Ticari nitelikteki haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, hisse senedi yatırım mağduriyeti iddiasıyla açılan davanın, benzer istinaf kararı sonrası yargılamaya devamı.
Özet: Davacı, davalı hastane şirketine iyi niyetle 12.000 DM yatırım yaparak hamiline hisse senetleri aldığını ancak sonrasında aldatıldığını, şirketle iletişimin kesildiğini ve parasını geri alamadığını iddia ederek tazminat talep etmiş; davalı ise hisse senedi asıllarının sunulmadığını ve SPK mevzuatına uygun hareket ettiklerini savunmuş, ilk derece mahkemesi ise başlangıçta 7194 sayılı Kanun nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetse de, üst mahkeme kararları doğrultusunda davalı şirketin ilgili kanun şartlarını sağlamadığının tespiti üzerine yargılamaya devam ederek, davalı tarafından davacıya 12.000 DM değerinde hamiline hisse senetleri teslim edildiğini kabul etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ███████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas - █████████ KararDAVA
: Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan )İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
:Davacı vekili; müvekkilinin hem davalı şirketin hastane kuruluşu olması hem de davalı şirketin müvekkiline vadettiği gibi kar elde etmek amacıyla davalı şirkete yatırım yaptığını, müvekkilinin tamamen iyi niyeti ile davalı şirketin büyümesi, ülkemizde hastane kuruluşlarına katkı olması nedeniyle bu yatırımı yaptığını, yönetim kurulu başkanı ...'in müvekkilinin bulunduğu İsviçre'ye giderek davaya konu hisse senetlerini kendisine teslim ettiğini, müvekkilinden hisse senetleri ile ilgili gereken imzalar alındıktan ve müvekkilince davalı şirkete yatırım yapıldıktan sonra müvekkili ile hiçbir şekilde iletişime geçilmediğini, müvekkilinin şirket ile ilgili toplantılardan ve faaliyetlerden bu zamana kadar haberi olmadığını, █████/2000 tarihli Teslim-Tesellüm Belgesi ile davalı şirket tarafından 12.000 DM tutarlı 50.000-TL değerinde ... hisse senedi belge nolu ve 50.000-TL değerinde ...hisse senedi belge nolu makbuzun müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin davalı şirkete toplam 12.000 DM tutarında yatırım yaptığını, müvekkilinin yatırım yaptığı parayı çekmek istediğinde ise müvekkiline paranın iadesinin yapılmadığını, müvekkilinin davalı tarafından kandırıldığını, yapılan işlemin Alman kanunlarına aykırı olup, milletlerarası niteliğe sahip bir usulsüz faaliyet olduğunu, izinsiz bir şekilde halka arz adında insanlardan para toplanarak müvekkili ve diğer vatandaşların mağdur edildiğini, davalı şirketin borsada hiçbir işlemi bulunmadığını, davalının izinsiz halka arz girişiminde bulunduğunu ve davalının sebepsiz yere zenginleştiğini, 1 markın 1.95583 Euro'ya eşit ve sabit olduğu düşünülüğünde 12.000 DM'in euro karşılığının 6.135,50- Euro olduğunu belirterek 6135.50 Euro'nun tahsil tarihi itibariyle 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili; davacının varlığını iddia ettiği, alacağını dayandırdığı belge aslını "hamiline hisse senetlerini" dava dilekçesi ekinde mahkemeye ibraz etmediğini, senet asılları mevcut olmaksızın yalnızca fotokopisi sunulan teslim tesellüm belgesine dayanılarak dava açılmasının, alacak iddiasında bulunulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirkete ait hisse senetlerinin hamiline yazılı hisse senedi olduğunu, ilk tedavülden sonra hisse senedinin kimin elinde olduğunun ancak senetlerin ibrazı ile belirlenebileceğini, davacının öncelikle elinde hisse senedi olduğunu ispatlaması gerektiğini,müvekkili şirketin, 25.11.1996 tarihinde kurulduktan hemen sonra usul ve yasal gereklilikler doğrultusunda, 28.03.1997 tarihinde SPK'ya başvurarak mevzuat çerçevesinde ortak sayısı itibarıyla kayıt altına alınması düzeyine eriştiğini bildirdiğini ve 10.07.1997 tarih ve ███████ sayılı kurul kararıyla kayıt altına alınmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin SPK mevzuatına tabi olduğunu ve bütün işlemlerini SPK mevzuatına göre yürüttüğünü, şirketin SPK mevzuatı çerçevesinde ve kuralına uygun şekilde pay senedi çıkardığını, 7194 Sayılı Kanun gereğince davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesine, itirazları dikkate alınarak davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
:Mahkemece; her ne kadar mahkememizce 05.12.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7194 Sayılı Kanun'un 41. maddesine eklenen geçici 4. madde düzenlemesi gereğince davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; İstanbul BAM 12.HD'nin ████████ Esas █████/2023 tarih ve ████████ Sayılı ilamında; davalı şirketle ilgili davacısı farklı olan benzer davada, Yargıtay 11. HD 'nin █████/2022 tarihli █████████ esas █████████ karar sayılı kararında; davalı şirketin, Sermaye Piyasası Kurulu'nun █████/2015 tarih ve 11801 sayılı yazısı eki belgelerden, █████/2011 tarih ve ███████ sayılı kararı ile İMKB tarafından belirlenecek pazar veya platformda üyelik için başvuruda bulunduğu,ancak eksikliklerini tamamlamadığı, eksikliklerini tamamlaması için bilgilendirmesine karar verildiği, █████/2015 tarih ve 9/372 sayılı kurul kararıyla da SPK kapsamından çıkarılmasına karar verildiği, davalı şirketin 7194 sayılı Kanunun 41. maddesindeki şartları sağlamadığı tespit edildiğinden bahisle karar kaldırılmış olup mahkememizce kaldırma kararı sonrasında yargılamaya devam edilmiş olup davalıya ait hamiline yazılı hisse senetlerinin davalı tarafından teslim tesellüm belgesi ile 12.000 DM değerinde olacak şekilde davacıya teslim edildiğinin sunulan hisse senedi asılları ve bilirkişi raporu ile dosya kapsamında sabit olduğu, ayrıca davalı şirket hakkında yürütülen SPK Denetleme Raporlarında da benzer hususların belirtildiği, davacının yaptığı işlemin bir hisse senedi alımı olarak değil, geri alım güvenceli bir tür kredi işlemi olarak algılandığı,davalı tarafça satılan senet bedelleri karşılığında katılım paylarının iade edileceğini davalı şirketin kurulduğu tarihten itibaren ilanlar ile duyurduğu, dolayısıyla yapılan satış işlemini Borçlar Kanununa aykırılık teşkil ettiğinden geçersiz olduğu göz önüne alındığında davacının ödediği 12.000 DM 'nin karşılığı 6.135,50-Euro (1 Euro=1,95583 DEM) olarak geri isteyebileceği anlaşılmakla davanın kabulüne, ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ belgesi bulunmadığından davalının ihtara cevap tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro cinsinden bir yıllık vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden işletilecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili; Davacının dayandığını beyan ettiği fotokopi belgenin tarihinin 21.10.2000 olduğu, dava ise tensip zaptından anlaşılacağı üzere 03.04.2017 tarihinde yani 17 yıl sonra açıldığını, davacının dayanak yaptığını iddia ettiği hamiline hisse senetleri HMK 115/ 2 maddesi gereğince dosyaya başlangıçta ibraz edilmemiş, 18.10.2023 tarihli ara kararı ile davacıya kesin sürenin sonuçları da bildirilerek verilen bir aylık kesin süreden sonra dosyaya ibraz edildiğini, Belge asıllarının dilekçe ekinde ve hiç olmazsa verilen kesin süre içerisinde dosyaya sunulması HMK nın 114. madde gereğince dava şartı olduğunu davacı tarafından açılan bu davanın vasfı alacak davası değil, ortaklık ve ortaklık paylarına ilişkin bir dava olması gerektiğini, Şirkete ortak olunarak elde edilecek kar payı için alınmış olan hamiline hisse senetleri için mevduat faizi talebinde bulunmak da davacının kötü niyetinin açık bir ifadesidir. Bir an için faiz talep edilebileceği kabul edilse bile, açılan bu davada faiz ancak davacının şirketteki ortaklığının tespiti olan karar tarihinden itibaren başlayacak ve oran olarak ta yasal faiz talep edilebileceğinden davacının faizin başlangıç tarihi ve oranı açısından yerinde olmayan ve fahiş olan taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava; davalı şirkete ortaklık payı olarak yatırdığı bedelin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Davalı vekili paranın yatırıldığı tarihten itibaren 17 yıl geçtiğini zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüş ise de; yine davalı şirket aleyhine açılan başka bir davada Yargıtay 11 HD nin 2013 /10351 esas sayılı ilamında "Somut uyuşmazlıkta, davacıdan ... Holding Teslim ve Tesellüm Belgesi başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise davacının belgede seri numaraları yazılı olan hisse senetlerini teslim aldığı yazılıdır. Davalı taraf, ise hamiline yazılı hisse senetleri ile davacının şirket ortağı olduğunu, şirketin kar elde etmesi durumunda elde edilecek kardan ortakların da kar payı alacağını savunmuştur.Şu halde, yüksek faiz garantisi ve paraların her istediği an geri çekilebileceği garantisi ile inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.(███████ karar sayılı ilamı) Davalının ortaklık kar payı vereceği vaadiyle davacıdan para aldığı anlaşılmakla davacının parasını geri istediğinde davanın zamanaşımına uğradığının ileri sürülmesi emsal kararlar çerçevesinde yerinde bulunmamıştır.Kaldırma kararından sonra mahkemece SPK na yazılan yazıya verilen cevapda "Ortak sayısı nedeniyle, 1997 yılında Sermaye Piyasası Kanunu kapsamına alınmış olan...A.Ş. (Şirket), II-16.1 sayılı Ortaklıkların Kanun Kapsamından Çıkarılması ve Paylarının Borsada İşlem Görmesi Zorunluluğuna İlişkin Esaslar Tebliği’nin 8’inci maddesi hükmü uyarınca, Kurulun 03.04.2015 tarih ve 9/372 sayılı Kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu (Kanun) kapsamından çıkarıldığı" şeklinde yanıt verilmiştir.Davalı vekili davacı vekilinin kesin sürede hisse senetlerini yapılan ihtarata rağmen sunmadığı ileri sürülmüş ise de; 18.10.2023 tarihli ara kararından sonra hisse senetleri asıllarının mahkeme kasasına davacı vekilinin 01.11.2023 tarihli dilekçesi ile sunularak kasaya da alındığı anlaşılmakla, bilirkişi raporunda ki hisse senetlerinin aslının sunulmadığına ilişkin tespit maddi hatadan ibarettir. İnceleme gününde davalı şirket defterlerini sunmadığı gibi yerinde inceleme de talep etmemiş, defterleri incelenememiştir.Dosyada mübrez SPK Denetim Raporu içeriğinden anlaşıldığı üzere; davalı Holding"in payları kaydileştirilmeden halka arz edilmişcesine hisse senedi bastırıp, özellikle yurt dışında çalışan vatandaşlara sattığı, böylelikle ortak edinmekten ziyade fon toplamak amacıyla hareket ettiği, neticede SPK kapsamından çıkartıldığı, böylelikle davacının şirket ortağı olduğunun kabulü de mümkün olmadığından davacının davalıya ödediği bedelin iadesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. (Yargıtay 11 HD nin █████████,█████████ karar sayılı ilamı aynı yöndedir.)Açıklanan nedenlerle; Davacının davalıdan alacağı yabancı para cinsinden olup, davacının ödeme talebinin red edildiği cevabi ihtarname tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekeceğinden davanın kabulüne, cevabi ihtar tarihinden itibaren faiz işletilmesine ilişkin kararda isabetsizlik olmadığından karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 7.376,44-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.844,11-TL harcın mahsubu ile kalan 5.532,33-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 45-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026