Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığı ihlali ve mala zarar verme suçlarında savunma hakkı kısıtlaması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesinin dosya üzerinden bozma kararının yerine duruşma yapması gerekliliği.
Özet: Yargıtay, sanıklar hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunda, bölge adliye mahkemesinin, savunma haklarının kısıtlanması ve müdafi olmaksızın alınan savunmalar gibi hukuka aykırılıkları gerekçe göstererek dosyayı duruşma açmaksızın bozma kararını hukuka aykırı bulmuş; bu tür usul hatalarının Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 289/1-(h) maddesi uyarınca duruşma açılarak giderilmesi gerekirken, dosya üzerinden bozma yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: ████████ E., █████████ K.SUÇLAR
: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar vermeHÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, onamaİlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, “sanığın soruşturma aşamasında alınan ifadesinin özgür iradesi ile alınmaması sebebi ile geçersiz olduğuna, sanık hakkında makhûmiyete yeter her türlü şüpheden uzak, kesin delil bulunmadığına ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna'', sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, ''sanığın soruşturma aşamasında alınan ifadesinin özgür iradesi ile alınmaması sebebi ile geçersiz olduğuna, sanık hakkında makhûmiyete yeter her türlü şüpheden uzak, kesin delil bulunmadığına, sanığın bir eylem nedeni ile birden çok kez cezalandırıldığına, suçun bina içinde işlenmesi nedeni ile ayrıca konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan dolayı ceza verilemeyeceğine, ayrıca gece vakti işlenmesi fiili ile de iki kez cezalandırıldığına, suça konu eşyanın beş adet viski şişesi olduğuna, cezanın orantılı olmadığına ve usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Konya 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 08.07.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile “... Yargıtay 2. Ceza Dairesinin █████/2020 tarih ve ██████████-8907 E-K sayılı kararında da belirtildiği üzere 28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanıkların ilk celse müdafileri olmadan savunmalarının alındığı, █████/2021 tarihli celsede müdafii atanmakla birlikte sanıkların müdafileri huzurunda yeniden CMK.nun 1 91... . madde ve fıkraları hükümleri gereğince kimlik tespiti yapılıp, yasal hakları hatırlatılarak ve iddianame okunarak sorgularının yenilenmediği gözetilmeden müdafisiz alınan beyanlarıyla yetinilerek ve hukuka aykırı olarak tespit edilen sorguları esas alınarak hüküm tesisi edildiğinden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun █████/20 19... /6-1 46... /582 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; İlk Derece Mahkemesince hükmün tefhim edildiği oturumda hazır bulunan sanık ...'ye son sözü sorulduktan sonra hazır olan diğer sanık müdafiine söz hakkı verildiği, bu durumda hazır bulunan sanık ...'ye yeniden zorunlu hale gelen son söz hakkı tanınması gerekirken bu usule uyulmayarak yargılamanın bitirilmesi, hükmün bu şekilde tesis ve tefhim edilmesi suretiyle CMK'nın 216. maddesinin 3. fıkrasına aykırı davranılması ve savunma haklarının kısıtlandığından'' bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 08.07.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Konya 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.