... ve ... 'in ...'ün çocukları olarak kabul edilip bu kişiler hakkında yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi de doğru olmamıştır.
3. Kabule göre de;
Her dava, açıldığı tarihteki maddi vakıalara göre değerlendirilir. Ancak yargılama sırasında davanın konusuz kalması halinde İlk Derece Mahkemesince, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekir.
Galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine ilişkin davalar, şahsa bağlı davalardan olup, davanın bu niteliği gereği dava konusu talebin mirasçılara intikal etmeyeceğinden, mirasçıların vakfın galle fazlasından yararlanmaya yönelik bir talepleri var ise kendi adlarına galle fazlasına müstahak vakıf evladı istemli dava açmaları gerekir.
Somut olayda, davacılardan ...'nin İlk Derece Mahkemesi kararından önce 19.04.2020 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığına göre, iş bu davacı yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!