Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: Yönetim kurulu üyesinin kötü yönetim ve varlıkları kötüye kullanmasıyla işlemez hale gelen ticari şirkete kayyım atanması davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: İki ortak şirket tarafından muz seraları kurup işletmek amacıyla oluşturulan ortaklığın yönetim kurulu üyelerinden birinin, şirketi kasıtlı olarak işlevsiz hale getirerek yönetim ve genel kurul toplantılarını engellediği, şirkete ait muz ürünlerini kendi menfaatine sattığı ve şirketi borç ödemekten aciz duruma düşürdüğü iddia edildiğinden, davacı taraf, Medeni Kanunun 427. maddesi kapsamında şirketin yönetilemez durumdan kurtarılması ve malvarlığının korunması amacıyla şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep etmektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ
:█████/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
:█████/2022
DAVANIN KONUSU
:Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ
:█████/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili, Müvekkili şirketin ... Araştırma ve Yatırım A.Ş. yetkilisi ile davalı şirket ... Tarım Ve Sanayi A.Ş. yetkilisinin, .../Alanya/Antalya ve .../Manavgat/ Antalya’da iki adet muz serası kurmak ve işletmek için bir ortaklık kurmaya karar verdiklerini ve bu amaçla ... SANAYİ VE TİCARET A.Ş.’yi kurduklarını müvekkili ... Araştırma ve Yatırım A.Ş.’nin sahibi ve tek yetkilisinin..., davalı ... Tarım ve Sanayi A.Ş.’nin sahibi ve tek yetkilisinin ... olduğunu, huzurdaki davada kayyım atanması istenen ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin yönetim kurulunun, ... Tarım ve Sanayi A.Ş. ile ... Araştırma ve Yatırım A.Ş.’ den oluştuğunu, temsilinin ise bu şirketlerin yetkilileri olan... ve ... tarafından müşterek imza ile yürütüldüğünü, huzurdaki davada kayyım atanması talep edilen şirketin, iki ortaklı olup ortaklar olan şirketlerin yetkililerinin, şirketin yönetim kurulunu teşkil ettiğini, bu kişilerden bir tanesinin kendisinden beklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi ya da kusurlu davranmasının hem yönetim kurulunu hem genel kurulu çalışamaz hale getirdiğini, nitekim davalı yönetim kurulu üyesi ...'un, aynı zamanda şirketin %50 hissesinin sahibi olan ... Tarım ve Sanayi A.Ş.’nin de %100 hissesinin sahibi ve tek başına yetkilisi olduğunu, bu sebeple de ...’un aşağıda belirttikleri davranışlarda bulunmasının hem yönetim kurulunu hem de genel kurulu çalışamaz hatta toplanamaz hale getirdiğini, yönetim kurulu üyesi ...'un sera işletmeciliği yapan şirketin bu derece yönetimsiz kalmasına kasden sebebiyet verdiğini, zira şirketi işlemez hale getirip şirkete ait seralardan elde edilen muzları kendi nam ve hesabına sattığını, şirketin işletmesi olan muz seraları şirket yönetim kurulu üyesi ve 3. kişilerin eline geçmiş olup şirketin yönetilemez halde olduğunu, bu durumun sorumlusunun, hisse yapısı ve temsil yetkisi avantajını kötüye kullanarak şirketin karar alma ve icra etme organları olan genel kurul ve yönetim kurulunu işlemez hale getiren tarafın ... olduğunu, şirket organsız kaldığı için, yönetim kurulu üyesinin hukuk dışı fiillerine müdahale edilemediğini, huzurdaki davada yapılacak yargılama neticesinde, ivedilikle, şirketin yönetimsiz, başıboş halden çıkarılmaması halinde, mallarının şirket yönetim kurulu üyesi veya 3. Kişiler tarafından satılmaya devam etmesi ve neticede şirketin borç ödemekten aciz hale düşüp iflas haline geçmesinin kaçınılmaz olduğunu, şirkete ait seralarda yetişmiş mahsul olarak bulunan muzların muhafaza edilmesi ve acilen satılması gerektiğini, şirkete karşı suç işlediği iddiası ile Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yargılanan yönetim kurulu üyesi ...’un, yetişmiş ürünleri satarak bedellerini uhdesine geçirmeye devam ediyor olmasının muhtemel olup yönetim kurulunun bu durumu engeleyecek tedbirleri alması gerektiğini, şirketin vergi ve SGK borçlarının ödenmesi gerektiğini, ancak yönetim kurulu üyesi ... tarafından yapılan engelleme sebebi ile şirketin borç ödemekten aciz hale düştüğünü, şirket merkezinin kira borçlarının ödenemediğini, özetle; yönetim kurulu üyesi ...’un kendisine yapılan çağrılara cevap vermeyip yönetim kurulu üyesi olarak görevini yapmaması, %50 hissedar olduğu halde bunu inkar edip şirkete ait seraları kendisininmiş gibi göstermesi, yönetim kurulu ve genel kurul toplanmasını engellemek sureti ile şirketi işlemez hale getirerek seralardan elde edilen hasılatı uhdesine geçirmesi, şirketin borç ödemekten aciz hale düşmesi sebepleri karşısında Türk Medeni Kanunu'nun 427 maddesi kapsamında şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep ettiklerini, davalıların, mülkiyeti ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş'ye ait seralardaki ürünleri kendi nam ve hesaplarına 3. kişilere satarak uhdelerine geçirmelerinin engellenmesi için şirkete ait iki muz serasının, davanın neticelenmesine kadar mahkemece atanacak kayyum tarafından yönetilmesine, endüstriyel tarım ürünü olan muzların gelen alıcılara satılarak bedellerinin şirket hesaplarına aktarılmasına, bu talep kabule şayan bulunmazsa uygun görülecek sair önleyici tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davalı vekili, Kurulan ... Tic. San. A.Ş. isimli firmanın, üretim, satış, ambalaj, sera imalatı, montajı, projelendirilmesi vs amaçlarla kurulduğunu, kuruluş amacının iddia edildiği gibi sadece muz üretimi değil, 10 maddede sıralanan diğer amaçları da olduğunu, ... Araştırma Ve Yatırım A.Ş. 'nin sahibi... ile müvekkilinin ilk önce ... Üretim A.Ş isimli firmaya ortak olduklarını, 2020 yılında bu firmanın Antalya ili Gündoğdu semtinde bir arsa kiraladığını, kiralanılan bu arsaya kapalı sera yapılması için de ..., ile müvekkilininin kurduğu 2 firma olan ... Sera A.Ş Ve ... ... Araştırma ve Yatırım A.Ş. isimli firmalarla anlaşma yapıldığını, sonrasında müvekkilinin sorumluluğunun arttığını görünce, ... Tarım ve Sanayi A.Ş isimli firması ile ortak olduğu ... Üretim A.Ş' deki ortaklığından ayrıldığını ve bu ayrılığın 06.10.2020 tarih ve 10175 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını, şirket kurulduğu andan itibaren sera kurulumları ile ilgilendiğini, üretim yapmak için projeler düşünüldüğünü ancak faaliyete geçen işlemlerin gerçekleşmediğini, şirketin ilk kurulduğu ay ...... firmasının arsa ve seralarının kiralanmak istendiğini, hatta bu konuda o dönem şirket sahibi ... ile kiralama sözleşmesi yapıldığını, ancak sözleşmede özel madde ile arsanın 3.kişilere kiralanmasının yasaklandığından kiralama işleminin gerçekleştiğini, kiralama işleminin gerçekte var olduğunu söyleyen davacının ne ... firmasına ne de arsa sahiplerine bir kez bile kira ödemesi yapmadığını, davacının bahsettiği gibi geçerli olan bir anlaşma yapılmadığını, ... Araştırma ve Yatırım A.Ş.'nin ... Tarım San. AŞ., ... A.Ş. ve ... Sera A.Ş. ... Üretim A.Ş firmasına ortaklık yapmak ve sera üretmek amacı ile kuruduğunu, hatta araziler kiralandığını ve bir takım çelik malzemeler temin edilerek harfiyat ve sera kurulumuna başlandığını, daha sonra müvekkili ...'un gördüğü lüzum üzerine hisselerini diğer ortaklara devrederek bu ortaklıktan ayrıldığını, yani davacının bahsettiği gibi bir anlaşmanın ne firmalar arasında ne de kişiler arasında yapılmadığını, geçersiz olduğu sonradan öğrenilen kiralama sözleşmesi imzalandığı tarihte ... ... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.’nin tek yetkilisinin ... olduğunu, ...'un yetkili olmadığını, ...'un ... ... San Ltd Şti firmasını █████/2021 tarihinde devraldığını, davacının Mahkemeyi yanıltmak için gerçek dışı beyanda bulunduğunu, davacının şirkete ait olduğunu ileri sürdüğü seralara ile ilgili hiçbir emek sarfetmediğini, hiçbir hukuki işlem de yürütmediğini, davacının veya ... A.Ş firmasının Ziraat Odası kaydı ve Çiftçi Kayıt Belgesi dahi olmadığını, ayrıca davacı vekilleri ile müvekkili arasında evvele dayanan hukuki ilişki olduğundan, dosyadaki taraflar arasındaki ilişkilerde ve vekillik görevleri arasında menfaat çatışması bulunduğunu, ayrıca şirketin ayakta kalması için kayyum tayin edilmesi konulu davanın reddini talep ettiklerini, iddialara konu olayların hem Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... sayılı dosyasından hem de Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... sayılı şirketin feshi dosyasında incelenmekte olduğunu, iş bu davada kayyum tayininde hukuken bir fayda olmadığı gibi mahkeme kararı ile şirketin fesh edilmesinin duruma en uygun hukuki çözüm olacağını, neticeten hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacının kötü yönetim ya da haklı sebeplerin varlığı iddiası ile davalı anonim şirket yöneticilerinin azli ile şirkete yönetim kayyumu atanmasına yönelik talebinin yasal dayanağı bulunmadığından; davanın reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin davalarının reddine dair gerekçeli kararında, TMK 427/4 maddesinin uygulanabilmesi için gereken organ eksikliği halinin mevcut olmadığının belirtildiğini, ancak sayın esas mahkemesince, anonim şirketin zorunlu organlarından fiilen yoksun kalıp kalmadığı araştırılmadan sadece ticaret sicilindeki bilgilere bakarak sonuca ulaşılmasının TMK 427/4 maddesine uygun düşmediğini, zira organ eksikliğinin sadece sicile bakarak tespit edilemeyeceğini, somut olayda yönetim kurulu üyesinin toplantılara katılmayarak yönetim kurulunun görevini yapmasını engellediğini, karar alınması için gereken nisabın oluşmaması nedeniyle şirketin çalışamaz hale geldiğini, bu durumun "kilitlenme" olarak adlandırıldığını ve kilitlenmenin organsızlık seviyesine ulaşabilmesi için uzunca bir süre devam etmesi gerektiğini, şirket yönetim kurulunun neredeyse 2 yıldan fazla bir zamandır toplanamadığını, yerel mahkemenin şirketin yasal organlarının mevcut ve çalışır olduğu yönündeki hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira hükümet gerekçesinde de herhangi bir tüzel kişinin organlarının yoksunluk arz ettiği ve yönetiminin başka yolla sağlanamadığı anlaşılırsa kayyum atanması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, davalının dahi şirket feshine dair davasında kendisine verilen sürede şirkete kayyum atanması talebinde bulunmak yerine bu davayı bildirdiğini, bu davanın haksız yere reddi sonucunda davalının aynı davayı başka bir dosya üzerinden ikame ettiğini, ilgili dosyada dahi şirketin organsız kaldığının açıkça belli olduğunu, zira kayyum atanması gerekçesinin şirketin davada kendisini temsil ettirememesi olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:
Dava, anonim şirkete yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kayyım atanması istenilen anonim şirkette organ eksikliğinin bulunmamasına, 6102 sayılı TTK'nın anonim şirketlere ilişkin hükümlerinde, yönetim kurulu üyelerinin kötü yönetim yada başka bir haklı sebeple mahkeme kararı ile geçici yada nihai olarak görevden alınmalarını ve dolayısı ile yerlerine kayyım atanmasını mümkün kılan herhangi yasal bir düzenlemenin bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!