Danıştay, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kapsamında Kullanılan Kredilerdeki Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi İstisnası İade Talebinin Onanmasına Karar Verdi.
Özet: 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yürütülen kentsel dönüşüm projesi finansmanı için kullanılan krediler üzerinden ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi talebiyle açılan davada, ilk derece ve bölge idare mahkemelerinin, kentsel dönüşüm kredilerinin ilgili kanun uyarınca BSMVden istisna olduğu ve idarenin kredi kullanım amacını araştırma yükümlülüğü bulunduğundan bahisle iade istemini haklı bulan kararları temyiz incelemesi sonucunda hukuka uygun bulunarak onanmış, böylece idarenin istisna başvurularını kredinin kanun kapsamında kullanıldığının bankaca tespit edilmediği gerekçesiyle reddetmesinin hukuka aykırı olduğuna kesin olarak hükmedilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YYEDİNCİ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Bakanlığı... BaşkanlığıVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI)
: ... Yatırım Anonim ŞirketiVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacının 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yürüttüğü projenin finansmanı amacıyla Türkiye İş Bankası Anonim Şirketi'nden kullandığı krediler nedeniyle ödediği banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yaptığı düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; kentsel dönüşüm kapsamında riskli yapı şerhi konulan ve binaların yeniden inşaası nedeniyle kullanılan kredilerin banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna tutulduğunun 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'un 7. maddesinin 9. fıkrasında açıkça düzenlendiği, savunma ekinde bulunan yazışmalarda ve savunma dilekçesinde istisnadan yararlanılması için kredinin Kanun kapsamında kullanılıp kullanılmadığının banka tarafından tespit edilmesi gerektiği halde bu yönde yapılmış herhangi bir tespit bulunmadığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile protokol imzalamış bankalardan kullanılan kredilerin istisna hükümlerinden yararlanacağı belirtilmiş olsa da; Kanun'da kullanılan kredilerin ne şekilde ve hangi bankalardan kullanılacağı yönünde herhangi bir düzenleme yapılmadığı, hangi kredilerin istisna hükümlerinden yararlanacağına ilişkin herhangi bir ayrım gözetmeksizin düzenleme yapıldığı, kullanılan kredilerin kentsel dönüşüm kapsamında kullanılıp kullanılmadığına ilişkin tespitin banka tarafından yapılmasının söz konusu olamayacağı, her türlü araştırma ve inceleme yetkisi bulunan idarenin herhangi bir inceleme ve tespit yapmaksızın bu iddiadan hareketle iade talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, dolayısıyla istisna hükümleri kapsamında olan krediden tahsil edilen 2.093.967,48-TL tutarındaki banka ve sigorta muameleleri vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile yersiz ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacının hak sahipliğinin kredi kullandırtan banka tarafından tespit edilmesi gerektiğinden, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OYDüzeltme, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda, Hukuki yorum gerektiren ya da yorum farklılıklarından kaynaklanan uyuşmazlıklar dışında, vergi idaresince kanun hükümlerinin yanlış yorumlanmasından veya uygulanmasından kaynaklı yapılan "hesap" ve "vergilendirme hataları"nın giderilmesi için öngörülmüş ve vergi mahkemelerinde dava açma süresi içinde haklarının korunması ve vergi idaresinin hatalarını düzeltmesi için ilgililere tanınan bir başvuru yoludur.Yine, Vergi Usul Kanunu’nun 124. maddesinde belirtilen Şikayet yolu ise, mükelleflerin, vergi idaresince yapıldığı belirtilen "hesap" ve "vergilendirme hataları"na karşı dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme taleplerinin reddi üzerine, Maliye Bakanlığına müracaat ederek idari aşamada haklarını aramaya ve sorunlarını çözmeye imkan veren bir müessesedir.Görüleceği üzere, kısaca belirtilen mezkur idari yolların işletilebilmesi için öncelikle vergi mükelleflerine yada sorumlularına, vergi dairesince tesis edilerek tebliğ edilen bir vergilendirme işlemi olması ve bu işlemde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ilgili maddelerinde (117-118) sayılan vergi hatalarından birisinin var olması, bir başka ifadeyle ortada, idareden kaynaklı haksız bir işlem yada mükelleften kaynaklı bir hata bulunması, şikayet yolu ile düzeltme başvurusu için de bahse konu açıklamalar kapsamında belirtilen hatalı işlemlere karşı dava açma süresinin geçirilmesi, gerekmektedir.Olayda, davacı şirket tarafından, kentsel dönüşüm kapsamında, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında Türkiye İş Bankası'dan kullanılan kredilerden, tevkif yoluyla davalı vergi dairesine aktarılan banka ve sigorta muameleleri vergisi toplamının iadesi istemli yapılan başvuru; yukarıda zikredilen "düzeltme" başvurusu olmadığı gibi "şikayet yolu ile düzeltme"ye konu bir başvuru da olmayıp, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi muvacehesinde bir başvuru neticesi tesis edilen ve doğrudan görevli ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde vergi davasına konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğundan, vergi dairesine yapılan iade talepli yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin davacı şirkete █████/2019 tebliğini müteakip 30 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra, █████/2020 tarihli Maliye Bakanlığına yapılan başvurunun "zımnen reddi" üzerine, █████/2020 tarihinde açıldığı ihtilafsız iş bu davanın, "süre aşımı" nedeniyle reddi gerekirken, esası incelenerek verilen davanın kabulü yolundaki temyize konu, İstinaf Vergi Dava Dairesinin kararınının belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.