İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında davacının bonoların geçersizliği, imzaların sahteliği ve hile iddialarıyla borçsuzluğunu ispat çabası, istinaf kararı sonrası tanık dinlenmesiyle devam ediyor.
Özet: Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, davacı, kambiyo senedi niteliği taşımadığını, imzanın kendisine ait olmadığını ve borç ilişkisinin bulunmadığını ileri sürerek iki adet bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ederken, davalı ise bonoların boşanma sonrası alınan borç karşılığında açık bono olarak verildiğini savunmuştur; ancak istinaf mahkemesinin hile iddiasının her türlü delille ispatlanabileceği gerekçesiyle ilk kararı kaldırmasının ardından, davacı tanığı, müvekkilinin bonoların düzenlendiği tarihlerde İstanbulda bulunmadığını, böyle bir paraya ihtiyacı olmadığını ve bonoları almadığını, hatta eşlerine boş evrak imzalama pratiğinin olduğunu belirterek davacının savunmasını desteklemiştir.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:2026/7
DAVA
:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2020
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA VE TALEP
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Takibe konu bonolar kayıtsız şartsız bir ödeme vaadi taşımadığı gibi bonolarda ödeme yeri de kararlaştırılmadığını, bu sebeple her iki bononun da kambiyo vasfına haiz olmadığını, davaya konu bonoların üzerinde bedel kaydı da bulunmadığını, bu nedenle de alacak ilişkisinin ispatının yine davalı alacaklıda olduğunu, davaya konu her iki bononun el yazısı ile düzenlendiğini, ancak bu yazıların kesinlikle davaci müvekkile ait olmadığını, bu nedenlerle öncelikle ....İcra Müdürlüğü'nün 2020/... E,. 2020/... E. Sayılı dosyalarının yargılama sonuna kadar teminatlı veya teminatsız olarak durdurulmasına, dosyadan konulan tüm hacizlerin fekkine, ....İcra Müdürlüğü'nün 2020/... E. Dosyasına dayanak 15.01.2017 Düzenlenme 22.02.2017 vade tarihli 160.000,00 TL bedelli bono nedeniyle her ne şekilde olursa olsun müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine , tüm hacizlerin fekkine, takibin iptaline, ....İcra Müdürlüğü'nün 2020/... E. Sayılı dosyasına dayanak 25.12.2017 Düzenlenme 23.06,2018 vade tarihli 90.000,00 TL bedelli bono nedeniyle her ne şekilde olursa olsun müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine, tüm hacizlerin fekkine, takibin iptaline, Davaya konu bonoların davacı müvekkile iadesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA VE KARŞI TALEP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Boşanma sonrasında ve davacı ile müvekkilinin fiilen aynı evde ikamet etmeye devam ettiği söz konusu tarihe kadar davacının, müvekkilden 160.000-TL ve 90.000-TL olmak üzere toplam 250.000-TL borç aldığını ve söz konusu borcuna karşılık iki ayrı bonoyu, TTK md. 778/2-f hükmü atfı gereği bonolarda da tatbiki gereken TTK md 680 hükmü uyarınca açık bono olarak, yalnızca imzası atılmış şekilde, diğer kısımları boş olarak, müvekkilce uygun görülecek herhangi bir tanzim tarihli ve vadeli olacak şekilde doldurulmak üzere davacı tarafça müvekkile verildiğini, bu nedenlerle haksız davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Deliller; Dosya mevcudu, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları, ATK Raporu, .... İcra Müdürlüğünün 2020/... ve 2020/... esas sayılı dosyalarıdır.
Mahkememizden verilen █████/2022 tarih ve ... sayılı kararı, İstanbul BAM 16.. Hukuk Dairesi'nin █████/2024 tarih ve █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldı.
İlamda özetle;" Davacının hile iddiasına dayandığı, hile iddiasının tanık dahil her türlü delille ispatı mümkün olmasına rağmen; mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yazılı ispat zorunluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi ve bu kapsamda yukarıda belirtilen savcılık soruşturma dosyası akibetinin araştırılmaması (gerektiğinde bekletici mesele yapılmasının düşünülmemesi) usule aykırı olduğundan, davacının istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. " hükmüne yer verilmiştir.
Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşma ara kararı gereği; Tanık listesini ve tanıklarının kimlik ve adres bilgilerini sunmak üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, bildirildiğinde adreslerine göre işlem yapılmasına karar verilmiştir. Davacı vekilinin delil dilekçesi ile bildirdiği tanıklar için .... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, talimat mahkemesi'nin █████/2025 tarihli ve 2... Talimat sayılı duruşmasında;
Tanık ... T.C. ... kimlik numaralı █████/1952 doğumlu. Huzura alındı.
Tanıktan soruldu
: Davacı ... yakın arkadaşım, meslektaşım ve iş ortağımdır, 2009 yılından itibaren adil beyle şirket ortağı olarak yoğun bir şekilde çalıştık, bu bahse konu senetlerin tarihlerinde son derece yoğun bir çalışmamız vardı, bu tarihlerde adil beyin istanbula gitmiş olma ihtimali yok. İkinci senedin tarihi █████/2017 de görünüyor, biz bu senetten 2 gün sonra şirketi tamamen üzerime aldım. Ondan önceki günlerde de şirketin mal varlıkları, dokümanların tasnifleri olduğundan yoğun şekilde çalışıyorduk, gece gündüz beraberdik, zaten çok yakın ve eski arkadaşım olduğu için böyle bir paranın kendisine gelmiş olması halinde muhakkak haberim olurdu. Bu tarihlerde istanbula hiç gitmedi. Böyle bir parayı kimseden almadı. Zaten böyle bir paraya ihtiyacı da yoktu, hala da öyledir. Zaten ortaklıktan ayrılırken nakden ve kısmen de resmi senet olarak hakkını teslim ettim, o dönemde davacının paraya ihtiyacı yoktu ve böyle bir para almadı. Davacıyla ikimizde gemi kaptanıyız, gemiye çıkarken eşlerimize ihtiyaçları olur diye boş kağıt imzalayıp veriyorduk, resmi kurumlardaki yazışmaları yapmaları için yapıyorduk, hatta zaman zaman şakası da yapılır, boş kağıda imza attığımız için seni borçlandırabilirim şeklinde. Söyleyeceklerim bu kadardır, dedi.
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanıktan davacı ile ortak oldukları şirketin ismi ve şirket hissesini ne kadara aldığı soruldu: ... denizcilik Limited Şirketidir, ... soyadı olan ... ve benim soyadım olan ...'inin birleşimidir, eski ortağım ... beyin hissesinin 50-60 bin dolar gibi bir meblağaya devir aldım. ... beyin sonraki eşinin de hali vakti yerindeydi, o dönemde ekstra bir paraya ihtiyacı yoktu. Yakın arkadaş olduğumuz için bu konular hakkında bilgim olurdu. Davacının boşandıktan sonra eski eşi ile görüşmediğini biliyorum, zaten sonrasında evlendiği için ikinci eşinin buna rızası hiçbir zaman olmazdı. Dedi.
Tanık ... T.C. ... kimlik numaralı █████/1951 doğumlu. Huzura alındı.
Tanıktan soruldu
: Ben davacının 14-15 yıllık arkadaşıyım, davaya konu yıllarda kendisinin bu meblağlarda bir paraya ihtiyacı yoktu, zaten sonrasında evlendiği ikinci eşinin maddi durumu da çok iyiydi, kendisini de maddi durumu iyidir, borç alabileceği bir durum bulunmamaktadır, kendisini dürüst birisi olarak tanırım, kimseye borcu olmadığını durumunun iyi olduğunu biliyorum, dedi.
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanıktan soruldu: adil bey ile gece gündüz beraberizdir, arkadaşlığımız döneminde hiç İstanbula gittiğini görmedim, bahse konu dönemlerde eski eşi ile görüştüğünü hiç görmedim, bağları tamamen kopuktu, söyleyeceklerim bu kadardır, dedi.
Mahkememizin █████/2025 tarihli duruşmasında; HMK 173/2 maddesi gereği isticvaben beyanı alınacak davalı asilin doğruyu söylemesi gerektiği hususu hatırlatıldı.
Davalı asil söz alarak; Sorulan sorulara doğru cevaplar vereceğim, gerçeği gizlemeyeceğim dedi.
HMK 173 maddesi gereği davalı asilden uyuşmazlık konusu █████/2017 düzenleme █████/2017 vade tarihli 160,000 TL bedelli ve █████/2017 düzenleme █████/2018 vade tarihli 90.000 TL bedelli bonoların, hangi tarihte, hangi borç ilişkisine dayalı olarak düzenlendiği, davacı tarafından bonoların ne zaman imzalandığı hususları soruldu.
Davalı asil ... söz alarak; Davacı ile 29 yıl evli kaldık, anlaşmalı olarak boşandık, boşandıktan sonra 1 sene birlikte aynı evde kaldık, biz evli iken davacı eşim gemi kaptanı olarak özel bir firmada çalışıyordu, eşim kaptan olmasına ve denizcilik firmasında çalışmasına rağmen kara bölümünde çalışıyordu, bu nedenle her akşam düzenli olarak eve geliyordu, boşandıktan sonra birlikte aynı evde yaşadığımız dönem 2008 - 2009 seneleri arasında bir yıllık dönemdir, bu dönem içerisinde ben davacıya 160.000 ve 90.000 TL yi imzaladığı senetler karşılığında kendisine ödedim, ben banka emekli çalışanıydım, aynı zamanda gazetelerde ve dergilerde ücret karşılığı yazı yazıyordum, ben paramı bankada tutmuyordum, davacıya vermiş olduğum parayı evde biriktirdiğim paradan elden verdim, bankadan çekip vermedim, evli olduğumuz süre boyunca davacı gerektiğinde resmi mercilerde kullanmak üzere bana imzalı boş kağıt vermiş değildir, ben davacıya para verdiğim zaman boş kağıda sadece imzasını aldım, sonrasını ben doldurdum, ben o tarihlerde çok hasta olduğum ve haftada 5 gün tedaviye gittiğim için davacının imzasını boş kağıda almak yerine neden kırtasiyeden alınabilecek matbu senede almadığımı hatırlamıyorum, davacı iş kuracağını söyleyerek, bu borcu benden almıştı, icra takip tarihine kadar senet bedellerini davacıdan şifahen istememe rağmen ödenmedi, ben bu süreçte kendisini arayıp doğrudan parayı istemedim, müşterek oğlumuz ... ... ... vasıtası ile alacağımı davacıdan istiyordum. Ben siroz hastasıyım, tedavim ile ilgilendiğimden bu alacak ile ilgili resmi yola başvurmayı ihmal ettim dedi.
Davacı asil ... den beyanları soruldu; Davalının beyanlarına katılmıyorum, ben denizciyim, kaptanlık yaptığım için evli olduğumuz süreçte resmi kurumlarda yazışmalarda gerekebilir diye davalıya boş imzalı kağıt vermişimdir, ayrıca 2008 yılında boşandıktan sonra adıma olan aboneliklerin devri içinde davalıya boş imzalı kağıt vermiştim. Kendisinden hiç borç para almadım. Boşanmadan sonra ben Bandırma'da çalışmaya başladım. Boşandıktan sonraki sadece ilk bir aylık süreçte İstanbul a geldiğimde o tarih itibariyle boşanmış olduğum davalı eşime müşterek çocuğumuz olması hasebiyle uğradığım olmuştur. Bir yıl boyunca birlikte aynı evde kaldığımız iddiası doğru değildir, davalının belirttiği tarihlerde bana borç verebilecek ekonomik imkanı ve benim para ihtiyacım yoktu, senet bedelsiz olarak düzenlenmiştir. Davalıya borcum yoktur dedi.
GEREKÇE
:
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; .... İcra Müdürlüğünün 2020/... ve 2020/... esas sayılı dosyalarından başlatılan icra takibinde menfi tespit talepli davadır.
Tarafların 29 yıl evli kaldıkları bu evlilikten bir müşterek çocuklarının olduğu, Tuzla Aile Mahkemesi'nin 2008/... E 2008/... K sayılı 28.07.2008 tarihli kararı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, 27.08.2008 tarihli boşanma protokolünü boşanma kararından önce sundukları ve bu protokolün de boşanma kararı ile birlikte onaylandığı, tarafların temyizden karşılıklı feragati sonucu sonucu boşanma kararının 28.07.2008 tarihinde kesinleştiği, davalının boşanmadan sonra bir yıl birlikte yaşamaya devam ettiklerini beyan ettiği, davacının ise bu beyanı kabul etmediği, boşanmadan sonraki ilk bir aylık süreçte çalıştığı Bandırma' dan İstanbul'a gelişlerinde müşterek çocuklarının olması nedeniyle İstanbul'da ikamet eden davalıya uğramış olabileceğini beyan ettiği, boşanmadan sonra aradan 12 yıl geçtikten sonra 2020 yılında davalı tarafından davacıya karşı ....İcra Dairesi 2020/... E. Sayılı dosyasından 25.12.2017 düzenleme 23.06.2018 vade tarihli 90.000 TL bedelli bono ve ....İcra Dairesi 2020/... E. Sayılı dosyasından 15.01.2017 düzenleme 22.02.2017 vade tarihli 160.000 TL bedelli bonolar mesnet gösterilerek icra takipleri başlatıldığı, takibe konu bonoların kırtasiyelerde matbu olarak satılan "keşideci,lehdar,miktar,tanzim tarihi, vadesi, keşide yeri, edinim şekli" bilgileri hariç diğer bilgileri matbu olarak yazılı mutad bonolardan olmadığı, A4 kağıdına TTK'nda belirtilen zorunlu bono unsurlarının tamamlanması ile davacı keşideci davalı lehdar olacak şekilde oluşturulduğu, davacın gemi kaptanı olduğu, davalı ile evli oldukları süreçte gerektiğinde resmi kurumlarda yazışmalarda kullanılması için davalıya imzalı boş kağıtlar verdiğini ayrıca boşanma sonrası abonelik devir işlemlerinin yapılması için davalıya boş imzalı kağıtlar verdiğini, bonoların haksız ve bedelsiz olarak sonradan oluşturulduğunu beyan ettiği, davalının ise, emekli banka çalışanı olduğunu, evli oldukları süreçte davacının denizciliğin kara bölümünde çalıştığını. boşanmadan sonra 2008-2009 dönemindeki bir yıllık süreçte davacı ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerini, davacının iş kuracağını söyleyerek talep etmesi üzerin kendisine 160.000 TL ve 90.000 TL olarak iki kez elden borç verdiğini, bu parayı banka hesabından çekmediğini, evde biriktirdiği paradan verdiğini, verdiği her bir tutar için davacının boş kağıda imzasını aldığını, sonradan bu kağıtları doldurarak bono haline getirdiğini, icra takibine kadar davacıyı arayıp alacağını talep etmediğini, müşterek oğulları ... ... ... aracılığı ile istemesine rağmen ödenmediğini siroz hastası olduğu için resmi işlemlere başvurmayı ihmal ettiğini beyan etmiştir. Talimatla dinlenen davacı tanıklarından ..., davacının yakın arkadaşı olduğunu, davacı ve kendisinin gemi kaptanı olduğunu, 2009 yılından 27.12.2017 tarihine kadar davacı ile ortaklığı olduğunu, iş yoğunluğu nedeniyle davacının 2009 yılında İstanbul'a gitme ihtimalinin bulunmadığını, davacının borç para ihtiyacının bulunmadığını, borç para almış olması halinde mutlaka haberinin olmuş olacağını, davacının kimseden borç para almadığını, gemi kaptanı oldukları için gemiye çıkarken eşlerine ihtiyaçları olur diye boş kağıda imza atıp verdiklerini, diğer davacı tanığı ... ise, davacının 14-15 yıllık arkadaşı olduğunu, davaya konu yıllarda davacının bu meblağlarda paraya ihtiyacının olmadığını, davacının maddi durumunun iyi, davacının davalıdan boşandıktan sonra evlendiği yeni eşinin maddi durumunun ise çok iyi olduğunu, davacının kimseye borcu olmadığını beyan ettiği görülmüş, davanın menfi tespit davası oluşu ve dosya kapsamı gözetilerek davalıya yemin delili hatırlatılmış verilen kesin süreye rağmen yemin deliline başvuracağına dair beyanda bulunmadığından yemin eda edilmemiştir.
Taraf beyanları, tanık anlatımları ve dosya kapsamından, takip ve dava konusu bonoların, alt kısmı davacı tarafından imzalı iki adat A4 boş kağıdının aradan 10 yılı aşkın süre geçtikten sonra bono haline getirilerek takibe konulduğu, TCMB açık kaynak verilerine göre 31.12.2009 tarihinde 1.4967 TL olduğu, davalının bonolara konu borcun 2008-2009 yıllarında verildiği iddiası baz alındığında 250.000 TL olan bono bedelleri toplamının (160.000+90.000) USD karşılığının 31.12.2009 tarihi itibariyle 173.715 USD olduğu, banka emekli çalışanı olan davalının 2008-2009 yıllarında bu kadar yüksek tutarda nakit varlığı olduğuna dair banka hesap bilgisi ya da bu tutarlarda borç verebilecek geliri olduğuna dair somut bir delil sunamadığı, belirtilen tutarların emekli bankacı davalı tarafından biriktirilerek evde tutulduğu iddiasına tek başına itibar edilemeyeceği, karşılıklı imzalı yazılı protokol imzalayıp anlaşmalı olarak boşanan tarafların, borç alıp verme durumunda yazılı bir sözleşme ya da tutarı ve vadesi net olarak yazılı bono düzenlemek yerine her bir borç vermede imzalı boş kağıt alındığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, 2008-2009 yıllarında davacının borçlanma ihtiyacının olmadığının tanıklarca beyan edildiği, aksine bir delilin dosyada bulunmadığı, TTK 749/maddesine göre bonoda zaman aşımı süresinin 3 yıl, TBK 146 maddesine göre borç ilişkilerinde genel zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, 2008-2009 yıllarında verildiği davalı tarafından iddia edilen borcun takip işleminin başlatıldığı 2020 yılına kadar geçen 11-12 yıl boyunca davalının iddia ettiği bu bu alacağının tahsil için davacıyı aramadığı gibi bu süreçte hiç görüşmediklerini beyan ettiği, gerçek bir borç ilişkisinde bu kadar uzun süre beklenemeyeceği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları itibariyle davacının belirtilen tarih ve tutarlarda borçlanma ihtiyacı ve davalının borç verme imkanı bulunmadığı, taraflar arasında gerçek bir borç alacak ilişkisinin bulunmadığı, hasbelkader davalının eline geçen salt davacı imzasını taşıyan iki adet boş A4 kağıdının sonradan davacının bilgisi ve rızası haricinde, davacı keşideci davalı lehdar olacak şekilde bono haline getirilerek ayrı ayrı takip konusu yapıldığı, davacının gerçekte davalıya borcunun bulunmadığı, haksız ve mesnetsiz bonoların oluşturulmasında ve takip konusu yapılmasında davalının haksız ve kötü niyetli olduğu gözetilerek, davanın kabulü ile .... İcra müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı takip dosyasına konu █████/2017 düzenleme █████/2017 vade tarihli 160.000 TL bedelli bono ile, .... İcra müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı dosyasına konu █████/2017 düzenleme, █████/2018 vade tarihli 90.000 TL bedelli bonolar nedeniyle davacının takip alacaklısı davalıya borçlu olmadığının tespitine, 50.000 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davanın kabulü ile .... İcra müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı takip dosyasına konu █████/2017 düzenleme █████/2017 vade tarihli 160.000 TL bedelli bono ile, .... İcra müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı dosyasına konu █████/2017 düzenleme, █████/2018 vade tarihli 90.000 TL bedelli bonolar nedeniyle davacının takip alacaklısı davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-50.000 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine,
3- Alınması gerekli olan 17.077,50 TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 4.269,38 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 12.808,12 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan (62,20 TL ilk masraf + 4.269,38 peşin harç + 1.693,25 TL posta masrafı olmak üzere) toplam 6.024,83 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!