Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında zamanaşımı süresinin belirlenmesine ilişkin bozma kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazası sonucu bedensel ve manevi zarar gören davacının maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davanın seyrini özetlemektedir; ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı, Yargıtay tarafından zamanaşımı hükümleri (Borçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunundaki farklı süreler ile fiilin cezai niteliğinin uzatıcı etkisi) yönünden bozulmuş, bozma sonrası ilk derece mahkemesi davayı yeniden kısmen kabul etmiş, ancak bu karar hem davacı hem de davalı vekillerince tekrar temyiz edilerek Yargıtayın incelemesine sunulmuştur.
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.10.2005 tarihinde davacının sürücüsü olduğu motorsiklet ile davalı ...'in sürücüsü ve davalı ...'nın maliki olduğu aracın çarpışması sonucu davacının bedensel ve manevi zarara maruz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 07.11.2013 havale tarihli (12.11.2013 harç tarihli) dilekçesi ile dava değerini 142.153,37 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.12.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile ... Sigorta A.Ş. (eski ... Sigorta Türk A.Ş.) hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, davacı vekilinin ... A.Ş. hakkındaki davasının feragat nedeni ile reddine, davacı vekilinin diğer davalılar hakkındaki ıslah edilmiş maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 139.153,37 TL'nin olay tarihi olan 23.10.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı vekilinin manevi tazminat davasının kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 23.10.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 27.03.2019 tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı ile ''1-Davalı vekilinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 17.03.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, hüküm davacı vekilince HUMK.nun 433.maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 01.04.2016 tarihinde katılma yolu ile temyiz edilmiştir.
1.3.1990 gün ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, HUMK.nun 432/4.maddesi uyarınca davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur ve maluliyet oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde B.K.nun 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
818 sayılı BK.nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.20 01... /19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kaza 23.10.2005 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince ıslah talebi 07.11.2013 tarihinde yapılmış, 12.11.2013 günü harcı yatırılmış, ıslah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş, kendisine 20.11.2013 tarihinde tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı davalı ... vekili 29.11.2013 tarihinde zamanaşımı definde bulunmuştur.
Davaya konu trafik kazası sonucunda davacı malul olacak derecede yaralanmış olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun TCK 89... /1-e maddelerine göre öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Buna göre davada, kaza tarihi ile dava tarihi arasında uzamış zamanaşımı dolmamış ise de, kaza tarihi ile ıslah tarihi arasında ceza zamanaşımı süresi dolmuştur.
O halde, mahkemece 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına gelişen durumda olmamasına göre, mahkemece ıslah edilen kısım yönünden temyiz eden davalı ...'ın ıslah zamanaşımı itirazının kabulüne karar verilerek hüküm kurulması gerekirken gerekçesiz şekilde zamanaşımı itirazı reddedilerek hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
4-Davacının gerçek zarar miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle gelirinin doğru saptanması gerekir.
Davacının geliriyle ilgili dosya içinde 07.04.2006 tarihinde yapılan zabıta incelemesinde kazalının ara sıra lokantada çalıştığı, şu an boşta olduğu, aylık gelirinin net 1.200,00 TL olduğu belirtilmiş, yapılan emsal ücret araştırması sonucu İstanbul İçkili, İçkisiz Lokanta, Kebapçı, Köfteci ve Ayakta İçki Satanlar Esnafı Odası yazısında odaya bağlı işyerlerinde çalışan bir sulu yemek, döner ve kebap ustasının 2005 tarihi itibariyle 800,00-900,00 TL net ücret alabileceği hususu bildirilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda meslek odası tarafından zabıta incelemesinden sonra bildirilen rakamın ortalaması 850,00 TL net/aylık rakamına itibar edilerek asgari ücretin 2,7 katı üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Dosya kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda, davacının gelir durumuna ilişkin olarak dosyaya herhangi somut bir veri sunulmamıştır.
Somut olayda, davacının usta olduğunu gösteren belge, sertifika, tanık beyanlarının ardından, mahkemece; bu işi bir işverenin yanında hizmet sözleşmesi ile yürütebileceği ya da bağımsız olarak çalışıyorsa vergi mükellefi olarak çalışmasının gerekeceği gözetilmek suretiyle, davacının kaza tarihinden önce bağlı olarak çalıştığı işyerinden, SGK'dan en son gelirine ilişkin belgelerin ya da bağımsız olarak çalışması söz konusuysa, ilgili vergi dairesinden kazancına ilişkin belgelerin getirtilmesi, bu suretle temin edilen resmi belgelerdeki net kazancı dikkate alınarak tazminat hesabına esas gelirinin belirlenmesi gerekir.
Davacının gelirinin belirlenmesi konusunda eksik ve yetersiz araştırma ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
5- Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ... yararına BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına'' vurgu yapılarak hüküm bozulmuştur.
Bozma ilamına karşı davacı vekilinin karar düzeltme başvurusu üzerine; Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı ile ''Dairemizin █████/2019 gün ve █████████- █████████ Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin temyiz istemi süreden reddedilerek, (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı ... yararına bozulmasına karar verilmiş, bu kez davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dosya içeriğine, Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre; davacı vekilinin 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle, 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin zamanaşımına yönelik karar düzeltme nedeninin incelenmesinde:
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik zararı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının yaralanmasına neden olan trafik kazası 23.10.2005 tarihinde meydana gelmiş olup, dava 23.12.2005 tarihinde açılmış, ıslah talebi 07.11.2013 tarihinde yapılmıştır (12.11.2013 günü harcı yatırılmış)
Dava konusu olaya ilişkin Gaziosmanpaşa 1.Sulh Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına davacının katıldığı davalının mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın █████/2013 tarihinde temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür.
Her ne kadar bozma ilamının (3) nolu bendinde "8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına göre, ıslah edilen kısım yönünden temyiz eden davalı ...'ın ıslah zamanaşımı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş ise de anılan ilamda yanılgılı değerlendirme yapılmıştır. Şöyle ki,
Temyize konu olayda, davacının müdahil olduğu ceza davası derdest olduğu sürece, K.T.K 109. maddesinde öngörülen faili ve fiili öğrenme hususu kesinleşmiyeceği olay tarihi dikkate alınarak, hukuk davası hakkında uygulanması gereken 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi dolduktan sonra, ceza mahkemesinin kararı kesinleşir ise, bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren, BK.nun 60/1.maddesindeki 1 yıllık (K.T.K 109. maddesindeki süreler içinde) zamanaşımı süresi içerisinde tazminat davası açılabilecektir. (HGK 22.02.2011 gün, 2011/4-640 E. ve ███████ K.)
O halde, davacı tarafça ceza davasının kesinleşmesinden itibaren süresi içinde ıslahın yapılmış olmasına göre, davacı vekilinin zamanaşımına yönelik karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizce verilen █████/2019 gün ve █████████-█████████ sayılı bozma ilamının 3 nolu bendinin davacı yararına bozma ilamından çıkartılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin zamanaşımına yönelik karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin █████/2019 gün ve █████████ E.- █████████ K. sayılı bozma ilamının 3.nolu bendinin bozma ilamından çıkartılmasına, bozma kararının 4 nolu bendinin numarasının 3 nolu bent olarak, 5 nolu bendinin numarasının 4 nolu bent olarak, değiştirilmesine, bozma ilamının sonuç kısmının da " Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ... yararına bozulmasına, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına," karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sigorta A.Ş (eski ... Sigorta ... A.Ş) ve davalı ... hakkında Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. Sayılı dosyasından verilen 09.12.2015 tarihli hüküm taraflarca temyiz edilmediğinden ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile bozma sebebi de yapılmadığından, kararın bu hükümler yönünden kesinleştiği anlaşılmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin manevi tazminat davasının kabulüne dair Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı dosyasından verilen █████/2015 tarihli hükme yönelik temyiz itirazlarının Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı reddine karar verildiği, kararın bu hüküm yönünden kesinleştiği anlaşılmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin davalılar ... mirasçıları ve ... hakkındaki ıslah edilmiş maddi tazminat davasının kısmen kabulu ile 142.153,37 TL'nin olay tarihi olan 23.10.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 12 yıllık olağanüstü ceza dava zamanaşımı olduğunu, olay tarihinin üzerinden 12 yıllık bir süre geçmeden, başka bir anlatımla zamanaşımı süresi dolmadan dava değerinin yükseltildiğini, davanın uzamasının sebebinin ceza davasının bekletici mesele yapılmasından kaynaklandığını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, belirsiz alacak davasının hukuki yapısı gereği yükseltilen kısmın zamanaşımına uğramasının hukuken mümkün olmadığını, davalı ... lehine de vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin ekonomik olarak zor durumda olduğunu, bu nedenle temyiz masrafları yönünden adli yardım talebinde bulunduklarını, kusur oranının hatalı belirlendiğini, davacı hakkında yeniden maluliyet raporu alınması gerektiğini, davacının asgari ücretin 1,37 katı geliri olacağına dair tespitin hatalı olduğunu, aktüer hesabının hatalı olduğunu, yargılama gideri ve harç yönünden hatalı hüküm kurulduğunu, fazla hesap yapıldığını, davacının verdiği ikinci ıslah dilekçesine göre reddedilen talebi dikkate alındığında tarafları lehine hükmedilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin hatalı olduğunu, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, infazda tereddüte sebep olduğunu belirtmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Davalı ... vekilinin temyiz başvurusunda bulunurken adli yardım talebinde bulunduğu, bu talebinin değerlendirilebilmesi bakımından, dosyaya gerekli belgelerin ibraz edildiği görülmektedir. Adli yardımdan yararlanabilmenin şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 334/1. maddesinde "Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler" denilmek suretiyle adli yardımdan yararlanabilecek kişilerle ilgili genel çerçeve çizilmiştir.
Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinden; davalı ...'ın mali durumu itibariyle temyiz harçlarını yatırmasının güç olduğu, bu giderleri ödeme konusunda ödeme gücünün bulunmadığı anlaşıldığından davalı ...'ın adli yardım talebi kabul edilerek temyiz itirazları incelenmiştir.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı dikkate alınarak davacı vekili ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Davalı ...'ın diğer temyiz itirazı yönünden;
Bozma öncesi verilen 09.12.2015 tarihli kararda davalı ... ve davalı ... aleyhine 139.153,37 TL maddi tazminata hükmedildiği, bu kararın diğer davalı ... ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edildiği, davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süresinde olmaması nedeniyle reddine karar verildiği, davalı ... yararına da bozma yapıldığı anlaşılmış olup; bu durumda 09.12.2015 tarihli karar davacı ve davalı ... yönünden kesinleşmiş olup, bu yön gözetilmeksizin bozma sonrası verilen kararda davalı ... aleyhine 142.153,37 TL'ye hükmedilerek yeniden karar verilmesi doğru olmamıştır.
4.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazı yönünden; yukarıda belirtildiği üzere 09.12.2015 tarihli karar davacı ve davalı ... yönünden kesinleşmiş olup, bozma sonrası kararda davacının usuli müktesep hakkı gözetilmeksizin ilk kararda hükmedilen vekalet ücretinin üzerinde davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
VI.KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin adli yardım talebinin KABULÜNE,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!