İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, müzik eserinde intihal ve telif hakkı ihlali iddialarıyla açılan tecavüzün tespiti ve tazminat davasının reddine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Müvekkiline ait "..." adlı müzik eserinin davalılarca "..." ismiyle intihal edildiği iddiasıyla, tecavüzün tespiti, tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi, her iki eserdeki kısmi benzerliğin yaygın müzikal motiflerden kaynaklandığı ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bir hak ihlali oluşturmadığına dair bilirkişi raporuna dayanarak, davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş olup, bu karar istinaf incelemesine tabi tutulmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ███████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Tecavüzün Tespiti, Ref'i, Tazminat (Fikir ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)BİRLEŞEN İST. 4.FSHHM'NİN ███████ ESAS SAYILI DOSYASIDAVANIN KONUSU
: Maddi ve Manevi Tazminat(Fikir ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA DİLEKÇESİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." isimli müzik eserini yaptığını ve ilgili meslek birlikleri olan ... ve ...'e kayıt ettirdiğini, davalılardan ...'nın müvekkilinin eserinin melodi kısmını alıp üstüne yeniden söz yazarak "..." adlı müzik eseri olarak kendi adına lanse edip piyasaya sürdüğünü, davalılardan ... (...) ...'nin davaya konu eseri icra ettiğini, diğer davalı ... AŞ'nin ise söz konusu eseri CD olarak piyasaya sürdüğünü, bu konuda ...'a müracaat ettiklerini ve eserin melodi kısmının müvekkiline ait olduğunun tespit edildiğini ayrıca Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesine yaptıkları müracaat ile yapılan bilirkişi incelemesinde de eserin melodisinin müvekkiline ait olduğunun tespit edildiğini, müvekkiline ait eser üzerinden haksız menfaat elde edildiği iddiasıyla, "Bir ..." adlı müzik eserinin müvekkiline ait "..." adlı eserden intihal edilip edilmediğinin ve müziğin melodisinin tamamının müvekkiline ait olduğunun tespitini, tecavüzün ref'ini, davalıların tecavüzde eserle ilgili her türlü bant ve cd'nin toplatılmasını, maddi durumun giderilmesini, belirsiz alacak davası niteliğinde şimdilik FSEK70 maddesi gereğince 100,00 TL lisans bedeli ile davalıların elde ettikleri kazançtan 100,00 TL olmak üzere maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın, müştereken ve müteselsilen tahsili ve verilecek kararın ilanını talep ve dava etmişlerdir.CEVAP DİLEKÇESİ
:Davalı ... ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tazminat talepleri için müvekkilinin kusurunun varlığını ispatlaması gerektiğini, dilekçeleri ekinde sundukları ... Prodüksiyon-... ile imzalanan sözleşme incelendiğinde dava konusu edilen müzik eserinin prodüksiyonunun eserle ilgili tüm sorumluluğun kendisine ait olduğunun düzenlendiğini, sundukları belgeler incelendiğinde davaya konu eserin diğer davalı adına tescil edildiğinin görüleceğini davanın reddini talep ettikleri anlaşılmıştır.Davalı ... (...) ... ve ... vekili ise cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin albümü için söz ve bestesi diğer davalı müzisyen ...'ya ait olan ... isimli şarkıyı muvafakatname ile müvekkiline verdiğini, diğer davalı müvekkili ...'nın ise ... isimli eserin söz yazarı ve bestecisi olduğunu, söz konusu eserin müvekkili ... tarafından seslendirilmeden önce müvekkili ... tarafından seslendirildiğini, davacının amacının müvekkillerinin popülerliğinden yararlanmak olduğunu, davacının eseri ile müvekkillerine ait eserlerin aynı olmadığını, davacının dava dilekçesinde eserin sözleri hakkında bir iddiada bulunmadığını , sözlerin müvekkili... ait olduğunu kabul ettiğini, davacının ...'dan aldığı kararın isabetli olmadığını, kendilerinin de ...'de teknik inceleme yaptırdıklarını, orada düzenlenen raporda ise melodinin küçük bir kısmında benzerlik olduğunu ancak alıntı olmadığının tespit edildiğini, Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Akademisyenlerinden aldıkları raporda da küçük bir benzerlik ve fikirsel yakınlık olduğunun belirlendiğini beyanla, eserlerinin hiçbir yerinde davacının eserine ait bir alıntı bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk derece mahkemesi ████████ esas, ████████ karar sayılı, █████/2022 tarihli kararı ile; "... adlı eserin, FSEK m.3 müzik eseri niteliğinde olduğu ve davacı/karşı davalı ...’nin eser sahibi olduğu, “...” adlı müzik eserinin, FSEK m.3 müzik eseri niteliğinde olduğu ve davalı/karşı davacı ...’nın eser sahibi olduğu, “...” ve “...” adlı şarkıların tamamının birbirine kısmen benzeyen sadece bir adet motifle üretildiği, Davaya konu her iki müzik eserinin de geniş müzik repertuvarımızda çok sayıda örneğine rastlanan motiflerden esinlenerek oluşturulduğu; dolayısıyla davacının FSEK’ten kaynaklanan bir hak ihlalinin söz konusu olmadığı gözetildiğinde HMK 266 madde kapsamında bilimsel verilere göre hazırlanan ... tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi... raporu hükme dayanak olarak alınmış ve davacı davasını ispat edemediğinden sübut bulmayan asıl davanın reddine, birleşen davada ise davacı dava dilekçesinde her ne kadar ...(...)den de söz edilerek, zan altında bırakılan, hakarete uğrayan bu kişilerin derin üzüntü yaşadıkları ifade edilmiş ise de; birleşen dava yalnızca ... tarafından açılmıştır. Dava dilekçesi incelendiğinde ise maddi ve manevi tazminat taleplerinin genel hükümlere göre değil, FSEK.nun 70'nci maddesi ile düzenlenen hükümlere göre karara bağlanması talep edilmiştir. HMK. 26. Maddesi gözetildiğinde davacı ... tarafından açılan maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden FSEK 70. Madde kapsamında ne şekilde zarar uğradığı hususu davacı yanca ispat edilmediğinden sübut bulmayan birleşen davanın da reddine karar verilmesi gerektiğinden, ASIL DAVANIN REDDİNE, BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE" karar vermiştir.İSTİNAF
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; raporun kendi içinde çelişkiler barındırdığını, hiçbir dayanağı olmadığını, bu raporları dayanak kabul ederek ret kararı verilmesinin usule aykırı olduğunu, daha önce verilen ve lehlerine olan mahkeme kararı ve raporlarının kabulüne karar verilmesini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile asıl dosya yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAFA CEVAP
:Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davaya konu eserlerin aslında birbirinin aynısı olmadığını, davacıya ait olduğu iddia edilen eserin başka bir eserden alıntılanmış olduğunu, bilirkişi raporlarının da eserlerdeki benzerliğin Türk Müziği repertuarında sıkça kullanılan ortak bir motiften ibaret olduğunu doğruladığını, davacının kötü niyetli olup müvekkilinin ününden faydalanmaya çalıştığını, yerel mahkemenin davanın reddine dair verdiği kararın hukuka uygun olduğunu belirterek, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava; davacıya ait ''...'' isimli eserin, davalılarca ...-... isimli eserde işlenerek kullanılması suretiyle tecavüzün tespiti ile ref'i, şimdilik FSEK 70. maddesi gereğince 100,00 TL lisans bedeli ile davalıların elde ettikleri kazançtan 100,00 TL olmak üzere maddi tazminat ve 50.000-TL manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Birleşen dava ise FSEK kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği, asıl dava yönünden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; “...” adlı eserin, FSEK m.3 kapsamında musiki (müzik) eseri niteliğinde olduğu ve davacı ...’nin eser sahibi olduğu, “...” adlı eserin, FSEK m.3 kapsamında musiki (müzik) eseri niteliğinde olduğu ve davalı ...’nın eser sahibi olduğu, her iki eserin sözlerinin birbirinden tamamen farklı olduğu hususunda bir ihtilafın bulunmadığı, uyuşmazlığın eserlerin besteleri ile ilgili olduğu anlaşılmıştır.Benzerlik değerlendirmesi, her şeyden önce, ilk eserin nicelik ve nitelik olarak iyi tahlil edilmesi, esere tanınması gereken korumanın derinliğinin belirlenmesi ve korunabilir parçaların varsa korunamayan bölümlerden ayrılmasını gerektirir. Bu değerlendirme, eserin türüne, birden fazla eser türünün birlikte var olup olmadığına ve korumaya uygun bölümünün belirlenmesine, sahibinin hususiyetinin yansıdığı bölüm ve yoğunluğuna, dahası benzerliğin anonim ve korunamayacak kısımlar ile sınırlı olup olmadığının belirlenmesine bağlı olarak yapılmalıdır. ( Yavuz/ Alıca /Merdivan, s. 1284) Gerçekten de, benzerlik, aynı alanda üretilmiş eserlerde bulunması mümkün, soyut fikir, konu, yöntem gibi olağan ve anonim unsurlara ilişkin veya sadece önceki eserden esinlenme mertebesinde kalmış ise bu meşru bir kullanım sayılmalıdır. Zira biçime bürünmemiş soyut fikir, tema, araştırma konusu veya yöntem, anonimleşmiş söz, formüller fikir ve sanat eserleri hukuku kapsamında korunamaz, bunlar ilk eser sahibine atfedilemez. Bu sebeple ilk eserin hangi bölümlerinde hususiyet bulunduğu ve bunun özgünlük seviyesi belirlendikten sonra, sonraki çalışma ile kıyaslanması gerekir. Başka bir deyişle benzerlik içeren bölümler, önceki eserin sahibinin hususiyetini yansıtan kısımlarına ilişkin ise benzerliğin ya da alıntının hukuka uygun olup olmadığı irdelenmelidir. (Yargıtay HGK ███████-7 esas, ████████ karar)Yukarıda izah edilen açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; her iki eserin de şan, ara nağme ve nakarat kısımlarının tamamında iki basit motifin tekrarlarından oluşmakta olup bitiş derecelerinin aynı olduğu ve inici sekvens yapıda bir melodiden ibaret olduğu, genel yapıdan dolayı birbirlerine benzemekte oldukları, makamlarının da aynı olmasından ötürü ziyaret edilecek seslerin yarattığı tonal yapı da benzer olduğundan (armonik yönden) yansıttıkları tonal duygunun da birbirlerine oldukça yakın olduğu, ritmik analiz anlamında da her iki parçada başında sekizlik (yarım vuruş) es (sus işareti) bulunan ve devamında sekizlik notalardan oluşan motif yapılarının iki parçanın benzer özellikleri olduğu, parçaların sözlerinin hecelerine uyum, yahut süsleme amacıyla yapılan nağmelerden kaynaklanan ritmik değişikliklerin bulunduğu, ancak ... eserinin yaygın motifteki orijinal ritmik yapının sekizliklerden oluştuğu, genel yapının haricinde motifler detaylı incelendiğinde her ne kadar benzer yapıda olsalar da bire bir aynı olmadıkları, motiflerin inici seyri, bitiş dereceleri aynı olmakla birlikte birbirini izleyen seslerin sıralanışında bulunan farklılıktan ötürü melodilerin birebir aynı olduğunun söylenemeyeceği, ... eser sahibinin arabesk tarzda bir icranın gerektirdiği nağmeler, süslemeler, enstrümantal yapı kullandığı, ... eser sahibinin ise pop tarzında bir altyapı kullandığı, tarz farkının bir sonucu olarak da görülebilecek bir diğer farkın ise iki eserin tempolarındaki fark olduğu, ... adlı eserin temposunun yaklaşık olarak 112 BPM (dakika başına vuruş) iken ... adlı eserin temposunun yaklaşık 84 BPM olduğu, basit ve “anonim” motifsel yapıların tekrarlanması suretiyle oluşturulmuş bu iki eserin benzerliklerinin eserlerin şan, ara nağme veya nakarat kısımlarında neredeyse hiç değişiklik göstermeden baştan sona aynı motiflerin tekrarlanması suretiyle oluşmalarından kaynaklandığı, dolayısıyla “...” adlı davaya konu müzik eserinin bestesinin, ...'ye ait “...” adlı eserden intihal suretiyle oluşturulduğu sonucuna ulaşılamayacağı, nitekim her iki eserin de geniş müzik repertuvarımızda çok sayıda örneğine rastlanan motiflerden esinlenerek oluşturulduğunun THM, TSM , Pop müzik, keza kendi müzik kültürümüze yakın Azerbaycan müziklerinde yer alan eser adı, motifin geçtiği kısım, beste ve yılını şarkıların motiflerinin geçişleri ile birlikte incelenerek hazırlanmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunan █████/2022 tarihli bilirkişi raporu kapsamında saptandığı, bu nedenle FSEK'ten kaynaklanan hak ihlali söz konusu olmadığından ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2022 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026