Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında araziye biçilen değer, yapı bedelleri, objektif değer artışı ve kapitalizasyon faizine yönelik itirazların temyiz incelemesi.
Özet: Taşınmaz kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararının ardından, hem idare hem de taşınmaz maliki tarafından kamulaştırma bedeli, taşınmaz üzerindeki yapılar, objektif değer artışı ve faiz oranlarına ilişkin itirazlarla istinaf yoluna başvurulmuş; bölge adliye mahkemesi, tespit edilen bedelden bloke edilen miktarın mahsubu sonrası fark bedele işletilecek faiz oranlarında düzeltme yaparak yeniden hüküm kurmuş olup, bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ Karar
DAVA TARİHİ
: 22.11.2016
KARAR
: Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Cizre 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
Taraflar arasında 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Şırnak ili, .... ilçesi, ... köyü 1 17... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline ve tapudan terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kurulunun arazinin toplam hesaplanan bedeline %40 gibi çok yüksek bir objektif değer artışı da ilave ederek kamulaştırma bedelini yükselttiğini, dava konusu taşınmaz için %5 oranında alınan kapitalizasyon faizinin %6 olarak uygulanması gerektiğini, bilirkişilerin raporlarını hazırlarken tek bir yıla ait veriler üzerinden değerlendirme yapmak yerine son beş yıla ait verileri kullanmaları gerektiğini, bilirkişi raporunda verim miktarları ve ürün fiyatlarının yüksek, üretim masraflarının düşük alındığını ileri sürmüştür.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin taşınmaz üzerindeki yapı bedellerine bedel tespiti yapmamasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece verilen tescil kararı tarihinden itibaren taşınmaz mal sahibinin, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz malda yeni inşaat veya ekim yapmak veya mevcut inşaatta esaslı değişiklikler meydana getirmek gibi kullanım haklarının ortadan kalktığını, on yıl boyunca maliklerin taşınmazlarını kullanma yetkilerinin önemli ölçüde kısıtlanmasıyla birlikte on yılın sonunda kamulaştırma kararı verildiğinde de taşınmazların sadece çıplak değerinin esas alınacağını, taşınmaz üzerindeki evlerin ilan tarihinden önce yapıldığını, dava konusu taşınmazda 468 m² ev olduğu tespit edilmesine karşılık keşif yapılmadan ve yerinde yapılan tespitlere aykırı olacak şekilde ev olmadığı yönünde rapor tanzim edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedelleri cetvelinin 3. Sınıf B. Grubu yapılardan olmasına karşılık bilirkişi raporunda 3. Sınıf A. Grubu yapılardan sayılmasının hatalı olduğunu, % 40 amortisman payı kesilerek hesaplama yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğu, taşınmazda bulunan evin metrekaresinin eksik ölçüldüğünü, taşınmazın bulunduğu bölgede mutat olarak ekilen münavebe ürünlerine yer verilmediği, buğday samanın birim fiyatı ve verimi resmî verilere göre düzenlenmediği gibi gerçeği de yansıtmadığını, objektif değer artışının eksik, kapitalizasyon faiz oranının yüksek uygulandığını ileri sürmüştür.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olduğu; ancak mahkemece tespit edilen 3.272,14 TL kamulaştırma bedelinden acele el koyma dosyasında bloke edilen 1.616,59 TL bedelin mahsubundan sonra oluşan ve ilk karar ile ödenmesine karar verilen 328,41 TL bedele 27.03.2016 tarihinden mahkemenin ilk karar tarihi olan 03.01.2019 tarihine, Dairenin kaldırma kararı sonrası tespit edilen ve derhal ödenmesine karar verilen 1.324,14 TL fark bedele ise 27.03.2016 tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden ve davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.272,14 TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden; taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm tesisine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Sulu tarım arazisi niteliğindeki Şırnak ili, Güçlükonak ilçesi, ... köyü 1 17... parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
3. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür.
4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı vekilinin 10.06.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; "Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faiz yönünden bozulması istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız "Onama Kararı"na faizle ilgili 4 No.lu "Değerlendirme görüşüne" ilişkin olarak katılmıyoruz. 22.05.2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!