Ticari Tekstil Analiz Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali ve İcra İnkar Tazminatı Talepli Davada, Gecikmeli Hizmet Tespiti ve Borç Bakiyesi Değerlendirmesi.
Özet: Davacı şirket, davalı tekstil firmasına sağladığı analiz ve test hizmetlerinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını talep etmiş; davalı ise alacağın zamanaşımına uğradığını ve hizmetlerin zamanında, eksiksiz ifa edilmemesi nedeniyle ayıplı olduğunu savunmuştur. Yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun olduğu, davalının 56.761,15 TL borcu bulunduğu, hizmetlerin büyük kısmının zamanında yapılmasına rağmen bazı raporlarda gecikmeler yaşandığı, hizmetin tamamının ifa edildiği ancak süresel ayıplar içerdiği ve gecikmeli ekspres hizmetlerin normal fiyatla faturalandırıldığı tespit edilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
: Tekstil sektöründe faaliyet gösteren davalı şirket, davacı şirketin faaliyeti kapsamında bugüne değin sıklıkla tesktil ürünleri üzerinde analiz/test yapılmasını talep ettiğini, davacı şirket her bir talep üzerine laboratuvar analizlerini yaparak sonuçları davalı şirket ile paylaştığını verilen hizmetler karşılığında ödemelerin yapılmaması üzerine davalı şirket ile iletişime geçildiğini ancak davalı şirket tarafından davacı şirkete olan borcuna ilişkin bir ödeme yapılmadığından icra takibi başlatıldığını, davalı yanın haksız olarak icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;; Davacı tarafça alacak iddiası ile icra takibi başlatıldığını, faturadan kaynaklı alacak talep edildiğini, davacının talep hakları dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, davacıya dikilmiş orijinal numune ürün gönderdiğini ve ürünün mukavemet testi yapmak, üzerindeki kimyasallların dünya standartlarının altında olduğunun testini yapmak ve kansorejen madde içermediğine dair rapor hazırlayıp gönderme şeklinde hizmet verdiği ve işbu raporlar ile davalıya ürünleri sattığı kişiye gönderimini yaptığını, öngörülen makul servis süresine uymadığını ve makul servis süresine göre faturalandırmadığını, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini ve testi yapılan ürünlerin ne kadarlık servis süresi üzerinden faturalandırılması gerektiği ve makul sürede yapılıp yapılmadığı hususu değerlendirilmesi gerektiğini, davacı şirket söz konusu hizmeti zamanında ve tam olarak ifa etmemiş olması sebebi ile işbu hizmet ayıplı olduğunu , davanın reddini talep etmiş ve savunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce
: Tarafların bağlı bulunduğu Vergi Dairelerine BA-BS formlarının celbi için müzekkereler yazılmış delil olarak kabul edilmiştir.3-Bilirkişi 20.10.2025 tarihli raporunda özetle; ''Davacı ... A.Ş.'nin şirket defterlerinin (2024 ve 2025 ) usulüne uygun, güvenli ve güvenilir nitelikte olduğu; Davalı ... Ltd. Şti. tarafından defter ve belgeler ibraz edilmemiş olduğu; Bu nedenle, davalı şirket yönünden defter incelemesi yapılamamış olup mali değerlendirme yalnızca davacı kayıtları ve resmi kurum yazıları üzerinden gerçekleştirilmiş olduğu; Davalı ...Ltd. Şti. tarafından, Davacı .... Servisleri A.Ş.'ye karşı davacı defter kayıtlarında 56.761,15 TL tutarında borç bakiyesi bulunduğu, İncelenen test raporları ve fatura tarihleri arasındaki karşılaştırmada; raporların önemli kısmının davacı tarafından beyan edilen normal veya acil servis süreleri içinde tamamlandığının görüldi Bazı test raporlarında (özellikle ...,..,... nolu raporlar) gecikmeler olduğu, 11 raporda | gün, 2 raporda 2 gün, | raporda 4 gün, 1 raporda 13 gün, | raporda 22 gün ve | raporda 37 gün gecikme yaşandığının tespit edildiği; Buna rağmen raporların tamamının ifa edildiği, yalnızca süresel belirli gecikmelerin bulunduğu, hizmetin tamamen yerine getirilmediğine dair belge veya teknik bulguya rastlanmadığı; Bu gecikmeler sebebi ile davacı tarafından gerçekleştirilen hizmette süresel açıdan bir ayıptan bahsetmenin mümkün olduğu ; Söz konusu gecikmeler karşısında davacının ekspress ( 9640 fiyat artışı içeren ) olması gereken raporlar için de normal liste fiyatı üzerinden faturalama yaptığı; Rötarsız hizmet bedeli 33.353,31 TL, gecikmeli hizmet bedeli 23.407,84 TL olmak üzere toplam 56.761,15 TL olarak hesaplandığı;.'' bilirkişi raporu şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı ile aralarında tekstil ürünleri üzerinde analiz/test yapılması hususunda ticari ilişki bulunduğunu, davalının talepleri üzerine tekstil ürünleri üzerinde gerekli analizlerin yapılarak davalı ile raporların paylaşıldığını ancak davalı tarafından ücretin ödenmediği gibi başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında gönderilen kumaşlara yönelik inceleme yapmak ve analiz raporu hazırlamak ve göndermek hususunda ticari ilişki bulunduğunu ancak davacı tarafın testler için öngörülen makul servis süresine uymadığını ve makul servis süresine göre faturalandırmadığını, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılarak ve testi yapılan ürünlerin ne kadarlık servis süresi üzerinden faturalandırılması gerektiği ve makul sürede yapılıp yapılmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının söz konusu hizmeti zamanında ve tam olarak ifa etmemiş olması sebebi ile işbu hizmetin ayıplı olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı tarafından öncelikle zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de davaya konu alacağın faturadan kaynaklı para alacağına ilişkin olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı ilk itirazının reddine karar verilerek davanın esasına girilmiştir.Taraflar arasında davalı tarafından gönderilen ürünlerin davacı tarafından test edilerek analiz raporlarının hazırlanması ve davalıya iletilmesi hususunda ticari ilişki kurulduğu tarafların kabulünde olup, bu yönden uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının raporların geç gönderildiği bu sebeple davacı tarafından verilen hizmetin ayıplı olduğu bu sebeple bedel indirimi yapılması gerektiği iddiası üzerinde toplandığı anlaşılmaktadır.Bu noktada öncelikle ayıplı ifa ve temerrüt kavramları üzerinde durulması gerekmektedir. Ayıplı hizmet; üstlenilen hizmet borcuna yönelik bildirilen niteliklerin yapılan hizmette bulunmaması, nitelik ve niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, hizmetin kullanım amacı bakımından değerini ve ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklikler olarak tanımlanabilecektir.6098 sayılı Kanun kapsamında temerrüt ise üstlenilen hizmetin geç ifa edilmesi, süresinde ifa edilmemesi olarak kısaca tanımlanabilecektir.Temerrüt (gecikmeli ifa) ve ayıplı ifa (kötü ifa), borca aykırılık halleri olmakla birlikte, hukuki açıdan farklı durumları ifade eden kavramlardır. Temerrüt yani gecikmeli ifa ayıplı ifa Değildir. Temerrüt, esas olarak edimin zamanında ifa edilmemesi veya hiç ifa edilmemesi durumuyla ilgilidir, oysa ayıplı ifa, edimin gereği gibi ifa edilmemesi durumudur.Özetle, temerrüt, borçlanılan edimin gecikmeli veya hiç yerine getirilmesiyle ilgiliyken, ayıplı ifa, edimin kalite, miktar veya şekil açısından sözleşmeye uygun olmaması durumudur. Her ikisi de borca aykırılık teşkil eder, ancak farklı hükümlere tabidir.Bu durumda ayıplı ifa ve temerrüde ilişkin hükümlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira davalı tarafından temel olarak davacının verdiği hizmeti geç ifa ettiği ve temerrüde düştüğü bu sebeple hizmet bedelinden indirim yapılması gerektiği savunmasında bulunulmuştur.Temerrüt (gecikmeli ifa) sebebiyle doğrudan bedel indirimi talep edilmesi, Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri uyarınca temerrüdün tipik bir sonucu değildir.Bedel indirimi (fiyat indirimini isteme hakkı), kural olarak, borcun gereği gibi ifa edilmemesi (kötü ifa veya ayıplı ifa) halinde, özellikle satım veya eser (istisna) sözleşmeleri gibi özel borç ilişkilerinde, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılarak kullanılan bir yenilik doğuran haktır.6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesinde ifada temerrüdün sonuçları ve seçimlik haklar şu şekilde düzenlenmiştir:1. Her zaman borcun aynen ifasını ve gecikme tazminatını isteme.2. Borcun ifasından ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini derhal bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini (olumlu/müsbet zarar) isteme.3. Sözleşmeden dönme ve bunun hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini (olumsuz/menfi zarar) isteme.6098 sayılı Kanun'un temerrüdün sonuçlarını düzenleyen 125 veya 126. Maddesinde kanun koyucu tarafından bedel indirimi bir seçimlik hak olarak sayılmamıştır. Alacaklı 6098 sayılı Kanun'a göre temerrüt sebebiyle uğradığı gecikme zararını veya ifa edilmemeden doğan müsbet veya menfi zararı talep edebilecektir.Bedel indirimi ise ifa edilmiş ancak ayıplı olan bir edim karşısında denkleştirici adaleti sağlamaya yönelik bir araçtır. Bedel indirimi, esasen, borcun "gereği gibi ifa edilmemesi" (kötü ifa) durumunun özel bir sonucudur. Örneğin, satım veya eser (istisna) sözleşmelerinde, ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvuruluyorsa, sözleşmeden dönme veya bedel indirimi talepleri gündeme gelecektir.Temerrüt, edimin kalitesinden ziyade, edimin zamanında yerine getirilmemesiyle ilgilidir. Bedel indirimi ise edimin kalitesi ile ilgilidir.Özetle, temerrüt (gecikme) durumunda alacaklı, bedelin indirilmesini değil, gecikme nedeniyle oluşan zararının tazmin edilmesini talep etmeli ya da ifadan vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirmelidir. Bedel indirimi, ancak ifa edilmiş bir edimin ayıplı (kusurlu) olması halinde söz konusu olabilir.Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde her ne kadar davalı tarafından davacının borcunu geç ifa ettiği bu sebeple hizmetin ayıplı olduğunu ve bedel indirimi yapılması gerektiğini iddia etmiş ise de; yukarıda detaylıca açıklandığı üzere geç ifa yani temerrüt halinin ayıplı ifa olmadığı, ayıplı ifaya tanınan bedelde indirime yönelik seçimlik hakkın 6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesinde temerrüt nedeniyle başvurulabilecek seçimlik haklar arasında olmadığı dolayısıyla davalının temerrüt nedeniyle bedel indirimine yönelik bir seçimlik hakka sahip olmadığı ve böyle bir hakkı kullanamayacağı anlaşılmaktadır.6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesinin 1. Fıkrası gereğince temerrüt halinde hizmet alan ancak aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı talep edebilecektir. 6098 sayılı Kanun'un 118. Maddesinde ise gecikme tazminatına yönelik şu düzenleme bulunmaktadır:"Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür."İlgili hükümden görülebileceği üzere gecikme tazminatı istenmesi durumunda alacaklı geç ifadan kaynaklı zarara uğraması halinde bu zararın tazminini talep edebilecektir.Davaya konu somut olayımız bu kapsamda değerlendirildiğinde; davalı tarafından temerrüt sebebiyle uğradığı herhangi bir zarara ilişkin olarak somut bir delil sunulmamış olup, Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesine yönelik olarak da davalı tarafından kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmemiş olup davalının temerrüt nedeniyle uğradığı herhangi bir zararı ispat edemediği dolayısıyla temerrüt nedeniyle uğradığı zararı ispat yükü üzerine düşen davalının bu yönden de talepte bulunamayacağı anlaşılmaktadır.Mahkememizce uzman bilirkişilere inceleme yaptırılmış olup; davacı tarafından davalıya verilen analiz hizmetine karşılık faturaların kesildiği ve ticari defter kayıtlarına işlendiği, davalı tarafından hizmet verilmediğine yönelik bir iddia ve itirazın olmadığı gözetildiğinde davacının alacağını ispatladığı, süre yönünden geciken raporlar yönünden de davacının zamlı tarife üzerinden değil normal tarife üzerinden fiyatlama yaparak zaten indirime gitmiş olduğu, davalıdan zamlı ekspres hizmet tarifesine göre değil normal hizmet tarifesine göre alacak talep edildiği ve fatura kesildiği bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilmiştir.Sonuç olarak davacının alacağını ispatladığı anlaşılmakla 56.761,15-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 11.352,23-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davalı tarafından akdi olarak daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince işleyecek faiz oranı avans faizi talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davanın KABULÜNE,-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 56.761,15-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının İTİRAZININ İPTALİNE VE TAKİBİN DEVAMINA,2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 11.352,23-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.877,35-TL harçtan peşin alınan 685,53-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 3.191,82-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafça yatırılan 685,53-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.300,93-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafça yapılan 13.120,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...E¸Hakim ...E¸