Baldızın eniştesi hakkında başlattığı icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında, borç ilişkisinin davalı tarafından ispatlanamaması nedeniyle borçsuzluğa ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi.
Özet: 70 yaşında, yürüme ve görme engelli davacının, baldızı olan davalının başlattığı 60.000 Avro tutarındaki icra takibine karşı açtığı menfi tespit davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davalının alacağı ispat edemediği, zira sunulan banka dekontlarında davacının adının bulunmadığı, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin senetle ispat zorunluluğunun istisnası teşkil etmediği gerekçesiyle davacının borçlu olmadığına ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi yönündeki kararları, davalı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay tarafından onanmıştır.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bandırma 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin 70 yaşında yürüme ve görme engelli olduğunu, davalının müvekkilinin baldızı olduğunu, müvekkili ile davalı arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, davalının müvekkili hakkında haksız olarak başlattığı icra takibi neticesinde düzenlenen ödeme emrinin muhtara tebliğ edildiğini, muhtarın müvekkilini bilgilendirmemesi neticesinde itiraz süresi geçerek takibin kesinleştiğini ve haciz işlemlerine geçildiğini, davalı hakkında Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığına dolandırıcılık suçundan şikayette bulunulduğunu ileri sürerek; icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; müvekkilinin eniştesi olan davacıya peyderpey 60.000 Euro borç verdiğini, davacının dükkânlarını satınca borcunu ödeyeceğini belirttiğini, ancak dükkanlarını satmasına rağmen borcunu ödenmediğini savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı dava konusu borcun hiç doğmadığını ve davalı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını ileri sürdüğünden ispat yükünün davalıda olduğu, davalı vekilince dosyaya sunulan dekontların hiç birinde davacının adının yer olmadığı, dava dışı kişilerin adlarının yazılı olduğu, dekontlardaki miktarın icra takibine konu miktarla örtüşmediğinden bu belgelere itibar edilmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 200. maddesi gereğince miktar itibariyle tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin de aynı Kanun'un 203. maddesindeki senetle ispat zorunluluğunun istisnaları kapsamında bulunmadığı, davalı vekile yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığı, ancak süresinde herhangi bir beyanda bulunulmadığı gibi yemin metni de hazırlamadığı, böylelikle davalının tarafın iddiasını ispatlayamadığı, davacının dava tarihinde 66 yaşında ve ileri derecede görme azlığı olduğu, davalının davacının eşinin kardeşi olduğundan davacının bu aciz halini bildiği kabul edilerek, davalının yaptığı takibin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının Bandırma 1. İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip konusu 965.424,00 TL (60.000 Euro alacağın takip tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı) alacağın %20'si oranında hesaplanan 193.084,80 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ispat yükü üzerinde olan davalının davaya konu parayı davacıya gönderdiğini ispatlayamadığı ve Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili, müvekkilinin davacının baldızı olduğunu, tanık dinlenmesinin usulen mümkün bulunduğunu, dosyaya sunulan banka havale dekontları yazılı delil başlangıcı olduğunu, tanıkların dinlenmesiyle haklılığın ispat edileceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, borç olarak gönderilen paranın iadesi istemiyle başlatılan icra takibinden sonra menfi tespit istemine ilişkindir.Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle ispat yükünün davalının üzerinde olduğu, davalının sunduğu dekont ve diğer belge suretlerinde davacının adının yazmadığı, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin de senetle ispatın istisnalarını düzenleyen 6100 sayılı Kanunun 203. maddesi kapsamında olmaması nedeniyle tanıkla ispatın da mümkün olmadığı, davalının dava konusu parayı davacıya gönderdiğini ispatlayamadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanını İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.