Mersin ili kadastro tespitine itiraz davasında, Hazine ve şahıs arasındaki taşınmazların vasfı, zilyetlikle iktisap şartları ve muhdesatların aidiyeti konularında Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyularak verilen karara ilişkin değerlendirme.
Özet: Mersinde bulunan iki parselin kadastro tespitine itiraz davasında, Hazinenin taşınmazların ham toprak veya zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı iddiasıyla kendi adına tescilini talep ettiği süreçte, ilk derece mahkemesi kısmen, bölge adliye mahkemesi ise Yargıtayın muhdesat şerhi eksikliği nedeniyle bozma kararı sonrası dahi davanın tamamen kabulüne hükmetmiş, davalı vekili bu son kararı temyiz etmiştir; Yargıtayın önceki bozma kararında, bir parselin Hazine adına tescilinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, üzerindeki uzun süreli muhdesatların davalıya ait olduğuna dair şerh düşülmesi gerektiği vurgulanmıştır.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Mersin Kadastro MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı vekili ve davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RKadastro sırasında, Mersin ili Mezitli ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 2899 parsel sayılı 365,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, nar bahçesi vasfıyla 31.01.2017 tarihinde; 2858 parsel sayılı 3128,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise zeytinlik ve tarla vasfıyla 30.01.2017 tarihinde ... adına tespit edilmiştir.Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; taşınmazların ham toprak vasfında olduğunu ve kullanıcısının bulunmadığını, zilyetllikle kazanma koşullarının da oluşmadığını belirterek, davalı adına olan tespitlerin iptali ile taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2899 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline, taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tesciline, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca ve 20.04.2018 tarihli fen bilirkişinin ek raporuna ekli krokide yerleri işaretlenmiş olan 14 adet limon, 16 adet mandalin, 4 adet nar ağacının ...'e ait olduğuna dair şerhin tutanağın beyanlar hanesine şerh düşülmesine; 2858 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/2. maddesi gereğince kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, 2899 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın 365.53 metrekare yüzölçümlü olarak orman vasfıyla davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline; 2858 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın 3.128.94 metrekare yüzölçümlü olarak ve tarla vasfı ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dairemizin 23.02.2023 tarihli ve ██████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamıyla; "davalının dava konusu 2858 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; ziraat bilirkişisi tarafından, taşınmazın 30 yılı aşkın süredir kullanıldığı, imar ihya gerektirmeyen yerlerden olduğu belirtilmiş ise de, taşınmazın hali hazırda % 50 - 60 taşlık olduğu, az miktarda kayalık olduğu, 1993 yılı hava fotoğrafında taşınmaz taşlık kayalık olarak nitelendirilmiş olup hava fotoğrafındaki hali ile 2010 yılı ortofotodaki hali kıyaslandığında taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapıldığına dair kanaat edinilemediği, İlk Derece Mahkemesi gözleminde de, her ne kadar keşif anında sürülü vaziyette olduğu belirtilmiş ise de, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapıldığına dair bulgunun mevcut olmadığının gözlemlendiği, dava konusu taşınmazın üzerinde yaşları yaklaşık 50 - 60... adet deliceden aşılanmış zeytin ağacı ve 60 - 70 yaşında 1 adet harnup ağacı bulunduğu, taşınmazın yüzölçümünün 3.128, 94... olduğu gözetildiğinde, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun kullanımın söz konusu olmadığı anlaşılmakta olup, dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince, davalı yönünden, zilyetlikle yer kazanma koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin davasının kabulüne karar verilerek taşınmazın tarla vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, taşınmaz üzerindeki muhdesatların yaşları gözetildiğinde, bu muhdesatların davalıya ait olduğuna dair şerh verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmış olmasının doğru olmadığı, davalının dava konusu 2899 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; ziraatçi bilirkişi raporunda, taşınmazın 30 yılı aşkın süredir tarım yapılmak suretiyle kullanıldığı belirtilmiş ise de, taşınmaz evveliyatı itibariyle, en eski tarihli memleket haritasında ve hava fotoğrafında orman olup kesinleşmiş orman tahdit sınırları dışında bırakıldığından, 1993 yılı hava fotoğrafları ile 2010 yılı ortofotoları kıyaslandığında, taşınmazda 30 yılı aşkın süredir tarımsal faaliyet yapıldığı ve mahalli bilirkişilerin beyanlarında belirttiği gibi taşınmazın tarla, zeytinlik ve harnupluk olarak kullanıldığı kanaatine varılamadığından, taşınmaz üzerinde, davalı lehine zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığı, Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazinenin, dava dilekçesindeki talebi de gözetilerek, taşınmazın Hazine adına tarla vasfıyla tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde orman vasfıyla tesciline karar verilmesi doğru görülmediği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak; davanın kabulüne, dava konusu 2899 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın 365,53 metrekare yüzölçümlü olarak ve "tarla " vasfıyla davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline; dava konusu 2858 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın 3128,94 metrekare yüzölçümlü olarak ve "tarla " vasfıyla davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu taşınmaz üzerinde mevcut 2 adet zeytin ağacı ve 1 adet harnup ağacının davalıya ait olduğuna dair beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.