İşçi alacakları davasında davalı temyizinin parasal kesinlik sınırı nedeniyle reddi ile pazarlama direktörünün ikale sözleşmesindeki imza yetkisi bilgisinin hukuki etkisi ve diğer alacakların durumu.
Özet: Davalı tarafın temyiz başvurusunun parasal kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle reddedildiği, davacının ise temyizinin kabul edildiği bir uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi, davacının pazarlama direktörü olarak iş sözleşmesinin feshi sonrası, davalı şirket yönetim kurulu başkanıyla imzalandığını iddia ettiği ikale sözleşmesine dayanarak açtığı alacak ve itirazın iptali davasında; ikale sözleşmesinin varlığını kabul etse de, davacının pozisyonu gereği başkanın tek başına imza yetkisi olmadığını bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle ikale bedeli talebini reddederek, sadece kıdem, ihbar ve yıllık izin ücreti alacaklarını bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabul etmiş, alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebini geri çevirmiştir.
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İzmir 7. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davalı aleyhine hükmedilen ve temyize konu edilen toplam miktarın 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 17.07.2017 tarihli hizmet sözleşmesiyle pazarlama direktörü olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 04.01.2019 tarihli fesih bildirimiyle davalı tarafından çalışma pozisyonunun kaldırılması gerekçe gösterilerek feshedildiğini, sonrasında taraflar arasında davalı tarafı temsilen Şirket Yönetim Kurulu Başkanı M.A. tarafından imzalanan 04.01.2019 tarihli ikale sözleşmesine göre davacının aylık ücret alacakları da dâhil olmak üzere 192.628,87 TL'nin 30.04.2019 tarihine kadar ödenmesinin kararlaştırıldığını, yapılan bu sözleşmeye göre davacıya ödenmesi gereken Kasım 2018, Aralık 2018 ve Ocak 2019 aylarına ait ücret alacaklarının davacıya ait banka hesabına 28.02.2019 tarihinde 22.524,36 TL, aynı tarihte 22.524,36 TL, 03.04.2019 tarihinde 2.030,79 TL ve 18.04.2019 tarihinde 2.030,79 TL olarak ödendiğini, 30.04.2019 tarihine kadar ödenmesi gereken bakiye 143.518,57 TL’nin ödenmemesi üzerine Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalı yanın sözleşme imzalanmadığını ileri sürmesiyle haksız olarak takibin durdurulduğunu iddia ederek itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında iddia edildiği gibi bir ikale sözleşmesi imzalanmadığını, iş sözleşmesinin hukuki sebeplere dayalı olarak feshedildiğini, 30.04.2019 tarihine dek davalı tarafından davacıya 47.880,87 TL ödeme yapılacağına dair ibranamenin davacı tarafından imzalandığını, dava dilekçesinde banka aracılığıyla yapıldığı belirtilen ödemelerin de imzalanan ibraname doğrultusunda yapıldığını ve tamamlandığını, davacının feshin gerçekleştiği 04.01.2019 tarihini takiben 30 gün içinde arabulucuya başvurmamış olması nedeniyle feshin kesinleştiğini, davacının iddia ettiği gibi işveren vekili tarafından imzalanan bir sözleşme bulunmadığını, alacağın likit olmamasından dolayı icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "İş Sözleşmesinin Karşılıklı Anlaşma (İkale) Yolu İle Sona Ermesi ve Sonuçlarına İlişkin Protokol” başlıklı 04.01.2019 tarihli belgede davalı Şirket yönetim kurulu başkanı M.A. tarafından imzalı olduğu anlaşılmış olup, davalı taraf Yönetim Kurulu Başkanının tek başına imza yetkisinin olmadığını beyan etmiş, işyerinde çalışan işçilerin Şirkette yönetim kurulu başkanı olan kişiye güvenerek ikale sözleşmesi imzalamalarının olağan olduğu, müşterek imza ile ikale sözleşmesi imzalanması gerektiğini işyerinden çalışan işçilerden beklenemez ise de davacının işyerinde direktör pozisyonunda olduğu, bu vasıfta bir çalışanın M.A'nın tek başına imza yetkisinin olmadığını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla ikale bedeli talebinin davacının işyerindeki konumu gözetilerek yerinde olmadığı, icra takibine ilişkin olarak davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti talebinin bilirkişi raporundaki hesaplamalar nazara alınarak yerinde olduğu, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı ve şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin de reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya sunulan imza sirkülerine göre davalı Şirketin imza yetkilerinin A, B, C, D, E grubu şeklinde düzenlendiği, imzaların yapılacak hususlar ve limitler dâhilinde belirlenerek çapraz ya da aynı grup içinde iki imza yetkilisinin müştereken Şirketi temsil ve yetkili oldukları, ayrıca Yönetim Kurulu Başkanı M.A. ile Yönetim Kurulu Başkan yardımcısı İ.U'nun Şirket kaşesi veya ünvanı altında atacağı müşterek imzaları ile Şirketi her konuda en geniş şekilde temsil ve ilzam ettikleri, ikale sözleşmesinde M.A'nın tek başına imza ve kaşesinin bulunması sebebi ile ikale sözleşmesinin geçerli olmadığı ve kararlaştırılan ikale bedelinden davacının yararlanamayacağı, ayrıca davacı tarafça ödenmediği iddia edilen alacakların tahsili amacıyla icra takibi yapılmasında kötüniyet aranmayacağından davalı tarafça talep edilen kötüniyet tazminatı talebinin reddinin ve alacakların tespiti yargılamayı gerektirdiğinden likit alacak söz konusu olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddinin yerinde olduğu, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. M.A'nın belge tanzim tarihlerinde davalı Şirket yönetim kurulu başkanı olduğundan ve tüm belgeleri davalı adına imzalamış olması karşısında bu kişinin işveren vekili olarak hareket ettiği ve davalı Şirket tarafından da bunun kabul edildiğinin çok açık olduğunu, işveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işverenin sorumlu olduğunu,
b. Davalı tarafından Ocak 2019 ücret pusulasında ikale sözleşmesindeki alacakların tahakkuklarının yapılmasına rağmen ikale sözleşmesine itiraz edilmesi ve ikale sözleşmesine göre müvekkiline ödenmesi gereken Kasım 2018, Aralık 2018 ve Ocak 2019 aylarına ait ücret alacağının davalı tarafından ödenmiş olması, dolayısıyla ikale sözleşmesinin bir kısnınn yerine getirilip bir kısmının yerine getirilmemesinin davalının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini,
c. Davalı tarafın ticari defterinin bilirkişi marifetiyle incelenmek suretiyle dava konusu ikale sözleşmesi nedeniyle vergisel yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğinin de Mahkemece araştırılmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, takibin dayanağı ikale sözleşmesinin geçerli olup olmadığı ve buna göre itirazın iptaline karar verilip verilemeyeceği ile icra inkar tazminatı noktasında toplanmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle itirazın iptali davasının dayanağı ödeme emrinde borcun sebebi olarak 04.01.2019 tarihli ikale sözleşmesi gösterilmiş olup Mahkemece ikale sözleşmesinin geçersiz olduğu sonucuna varıldığında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı ise de davalı tarafın temyiz dilekçesinin miktardan reddedilmesine göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!