Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde kira ilişkisinden doğan çek ve senetlerin iadesi ile haksız icra takibi kaynaklı uyuşmazlığın giderilmesi ve tespiti davası.
Özet: Davacı, kiraya verdiği otel karşılığında aldığı çek ve senetlerin, Covid-19 salgını sonrası yapılan ek protokol ile iadesi kararlaştırılmasına rağmen, davalı eski şirket ortağı tarafından uhdesinde haksız şekilde tutulan ve ciro edilerek icra takibine konu edilen dört adet çekin akıbeti, bu çeklerin iadesinin eski kiracının bakiye kira borcunu ödeme taahhüdüne etkisi ve kira ilişkisinden kaynaklanan diğer ihtilafların giderilmesi ile durumun tespiti talebiyle mahkemeye başvurmuştur.

T.C.
ANTALYA1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Kira ilişkisinde Muarazanın Giderilmesi ve TespitDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ... Sanayi AŞ ve davalı ... ... ... arasında ... üzenleme ... başlangıç tarihli ... bitiş tarihli kira sözleşmesi akdedilmiş ve işbu kira sözleşmesi ile davacı müvekkilimine ait "... Mah. ... ... cad. No:... ... /... " adresindeki ... parsel sayılı "... " isimli otel kiralandığını, kira sözleşmesinin tarafları arasında akdedilen "Kira Sözleşmesi Ek Protokolü" sözleşme çerçevesinde davalı kiracılar ... ... AŞ ile ... ... ... , kira borcuna karşılık olarak kiralayan davacı müvekkilimizin lehtar olduğu toplam 10 adet çek; yine davacının lehtar, davalı ... ... ... AŞ'nin borçlu ve davalı ... ... ...' nün kefil olduğu toplam 6 adet borç senedi, davacı müvekkilimize devredilmiştir. COVİD-19 salgının ortaya çıkması üzerine müvekkil şirket ile kiracı şirket arasında ''... tarihli EK Protokol'' akdedilerek bahse konu çek ve senetlerin kiracıya iade edileceği konusunda anlaştıklarını, müvekkil şirket 10 adet çek ve 6 adet bonodan uhdesinde bulunan 6 adet çek ve 6 adet bonoyu davalı eski kiracıya iade ettiğini, iade edilemeyen 4 adet çeki ise eski şirket ortaklarından ... ... haksız şekilde uhdesinde tuttuğu öğrenildiğini, ayrıca Davalı ... ... söz konusu çeklerden biri olan ... Bankası ... Şubesine ait ... seri numaralı ... keşide tarihli ve ... USD bedelli çeki alarak davacı şirketin diğer ortaklarının bilgisi ve rızası olmaksızın kendisi adına cirolamış ve nihayetinde Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... /... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü icra takibinde bulunduğunu, iş bu çekin aynen davacı şirkete iadesi için dava açılmış olup Bakırköy ... 'inci Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... /... E. Sayılı dosyası ile yargılaması devam etmektedir. Müvekkil şirket, şirket ortağı davalı ... ... 'a haksız şekilde uhdesinde tuttuğu bir kısım çekleri müvekkil şirkete iade etmesi için Kemer ... 'inci Noterliği'nin ... tarihli .... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide etmiş fakat yine bir sonuç alınamadığını, diğer yandan kira sözleşmesinin tarafları arasında akdedilen .... tarihli Ek Protokol başlıklı sözleşme ile yukarıda bahsi geçen sözleşmeye istinaden verilen çek ve diğer başkaca çeklerin kiracı davalı şirkete iadesine karar verildiğini, ne var ki; diğer davalı ... ... ' un kötüniyetli olarak kendi adına ciroladığı ve icra takibine konu ettiği çekler nedeniyle çeklerin eksiksiz olarak davalı şirkete teslimi mümkün olmadığını, bu arada; kira sözleşmesinin tarafları ... tarihli "Kira Akdi Fesih ve Kiracı Değişikliği Protokolü" başlıklı sözleşmeyi akdederek dava dışı şirketin kiralananda kiracı olması kararlaştırılmış ve böylece taraflar arasındaki kira sözleşmesi sona erdiğini, İş bu protokolün; 3.a bendinde; ... tarihi itibariyle davalı eski kiracının müvekkil şirkete ... USD ve ... TL kira borcunun bulunduğu kabul edilmiş, 3.b bendinde; ... -... ve ... -... dönemlerine ait kira bedelleri için davalı şirketten alınan kıymetli evrakların bila bedel davalı şirkete iade ve teslim edilmesi gerektiği belirtilmiş, 3.e bendinde; eski kiracı kendisine iade edilmeyen çeklerin iadesinin sağlanması halinde ... USD ve ... TL kira borcunu en geç 10 iş günü içerisinde müvekkil şirkete ya da onun göstereceği yere ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı şirket ile diğer davalı ... arasında ... tarihli "Sulh ve Tasfiye Protokolü" imzalanmış ve bu protokole göre söz konusu çekler eski kiracı şirkete iade edildiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından Antalya ... 'inci Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek; Müvekkil şirket, eski kiracı-davalı ... ... A.Ş ve yeni kiracı ... ... Tic A.Ş arasında düzenlenmiş olan ... tarihli ''Kira Akdi Fesih ve Kiracı Değişikliği Protokolü'nün 3.e maddesinde belirtilen bakiye tüm kira borçlarının ödenmesi için eski kiracıya, aynı ihtarnamede şirketi uğrattığı maddi zararları ödemesi için ise ...'a ihtarname keşide edildiğini, müvekkili şirket, şirket ortağı davalı ...'a Antalya ... 'uncu Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız şekilde uhdesinde tuttuğu; ... keşide, ... nolu, ... USD bedelli, ... keşide, ... nolu, ... USD bedelli, ... keşide, ... nolu, ... USD bedelli, ... keşide, ... nolu, ... USD bedelli, ... keşide, ... nolu, ... USD bedelli çeklerin ortaya çıkan yeni durumlar, ... Tic A.Ş ile yeni kira sözleşmesinin düzenlenmiş olması, iş bu sözleşme ile anlaşılan hususlar ve verilen taahhütler gereği eski kiracıya iade etmesi gerektiği, aksi halde şirketin zarara uğrayacağı, iade edilmemesi halinde oluşacak zarar ve ziyandan sorumlu olacağı ihtar edilmiş fakat bir sonuç alınamadığını, çek bedelini uhdesinde bırakan davalı şirket, hem diğer davalı ...'un çek bedelinin ödenmesinin talep edildiğini hem de davacı tarafından yukarıda anılan sözleşme gereğince ödeme talep edildiğini iddia ederek uhdesinde kalan ... USD ödenmesi için tevdi mahalli tayin edilmesini talep ettiğini, bu taleple ilgili olarak Kemer Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... /... D.İş, ... /... Karar sayılı ... tarihli ilamı ile tevdi yerinin ... ... ... Şubesi tevdi mahalli olarak kararlaştırıldığını, bilindiği üzere tevdii mahalli tayini kararı, 6100 sayılı HMK'nın 362 ve 382. maddeleri gereğince çekişmesiz yargı işlemlerinden olup kararın istinafı veya temyizi mümkün olmadığını, 2. tevdi mahalline yatırılan paranın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini, yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde davacı ile davalılar ... ... ... Sanayi AŞ ve ... ... ... arasında kira sözleşmesi bulunduğu ve adı geçen kiracıların ... -... tarihleri arasında kiracı sıfatıyla işbu kira ilişkisinin devam ettiğinin açık olduğunu, kiracılık ilişkisi sürerken taraflar arasında akdedilen ek sözleşmeler ile kira bedellerine karşılık olarak kıymetli evraklar verildiği yine ihtilafsız olduğunu, ancak davacı kiralayan şirketin ortaklarından ... ...'un vefatından sonra mirasçı olarak şirket ortağı olan davalı ... ... Bankası ... Şubesine ait ... seri numaralı ... keşide tarihli ve ... USD bedelli çeki alarak davacı şirketin diğer ortaklarının bilgisi ve rızası olmaksızın kendisi adına cirolamış ve nihayetinde Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... /... Esas Esas sayılı dosyasında icra takibine kalkıştığını, nihayetinde iş bu icra dosyası ve diğer davalı ile arasındaki başkaca icra dosyaları ve elinde haksız yere bulundurduğu çekler nedeniyle mağdur olmak istemeyen davalı ... ... Sanayi AŞ ile davalı ... arasında ... tarihli sözleşmenin imzalandığı anlaşıldığını, kira sözleşmesinin tarafları arasında sonuç doğuracağı, mezkur kira sözleşmesinde kiralayan tarafın davacı şirket olduğu, keza kiralanan taşınmazın mülkiyetinin de davacı şirkete ait olduğu açık olduğunu, bundan başka, davacının şirket tüzel kişiliğinin ortaklarından bağımsız bir hukuk süjesi ve ayrı kişiliği bulunduğu tartışmasız olduğundan; davacı şirketin taraf olduğu kira sözleşmesinde şirket ortaklarının gerçek kişi olarak taraf olmalarının mümkün olmadığı, diğer bir söylemle her ne kadar davalı ... davacı şirkette hissedar ise de bu durumun onu kira sözleşmesinin tarafı olmasını sağlamayacağının açık olduğunu, öte yandan; tevdi mahalli tayinine müteallik dava dilekçesinde davalı kiracı şirketin de kabul ettiği üzere tevdi mahalline yatırılan para, kira sözleşmesinden kaynaklanan kira bedeline ilişkin olduğunu, kiralayan sıfatını haiz olan davacı müvekkilimizin ise kira bedeli yönünden alacaklı olduğu ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299'uncu maddesi uyarınca açık olduğunu. Burada mündemiç bulunan mana kira bedeli olarak tevdi mercine davalı şirket tarafından yatırılan para, kiralayan davacı şirkete aittir. Hal böyle olunca; ... ... ... Şubesi'ne tevdii edilen ... USD'nin tarafımıza ait olduğunun tespiti gerektiğini, davalı ..., şirket bünyesindeki 900 Adet hissesinin tamamını, ... ... TİC. AŞ'ye yönetim kurulu kararı ile devrettiğini, sonuç olarak davalı ...'un nizalı şirkette payı kalmadığını, şirkette payı kalmayan davalının şirketin kira alacağını tahsil ehliyeti de bulunmadığını, Davalı ...'un ... ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin konusu ''Sorumluluk Davası'' olan ... /... e. ... /... k. sayılı dosyasının ... tarihli ilamı ile davanın reddedildiğini, ayrıca Davalı ...'un konusu ''Genel Kurul Kararının İptali'' olan Kemer .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas - .../... Karar sayılı dosyasıyla ile açmış oldukları dava istinafa taşınmış Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. Sayılı ... tarihli ilamı ile davanın usulden reddedildiğini, iş Somut davanın yalnızca tespit talebinden ibaret olmayıp, muarazanın giderilmesi taleplerininde bulunduğunu, Muarazanın giderilmesi (men’i) davası, bir hakkın kullanılmasına yönelik haksız engellerin ortadan kaldırılması, diğer bir deyişle hakkı tehdit eden uyuşmazlığın mahkeme kararıyla çözülerek sona erdirilmesi amacını taşıdığını, Somut olayda da, müvekkil şirket alacağın kendisine ait olduğunun tespiti ile birlikte davalı eski ortak ...'un haksız taleplerinin durdurulması için muarazanın giderilmesini talep etmiştir. Görüldüğü üzere, davalı ...'un kira bedeli üzerindeki haksız ısrarı, davacının hakkını kullanmasına mani bir muaraza niteliğindedir. Emsal yargı kararları göz önüne alındığında, muarazanın giderilmesi talebinin çoğunlukla tespit hükmüyle eş zamanlı olarak ele alındığı görülmektedir. Yukarıda alıntıladığımız Yargıtay 11. HD ██████████ K. sayılı kararda, tevdi edilen paranın paylaştırılması suretiyle taraflar arasındaki çekişme çözümlenmiş ve hüküm fıkrasında açıkça “çekişmenin bu şekilde önlenmesine karar verilmiştir” denilerek muarazanın sona erdiği belirtilmiştir. Bu ifade, mahkeme kararının sadece hakkın sahibini belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda diğer tarafın haksız taleplerini hükümsüz bıraktığını göstermektedir. Bu da muaraza kavramının, farklı tür ihtilaflarda dahi hukuki zeminde değerlendirildiğini ortaya koymaktadır. Muarazanın giderilmesi, esasında bir sonuç talebidir ve çoğu durumda bir inşai (yenilik doğuran) hüküm içermektedir. Zira muaraza giderildiğinde, davalı tarafın ilgili hak üzerindeki müdahalesi hukuken men edilmiş olmaktadır. Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; yukarıda arz ve izah edilen açıklamalar ile mahkemenizce resen nazara alınacak hususlar dikkate alındığında, davacı ile davalı ... Anonim Şirketi ve davalı ... ... arasında akdedilen kira sözleşmesi gereğince kira borcunun ödenmesine yönelik Kemer Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... /... D.İş dosyası ile ... ... ... Şubesi'nin ... hesabına yatırılan-olan tüm paranın davacıya ait olduğunun tespiti ile davacı şirkete ödenmesine, taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkillerinin uhdelerinde bulunan para üzerinde davacı eski kiralayanı ile onun ödeme tarihinde ortağı olan diğer davalı gerçek kişi arasında paranın aidiyeti konusunda çekişme bulunması birden fazla kişi tarafından bu paranın kendisine ödenmesinin istenmesi davalı müvekkillerinin parayı kime ödemesi gerektiği, para üzerinde gerçek hak sahibinin kim olduğu hususunda haklı şüphe yaşamaları üzerine, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 111.maddesi uyarınca Mahkemeden tevdi mahalli tayini talebinde bulunulması haklı ve yerinde olduğunu, mahkemece tevdi yeri olarak tayin edilen hesaba paranın yatırılmasıyla davalı müvekkillerinin ... SANAYİ A.Ş. (VN.:... ), ... ... ... (... .:... ), parayı ödeme sorumlulukları kalmamış, borçlarından kurtulduğunu, uyuşmazlık davacı ile diğer davalı arasında cereyan etmekte olduğundan davada taraf sıratları bulunmayan davalı müvekkilleri ... ... ... SANAYİ A.Ş. (VN.:... ), ... ... ... (... .:... ) aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, kaldı ki, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı müvekkilleri de olmadığını, her halükarda yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacaklarını. Öncelikle diğer davalı ile arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan ve Mahkemeden aldığı tevdii yeri tayini kararı gereğini yerine getirerek borçtan kurtulan davalı müvekkillerinin paranın aidiyeti konusunda davacı ile diğer davalı arasındaki muarazanın tarafı olmaması nedeniyle davalı müvekkilleri aleyhine açılan davanın dosyadan tefriki ile davalı müvekkiller yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, iş bu davada bir an için diğer davalıyla birlikte zorunlu dava arkadaşı olduğu kabul edilecek bile olsa, paranın aidiyeti konusunda davacı ile diğer davalı arasındaki muaraza nedeniyle davalı müvekkillerinin dava açılmasına sebebiyet verecek herhangi bir kusuru bulunmadığından davalı müvekkillerinin aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı ve diğer davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevi” başlıklı 4. maddesinde;“ (1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları görürler” amir hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndan (HUMK) farklı olarak bu düzenlemede miktar ayrımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı kiralayan ile davalı ... .. AŞ arasında yazılı şekilde akdolunan ... düzenleme, ... başlangıç tarihli, ... bitiş tarihli kira sözleşmesinin 3. maddesinde belirtilen kambiyo senetlerinin davacı kiralayana devrinden sonra ortaya çıkan yeni durumlar (covid 19 salgını) gereği sözleşmenin tarafları arasında düzenlenen ek protokoller ile kiracıya iadesi hususunda anlaşılması ve 4 adet çek haricinde diğer kambiyo senetlerinin anlaşmaya uygun devredilmesine karşın bu 4 adet çekin devredilememesi noktasında doğduğu;Bu 4 adet çekin kiralayan davacı şirketin eski ortaklarından davalı ...'un uhdesinde olduğu, davalı ...'in bu çeklerden biri için davalı ... ... AŞ'ye karşı Antalya genel İcra Müdürlüğü'nün ... /... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip başlattığı, davacı lehtar kiralayan şirketin bu çekin rızası dışında ...'un eline geçtiğinden bahisle Bakırköy ... . Asliye Ticaret Mahkemesi'nde istirdat davası açtığı;Davalı kiracı ... .. AŞ'nin kronolojik sırasında önce davacı kiralayan ile ... tarihinde ''kira akdi fesih ve kiracı değişikliği protokolü'' nü imzaladığı, bu protokole göre kira sözleşmesine konu tüm kambiyo senetlerinin (uyuşmazlık konusu 4 adet çek dahil) eski kiracı ... AŞ'ye iade edilmesi halinde kira borcunun ... .. AŞ tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı;Davalı kiracı ... AŞ'nin daha sonra ... tarihli ''Sulh ve Tasfiye Protokol''ünü davalı ... ile imzaladığı, bu protokole göre ...'un uhdesindeki çekleri ... .. AŞ'ye iade ettiği, karşılığında ...AŞ'nin ...'a ödeme yaptığı ve ileri vadede yine ödeme yapacağının kararlaştırıldığı, bu aşamada çeklerin kiracı ...'e iade edildiğinden davacı kiralayan şirketin haberdar olduğu;Davalı ... AŞ'nin davacı kiralayana olan kira parasından kalan borcunun ... USD olduğunu, bu aşamada hem ...'un ... tarihli protokol gereğince ödemesi kararlaştırılan bakiye borcun ödenmesini talep ettiğini hem de davacı kiralayan şirketin ... tarihli protokol gereğince çeklerin iadesinin gerçekleşmesine rağmen kira borcunun halen ödenmediğinden bahisle kalan kira parasının ödenmesini talep ettiğini beyan ederek ''kira parasını kime ödeyeceğini bilmediğinden'' bahisle Kemer Sulh Hukuk Mahkemesi'ne tevdi mahalli talebinde bulunduğu, mahkemenin aynı gerekçeyle talebi kabul ettiği görülmekle muarazanın bu noktada doğduğu anlaşılmıştır.Anlatılanlar ışığında somut davadaki uyuşmazlığın kira ilişkisinden doğduğu, görevsizlik kararı veren mahkemenin gerekçesinde örnek olarak gösterilen ilamdaki uyuşmazlığın somut dava ile benzerliğinin bulunmadığı, davalı kiracının somut davadaki muarazanın meydana gelmesinde sorumluluğunun bulunup bulunmadığı konusundaki ihtilafın da davanın esasına girilerek çözülecek mesele olduğu (Bkz. Yargıtay 3. HD █████████ E, 7882 K). dolayısı ile uyuşmazlığın TTK .da düzenlenen nispi ve mutlak ticari dava niteliğini taşımadığı, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinden ve sonrasında düzenlenen ek protokol hükümlerinden kaynaklandığı anlaşılmakla; mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, verilen bu kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, mahkememiz ile Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğundan, görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dosyanın merci tayini için Antalya Bam ... . HD'ye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Dava dilekçesinin HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle GÖREV yönünden USULDEN REDDİNE,2-Görevli mahkemenin Antalya ... . Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,3-Kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, Mahkememiz ile Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğundan, görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesine (...Hukuk Dairesi) GÖNDERİLMESİNE,3-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkan ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırKatip ...¸e-imzalıdır