İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesindeki ticari istirdat davasında, usulsüz tebligatla kesinleşmeyen takipte haciz tehdidiyle ödenen bedelin iadesi uyuşmazlığı.
Özet: Davacı şirket, usulsüz tebligatla haksız yere kesinleşen bir icra takibinde, icra hukuk mahkemesi kararıyla tebligatın usulsüzlüğünün ve itirazının süresinde olduğunun tespiti üzerine, borçlu olmadığı halde haciz tehdidi altında davalıya ödediği 81.780,96 TLnin iadesini talep ederken, davalı ise ödemenin ihtirazi kayıt konulmadan iradi olarak yapıldığı için istirdat şartlarının oluşmadığını ve taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:███████DAVA
:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2025KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Davacı ... Tic. Ltd. Şti., .... İcra Dairesi'nin 2024/... E. sayılı dosyasından alacaklı ... Lojistik Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından başlatılan ilamsız takipte ödeme emrinin usulsüz olarak TK m.35'e göre tebliğ edilmesi sonucu takip kesinleşmiş gibi işlem gördüğünü, oysa tebligatın gerçekte geçerli olmadığını, dosyadan ancak 19.03.2024 tarihinde gerçekleştirilen haciz ile haberdar olduklarını beyan etmektedir. Davacı, haciz tehdidi altında, borçlu olmadığı halde icra dosyasına 70.353,31 TL ödeme yaptığını, aynı süreçte banka hesaplarına konulan hacizler nedeniyle 11.427,65 TL daha kesildiğini ve toplam 81.780,96 TL tahsilat yapıldığını ifade etmektedir. Ardından dosyada 26.03.2024 tarihinde borca, faize ve takibe itiraz edilmiş ancak icra müdürlüğü, usulsüz tebligat nedeniyle yanlış kabul edilen tebliğ tarihini esas alarak itirazı süre aşımı gerekçesiyle değerlendirmemiştir. Bunun üzerine açılan usulsüz tebligat şikâyeti, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... Sayılı kararı ile kabul edilmiş, ödeme emrinin tebliğ tarihi 19.03.2024 olarak düzeltilmiş ve borçlu şirketin itirazının süresinde olduğu tespit edilmiştir. Bu kararın alacaklı vekilince yapılan istinaf başvurusu ise BAM 21. Hukuk Dairesince, uyuşmazlık miktar itibarıyla kesin olduğundan reddedilmiş ve karar 05.03.2025 tarihinde kesinleşmiştir. Davacıya göre bu kesinleşmiş karar, takibin usulsüz tebliğ nedeniyle geçerli şekilde kesinleşmediğini, fiili haciz sırasında yapılan ödemenin cebri icra tehdidi altında ve borçlu olunmayan bir meblağ için yapıldığını ortaya koymaktadır. Davacı ayrıca, alacaklı tarafından icra takibine konu edilen borca dayanak bir sözleşme, fatura, cari hesap veya yazılı belge sunulmadığını; iddia edilen alacağın ticari defterlerde ve karşılıklı cari kayıtlarda bulunmadığını, bu nedenle maddi hukuk açısından da herhangi bir borç doğmadığını ileri sürmektedir. Davacı taraf, ödemeyi haczi engellemek ve şirket faaliyetlerini durdurmamak için yaptığını; borçlu olmadığının icra hukuk mahkemesi kararıyla sabit hale geldiğini belirterek İİK m.72 uyarınca istirdat koşullarının gerçekleştiğini savunmaktadır. Açıklanan tüm bu nedenlerle; davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini, .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı takibinin iptalini, 19.03.2024 tarihinde haciz tehdidi altında ödenen 70.353,31 TL'nin, ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte istirdadı, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesi talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davalı ... Lojistik Hizmetleri Ltd. Şti., davacının istirdat talebinin hem usul şartları hem de maddi hukuk yönünden tamamen yersiz olduğunu, davacı şirketin takip konusu borcu rızaen ödediğini ve istirdat davası açılabilmesi için gerekli olan “cebri icra tehdidi” unsurunun oluşmadığını savunmaktadır. Davalıya göre davacı, 19.03.2024 tarihli ödemeyi yaparken ihtirazi kayıt ileri sürmemiş, tahsilat makbuzuna herhangi bir şerh düşmemiş, böylece Yargıtay içtihatları uyarınca ödemenin “iradi ödeme” niteliği kazandığı, bu nedenle istirdat davasının takip hukukuna ilişkin zorunlu şartlarının oluşmadığı, davanın usulden reddinin gerektiğini, davalı tarafın ayrıca, davacı dilekçesindeki taleplerin istirdat davasının kapsamıyla bağdaşmadığını; takibin iptalinin veya borçlu bulunmadığının tespitinin istirdatın konusu olamayacağını, ödeme sonrası bu talepler açısından hukuki yararın bulunmadığını ifade etmektedir. Esas yönünden ise davalı, taraflar arasında süreklilik arz eden bir ticari ilişki bulunduğunu; depolama hizmetleri karşılığında 13.12.2023 tarihli ... no'lu 54.000 TL tutarında fatura düzenlendiğini; davacı firmanın bu faturaya süresinde itiraz etmediği için TTK m.21/2 gereği faturanın kesinleştiğini savunmaktadır. Davacı tarafından 46 gün sonra düzenlenen ... no'lu “iade” faturası ise hem mevzuata aykırı şekilde temel tipte tanzim edildiği hem de süresinden sonra kesildiği için hukuki değer taşımamaktadır. Davalı, buna rağmen 03.02.2024 tarihli ... no'lu fatura ile iade faturasını kabul etmediğini noterden ihtarname ile bildirdiğini beyan etmektedir. Davalı şirket ayrıca, davacı firmanın ticari defter ve 2023-2024 muavin kayıtlarının incelenmesi halinde gerçek alacağın açık şekilde görüleceğini; takip öncesi davacıdan 51.706 TL bakiye alacak bulunduğunu ifade etmektedir. Davalıya göre davacı şirket maddi hukuk bakımından borçlu olduğunu inkâr edememekte, buna dair hiçbir delil ortaya koyamamaktadır. Bu nedenle ödeme cebri icra tehdidi altında yapılmamış olup, maddi hukuk bakımından borçlu olduğu bir meblağı ödemiş olduğundan istirdat koşullarının hiçbir şekilde gerçekleşmemiş olduğunu beyan ederek; davacının “borçlu olmadığ ının tespiti” ve “takibin iptali”taleplerinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi,İstirdat şartlarının oluşmaması nedeniyle davanınusulden, aksi kanaatte olunursa esastan reddi,yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafayükletilmesi talep edilmiştir.Dava, haksız olarak haciz tehdidi altında ödenen bedelin istirdadı, davacının bu borç nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptaline ilişkindir.Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır..... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine toplam 51.706,00-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2024 tarihinde süresi içerisinde itiraz etmediği görülmüştür. Davacı tarafından bu icra dosyası sebebiyle haciz tehdidi altında yapılan ödemenin iadesinin talep edildiği anlaşılmıştır.Bilirkişinin düzenlediği █████/2025 tarihli 11 sayfadan ibaret raporunda özetle; "Davacı Gelnak’ın ticari defterlerinde, davalı ...lehine 2023–2024 dönemleri itibarıyla herhangi bir borç kaydıbulunmadığı, icra dosyasına konu edilen 70.353,31 TL ödemenin veya51.706 TL cari borcun davacı defterlerine yansıtılmadığı tespit edilmiştir.Davalı ...’ün ticari defterlerinde ise,13.12.2023 tarihli 54.000 TL tutarındaki depolama hizmetifaturası,15.12.2023 tarihli 3.960 TL hizmet faturası, 31.01.2024 tarihli 16.800 TL depolama faturası ve bunlara ilişkin irsaliyeler, depo teslim kayıtları ve mesajlaşmaların kayıtlı olduğu; ayrıca taraflar arasında karşılıklı düzenlenen iade faturalarının da cari hesapta izlendiği görülmüştür. 13.12.2023 tarihli 54.000 TL tutarlı e-faturaya karşı, davacı tarafından TTK m.21 anlamında 8 günlük süre içinde yapılmış yazılı/elektronik bir itiraz bulunmadığı; davacının bu faturanın hiç verilmediğini, hizmetin yapılmadığını veya bedelin ödendiğini gösteren belge sunmadığı; davalı tarafından ise hizmete ilişkin dayanak irsaliyelerin, teslim bildirimlerinin ve depo kayıtlarının ibraz edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından düzenlenen 15.01.2024 tarihli 36.000 TL tutarlı iade faturası, davacının sistemine 30.01.2024 tarihinde düşmüş; davacı bu iade işlemine süresi içinde 03.02.2024 tarihli karşı-iade faturası ve 06.02.2024 tarihli .... Noterliği ihtarnamesi ile itiraz etmiş olup bu iade faturası ihtilaflı niteliktedir. Cari hesap ekstresi incelendiğinde; 2023 yılı sonunda 34.906 TL bakiye, 2024 yılı içindeki tahakkuklarla birlikte toplam 51.706 TL cari alacak oluştuğu, bu tutarın 21.03.2024 tarihinde icra dosyası üzerinden tahsil edildiği ve cari hesabın 0,00 TL bakiye ile kapandığı mali olarak kesin şekilde görülmüştür. Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...'ün ta tarihi arıyla 51.706 TL tutarındaki cari alacağını ticari defterleri ve dış delillerle ispat ettiği, davacının ise aynı tutar yönünden borçlu olmadığını gösterecek nitelikte bir delil, kayıt veya karşı belge sunamadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, 19.03.2024 tarihli ödemenin icra tehdidi altında yapılıp yapılmadığı, usulsüz tebligat kararının istirdat davasına hukuki eti “iradi ödeme - cebri icra tehdidi altında ödeme” ayrımı ve maddi hukuk bakımından borçlu olunup olunmadığına ilişkin nihai hukuki nitelendirme, bilirkişinin görev alanı dışında olup Sayın Mahkemenin takdirine ait olduğu, Genel Kanaat; Mali veriler, ticari defter kayıtları, e-fatura/irsaliye belgeleri ve cari hesap dökümü birlikte değerlendirildiğinde, 51.706 TL tutarındaki alacağın ticari defterler bakımından davalı şirket lehine ispatlandığı, ancak icra hukuku ve istirdat davasının unsurları bakımından nihai değerlendirmenin hukuki takdir gerektirdiği kanaatine varılmıştır. Değerlendirmelerimiz, asli ve nihai hukuki takdiri ile tavsifi HMK m. 266/c.2 ve m. 279/f.4 hükmü ile 6754 sayılı Kanun m. 3/f.3 hükmü icabının tamamen ve münhasıran Mahkemeye ait olduğu" şeklinde sonuç ve kanaate varılmıştır.Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafından, davalının esasen alacaklı olmadığı halde kendileri aleyhine icra takibi başlattığı, icra takibinin usulsüz olarak kesinleştirilmesi nedeniyle haciz tehdidi altında icra borcunun ve masraflarının ödendiğini, haksız ödenen bedelin istirdadı ile takibin iptalinin talep edildiği, mahkememizce alacağın bulunup bulunmadığının tespiti yönünden yaptırılan bilirkişi incelemesi ile icra takibine konu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olup e-fatura ile davacıya tebliğ ettiği, davacının 8 günlük süre içerisinde itirazının bulunmadığı, davalı tarafça sunulan e-irsaliye, depo teslim tutanağı, whatsapp mesaj kayıtları ve sevk belgeleri nazara alındığında faturaya konu hizmetin verildiğinin kabulünün gerektiği, aksinin davacı tarafça ispat edilemediği anlaşıldığından davacının icra takibine konu edilen faturalar nedeniyle borçlu olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın reddine,2-732,00-TL karar harcının peşin alınan 1.201,46-TL den düşümü ile kalan 469,46-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,4-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.Katip ... Hakim ...e-imzalıdır e-imzalıdır