İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, motor ve şasi numaraları değiştirilmiş change olarak tespit edilen ayıplı araç satışından kaynaklanan tazminat davası.
Özet: Davacı vekili, müvekkili galericinin davalıdan satın alıp üçüncü bir kişiye sattığı aracın teknik incelemede motor ve şasi numaraları değiştirilmiş, "change" olarak tabir edilen, sicildeki bilgilerinden farklı 1998 model bir araç olduğunun tespit edilmesi üzerine, müvekkilinin aracı alıcıdan geri alarak 360.000 TL iade etmek zorunda kaldığını, bu sebeple davalı ile yapılan satış sözleşmesinden dönülmesini, aracın iadesiyle birlikte 280.000 TL satış bedeli ve oluşan tüm zararlarının tazminini, iadenin mümkün olmaması halinde ise Türk Borçlar Kanununun ilgili maddeleri uyarınca zararının karşılanmasını talep etmektedir.

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda:GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun İstanbul ili, Tuzla ilçesinde galericilik yaptığını, galerisinde satmak üzer...yeni plakası...) Plakalı aracı davalıdan satın aldığını, daha sonra müvekkilinin söz konusu aracı 282.000,00 TL karşılığında... isimli kişiye sattığını, müvekkilinin aracın satışının yaptığı esnada alıc...'ya bir takım yedek parça ve aksesuarlar da sattığını, bu parça ve aksesuarları da araca ekleyerek 78.000-TL daha aldığını, müvekkilinin aracı sattıktan bir kaç ay sonra alıcı ... tarafından aranarak ihbar üzerine araç üzerinde İstanbul Teknik Üniversitesi Makina fakültesi otomotiv laboratuvarınca inceleme yapıldığını ve aracın change olarak tabir edilen bir araç olduğunu öğrendiğini ifade ettiğini, ilgili birimin 14.01.2025 tarihli raporunda, motor bloğu sağ yanda özel sette olması gereken gömme motor numarasının taşlanarak yok edildiğinden tespit edilmediği, bu yapılan işlemin teknik açıdan aldatmaya haiz ye iğfal kabiliyeti bulunduğu görüşüne varıldığının, aracın şasi numarası, ön göğüs havuz sacında gömme (...) olarak görüldüğü ve bu numaranın orijinal olduğu fakat başka bir araçtan kesilmek suretiyle alnıp bu araca sonradan kaynak işlemi ile usulsüzce eklendiginin tespit edildiği, yapılan bu işlemin teknik açıdan aldatmaya haiz ve iğfal kabiliyeti bulunduğu görüşüne varıldığını, ayrica aynı şasi numarası sağ yanda ön göğüste sonradan perçinli etikette yazım ve gömme karekterli olarak görüldüğünü, aracın modelinin 1998 model olarak tespit edildiğini, sonuç olarak incelenen...1 plaka sayılı aracın siciline uygun olmadığı 1998 model baska bir araç olduğu kanaatine varıldığını, aracın şasi ve motor numaralarının değiştirildiği ve aracın change olarak tabir edilen bir araç olduğu tespit edildiğini, aracı satın alan ... tarafından müvekkilinden aracı geri alması ve araç bedelini iade etmesi hususunda talepte bulunulduğunu, bu talebin haklılığı nedeniyle müvekkilinin aracı iade aldığını ve araç bedelini ...'ya iade ettiğini, söz konusu devir işleminin Kartal ... Noterliğinin 10.02.2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile yapıldığını, müvekkilinin aynı tarihte ... hesabına 360.000,00 TL'yi iade ettiğini, müvekkili tarafından davalıya Kartal... Noterliğinin 14.02.2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıp bildiriminde bulunulduğunu ve aracı iade alarak uğranılan zararın tazmininin istendiğini, ihtarnamenin 18.02.2025 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, alacağın ödenmesi için davalı aleyhine 06.03.2025 tarihinde arabuluculuğa müracaat edildiğini, Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın...numaralı arabuluculuk dosyasında anlaşma sağlanamayarak 20.03.2025 tarihinde son tutanak düzenlendiğini, davalının bedel iadesinden kaçındığını, bu nedenlerle öncelikle teminatsız olarak aksi halde Sayın Mahkemece uygun görülecek bir teminat karşılığında İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince davalı aleyhine 360.000,00-TL tutarında ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalı tarafından müvekkile satışı yapılan... (yeni plakası...1) Plakalı ayıplı araç için yapılan satış sözleşmesinden dönme, söz konusu aracın müvekkilden iade alınarak araç satış bedeli olan 280.000,00-TL ile müvekkilin menfi ve müsbet zararlarının tazmini, araca tedbir konulması nedeniyle iadenin mümkün olmadığının anlaşılması halinde ise TBK 'nun 214-218. Madeleri uyarınca müvekkilin zararının tazminine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLER
:1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,2-Tarafların iddia ve beyanları,3-Davacı ...'ya ait vergi sicil, esnaf sicil kayıtları, ticaret sicil kayıtları,4-Davalı ...'e ait vergi sicil, esnaf sicil kayıtları, ticaret sicil kayıtları,5-Sair deliller.DAVA KONUSU
:Açılan dava, taraflar arasında tanzim olunan İzmir... Noterliğinin █████/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi kapsamında, davacı tarafından davalıdan satın alınan... (yeni plakası...1) plakalı aracın sicilde yer alan verilere uygun olmadığı, motor ve şasi numaralının değiştirilmiş 1998 model başka bir araç olduğu, bu kapsamda aracın ayıplı olduğu, aracın davalıdan satın alınması akabinde dava dışı üçüncü bir kişiye 282.000,00-TL bedel mukabilinde satıldığı, ayrıca aracın davacı tarafından satışı sırasında 78.000,00-TL bedelli aksesuarların da satıldığı, aracın ayıplı olması sebebiyle aracın iade alınarak satış ve aksesuar bedellerinin dava dışı üçüncü kişiye iade edildiği, belirtilen çerçevede davacının zararının oluştuğundan bahisle, taraflar arasındaki sözleşmeden dönme haklarının kullanıldığının tespiti ile aracın davacıdan iade alınarak araç satış bedeli olan 280.000,00-TL ile davacının menfi ve müspet tüm zararlarının davalıdan tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür.6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir.Davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise tarafların gerçek kişi oldukları, taraflar arasındaki ilişkinin tarafları işletmeleri ile ilgili olup olmadığı, tarafların işletmelerinin ticari işletme vasfında olup olmadıkları ve bu itibarla tarafların tacir sayılıp sayılmayacaklarının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İstanbul Vergi Dairesine, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne, İzmir Vergi Dairesine, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına ve İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davalının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, herhangi bir gelir türünden faal mükellefiyet kaydının olmadığı, esnaf siciline kayıtlı olmadığı, davacının ticari faaliyet kapsamında (tacir) işletme esasına göre defter tuttuğunun mahkememize bildirildiği, açıklanan gerekçeler dahilinde tarafların tacir sıfatını haiz olmadıkları ve bu sebeple uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili de olmadığı, dava konusu aracın da ticari niteliğinin bulunmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır.Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, tarafların iddia ve beyanları, davacı ...'ya ait vergi sicil kayıtları, davalı ...'e ait esnaf sicil kayıtları, davalı ...'e ait ticaret sicil kayıtları ve davalı ...'e ait vergi sicil kayıtları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında tanzim olunan İzmir... Noterliğinin █████/2024 tarih ve... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi kapsamında, davacı tarafından davalıdan satın alınan... (yeni plakası...1) plakalı aracın sicilde yer alan verilere uygun olmadığı, motor ve şasi numaralının değiştirilmiş 1998 model başka bir araç olduğu, bu kapsamda aracın ayıplı olduğu, aracın davalıdan satın alınması akabinde dava dışı üçüncü bir kişiye 282.000,00-TL bedel mukabilinde satıldığı, ayrıca aracın davacı tarafından satışı sırasında 78.000,00-TL bedelli aksesuarların da satıldığı, aracın ayıplı olması sebebiyle aracın iade alınarak satış ve aksesuar bedellerinin dava dışı üçüncü kişiye iade edildiği, belirtilen çerçevede davacının zararının oluştuğundan bahisle, taraflar arasındaki sözleşmeden dönme haklarının kullanıldığının tespiti ile aracın davacıdan iade alınarak araç satış bedeli olan 280.000,00-TL ile davacının menfi ve müspet tüm zararlarının davalıdan tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise tarafların gerçek kişi oldukları, taraflar arasındaki ilişkinin tarafları işletmeleri ile ilgili olup olmadığı, tarafların işletmelerinin ticari işletme vasfında olup olmadıkları ve bu itibarla tarafların tacir sayılıp sayılmayacaklarının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İstanbul Vergi Dairesine, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne, İzmir Vergi Dairesine, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına ve İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davalının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, herhangi bir gelir türünden faal mükellefiyet kaydının olmadığı, esnaf siciline kayıtlı olmadığı, davacının ticari faaliyet kapsamında (tacir) işletme esasına göre defter tuttuğunun mahkememize bildirildiği, açıklanan gerekçeler dahilinde tarafların tacir sıfatını haiz olmadıkları ve bu sebeple uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili de olmadığı, dava konusu aracın da ticari niteliğinin bulunmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,5-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır