8. Hukuk Dairesinin, orman içi açıklık vasfıyla Hazine adına tescil edilen taşınmazın tapu iptali davasında, temyiz dilekçelerinin süre aşımı nedeniyle reddine dair kararı.
Özet: Orman vasfı ve orman içi açıklık niteliği nedeniyle tapu iptali ve hazine adına tescili talep edilen bir taşınmaz hakkındaki davada, ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair başlangıçtaki kararı, Yargıtayın hatalı kadastro uygulamaları ve taşınmazın orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle bozması üzerine davanın kabulü yönünde değiştirilmiş; bu karara karşı davalıların yasal süreyi aşarak yaptığı temyiz başvuruları ise süre aşımı nedeniyle reddedilerek, taşınmazın bir kısmının orman içi açıklık vasfıyla hazine adına tescili kesinleşmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
KARAR
: Davanın kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... İdaresi vekili 31.12.2006 tarihli dava dilekçesi ile; tapuda davalılar adına kayıtlı Tufanbeyli ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 3 72... parsel sayılı 31.800 m² yüzölçümlü taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı ve orman içi açıklık olduğu iddiasıyla, tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.02.2018 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamında özetle; "Mahkemece davanın reddine karar verilmişse de; kurulan hükmün usul ve kanuna aykırı olduğu, dava konusu taşınmazın olduğu yerde yapılan Orman Kadastrosunun 3402 sayılı Kanun uygulamalarına esas olmak üzere yapıldığı ancak yapılan bu çalışmanın ilanı 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre değil de, 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda, bu çalışmayı teknik anlamda usulüne uygun olarak yapılıp ilan edilmiş Orman Kadastrosu kabul etmeye olanak olmadığı, bu nedenlerle, bu şekilde yapılan bir Orman Kadastro çalışması usulüne uygun ve geçerli bir Orman Kadastrosu olarak kabul edilemeyeceğinden, yörede bu şekilde yapılan bir Orman Kadastro çalışması bulunduğu ve bu şekildeki Orman Kadastro çalışmasının 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre ilan edildiği belirlense dahi, bu çalışma kesinleşmiş Orman Kadastro çalışması olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı ... İdaresinin orman iddiasının, ilânı usûlüne uygun yapılmamış bu şekildeki çalışma ile hazırlanan tutanak ve haritaların uygulanması suretiyle değil eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanması suretiyle çözülmesi gerektiği, Mahkemece; dava konusu taşınmazın 19 56... tarihli memleket haritalarına göre orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Orman İdaresi dava dilekçesinde taşınmazın orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğunu iddia etmesinin yanında orman içi açıklık olduğunu da iddia ettiğine ve çekişmeli yerin, orman parseli içerisinde, dört tarafı aynı çalışmada orman olarak tespit ve ilan edilen 3 72... sayılı orman parseli ile çevrili olup, 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklığı konumunda olduğunun anlaşıldığı, bu sebeple çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık olması nedeni ile davanın kabulü yönünde hüküm kurulması gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın reddine karar verilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğu" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu Adana ili Tufanbeyli ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 3 72... parsel sayılı taşınmazın 26.06.2021 tarihli ... imzalı fen bilirkişi raporu ve eki olan krokide (B) harfi ile gösterilen 7.381,18. 00... lik kısmının tapu kaydının iptali ile aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle ifrazen davacı ... İdaresi adına orman içi açıklık vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 432/1. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi halinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı ...'ye 26.01.2022 tarihinde davalı ...'a ise 20.01.2022 tarihinde tebliğ edildiğinden ve kanuni süre geçirildikten sonra 14.02.2022 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğundan temyiz dilekçelerinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç
: Açıklanan sebeplerle;
Davalılar ... ve ...'ın temyiz dilekçelerinin süreden REDDİNE,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!