Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, havaalanı güvenlik kontrolünde cihaz ikazı veren hakimlerin elle aranması uygulamasının hukuka uygunluğunu temyizen değerlendirdi.
Özet: Bu hukuki evrak, havaalanı güvenlik kontrol noktalarında duyarlı kapı veya X-ray cihazlarının ikaz vermesi durumunda hakimlerin de elle aranması gerekliliğini öngören düzenleyici işlemin iptali talebine ilişkin bir temyiz süreci olup, davacı idarelerin yetkili olduğu ancak sivil havacılık güvenliği düzenlemelerinin üst hukuk kurallarına aykırı olamayacağı, uluslararası anlaşmaların sivil hava meydanlarında kimlerin taranmadan muaf tutulacağına ilişkin iç hukuktaki istisnai hükümlerin uygulanamayacağına dair bir hüküm içermediği, dolayısıyla kimlere muafiyet tanınacağı hususundaki inisiyatifin can ve mal güvenliği tehlikeye atılmamak kaydıyla taraf ülkelere bırakıldığının belirtildiği bir alt mahkeme kararının özetini içermektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALILAR)
: 1- ... BakanlığıVEKİLİ
: Av. ...2- ... Genel MüdürlüğüVEKİLLERİ
: Av. ..., Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...VEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacı tarafından, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün, havaalanlarına girişlerde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla muafiyet tanınan kişiler haricindeki tüm kişilerin ve eşyalarının güvenlik kontrol noktalarında duyarlı kapı ve x-ray cihazının ikaz vermesi halinde, elle aranması gerektiği, hakim ve savcıların da güvenlik kontrolünden standartlara uygun biçimde geçmesinin uygun olacağının değerlendirildiği, diğer tüm yolcular gibi hakim, savcı, avukat vb. unvanlara sahip kişilerin arama/tarama yapılmasını istememeleri halinde uçağa kabul edilmeyecekleri hususunda bilgilendirilmelerinin istenilmesine yönelik ... tarih ve ... sayılı "Hakim savcıların taranması" konulu işleminin “hakimler” bakımından iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti
: Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararıyla;Davalı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek,Anayasa'nın 2., 13., 20., 90. ve 140. maddeleri, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 1. ve 88. maddeleri, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 86. maddesi, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu'nun 9. maddesi, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 40. ve 104. maddeleri, 5431 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un (dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle) 1. ve 4. maddeleri, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun Ek 1. maddesi, 14/8/1997 tarih ve 23080 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sivil Hava Meydanları, Limanlar ve Sınır Kapılarında Güvenliğin Sağlanması, Görev ve Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Yönetmeliğin 8., 17. ve 21. maddeleri, Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 5., 19. ve 25. maddeleri, Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO) tarafından hazırlanan, █████/1945 tarih ve 4749 sayılı Kanunla onaylanan Milletlerarası Sivil Havacılık Geçici Sözleşmesi'nin (Şikago Sözleşmesi) eki olan Ek-17 Havacılık Güvenliği Standartlarının ilgili hükümlerine atıfta bulunularak,Dava Konusu Düzenleyici İşlemin İncelenmesi:Uyuşmazlığın, havaalanlarının güvenlik kontrol noktalarında duyarlı kapı ve x-ray cihazlarından geçen hakimlerin, söz konusu cihazların ikaz vermesi halinde, üstlerinin ve eşyalarının elle aranmasının mümkün olup olmadığına ilişkin olduğu,Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, havaalanlarında can ve mal güvenliğinin sağlanması, yolcu ve eşya trafiğinin güvenlik içinde yürütülmesi, yangın vesair tehlikelere karşı korunması amacı ile gereken önlemleri alma, aldırma ve denetleme hususunda davalı idarelerin yetkili kılındığı, bununla birlikte sivil havacılık güvenliğinin temini amacıyla yapılacak ikincil düzenlemelerin, üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi gerektiği,Ülkemizin taraf olduğu Milletlerarası Sivil Havacılık Sözleşmesinin (Şikago Sözleşmesi) eklerinden olan Milletlerarası Sivil Havacılık Geçici Sözleşmesinin Ek-17'de havacılık güvenliği standartlarının belirlendiği, anılan sözleşmede taraf devletlere, uçuşların emniyeti, düzenliliği ve etkinliğinin sağlanmasının yanı sıra yolcuların, mürettabatın, yer personelinin ve kamu emniyetinin tesisi için yolcuların ve kabin bagajlarının, güvenlik tahditli bir alandan kalkacak hava aracına binmeden önce taranması gerekliliğinin ortaya konulduğu ve taraf devletlere sivil havacılık güvenliğinin temini için ulusal düzenlemeler vasıtasıyla yazılı bir ulusal sivil havacılık güvenlik programı oluşturulması yükümlülüğünün getirildiği, anılan sözleşme hükümleri ile, taraf devletlerin kendi iç hukuklarında düzenlemeler yapmak suretiyle özellikle ulusal sivil havacılık güvenlik programı vasıtasıyla sivil havacılık güvenliğinin sağlanmasının hedeflendiği, bununla birlikte sivil hava meydanlarında kimlerin taramadan muaf tutulacağına ilişkin bir düzenlemeye, başka bir ifadeyle iç hukukta yer alan ve istisna niteliğindeki hükümlerin uygulanamayacağına ilişkin bir hükme yer verilmediği, dolayısıyla, sivil hava meydanlarında kimlerin, hangi şartlarla üzerlerinin ve eşyalarının taranacağı, kimlere hangi kapsamda muafiyet tanınacağı hususlarındaki insiyatifin, can ve mal güvenliğinin tehlikeye atılmaması kaydıyla, tamamen taraf ülkelere bırakıldığı,İç hukuk kurallarımıza bu çerçevede bakıldığında, anılan Uluslararası Sözleşmenin imzalanmasını takiben ülkemizce hazırlanan Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programının (MSHGP) ekinde yer alan Ek-29 Muafiyetlerde, havaalanlarında hakim ve Cumhuriyet savcılarının kendilerinin ve eşyalarının aranması konusunda bir muafiyet tanınmadığı, ancak Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi gereğince bu sözleşmeye aykırı olmayan kanuni düzenlemelerin bertaraf edilmesi sonucunu doğuracak nitelikte alt düzenleyici işlemlerin tesis edilemeyeceğinin de açık olduğu,Anayasanın 140. maddesinde, hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenmesi gerektiğinin hükme bağlandığı,2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 88. maddesi ile hakim ve savcıların, görevlerinin önem ve özelliği gözetilerek, yakalanmaları ve sorgulanmalarının yasal bir teminata bağlandığı, bu hükme göre hakim ve Cumhuriyet savcılarının üzerlerinin ve konutlarının aranmasının ancak ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde mümkün olduğu, anılan hükümde öngörülen arama yasağının, "adli arama"lara yönelik olduğu konusunda tereddüt bulunmamakla birlikte, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri haricinde -başka bir ifadeyle belirtilen kapsama girmeyen görevleriyle ilgili ya da kişisel suçları dolayısıyla- arama muafiyeti bulunan hakim ve savcıların, herhangi bir suçun söz konusu olmadığı önleme aramalarından evleviyetle (çok içinde azı da barındırır prensibi gereği) muaf olduklarının kabulünün zorunlu olduğu,Diğer taraftan, her ne kadar 5442 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinde, havalimanlarında görevlendirilen mülki idare amirlerinin, görevli bulundukları sivil hava meydanları ve havalimanlarında kural olarak herkesin üstünü, aracını ve eşyasını aratabileceği; 2559 sayılı Kanun'un 9. maddesinde de, polislerin, halkın topluca bulunduğu, umumi ve umuma açık yerlerde mülki idare amirinin izniyle, tehlikenin önlenmesi veya bertaraf edilmesi amacıyla güvenliğini sağladığı bina ve tesislerde (havalimanı gibi) ise, herhangi bir emir ve karar olmaksızın kural olarak herkesin üstünü, aracını, eşyasını teknik cihazla ve gerektiğinde el ile aramaya yetkili olduğu yolunda hükümlere yer verilmiş ise de; anılan kanunların havalimanına yönelik önleme aramaları bakımından "genel kanun" niteliğinde bulunduğu, 2802 sayılı Kanun'un ise hakim ve savcılar ve dolayısıyla uyuşmazlık açısından "özel kanun" niteliğinde bulunduğu, genel ve özel kanunların birbirleriyle çatışması halinde "özel kanun"un uygulanması gerektiği açık olduğundan, 5442 ve 2559 sayılı Kanun'ların anılan hükümlerinin uyuşmazlığa uygulanmasına hukuki olanak bulunmadığı,Dolayısıyla, iç hukukumuzda hakim ve Cumhuriyet savcılarının üzerlerinin ve eşyasının aranması konusunda yasal muafiyetlerinin bulunduğu, söz konusu yasal muafiyetin tarafı olduğumuz Milletlerarası Sivil Havacılık Sözleşmesi hükümlerine aykırı olmadığı gibi anılan Sözleşmede yasayla tanınan üst arama muafiyetini ortadan kaldıran bir hükme de yer verilmediği, bu bağlamda, ihtiyaç duyulması halinde hakim ve Cumhuriyet savcılarının sivil hava meydanlarında üzerlerinin ve eşyalarının kanuni bir düzenlemeye istinaden aranması mümkün iken, söz konusu muafiyeti ortadan kaldıracak yasal bir dayanak bulunmaksızın hakim ve savcıların üstlerinin havaalanlarında elle arama/taramaya tabi tutulmasına olanak sağlayan genel yazı niteliğindeki dava konusu alt düzenleyici işlemde normlar hiyerarşisine uyarlık görülmediği,Bu durumda, hakim ve savcıların üstlerinin ve eşyalarının elle aranması, açık bir kanun hükmü olmadığı sürece, ancak ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri ile aramaya bizzat izin vermeleri halinde mümkün olduğundan, dava konusu genel yazıda hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu düzenleyici işlemin (taleple bağlılık ilkesi gereği) "hakimler" yönünden iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idareler tarafından, havaalanlarında yapılan aramaların önleme araması niteliğinde olduğu ve bu aramalar için hakim kararına ihtiyaç bulunmadığı, Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programı eki Ek-29'da, hakim ve savcıların havaalanlarındaki taramalardan muaf tutulacaklarına ilişkin bir hükme yer verilmediği, 2802 sayılı Kanun ile hakim ve savcılara adli aramalarda tanınan muafiyetin kapsamının, havaalanlarındaki önleme aramalarını da kapsayacak şekilde genişletilemeyeceği, aksi uygulamanın havacılık güvenliği açısından ciddi güvenlik tehlikelerine neden olabileceği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:Üyeler, ... ve ...'nun; "Hakim savcıların taranması" konulu dava konusu işlemin, hakim ve savcıların havaalanlarında bulunan güvenlik kontrollerinden standartlara uygun biçimde geçmelerinin uygun olacağı, bu unvandaki kişilerin diğer tüm yolcular gibi arama/tarama yapılmasını istememeleri halinde uçağa kabul edilmeyeceklerine ilişkin olmasına rağmen, Daire tarafından uyuşmazlığın, havaalanlarının güvenlik kontrol noktalarında duyarlı kapı ve x-ray cihazlarından geçen hakimlerin, söz konusu cihazların ikaz vermesi halinde, üstlerinin ve eşyalarının elle aranmasının mümkün olup olmadığı ile sınırlı olarak hasren incelenmesinde hukuken isabet olmadığı ve eksik inceleme yapıldığı yönündeki usule yönelik oylarına karşılık, dava dilekçesindeki davacı iddiaları dikkate alındığında, Dairece hasren inceleme yapılarak karar verilmesinde, yargılama usulüne bir aykırılık görülmeyerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçildi:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.Öte yandan, davalı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan █████/2024 kayıt tarihli ek beyan dilekçesinde; █████/2024 tarih ve 32597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7519 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 40. maddesine eklenen fıkrada, "Tüm yolcular, havacılık güvenliğinin ihlal edilmemesiyle sınırlı olmak üzere, havaalanlarına ve hava araçlarına geçerken yanlarındaki eşyaları ile birlikte teknik cihazlarla ve gerektiğinde el ile kontrol edilir ve aranır. Ancak teknik cihazlarla yapılan kontrollerin sonuçlandırılamaması durumunda bahse konu yolcu kendisinin ve eşyasının elle aranmasını kabul etmediği takdirde havaalanı ve hava aracına kabul edilmez. Ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümleri saklıdır." hükmüne yer verildiği belirtilmiş ise de;İdari işlemlerin yargısal denetiminin (idari yaptırım uygulanmasına yönelik işlemin dayanağı olan kuralın yürürlükten kaldırılması veya işlemin tesisinden sonra idari yaptırım uygulanan kişilerin lehine sonuç doğuracak nitelikte düzenleme yapılması halinde yeni hukuki durumun dikkate alınması gerektiği durumlar dışında) kural olarak, işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hukuki düzenlemelere göre yapılacağı açık olduğundan, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olmayan bahse konu yasal düzenlemenin, yapılan temyiz incelemesinde dikkate alınmasına hukuken imkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu █████/2023 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararının ONANMASINA,3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının, davalılardan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne iadesine,4. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliği ile karar verildi.