Haksız fiilden kaynaklanan trafik kazası sonucu araç değer kaybı ve mahrum kalınan gün bedeli tazminatı davası, yetersiz sigorta ödemesi sonrası ek talep ve ticari avans faizi.
Özet: Bu hukuki belge, 01.10.2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucunda davacıya ait araçta oluşan değer kaybı ve mahrum kalınan gün bedelinin tahsili talebiyle açılan bir tazminat davasının özeti ve hukuki dayanaklarını içermektedir. Davacı, %100 kusurlu olduğu kaza tespit tutanağıyla sabit olan diğer aracın sürücüsü ve malikinden, sigorta şirketince yapılan kısmi ödemenin yetersiz kalması üzerine, bilirkişi incelemesiyle belirlenecek gerçek zararın ve aracını kullanamadığı günler için oluşan kaybın, ticari avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesini talep etmektedir. Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100 TLlik sembolik bir bedel istenmektedir.

T.C

. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.10.2024 tarihinde davalı...'nın sevk ve idaresindeki.....plakalı aracın, müvekkiline ait...plakalı araca çarptığını,kaza tespit tutanağında da sabit olduğu üzere davalı...'nın %100 kusurlu bulunduğunu, bu durumun Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi kayıtlarında da sabit olduğunu, davalı...'nın kullandığı.....plakalı aracın malikinin diğer davalı... A.Ş. olduğunu, bu nedenle müvekkilinin ortaya çıkan mahrum kalınan gün bedelinden kusurlu davalı sürücü... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin aracında meydana gelen hasara ilişkin tanzim edilen hasar ekspertiz faturasında yer aldığı şekli ile müvekkilinin toplamda 24.000,00-TL'lik hasar meydana geldiğini, meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı bedelini tahsil etmek maksadıyla davalı ... A.Ş.'ye başvuruda bulunulduğunu, sigorta şirketince her ne kadar 26.12.2024 tarihinde 35.000,00-TL değer kaybı ödemesi yapılmışsa da bu ödemenin yetersiz olduğunu, müvekkilinin aracındaki reel değer kaybının ancak bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağını, tüm davalıların (sigorta şirketi poliçe limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla) müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, Yargıtay ilamları gereğince davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olması nedeni ile kusura ilişkin bilirkişi raporu aldırılmasını gerek bulunmadığını, bu nedenle yargılama süresinin uzamaması maksadıyla dosyanın aktüerya hesaplama yapılmak üzere doğrudan bilirkişiye tevdiini talep ettiklerini, müvekkilinin aracında meydana gelen kaza nedeni ile aracını kullanamadığını, tamir nedeni ile de uzun süre araçsız kaldığanı, bu nedenle davalılardan... A.Ş. ve...'nın müvekkilinin aracından mahrum kaldığı günlere ait mahrum kalınan gün bedelinden de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, Yargıtayın ilgili ilamları gereğince talep edilen tazminatlara ticari avans fazisinin de işletilmesi gerektiğini beyan etmekle, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak üzere şimdilik araç değer kaybı bedeli olarak 50,00-TL (Sigorta şirketi poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere, tüm davalılar müştereken ve müteselsilen sorumludur), mahrum kalınan gün bedeli olarak 50,00-TL (Davalılardan sadece... A.Ş. ve... müştereken ve müteselsilen sorumludur.) olmak üzere toplam 100,00-TL'nin kaza tarihi olan 01.10.2024 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
1-Davacı tarafın iddia ve beyanları,
2-█████/2024 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı,
3-Sair deliller.
DAVA KONUSU
:
Açılan dava, █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'e ait...plakalı araçta meydana gelen değer kaybı ve ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek değer kaybı bedeli ve ikame araç bedelinin haksız fiil itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte.....plakalı aracın maliki... Anonim Şirketi ile araç sürücüsü...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Mahkememizin... Esas sayılı dosyası üzerinde resen yapılan inceleme neticesinde; davanın █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'e ait...plakalı araçta meydana gelen değer kaybı ve ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek değer kaybı bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte.....plakalı aracın maliki... Anonim Şirketi, araç sürücüsü... ile aracın Kasko Sigortası poliçesini tanzim eden davalı ... Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen, ikame araç bedelinin ise haksız fiil itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte.....plakalı aracın maliki... Anonim Şirketi ile araç sürücüsü...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olarak ikame edildiği, dosyada yer alan talepler dikkate alındığında, davalı ... Anonim Şirketi yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davanın ... Anonim Şirketi yönünden ticari mahiyette bulunması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde zorunlu arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir sureti ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde ... Anonim Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, bu sebeple davalı ... Anonim Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen davalı ... Anonim Şirketi yöneltilen taleplerin mahkememizin...Esas sayılı dosyasından tefrik edilmesine karar verilmiştir.
Davalı sigorta şirketi yönünden açılan davanın tefrik edilmesi neticesinde mevcut tarafların kazaya karışan araçların malikleri ve aynı zamanda sürücüleri oldukları, davacının aracının kullanım amacı hususi olan otomobil olduğu, ticari vasfının bulunmadığı, bu kapsamda haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkin olduğu da gözetildiğinde uyuşmazlığın davacı yönünden ticari mahiyette bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'e ait...plakalı araçta meydana gelen değer kaybı ve ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek değer kaybı bedeli ve ikame araç bedelinin haksız fiil itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte.....plakalı aracın maliki... Anonim Şirketi ile araç sürücüsü...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davacıya ait aracın hususi kullanıma özgü binek otomobil olması sebebiyle davacı yönünden davanın ticari mahiyette olmadığı, davacının tacir olmaması ve davanın davacı yönünden ticari vasıfta bulunmaması sebebiyle davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, davacı tarafın iddia ve beyanları, █████/2024 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'e ait...plakalı araçta meydana gelen değer kaybı ve ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek değer kaybı bedeli ve ikame araç bedelinin haksız fiil itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte.....plakalı aracın maliki... Anonim Şirketi ile araç sürücüsü...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davacıya ait aracın hususi kullanıma özgü binek otomobil olması sebebiyle davacı yönünden davanın ticari mahiyette olmadığı, davacının tacir olmaması ve davanın davacı yönünden ticari vasıfta bulunmaması sebebiyle davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, dava dilekçesi ve eklerinin davalı taraflara tebliğ edilmemesi çerçevesinde tabi hakim ilkesine tabi bir durumun bulunmaması çerçevesinde görevsizlik kararı verilmesinde herhangi bir engel olmadığı, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, tarafların yokluklarında, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!