Yargıtay, yatılı hasta ve yaşlı bakıcısının işçilik alacakları ile ev hizmetlisi ayrımının ve işveren sıfatının belirlenmesine ilişkin temyiz davasını inceliyor.
Özet: Davacı, davalılardan birinin hasta ve yaşlı bakımı için konutunda yatılı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, bu nedenle kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile ödenmemiş ücret alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; davalılar ise davacının ev hizmetlisi olması nedeniyle iş mahkemesinin görevsiz olduğunu, iş kanunu hükümlerinden faydalanamayacağını, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini ve talep edilen alacaklara hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İzmir 2. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.12.2014–23.03.2019 tarihleri arasında davalılardan ...’in bakım ve gözetimi için bu davalının ikametgahında çalıştığını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında işverenin ... olarak görüldüğünü, müvekkilinin tam zamanlı hasta ve yaşlı bakıcısı olarak çalıştığını, davalılar arasında anne – oğul ilişkisi olduğunu, hizmetten faydalanan kişinin ... olması karşısında iki davalının davacıyı birlikte istihdam ettiklerini ve davacının işçilik hak ve alacaklarından da müşterek müteselsil sorumlu tutulmaları gerektiğini, müvekkilinin 2017 yılına kadar aylık net 1.500,00 TL, 2017 yılından 2018 Temmuz ayına kadar aylık net 2.000,00 TL, bu tarihten fesih tarihine kadar ise aylık net 2.500,00 TL ücret ödemesi yapıldığını, tüm ödemelerin banka kanalıyla yapıldığını, evde yemek yediğini, ayrıca yol parası verilmediğini, davalı ...'in, oğlu ... tarafından ... Yaşlı Bakım ve Dinlenme Evine götürüldüğünü ve Kod 04 ile çıkış verildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini, 2018 yılında ücret ödemelerinde aksamalar başladığını, banka kayıtlarının incelenmesi ile ödenmemiş ücret alacağının net olarak tespit edilebileceğini, ortalama 5,5 aylık ücretin ödenmemiş olduğunu, müvekkilinin davalılara ait konutta yatılı bakıcı olarak çalıştığını, ayda yalnızca 2 kez hafta tatili kullandığını, 24 saatlik zaman diliminde kendi uykusu ve bakımı için en fazla 10 saat ayırabildiğini, buna göre bir günde fiilen 14 saat çalıştığının kabul edilmesi gerektiğini, bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmasının aynı şekilde sürdüğünü, tüm hizmet süresi boyunca yalnızca 15 günlük yıllık izin kullandığını, kullanmadığı izin ücretinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının ev hizmetlerinde çalışan kişi olması nedeniyle iş mahkemesinin görevine itiraz ettiklerini ve dosyanın görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, kıdem ve ihbar tazminatının 4857 sayılı İş Kanunu’na tâbi işçilere tanınan haklar olması nedeniyle davacının bu haktan faydalanamayacağını, davacının müvekkili tarafından annesi ...’e evde bakmak üzere istihdam edildiğini, davacının ücretinin tüm hizmet süresi boyunca eksiksiz olarak ödendiğini, müvekkilinin annesinin ihtiyaçlarının karşılanması için annesine gönderdiği aylık 5.000,00 TL tutarındaki paranın da davacının inisiyatifine ve yönetimine bırakıldığını, ancak davacının annesinin yaşlılığından ve hastalığından faydalanarak annesinin bir çok ziynet eşyasını zilyetliğine geçirdiğini, müvekkilinin davacının bu davranışlarına rağmen annesinin huzurunun bozulmaması için iş sözleşmesini sona erdirmediğini, ancak 2019 yılı Mart ayında davacının damadı hakkında FETÖ/ PDY örgütüne üye olmaktan dolayı yasal işlem başlatıldığını öğrenmesi üzerine davacının iş sözleşmesine haklı nedenle son verdiğini, fazla çalışma ücretine hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; anneannesi müteveffa ...’nin demans hastası olduğunu ancak davacının yalnızca ev işlerine yardım ve anneannesinin yalnızlık çekmemesi için istihdam edilen bir kişi olduğunu, müvekkilinin psikiyatrist olması nedeniyle müteveffanın tüm tıbbi bakım işleri ile kendisinin ilgilendiğini, davacının hasta bakıcılık gibi bir görevinin olmadığını, davacının ev hizmetlisi olarak çalışması nedeniyle taraflar arasındaki ilişkinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na tâbi olduğunu, müteveffanın rahatsızlığı olan “demans” ın hastayı bakıma muhtaç hâle getiren bir rahatsızlık olmadığını, davacının hasta veya yaşlı bakıcısı olabilecek bir mesleki yeterliliğinin ve ehliyetinin de bulunmadığını, müvekkilinin işveren sıfatının bulunmadığını bu nedenle müvekkiline karşı husumet yöneltilemeyeceğini, müteveffanın bu sözleşmeden yararlanan 3. kişi konumunda olduğunu, işverenin ise tek başına ... olduğunu, hizmetin ...’e verilmiş olmasının bu kişiyi sözleşmenin tarafı hâline getirmeyeceğini, bu nedenle ...’e ve miras yoluyla müvekkiline de işveren sıfatıyla husumet yöneltilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının günde 14 saat çalışma yaptığına dair iddianın kabul edilemeyeceğini, davacının müteveffa ile kaldığı süre boyunca evde yemeğini yediğini, dinlendiğini, televizyon seyrettiğini, istediği zaman izin kullandığını, bu nedenle sürekli bir çalışmadan bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının esasen hasta bakıcı olarak çalıştığı kabul edilmekle yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda davalı tarafın görev itirazının yerinde olmadığı, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ...’in vefat etmesi nedeniyle davalı ...’in mirasçı sıfatıyla davaya dahil edildiği, SGK kayıtlarına göre davalı ...'in işveren olduğu, müteveffanın ise hizmet alan konumunda olduğu, hizmetin murise verilmiş olmasının davalı mirasçı ...'i sözleşmenin tarafı hâline getirmeyeceği, bu nedenle ...'e işveren sıfatıyla husumet yöneltilemeyeceğinden ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının ücreti SGK kayıtlarında asgari ücret olarak gösterilmişse de Banka kayıtlarında son ücretin 2.500,00 TL olduğu, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği, bakiye 65 gün yıllık izin hakkının ve ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu, yatılı bakıcı olması nedeniyle günlük 14 saat fiili çalışmasının bulunduğu, ayda 2 hafta tatilinde ve tüm ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan değerlendirmeye göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilmekle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının ev hizmetlerinde çalıştığından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, müteveffanın bakıma ihtiyacı olmadığını, davacının hasta bakıcı olarak çalışmadığını, bu yönde yeterliliğinin bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını,
2. Günlük 14 saat fiili çalışmanın kabul edilemeyeceğini, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti hesaplanmasının hatalı olduğunu,
3. Giydirilmiş ücretin hatalı belirlendiğini,
4. Ücret alacağının hangi döneme ilişkin olduğu belirlenmeksizin ücret alacağına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
5. Yıllık izinlerini kullandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine hangi kanun hükümlerinin uygulanacağı, davacının ücreti, talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanamadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!