Hakaret suçunda gıyapta ihtilat, aleniyet unsurları, haksız tahrik hükümleri ve tanık beyanlarındaki çelişkilerin giderilmesi yönünden eksik inceleme nedeniyle istinaf ret kararının Yargıtayca bozulması.
Özet: Bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilen hakaret davasında, yüksek mahkeme; gıyapta hakaretin unsurlarından olan ihtilat şartının oluşumu, eylemin aleniyet vasfının tespiti ve sanığın savunması bağlamında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağına dair eksik incelemelerle hüküm kurulduğunu belirterek istinaf kararını bozmuş, dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine göndermiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.SUÇ
: HakaretHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı belirlenerek gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın 09.04.2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olup kesinleşmesi nedeniyle, açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanarak sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyete dair verilen karara yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz isteği; müvekkilinin yeğeninin sağlık durumunun ciddi olmasına rağmen köylü olmaları nedeniyle kendileriyle ilgilenilmediğini düşündüklerine, tanıkların beyanları arasında çelişki bulunduğuna, şikayetçinin de şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiğine, müvekkilinin atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, atılı suçun işlendiğinin kabulü halinde ise müvekili hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yöneliktir.III. GEREKÇEVicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;1.Hakaret suçu mağdurun doğrudan vakıf olamayacağı bir şekilde işlendiğinde gıyapta hakaret suçu oluşmaktadır. Ancak gıyapta hakaret suçunun cezalandırılması için, failin mağdur dışında toplu veya dağınık en az üç kişiyle ihtilat ederek bu suçu işlemesi gerekmektedir. Suçun faili ihtilatı bilerek ve isteyerek gerçekleştirmelidir. İhtilat kişilerle birebir görüşerek gerçekleşebileceği gibi, üç veya daha fazla kişiye mektup göndermek, telefon etmek, SMS veya e-mail göndermek suretiyle de gerçekleştirilebilir. Ancak ihtilat unsurunun gerçekleşmesi için, failin sözleri en az üç kişinin duyabileceği bir ortamda ve şekilde söylemesi yeterli olmayıp, muhatapların bizzat anlamaları duyup algılaması gerekir.Somut olayda; soruşturma aşamasında tanıklar ..., ..., ... ile ... tarafından sanığın mağdura yönelik hakaret sözlerini doğrulamalarına karşın yargılama aşamasında tanık ... ''şu an hatırlayamadığım kişi iddianamedeki sözleri söyledi'', tanık ...'ın ise ''hakaret sözünü duydum kimin söylediğini görmedim'' şeklinde beyanda bulunmaları karşısında tanıkların beyanları arasındaki çelişki giderilerek, yargılama aşamasında dinlenilmeyen ...'da dinlenilmek suretiyle, gıyapta hakaret suçu için öngörülen "en az üç kişiyle ihtilat" öğesinin oluşup oluşmadığının belirlenerek karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması,2.Kabule göre de,a.5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinde ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, sanığın hakaret eylemini gerçekleştirdiği yerin net olarak tespit edilerek aleniyet ögesinin oluşup oluşmadığı tartışılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,b.Sanığın aşamalarda rahatsızlığı nedeniyle yeğenini hastaneye getirdiklerinde, durumunun acil olmasına rağmen kendileriyle ilgilenilmediğine, yeğeninin kalp atışlarının yavaşladığına, başka bir hastaneye sevki için gereğinin yapılmadığına, ailesinin bu duruma üzülmesi nedeniyle tepki gösterdiğine yönelik savunmada bulunması karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak 5237 sayılı Kanun'un 129. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,Nedenleriyle karar hukuka aykırı görülmüştür.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca, Ödemiş 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,04.11.2025 tarihinde karar verildi.