Danıştay, COVID-19 salgını nedeniyle kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları genel kurul ertelemelerine yönelik İçişleri Bakanlığı genelgesi ve il umumi hıfzıssıhha kurulu kararının iptali istemini inceliyor.
Özet: Baro Başkanlığı, COVID-19 salgını nedeniyle meslek kuruluşlarının genel kurul toplantılarının ertelenmesine yönelik İçişleri Bakanlığı genelgesi ile Valilik kararındaki "kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları" ibaresinin iptalini talep ederek, baro genel kurul tarihlerinin yasayla belirlendiğini ve genelgelerle ertelenemeyeceğini, bu durumun kanunilik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olduğunu savunmuştur. Davalılar ise, salgınla mücadele ve kamu sağlığının korunması amacıyla Bilim Kurulu tavsiyeleri doğrultusunda, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu yetkisine dayanarak alınan bu tedbirlerin ülke genelinde yeknesaklığı sağlamayı hedeflediğini ve genelgenin icrai nitelikte olmadığını belirtmişlerdir. Danıştay Savcısı da, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu çerçevesinde pandemi döneminde alınan bu kararların kamu sağlığı için zorunlu olduğunu ve genelgenin bilgilendirici nitelikte olduğunu vurgulayarak davanın reddedilmesi yönünde görüş sunmuştur.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
DAVACI
: ... Barosu Başkanlığı
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALILAR
: 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ
: Hukuk Müşaviri ...
2- ... Valiliği
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN KONUSU
: Ankara Valiliği Hukuk İşleri Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü İl Umumi Hıfzıssıhha Kurul kararının A-1 maddesinde yer alan "kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları" ibaresinin ve anılan Kurul Kararının dayanağı olan İçişleri Bakanlığı'nın █████/2020 tarih ve 19961 sayılı, "Geniş Katılımlı Etkinliklerin Ertelenmesi" konulu Genelgesinde yer alan "kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları" ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI
: Davacı tarafından, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda baroların olağan genel kurul tarihlerinin açıkça belirlendiği, bu tarihlerin genelge ile ertelenemeyeceği, 7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda ertelenecek genel kurul ve seçimlere yer verilmesine rağmen anılan Kanun'da baro seçimlerinin erteleneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, dava konusu işlemin kanunilik, hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI
:
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun önerileri doğrultusunda, Kovid-19 salgını ile mücadele kapsamında alınan tedbirlerin zorunluktan kaynaklandığı, kararlaştırılan tedbirler ile ülke genelinde yeknesaklığın sağlanması ve kamu sağlığının korunmasının amaçlandığı, temel hak ve özgürlükleri kısıtlanma gibi bir amacın söz konusu olmadığı, dava konusu Genelgenin icrai nitelik taşımadığı savunulmaktadır.
Davalı Ankara Valiliği tarafından, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu uyarınca dava konusu tedbirleri almaya yetkili oldukları ve dava konusu işlemin kamu yararı amacıyla tesis edildiği, hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Davacı tarafından, Ankara Valiliği Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı Ankara Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurul kararının A-1 maddesinde yer alan "kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları" ibaresinin ve İçişleri Bakanlığı'nın █████/2020 tarih ve 19961 sayılı (Daire kararında sehven █████/2020 tarih ve 19986 sayılı Genelge yazılmıştır.) Genelgesinde yer alan "kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları" ibaresinin iptali istenilmektedir.
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunun 64. maddesinde, bulaşıcı bir hastalık salgını baş gösterdiğinde her türlü tedbiri almaya ve uygulamaya Sağlık Bakanlığının yetkili olduğu, 27. ve 72. maddelerine göre de il ve ilçe umumi hıfzıssıhha kurullarının kendi bölgeleri ile ilgili gerekli kararları alarak salgının kontrolünde yetkili otorite oldukları; pandeminin, bulaşıcı bir hastalık etkeninin sebep olduğu, ulusal sınırları aşan, dünyanın büyük bir kısmında veya tamamında aynı anda yayılan salgın hastalıklar için kullanılan bir kavram olduğu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından █████/2020 tarihinde Covid-19 salgın hastalığının pandemi olarak ilan edildiği, Sağlık Bakanlığında oluşturulan COVİD-19 Bilimsel Danışma Kurulunca alınan tavsiye kararlarının İçişleri Bakanlığı ile ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşıldığı, bu kurumların da görüşleri ile birlikte kararlarını valiliklere gönderdiği, valiliklerce 1593 sayılı Kanunun 27. ve 72. maddeleri uyarınca alınan kararların uygulamaya konulduğu, dava konusu işlemin gerçekleştiği dönemde tüm dünyada ve ülkemizde Covid-19 vaka artışlarının devam etmekte olduğu, vaka sayılarının belirli bir düzeyde kontrol altına alınmış olsa da, 2020 yılı sonbahar ve kış aylarında damlacık yoluyla bulaşan solunum hastalıklarının görülme sıklığının artış göstermesi beklentisinin var olmasından dolayı, COVİD-19 Bilimsel Danışma Kurulunca fiziksel mesafenin korunmasının zor olacağı sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, birlikler veya kooperatiflerin geniş katılımlı toplantılarının yapılmasının ileriki tarihe ertelenmesinin önerildiği ve ifası için gönderildiği İçişleri Bakanlığı ile valilik ve dolayısıyla il umumi hıfzıssıhha kurullarınca uygulamaya konulmasına dönük olarak işlem tesis edildiği; kararlaştırılan tedbirlerin ülke genelinde yeknesaklığın sağlanması için İçişleri Bakanlığı tarafından valiliklere bildirildiği, bu yönüyle icrai nitelik taşımadığı, Anayasanın 17, 56 ve 5. maddelerindeki Devletin temel amaç ve görevleri gereğince 1593 sayılı Kanuna göre kamu sağlığının korunması ve bulaşıcı/salgın hastalıkların yayılımının durdurulması için umumi hıfzıssıhha kurullarınca yasada öngörülerin tedbirleri alma konusundaki yetkilerin kullanıldığı, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, hizmetin gereklerine ve hukuka uygun olduğu davalılar tarafından savunulmaktadır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 5. maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri arasında insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak sayılmakta; temel hak ve özgürlükler kapsamında 17. maddesinde herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmek ve 56. maddesinde ise herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu kuralına yer verilmektedir.
Anayasanın 34. maddesi, herkesin, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olduğu, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceğini öngörmektedir.
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunun 1. maddesinde: “Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.” şeklinde kanunun amacı gösterilmiş; 2. maddede: “Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder:
3-Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat.
4-Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele.” olarak sayılmaktadır.
1593 sayılı Kanunun 27. maddesinde
: “Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.” kuralı ile umumi hıfzıssıhha kurullarının yetkisi gösterilmekte; Memleket dahilinde sari ve salgın hastalıklarla mücadele başlığı altında 57. maddesinde: “Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi -paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı)- bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak'ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir.” kuralına yer verilirken 64. maddesi de; “57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır.” kuralları ile Sağlık Bakanlığının yetkilerini gösterilmek olup, bulaşıcı/salgın hastalıklarda alınacak tedbirler de 72. maddede sayılmaktadır.
Uyuşmazlığa konu olayda, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan baroların 1186 sayılı Avukatlık Kanununun 82. maddesi gereğince yapılması gereken genel kurulları için düzenlenecek toplantıların da geniş katılım gerektirmesi nedeniyle bu genel kurulların mevsimsel etkiler de göz önünde bulundurularak ileri bir tarihe ertelenmesini öngören Sağlık Bakanlığının adsız işlemi sonrasında bu işlemin icrasını öngören İçişleri Bakanlığı işlemi ile İl Hıfzıssıhha Kurulununca alınan kararın iptali istemiyle görülen dava açılmıştır.
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Bilimsel Danışma Kurulunca yapılan “Covid-19 (Sars-Cov-2 Enfeksiyonu) Genel Bilgiler, Epidemiyoloji ve Tanı” konulu çalışmada; hastalığın esas olarak damlacık yoluyla bulaştığı, ayrıca hasta bireylerin öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçtıkları damlacıklara diğer kişilerin elleri ile temas etmesi sonrasında ellerini ağız, burun veya göz mukozasına götürmesi ve temas etmesi ile bulaşmanın gerçekleştiği, asemptomatik kişilerin solunum yolu salgılarında da virüs tespit edilebildiğinden bu kişiler bulaştırıcı olabildiği bilgileri yer almaktadır.
Ülkemizde ilk COVID-19 vakasının saptandığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel ve tehlikeli salgının (pandeminin) ilan edildiği █████/2020 tarihinden sonra Dünyada ve ülkemizde vaka sayılarının hızla artış gösterdiği ve Devletin tüm kurumları ile mücadele edilmeye başlandığı süreçte; 1593 sayılı Kanunun 64. maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığınca toplum sağlığı ve genel sağlığın korunması açısından bu hastalıkla ilgili her türlü tedbiri alıp uygulamaya başladığı, diğer yandan salgının kontrolünün sağlanması, Yasanın 27. ve 72. maddelerine göre il ve ilçe umumi hıfzıssıhha kurullarının kendi bölgelerinde ülke çapındaki mücadele kapsamında bilimsel önerilere dayalı olarak alınan kararlara uygun ve tutarlı şekilde gerekli kararları aldıkları; bulaşıcı bir hastalık etkeninin neden olduğu, ulusal sınırları aşan, Dünyanın büyük bir kısmında veya tamamında aynı anda yayılan salgın hastalık olarak COVİD-19 pandemisine karşı Sağlık Bakanlığınca hastalıkla mücadelenin Dünyada yaşanan gelişmeler de dikkate alınarak yönetilmesinde gelinen aşama, hastalığın geçirdiği evrim, mevsimsel etkiler gibi durumlar göz önünde bulundurularak alınan tedbirlerin ülke genelinde yeknesak şekilde uygulanmasını sağlanmak üzere; fiziksel mesafenin korunmasının zor olacağı sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, birlikler veya kooperatiflerin geniş katılımlı toplantılarının yapılmasının ileriki tarihe ertelenmesinin COVİD-19 Bilimsel Danışma Kurulunca önerildiği, bu doğrultuda uygulama yapılması için Sağlık Bakanlığınca İçişleri Bakanlığının yanı sıra valiliklere, bu kapsamda il umumi hıfzıssıhha kurullarına gönderilmesi üzerine davacının üyesi olduğu baro genel kurul toplantısının ertelenmesi yolunda işlem tesis edilmiştir.
Sars-Cov-2 Enfeksiyonunun evrim geçirerek değişim gösterdiği, yayılımının Dünya'da ve ülkemizde devam ettiği, virüsün bu canlılığı karşısında aktif olarak topyekün mücadele yapılmasını gerekli kıldığı süreçte; hastalığın geçirdiği evrim, mevsimsel etkiler gibi durumlar dikkate alınarak hastalığın bulaşmasının önlenmesi, genel sağlığın, toplum sağlığının ve dolayısıyla herkesin sağlıklı yaşama hakkının korunması amacıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında erteleme şeklinde kanunla tanınan sınırlamaları da içeren yetkilerin, davalı idareler tarafından salgının küresel ve tehlikeli boyutundan kaynaklanan özel niteliği ve olağan dışı koşullar altında, idarenin bütünlüğü ilkesine de uygun şekilde, fiziksel mesafenin korunmasının zor olacağı geniş katılımlı toplantılarının yapılmasının ileriki tarihe ertelenmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemler genel sağlığın korunmasının gerekleri ile kamu yararına uygun olup, hukuka aykırılık taşımamaktadır.
Dava dilekçesindeki, dava konusu işlemlerin yetki yönünden hukuka aykırılık taşıdığı, toplantı hakkının yasaya aykırı sınırlandırıldığı iddiası yerinde görülmediği gibi davalı idarelerin yargılama usulüne ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
MADDİ OLAY
:
İlk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde 2019 yılının Aralık ayında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19), ülkemizde de ilk vakanın görüldüğü █████/2020 tarihinde, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi olarak ilan edilmiştir.
Davalı idare tarafından, Koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele amacıyla Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak, birtakım tedbirlerin hayata geçirilmesine karar verilmiş, bu kapsamda dava konusu Genelge yürürlüğe konulmuş, belirtilmiş, bu Genelgeye istinaden, Ankara Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu tarafından, ... tarih ve ... sayılı karar alınmış, bu karara istinaden de Ankara Valiliği Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan, Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu, Türkiye'de Sağlık Bakanlığı tarafından, COVID-19 hastalığı ile mücadele için █████████ tarihinde oluşturulmuştur.
İLGİLİ MEVZUAT
:
Anayasa'nın 56. maddesinde, "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir." hükmü yer akmaktadır.
█████/1930 tarih ve 1489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder:
1 - Doğumu (......) teshil ve çocuk ölümünü tenkis edecek tedbirler.
2 - Validelerin doğumdan evvel ve doğumdan sonra sıhhatlerinin vikayesi.
3 - Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat.
4 - Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele..." hükmü, 27. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler." hükmü; 28. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclislerinin mukarreratından mahalli vazifeler ve salahiyetler arasında bulunan işler vali veya kaymakam tarafından icra olunur ve istizana muhtaç olanlar kaymakamlıkça vilayetten ve vilayetçe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden sorulur.
" hükmü; "Memleket dahilinde sari ve salgın hastalıklarla mücadele" başlıklı 57. maddesinde, "Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi - paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı) - bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak'ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir." hükmü; 64. maddesinde, "57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır." hükmü; 69. maddesinde, "Sari ve salgın bir hastalığın vukuu tahakkuk eylediği takdirde sıhhat memurları derakap lazımgelen tedbirlerin ittihazına ve bütün idari makamlar bu tedbirlerin tatbik ve icrası hususunda muavenete mecburdurlar." hükmü; 72. maddesinde, "57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur:
1 - Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz'ı.
2 - Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.
3 - Eşhas, eşya, elbise, çamaşır ve binaların ve fennen intana maruz olduğu tebeyyün eden sair bilcümle mevaddın fenni tathiri.
4 - Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı.
5 - Memleket dahilinde seyahat eden eşhasın icap eden mahallerde muayenesi ve eşyalarının tathiri.
6 - Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men'i.
7 - Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi.
" düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Davalı idare tarafından, Covid-19 salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riski
yönetme, sosyal izolasyonu temin, fiziki mesafeyi koruma ve yayılım hızını kontrol altında
tutma amacıyla Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun önerileri ile
Cumhurbaşkanı'nın talimatları doğrultusunda, bazı tedbirler uygulamaya geçirilmiş, bu tedbirler kapsamında düzenlenen uyuşmazlık konusu Genelgede, "daha önceden 01.12.2020 tarihine kadar yapılmaması kararlaştırılan, sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, birlikler ve kooperatifler tarafından düzenlenecek etkinliklerin (genel kurul toplantıları dahil) 01.03.2021 tarihine kadar ertelenmesi gerektiği" belirtilmiş, bu Genelgeye istinaden, Ankara Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu tarafından, ... tarih ve ... sayılı karar alınmış, bu karara istinaden de Ankara Valiliği Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi tesis edilmiştir.
Kamu düzeninin unsurlarından biri olan kamu sağlığının korunması amacıyla alınan tedbirler, idari kolluk tedbiri niteliğindedir. Anayasa'nın anılan 56. maddesinde, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini sağlamak, Devletin görevleri arasında sayılmıştır. İdare, hastalıkların tedavi edilmesi amacıyla sağlık hizmeti sunmanın yanı sıra, gerekli tedbirleri alarak kamu sağlığını da korumak zorundadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu Genelge ile bu Genelgeye istinaden tesis edilen işlemlerin, Anayasa'nın Devlete yüklediği ödev ve anılan Kanun'da belirtilen düzenlemeler gereği, Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu risklerin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele kapsamında, vatandaşların sağlığını korumak amacıyla uygulamaya konulduğu görülmektedir.
Bu durumda, Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak, Koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadeleye ilişkin olan tedbirlerin uygulanması amacıyla yürürlüğe konulan dava konusu işlemlerin yukarıda belirtilen mevzuata ve kamu yararı ilkesine uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!