İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kambiyo senedindeki imzanın sahteliği ve tahrifat iddiasıyla açılan menfi tespit ve istirdat davasında, Adli Tıp Kurumu raporuyla imzanın davacıya ait olduğunun tespiti.
Özet: Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat davasında, davacı taraf kendisine ait olmadığını iddia ettiği bono üzerindeki imzanın sahte olduğunu ve senette tahrifat yapıldığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini, tahsil edilen paranın iadesini ve kötü niyet tazminatını talep etmiş, davalı ise bu iddiaları reddederek davanın reddini istemiş olup, yapılan yargılama sonucunda İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince hazırlanan bilirkişi raporunda takibe konu senetteki imzaların davacının mukayese imzalarıyla uygunluk göstererek davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.

T.C.
İSTANBUL13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2022KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı tarafından müvekkili ... aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... E. sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve bu hususta imzaya açıkça itiraz ettiklerini, senet üzerindeki yazı ve bedel kısımlarında da sonradan tahrifat yapıldığını, müvekkili ile davalı arasında bono düzenlenmesini gerektirir herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin haksız takip nedeniyle açık haciz tehdidi altında kaldığını ve telafisi güç zararlar doğma ihtimali bulunduğunu, bu nedenle icra takibinin yargılama sonuna kadar teminatsız olarak tedbiren durdurulmasının zorunlu olduğunu, buna rağmen icra dosyası kapsamında haciz yoluyla 81.885,22 TL tahsil edildiğini ve bu bedelin davalıya ödenmesine karar verildiğini, söz konusu ödemenin hukuki sebebinin bulunmadığını, imza örnekleri, resmi belgeler ve bilirkişi incelemesi ile bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığının açıkça ortaya çıkacağını, davalının imzanın sahte olduğunu ve senette tahrifat yapıldığını bilmesine rağmen kötü niyetli şekilde kambiyo takibi başlattığını, bu nedenle davalının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, müvekkilinin icra dosyasından borçlu olmadığının tespitine, takibe konu bononun iptaline ve icra takibinin durdurulmasına, hacizle tahsil edilen 81.885,22 TL’nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadına, icra takibinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, davalının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından takibe dayanak bonoda imzanın müvekkiline ait olmadığı ve senet üzerinde tahrifat yapıldığı iddia edilerek menfi tespit ve istirdat davası açıldığını, ancak davacının bu iddialarını destekleyen hiçbir ödeme belgesi veya somut delil sunmadığını, kambiyo senetlerine ilişkin imzaya itirazın 2004 sayılı İİK’nın 170. maddesi gereği icra hukuk mahkemelerinin görev alanında bulunduğunu, nitekim davacının imzaya itirazının ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2022/... Esas sayılı dosyasında halen derdest olduğunu, bu nedenle eldeki davada hukuki yarar bulunmadığını ve derdestlik itirazlarının mevcut olduğunu, basit bir gözle incelemede dahi senet üzerinde herhangi bir silinti, kazıntı veya tahrifat olmadığının açıkça görüleceğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmek amacıyla iyi niyetli olarak takip başlattığını, imza itirazının tamamen teknik bir konu olduğunu ve yapılacak bilirkişi incelemesi ile senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıkacağını, bu kapsamda davacının bankalar ve resmi kurumlardaki 15.07.2021 tarihinden önceki imza örneklerinin celbinin gerektiğini, dava dilekçesinde sunulan imza beyannamesi ve kira sözleşmesi gibi belgelerin senet tarihinden sonraya ait olması veya resmi nitelik taşımaması nedeniyle imza incelemesine esas alınamayacağını, davacının süreci uzatmak amacıyla kötü niyetli şekilde imzaya itiraz ettiğini belirterek, öncelikle hukuki yarar ve derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine, aksi hâlde davanın esastan reddine, davacının haksız imza itirazı nedeniyle asıl alacağın %40’ı oranında icra inkâr tazminatına ve %10 para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava ; .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... E. sayılı dosyasında takibe konu bono üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığının ve bono üzerinde tahrifat yapıldığının bu nedenle davacının anılan takip dosyasından “borçlu olmadığının tespiti” İcra Müdürlüğünce haciz yolu ,ile tahsil olunan 81.885,22 TL'nin tahsil tarihi olan 17.05.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdatına ve davacıya ödenmesi talepli menfi tespit/istirdat davasıdır.İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli raporda; İnceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nin eli ürünü olduğu hususlarını tespit ve rapor edilmiştir.Tarafların iddia ve savunmaları , toplanan deliller, aldırılan ATK raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda , davacı takibe konu bono üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını belirttiği , ATK Fizik İhtisas Dairesinden aldırılan rapor , .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucu verilen karar gerekçesi bir arada değerlendirildiğinde ; senet üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğu , bono üzerinde tahrifat yapıldığı ve davacının senetten dolayı borçlu olmadığı hususunun yazılı belge/delillerle ispatlanamadığı , davacı vekiline yemin teklif edip etmeyeceği hususunda beyanda bulunması ve yemin teklif etmeleri halinde yemin metnini sunması için 2 haftalık kesin süre verildiği ve verilen kesin süre içerisinde beyanda bulunulmadığı takdirde yemin teklif etme hakkında vazgeçmiş sayılacaklarının mevcut dosya kapsamı üzerinden karar verileceğinin ihtar edildiği davacı vekilinin verilen ihtaratlı kesin süre içerisinde yemin metnini dosyaya sunmadığı ve herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
:1-)Davanın REDDİNE,2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli maktu 615,40-TL red karar ve ilam harcının başlangıçta peşin alınan 1.058,81-TL'den mahsubu ile bakiye 443,41-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,5-)Davacının/davalının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen davacıya/davalıya/vekiline iadesine,Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, davacının vekilinin yokluğunda; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...(E-imzalı)Hakim ...(E-imzalı)