Yargıtay Ceza Dairesi, Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan verilen beraat kararının onanmasına yönelik katılan vekili temyizini, ifade özgürlüğüne vurgu yapan karşı oy ile reddetmiştir.
Özet: Yargıtay, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık hakkında verilen beraat kararının bölge adliye mahkemesince onanmasının ardından, katılan vekilinin hükmün haksız ve hukuka aykırı olduğuna dair temyiz itirazlarını, toplanan deliller ve mahkemenin gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle oy çokluğuyla reddederek beraat hükmünü onamıştır; ancak karşı oyda, sanığın sosyal medya paylaşımının hakaret suçunu oluşturmadığı, Anayasanın düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında incitici ve şoke edici düşüncelerin de korunması gerektiği belirtilerek beraat kararının isabetli olduğu savunulmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████E. ████████K.SUÇ
: Cumhurbaşkanına hakaretHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan ilk derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılan vekilinin temyiz isteği; hükmün haksız ve hukuka aykırı olduğuna, bu tür söylemlerin müvekkilinin kişilik haklarını, hem de bulunduğu makamı karalamaya ve itibarsızlaştırmaya yönelik olduğuna, hakaret suçunun düzenlenmesinin amacının insanın toplumun bir bireyi olması itibarıyla maddi ve manevi değerlerinin zarar görmemesini sağlamak olduğuna, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması talebine yöneliktir.III. GEREKÇEYapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç, takdir ve gerekçesi ile incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık hakkında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından katılan vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca, Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,04.11.2025 tarihinde karar verildi.KARŞI OYSayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımın hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.Hakaret suçu TCK'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.Anayasa’nın Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi;"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." hükmünü,Anayasa’nın 13. maddesi ise;"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü içermektedir.Anılan düzenlemelere, öğreti ve yargısal uygulamalara göre ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu özgürlük, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesiyle olanaklıdır, demokrasinin işleyişi içinde yaşamsal önemdedir. Bu düzenlemelere nazaran Devletin düşünce açıklamasını yaptırıma tabi tutmama gibi negatif, etkili şekilde koruma gibi de pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişimi için ana temeli oluşturmaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir.Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için ise amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Ancak her hak gibi bu hak da sınırsız değildir. Bireylerin şeref ve itibarı, özel ve aile hayatı Anayasa'nın 17. maddesiyle korunan manevi varlık kapsamındadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek zorundadır. Yasalarımıza göre bu eylemler ceza hukukunda hakaret suçu olarak düzenlenmiş, özel hukukta ise tazminatı gerektiren haksız fiil sayılmıştır. Yasal düzenlemelere ve Ceza Genel Kurulunun karalarına göre, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Sanığın sosyal medya hesabından "Alman İstihbarat Uzmanı Erich Schmitdt: Darbe girişimini ... planladı, "CIA analizlerine göre yaşanan sözde darbe girişimi, ... tarafından gerçek bir darbeye engel olmak için gerçekleştirildi. BND(Alman İstihbaratı), CIA(ABD istihbaratı) ve diğer Batı İstihbarat servisleri, darbe girişiminin ... tarafından gerçekleştirildiğine dair en küçük bir ipucu bile görmüyor."," BENİM DE DERİN ŞÜPHELERİM VAR. DARBE YAPAN KİM OLURSA OLSUN, İLK ÖNCE CUMHURBAŞKANI, BAŞBAKAN, BAKANLAR, BELEDİYE BAŞKANLARI VE VALİLERİ ALIR. AMAÇ DİRENİŞİ ÖRGÜTLEYECEK BU KİŞİLERİ PASİVİZE ETMEKTİR. BU KİŞİLERİN NEREDE OLDUKLARI POLİS VE ASKER ARAFINDAN BİLİNİR VE TAKİP EDİLİR. YANİ DARBE YAPACAKLAR İKİ TANKLA, BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜNDE, TEK TARAFLI YOLU KESMEZ. KÖPRÜDE YOLU KESMENİN DARBEYE NE FAYDASI OLUR? AZ DÜŞÜNÜN BAKALIM." şeklinde paylaşım yaptığı, suça konu bu paylaşımın eleştiri sınırlarını aşan ve Cumhurbaşkanının şeref, onur ve saygınlıklarını rencide edecek boyutta olduğu, sanığın 15 Temmuz 2016 tarihinde Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik olarak gerçekleştirilen darbeye teşebbüs suçunun planlayıcısının Cumhurbaşkanı ... olduğunu belirtmek suretiyle somut bir olgu isnadında bulunduğu, dairemizin yerleşik içtihatlarına göre somut olgu isnatlarının hakaret suçu olarak kabul edildiği ve bu nedenle sanığın üzerine atılı bulunan suçun oluştuğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun beraat hükmünün onanması yönündeki düşüncesine iştirak etmiyorum.