Kadastro tespitine itiraz davasında Hazinenin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı özel mülkiyet iddialarını reddeden, tarım arazisi niteliğindeki taşınmazların zilyetlik sahiplerine tescilini onayan Yargıtay kararı.
Özet: Bu kadastro tespitine itiraz davasında, Hazine tarafından özel şahıslar adına zilyetlikle tespit edilen taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu iddiasıyla tescili talep edilmiş; ancak ilk derece mahkemesi, önceki bozma kararı sonrası yaptığı yargılamada, bilirkişi raporları ve yerel tanık beyanlarına dayanarak, çekişmeli parsellerin kadimden beri tarım arazisi niteliğinde olduğunu, mera özelliği taşımadığını ve uzun yıllardır davalıların zilyetliğinde bulunduğunu tespit ederek davanın reddine karar vermiş, bu red kararı Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde hukuka uygun bulunarak onanmıştır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.KARAR
: Davanın reddineTaraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RKadastro sırasında, 3 74... parsel sayılı sırasıyla 5.2 50... .025 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğ nedeniyle 374 sayılı parsel ... mirasçıları adına, 375 sayılı parsel ise ... adına tespit edilmiştir.İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Hazine vekili; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği iddiasına dayanarak, taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "dava konuau taşınmazların sınırında mera olduğu açıklanarak yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılması" gereğine değinilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dinlenen yerel bilirkişilerin dava konusu taşınmazların kendilerini bildiklerinden bu yana dava tarihinden önceki yıllardan beri tarım arazisi olarak kullanıldığına yönelik beyanları, ziraat mühendisi bilirkişilerinin ve fen bilirkişilerinin düzenlemiş oldukları raporlar ve eki olan krokiler birlikte değerlendirildiğinde çekişmeli taşınmazların eğimi, toprak yapısı, taban suyunun yüksek olması çevresinde bulunan parsellere göre konumu gibi mera parsellerinden ayırıcı özellikleri bu iki parselin tarım arazisi niteliğinde olduğunun ve taşınmazların kadimden beri mera özellikleri taşımadıkları, evvelden beri ve uzun yıllarca davalıların zilyetliğinde bulunduğu ve tarım arazisi niteliğinde olduğunun dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları ile sabit olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 374 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ... ve müşterekleri adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında, 375 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ... ve müşterekleri adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanun'a uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.S O N U Ç
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.