Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin, şirket ortağının inançlı işlem veya hile iddiasıyla diğer ortaklar adına tescil edilen şirket varlıkları için açtığı tapu iptali ve tescil davasında aktif husumet yokluğu nedeniyle verilen ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı hissedar, davalı kardeşlerinin şirket kaynaklarıyla edinilen taşınır ve taşınmazları güven ilişkisine dayanarak kendi adlarına tescil ettirip kendisini şirket kazançlarından mahrum bıraktığını iddia ederek tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş; ilk derece mahkemesi, inançlı işlemin şirket ile davalılar arasında olduğu ve şirketin ayrı tüzel kişiliğe sahip olması nedeniyle davacının aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar vermişken, davacı vekili bu karara karşı, taleplerinin davalıların hileli işlemlerine dayandığını ve tüzel bir kişiliğin inançlı işlemlerde "inanan" sıfatına haiz olamayacağını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVANIN KONUSU
: Tapu İptali Ve Tescil
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ
: █████/2026
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2025 tarih ve ████████ E - ████████ K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
: müvekkilinin ... Ltd. Şti'nin %35 hissedarı ve ortağı olduğunu, diğer ortaklardan ... %45, ...'nün %20 ortak olduğunu, 3 ortağın aynı zamanda kardeş olduklarını, gelinen aşamada davalılardan ...'nün müvekkili şirketin faaliyeti sonucu elde edilen kazançlardan mahrum bıraktığını, müvekkilini şirkete dahi sokmadığını, dava konusu ettikleri taşınmazları inançlı işlemlerle güven ilişkisine dayalı olarak emaneten davalılar adına tescil edildiğini, taşınır ve taşınmaz mallardaki müvekkilin hissesine isabet eden %35'lik kısmının ilgili davalılardan alınarak müvekkiline faizi ile ödenmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıdan alınmasını vekaleten arz ve talep etmiştir.
Davalılar vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: davayı şirketin tüzel kişiliğinin açması gerektiğini, bu nedenle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiğini, davacının davasını hak düşürücü süre içerisinde de açmadığını, dava konusu tüm taşınır ve taşınmazların müvekkillerinin tamamen kendi gelir ve kazançları ile elde ettikleri kazanımlar olduğunu, dava konusu tüm taşınır ve taşınmaz malların müvekkillerinin gelir ve kazançları ile kendi nam ve hesabına alındığından davacının ecrimisil talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının basiretli tacir olarak hareket etmediğini, yukarıda arz ve izah ettiği ve resen dikkate alınacak gerekçelerle ihtiyati tedbir kararına itirazlarının kabulü ile tedbirlerin kaldırılmasını, davanın öncelikle aktif husumet yokluğu, zamanaşımı, hak düşürücü süre itirazlarının nedeniyle reddini, sayın mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı ... ile davalılar ... ve ..., dava dışı ... Limited Şirketi'nin ortaklarıdır. Diğer davalı ... ise ...'nün oğludur. Dava dilekçesinde bir inançlı işlemden söz edilmiş ise de bu inançlı işlem davacı ile davalılar arasında yapılan bir inançlı işlem olmayıp, davalılar ile dava dışı şirket arasında yapılan bir inançlı işlemdir. Zira dava dilekçesindeki anlatıma göre dava konusu edilen taşınmaz ve taşınırların şirket tarafından çekilen krediler ile ve bu da yetmediği için şirket sermayesi arttırılarak edinildiği, krediler ödenmediği için faizlerinin de şirket tarafından ödendiği, ancak edinilen bu malların şirket adına değil, şirket ile davalılar aralarındaki güven ilişkisine dayalı olarak davalılar adına kaydedildiğinin ileri sürüldüğü, talep sonucunda ise davacının hissesi oranında kendi adına talepte bulunduğu, şirketin ayrı tüzel kişiliği olduğundan ve inançlı işlemin davacı ile davalılar arasında değil, dava dışı şirket ile davalılar arasında yapıldığı iddia edildiğinden bu davayı açma yetkisinin de dava dışı şirkete ait olduğu, davacının şirket ortağı olarak şirket adına eldeki davayı açmakta aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmış, açıklanan gerekçelerle davanın reddine dair aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. 1-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; "Yerel mahkeme dava dilekçemizi ve taleplerimizi inaçlı işlem üzerinden değerlendirmiştir. davalılar art niyetli olarak hile ile hareket ederek şirket adına değil kendi adlarına tasarrufta bulunmuşlardır. Dava konusu taleplerimiz temelinde davalıların hile amaçlı ancak güven ilişkisi perdesi arkasına saklanılan tasarruflara ilişkindir. dava dışı şirket güven ilişkisinin tarafı değildir. Yerel Mahkeme kararında "dava dilekçesinde bahsi geçen inançlı işlemlerin , şirket geliri ve kazancı ile yapılan tasarruflardan bahisle dava dış şirket ve davalılar arasında olduğunu" belirtmiştir. Dava konusu taleplerimiz inançlı işlem temelinde değildir. kaldı ki dava dışı şirket bir tüzel kişidir. tüzel kişi şirketin de inançlı işlem de "inanan" sıfatına haiz olması da mümkün değildir. Hileye maruz kalan müvekkildir. İzah etmek gerekirse; Müvekkil ... dava dışı şirketin % 35 hissedarı ve ortağı olup davalılar ... %45, ... ise %20 ortaktır. Bu 3 ortak aynı zamanda kardeştirler. Davalılardan ... ise ortaklardan ...'nün oğludur. Davacı müvekkil ile davalılar; abi-kardeş, amca-yeğen olup aralarında 1. Derece ve 2. Derece kan hısımlığı bulunmaktadır. Dava konusu ettiğimiz taşınır ve taşınmaz mallar güven ilişkisi perdesi adı altında davalılar tarafından kendi adlarına tescil edilmiştir. Davalılar hile amaçlı davranışlarını güven ilişkisi olarak tezahür ettirmiş, bunu da kötüye kullanmış olup davalılar tarafından hileye dayalı yapılan eylem ve işlemler neticesinde müvekkilin hakları elinden gasp edilmiştir. Netice de müvekkilim hile ile aldatılmıştır. Çünkü davalıların yaptıkları iş dışında yani şirketin geliri ve kazancıyla elde edilecek semere dışında kazanç getirecek faaliyetleri bulunmamaktadır. Müvekkil ve davalıların başka uğraş ve kazançları olmadığından gerek şirket adına alınan gerekse kendi adlarına tescilini yaptırdıkları menkul ve gayrimenkuller üzerinde dava dilekçemizde ayrıntılı belirttiğimiz üzere müvekkilinde dava, talep ve alacak hakkı olduğu aşikardır. Çoğun içinde azı da vardır. Çoğun içinde azı da vardır ilkesi gereği neticede şirketin %35 hissedarı olan müvekkil ...nün dava açmasında ve adına tescil ve alacak talebinde bulunmasında hukuka aykırılık bulunmamakta olup aksine hukuki yararı bulunmaktadır. Yerel Mahkeme kararında her ne kadar davanın dava dışı tüzel kişilik şirket tarafından açılması gerektiğini belirtmiş ise de ; müvekkil esasında dava dışı şirketin hissedarı olduğundan dolayı, şirket adına yapılan tüm işlem ve tasarruflardan kendi de olumlu veya olumsuz hak sahibi olacak veya zarar görecektir. Davalılar da dava dilekçemizde belirttiğimiz üzere her ne kadar şirket geliri ile şirkete değil kendi üzerilerine taşınır ve taşınmaz almış iseler de şirket adına değil kendi şahısları adına bizzat tasarrufta bulunmuşlardır. Dava dışı şirketin tüzel kişiliği olduğu sabit olsa da dava ve talep konusu taşınmaz ve taşınırlara şirketin malik olması müvekkilin hissesi oranında da hak sahibi olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. Davadaki taleplerimiz zaten müvekkilin %35 lik şirket hisselerine tekabül eden kısımla ilgilidir. Kabul manasına gelmemek kaydıyla gerek müvekkil gerekse şirket tarafından açılacak bir davada da zaten müvekkilin %35 lik hissesi ile alakalı talepler dava konusu olacağından dolayı çoğun içinde azı da vardır ilkesi gereği aynı sonuca varılmış olacaktır. Netice de müvekkilin bu davayı açmada hukuki yararı bulunmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle dava dilekçemiz ve içeriğinde belirttiğimiz hususlar nazara alınarak, davalıların kendi adlarına şirket nezdinde elde edilen semereler ile yapmış olduğu tesciller davacı ve davalılar arasındaki güven ilişkisi perdesi arkasında hile ile yapılan tasarruflar olup davalıların muhatabı da şirket değil müvekkil olduğundan dolayı müvekkil adına işbu dava açılmış olduğundan Yerel Mahkemenin davanın reddi kararı yerinde değildir. Anılan nedenlerle Yerel Mahkeme hukuki nitelendirme de yanılgıya düşmüştür. Verilen karar maddi gerçeklikten ve olayın özü ile taleplerimiz yönünden hukuka aykırıdır. Müvekkilin işbu davayı açmasında hukuki yararı olup bu husus göz ardı edilmiştir. Davanın açtığımız şekilde görülmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Netice de sonuç olarak taleplerimizin dava konusu edilmesi hukuken mümkündür. Yukarıda açıklanan nedenlerle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. Sayılı kararının istinaf incelemesinde kaldırılmasını" talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, taşınır ve taşınmaz mülkiyetinin tespiti ile ecrimisil talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davacı tarafından bir kısım davalılarla ortağı bulunduğu dava dışı şirket adına tescili gereken taşınır ve taşınmaz malların hissesi oranında kendi adına tescilinin ve bu kapsamda oluşan ecrimisilin de yine kendisine ödenmesi talebiyle işbu davanın açıldığı, şirket adına talepte bulunmayan davacının iddia ettiği güvene dayandığı bildirilen inançlı işlemlerin de davalılar ile dava dışı ...Ltd. Şti. Arasında gerçekleştiğinin tespiti nedeniyle ve ayrıca dava konusu istemlerini şirkete/şirket adına değil de açıkça kendi adına talep etmesi nedeniyle işbu davada aktif husumet ehliyeti bulunmayan davacının davasının usulden reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2025 tarih ve ████████ E - ████████ K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 732,00TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacının peşin yatırdığı 615,50 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla eksik alan 116,60TL harcın istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydınra,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!