Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde İİK 309 uyarınca iflastan sonra, alacaklılarca oy birliğiyle kabul edilen iflas içi konkordato projesinin tasdiki ve iflas kararının kaldırılması davası.
Özet: İflas kararı kesinleşmiş ve tasfiye süreci devam eden bir şirketin, alacaklılar toplantısında oy birliğiyle kabul edilen ve mal varlıklarının borçlarını iflas tasfiyesine kıyasla daha yüksek oranda karşılayacağını öngören iflas içi konkordato projesinin tasdiki ile iflas kararının kaldırılması talebiyle açılan davada, İcra ve İflas Kanununun 309. maddesi uyarınca, bu mekanizmanın borçlunun mali durumunu düzeltmeyi ve alacaklıların iflasa göre daha avantajlı tatminini sağlamayı amaçlayan hukuki bir çözüm olduğu vurgulanmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Konkordato (İflastan Sonra Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 309))
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (İflastan Sonra Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 309)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:
Davacılar vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu █████/2025 tarihli dava dilekçesinde ; Konkordato talebinde bulunan müvekkili şirket hakkında Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E sayılı dosyada 20.09.2017 tarihinde iflas kararı verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, iflas masası tasfiye işlemlerinin Bakırköy İflas Müdürlüğü ... sayılı dosyasından devam ettiğini, müvekkili şirketin malvarlıklarını değerine satmak veya söz konusu malvarlıkları ile ilgilenen yatırımcılardan sağlanacak finansman ile borçlarını ödemek amacıyla bir konkordato projesi hazırladığını, müvekkili tarafından iflas dosyasına sunulan █████/2025 tarihli iflas içi konkordato projesinin █████/2025 tarihli olağanüstü alacaklılar toplantısında alacaklıların oyuna sunulduğunu, toplantıda toplantı nisabının sağlandığını, yapılan iflas içi konkordato projesinin oylamasında katılan tüm alacaklıların oy birliği ile projenin kabulü yönünde oy kullandığını, toplantıdan sonraki bir haftalık iltihak süresinde de bir kısım alacaklılar tarafından olumlu oy kullanıldığını, böylece toplantı ve konkordato kabul kararının kesinleştiğini, müvekkili şirkete ait malvarlıklarının rayiç değerleri toplamının 64.510.770,00 TL olup 48.861.903,65 TL olan borcun tamamını karşılar durumda olduğunu, söz konusu malvarlıklarının icra ihalesi yoluyla ve en iyi ihtimalle değerinin yarısına satılması halinde ise 32.255.385,00 TL'ye ulaştığını ve 48.861.903,65 TL olan borcun ancak %66,01’ini karşılayabileceğini, anılan nedenlerle müvekkili tarafından iflas dosyasına sunulan ve █████/2025 tarihli olağanüstü alacaklılar toplantısında yapılan iflas içi konkordato projesin oylamasında katılan tüm alacaklılar tarafından oy birliği ile projenin kabulü yönünde oy kullanılan iflas içi konkordato projesinin tasdikine, iflas kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE
:
Dava, İİK'nın 309.maddesi uyarınca açılan iflastan sonra konkordato talebine ilişkindir.
Türk icra ve iflas hukukunda konkordato, borçlunun mali durumunu düzeltmesini ve alacaklıların iflasa kıyasla daha yüksek oranda tatmin edilmesini amaçlayan, borçlu ile alacaklılar arasında mahkeme denetiminde gerçekleştirilen kolektif bir yeniden yapılandırma kurumudur. 7101 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan kapsamlı değişiklikler sonrasında konkordato, yalnızca iflasın önlenmesine yönelik bir araç olmaktan çıkarılmış; iflas sürecinde dahi uygulanabilen etkin bir tasfiye ve iyileştirme mekanizması hâline getirilmiştir. Bu bağlamda, iflastan sonra konkordato kurumu, borçlunun iflasına karar verilmiş olmasına rağmen, iflas tasfiyesinin alacaklılar bakımından yaratacağı olumsuz sonuçları bertaraf etmeye yönelik istisnai fakat önemli bir hukuki imkân olarak karşımıza çıkmaktadır.
İflastan sonra konkordato kurumu, İcra ve İflas Kanunu’nun 309. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca, iflasına hükmedilmiş bir borçlu konkordato talep edebileceği gibi, borçlunun alacaklılarından biri de konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilmektedir. Bu durumda, konkordato talebi iflas idaresi tarafından görüşüyle birlikte alacaklılara bildirilmekte ve ikinci alacaklılar toplantısında veya daha sonra müzakere edilmektedir.
Bu düzenlemenin temel amacı, iflas tasfiyesi sonucunda borçlunun malvarlığının değerinin altında elden çıkarılması ve alacaklıların düşük oranda tatmin edilmesi ihtimalini önlemek, mümkün olan hâllerde ekonomik değerin korunmasını ve artırılmasını sağlamaktır. Zira iflas tasfiyesi, özellikle ekonomik kriz, piyasa daralması veya varlıkların niteliksel özellikleri nedeniyle çoğu zaman “acele satış” niteliği taşımakta ve hem alacaklılar hem de borçlu açısından telafisi güç zararlar doğurabilmektedir.
İflastan sonra konkordato talebinin kabul edilebilmesi için, genel konkordato şartlarının büyük ölçüde sağlanması gerekmektedir. Bu kapsamda;
Geçerli ve uygulanabilir bir konkordato projesi bulunmalıdır. Proje, borçların hangi kaynaklarla ve hangi takvim dâhilinde ödeneceğini açık, somut ve denetlenebilir şekilde ortaya koymalıdır.
Alacaklıların menfaatinin korunması esası gözetilmelidir. Konkordato, iflas tasfiyesine kıyasla alacaklıları daha avantajlı bir duruma getirmelidir.
Alacaklılar toplantısında gerekli çoğunluk sağlanmalıdır. İİK m.302 ve devamı hükümleri uyarınca aranan çoğunluk şartları iflastan sonra konkordato bakımından da uygulanmaktadır.
Tasdik engelleri bulunmamalıdır. Konkordato, kanuna, dürüstlük kuralına veya kamu düzenine aykırılık taşımamalı; alacaklılar arasında keyfi bir ayrım yaratmamalıdır.
Bu şartların varlığı hâlinde, mahkeme konkordato projesini tasdik edebilecek ve iflasın kaldırılmasına karar verebilecektir.
İflastan sonra konkordato kurumunun en önemli ve uygulamada sıklıkla yanlış anlaşılan yönlerinden biri, konkordato talebinin hangi merci ve hangi usul ile ileri sürülebileceği meselesidir. Bu noktada özellikle vurgulanmalıdır ki, iflasına karar verilmiş bir borçlu bakımından konkordato, bağımsız bir dava konusu olarak ticaret mahkemesinden talep edilebilecek bir hukuki yol değildir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 309. maddesi sistematik olarak incelendiğinde, iflastan sonra konkordatonun, klasik konkordatodan farklı olarak iflas tasfiyesi sürecinin bir parçası olarak düzenlendiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle, iflastan sonra konkordato talebi, müflis şirket veya üçüncü kişiler tarafından ticaret mahkemesinde açılacak müstakil bir dava yoluyla ileri sürülemez. Zira bu aşamada borçlunun hukuki statüsü değişmiş olup, malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi iflas idaresine geçmiştir.
Kanun koyucu, iflastan sonra konkordato sürecinin işletilmesini, iflas idaresinin inisiyatifine ve gözetimine bırakmıştır. Buna göre, konkordato talebi, ya müflisin başvurusu ya da alacaklılardan birinin istemi üzerine gündeme gelse dahi, bu talebin alacaklılara bildirilmesi ve müzakereye açılması yetkisi doğrudan iflas idaresine aittir. İflas idaresi, konkordato talebini kendi görüşüyle birlikte alacaklılara sunmakta; süreç, iflas dosyası kapsamında yürütülmektedir.
Bu çerçevede, iflastan sonra konkordato talebinin hukuki niteliği itibarıyla bir “dava” olmadığı, aksine iflas tasfiyesi içinde yer alan kolektif bir karar ve tasdik süreci olduğu kabul edilmelidir. Nitekim ticaret mahkemesinin rolü de, bağımsız bir dava yargılaması yürütmekten ziyade, alacaklılar tarafından kabul edilen konkordato projesini tasdik veya reddetmekle sınırlıdır.
Bu yönüyle iflastan sonra konkordato, klasik konkordatodan ayrılmakta; talep yetkisi, usulü ve yargısal denetimi bakımından iflas hukukuna özgü, kendine has bir mekanizmadır.Dolayısıyla, uygulamada zaman zaman rastlandığı üzere, müflis şirketin veya üçüncü kişilerin doğrudan ticaret mahkemesine başvurarak “iflastan sonra konkordato talebi” başlıklı bir dava açmaları, usul hukuku bakımından isabetli olmadığından davanın İİK'nın 309. Maddesi yollamasıyla HMK'nın 114/2. ve 115/2. Maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere
:
1-Müflisin veya yetkilisinin İİK'nın 309. Maddesi uyarınca iflastan sonra konkordato talebiyle konkordato projesinin tasdiki için doğrudan talepte bulunamayacağından davanın İİK'nın 309. Maddesi yollamasıyla HMK'nın 114/2. ve 115/2. Maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. █████/2025
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!