Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin trafik kazasından kaynaklanan maddi hasar, araç değer kaybı ve mahrumiyet tazminatı talepli davasında tarafların sigorta ve kusur itirazları.
Özet: Maddi hasarlı bir trafik kazası sonucunda aracında oluşan hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyeti nedeniyle, haksız fiil tarihi itibarıyla avans faiziyle birlikte davalıdan tazminat talep eden davacıya karşılık, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketine başvurulması gerektiği ve davacının da kusurlu olduğu savunmasıyla davanın reddini talep ettiği, uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığının mahkemece incelendiği bir tazminat davasıdır.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;TALEP
: Davacı vekili dava dilekçesi ile Beyoğlu/İSTANBUL mevkinde ve 22.05.2025 tarihinde davalıya ait .... plaka sayılı aracın; Müvekkile ait ... plaka sayılı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olup işbu kaza neticesinde tanzim edilen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre davalı araç, tam ve asli kusurlu olarak tespit edilmiştir. Kaza neticesinde müvekkilin ... plakalı aracın arka tarafı tamamen hasarlanmıştır. fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, müvekkilin aracında meydana gelen hasara ilişkin olarak şimdilik 100,00 TL alacağımızın haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine,müvekkile ait aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucunda şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı tazminatının haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine,meydana gelen hasardan kaynaklı olarak müvekkilin araç mahrumiyet tazminatı için HMK m.107 gereğince şimdilik, 100,00 TL'nin haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesi ile Dava konusu alacaklar bakımından bu davanın doğrudan bize yöneltilebilmesi mümkün değildir. Davacının davasının reddi gerekir. Müvekkile ait araç, kaza tarihinde ... Sigorta A.Ş.’ne ... Poliçe Numarası ile Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi kapsamında sigortalıdır. Trafik kazalarından kaynaklanan tazminatlar için, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’un (KTK) 97. Maddesi gereği, zarar görenlerin dava açmadan önce ilgili sigorta şirketine söz konusu zararla ilgili başvuru yapması gerekmektedir. Dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafın, sigorta şirketine başvurmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddini Söz konusu trafik kazası 22.05.2024 tarihinde gerçekleşmiş olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin geçerli olduğu dönemde gerçekleşmiştir. Bu açıdan trafik kazasında gerçekleşen risk sigorta poliçesi kapsamındadır.Bu anlamda söz konusu trafik kazasında gerçekleşen risk, poliçenin genel ve özel şartlarına göre sigorta poliçesi kapsamında olup buradaki sorumluluk sigorta poliçesini tanzim eden ... Sigorta A.Ş.’ye şirkete aittir. Davacı kazanın oluşumunda aniden frene basarak henüz kırmızı ışık yanmamışken aniden durmuştur. Bu nedenle davacı Karayolları Trafik Kanınun 57/e gereği kusurlu olduğunu, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Huzurda görülen dava trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen zararın tazminine ilişkin tazminat davasıdır.Kocasinan Vergi Dairesi Müdürlüğü, Fatih Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, Küçükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dosya kapsamında mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı, davacının tacir sıfatının bulunmadığı, davacının gelirinin esnaf sınırında olduğu, aracın niteliğinin, ticari olup olmamasının görev hususunu belirlemeyeceği, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerekmekte olduğundan eldeki davanın asliye hukuk mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davalı asilin yüzüne karşı davacı vekili ile davalı şirket vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."