Bir derneğin hakim hissedarı olduğu şirketin eski yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasında ibra ve zamanaşımı savunmaları.
Özet: Bir dernek, eski yöneticileri aleyhine, derneğin iştiraki olan bir şirketteki müze inşaatı projesinde görev kötüye kullanımı ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek derneğe 734.161,00 TL zarar verdikleri iddiasıyla tazminat davası açmıştır; davacı, eski başkanın tek başına imzaladığı sözleşmeler sonucu dernek aleyhine borçların oluştuğunu ve bu durumun 2019da yeniden değerlendirildiğini belirtirken, davalılar ise kararların kolektif alındığını, genel kurul tarafından ibra edildiklerini, davanın zamanaşımına uğradığını ve derneğin mevcut yönetiminin (özellikle şimdiki başkanın) dava konusu işlemlerden ve şirket kayıtlarından çok daha önceden, en geç 2018den beri bilgi sahibi olduğunu iddia ederek savunma yapmıştır.

T.C.

İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2022
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili derneğin ticari işletme olduğunu, müvekkil derneğin ... ... İnşaat ve Ticaret A.Ş'nin %99 oranında pay sahibi olduğunu, davalılardan ...'ın dava konusu zarara neden olan fiillerin gerçekleştiği dönemde hem müvekkil derneğin hem de ...'nin yönetim kurulu başkanı olduğunu, münferit imzası ile her konuda temsil ve ilzam yetkisine haiz olduğunu, davalılardan ...'nın ... Müdürü olduğunu, ...'nın tüm işlemleri için dava dışı diğer ... ... ile müşterek imzalarıyla yetkili olduğunu, ... Fark ... Projesi kapsamında yapılan müze inşaatı ince işlerinin yapılması amacıyla ... ile ... İnşaat Ticaret A.Ş arasında █████/2016 tarihinde ... ... ... Yenileme Projesi Müze İmalatları Yapımı Sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmenin davalı ... ... tarafından münferiden imzalandığını, bu sözleşmelere ilişkin belirli tutarlarda ... aleyhinde borç olarak kaydedilen tutarların ... tarafından ödendiği, bu ödemelerin 2019 yılı olağan İdari Ve Mali Kurulu toplantısı ile tekrardan değerlendirildiği, yapılan değerlendirmeler sonucunda vekalet görevlerini kötüye kullanarak sadakat ve özel yükümlülüklerine aykırı hareket eden davalıların bu zarardan sorumlu olduklarından bahisle 734.161,00-TL tazminatın Kanuni Temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı derneğin birçok ticari şirkette paydaş olduğunu, davacının hakim hissedarı olduğu ... San. ve Tic. A.Ş.'nin hakim hissedarının davacı ... olduğunu, ... faaliyetleri kapsamında ortaya çıkan tüm gelir ve giderlerin ... San. ve Tic. A.Ş. bünyesinde oluştuğunu ve davacının bu borç kapsamında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin, 25.03.2012 tarihinde davacı derneğin başkanlığına seçildiğini ve görevini 20.10.2019 tarihinde kadar sürdürdüğünü, bu süreçte müvekkilinin ... ... A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanlığı görevini yerine getirdiğini, ... ve şirketin bir çok yöneticisi bulunduğunu, bu süreçte alınan kararların sadece müvekkili tarafından değil, tüm ekibin inceleme, onay ve kabulü doğrultusunda hayata geçirildiğini, bu süreçte mevcut başkanın da yönetim kurulunda yer aldığını, yeni yönetim tarafından alınan mali raporun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin dava dışı şirketçe ibra edildiğini, sorumluluk davasının zamanaşımına uğradığını, şirketin 09.01.2019 tarihinden gerçekleştirilen 01.06.2017 - 31.05.2018 faaliyet dönemi olağan genel kurul toplantısında alınan karar ile müvekkili ve diğer yönetim kurulu üyelerini ibra edildiğini, şirketin 09.01.2020 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulunda da ibra kararı alıdığını, sonradan alınan ibra edilmeme kararının iptal edildiğini, ayrıca davacının iddialarının zamanaşımına uğradığı, Davacı ..., davasına konu ettiği işlemden, ... tarafından hazırlanan 20.12.2021 tarihli Özel Kapsamlı İnceleme Raporunun kendisine teslimi ile haberdar olduğunu iddia Ettiği, bunun gerçek dışı olduğu, Davacının öne sürdüğü iddialara konu bilgi ve belgeler, Davacı ... ve bağlı ortaklığı ... .... kayıtlarında imzalandığı andan itibaren bulunmakta olup bu işlemlere ilişkin gelir ve giderlere Davacı ... ve dava dışı ... .... bilançolarında yer verildiği, Davalı ...'ın Davacı ... yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde, Davacının şimdiki yönetim kurulu başkam olan ..., Davacı ... Yönetim Kurulu ikinci başkanı görevinin yanında İcra Kurulu başkanlığı görevini de yürüttüğü ve Davacının bağlı ortaklığı .... bünyesinde Başkanvekili, imza yetkilisi ve ihale komisyonu başkanı olarak da görev yaptığı, Bu süreçte gerçekleşen işlemlerin, Davacı ... İcra Kurulu ile yine dava dışı ... .... ihale komisyonu ve yönetim kurulunun incelemesi ve onayına sunulduğu ve bu inceleme ve onaya binaen hayata geçirildiği, bu nedenle, Davacı ...'in Davalı ...'ın ardından Yönetim Kurulu başkanı olan ve davacıyı en geniş manada temsil eden ... yukarıda açıklanan görevleri sebebiyle huzurdaki davaya konu iş ve işlemlerden elbette haberdar olup aksinin iddia edilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının 22.03.2018 tarihli e-postanın, ilgili işlemler konusunda Davalıların bilgi sahibi olduğu algısı yaratmak amacıyla kullanıldığı, İlgili e-posta incelendiğinde e-postanın ayrıca Davacı ... ve dava dışı BİK ....'nin mevcut yönetim kurulu başkam ...'ye de gönderildiği, Davacı ...'in mantığıyla Davacı ... mevcut yönetim kurulu başkanı (ve bu vesileyle de Davacı ...) iddia konusu işlemlere en geç 22.03.2018 tarihinde vakıf olduğu, bir an için, iddia konusu işlemlerden hiç haberdar olmadığı düşünülse dahi, en başından bu yana Davacı ... kayıtlarında ve bilançosunda yer alan işlemlerin, ... başkanlığında 20.10.2019 tarihinde göreve başlayan Yönetim Kurulu tarafından derhal haberdar olunacağı ve iki yıllık zamanaşımının da Davacı ...'in yeni yönetim kurulunun göreve başlamasından itibaren başlayacağı, sonuç olarak, TTK kapsamında düzenlenen, Davalılar aleyhine sorumluluk davası açılması için zamanaşımının dolduğu savunarak, davanın reddini istemiştir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; ... tarafından kesilen faturalar, mahsup fişleri, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler, metraj cetvelleri, ilgili kişiler arasında gerçekleşen her tür yazışma/elektronik posta kayıtları, KPMG Bağımsız Denetim Raporu, ...'e ve ....'ye ait tüm ticari defterler ile bunlara ait veya ilişkili diğer sair belge ve evrak, bilirkişi, tanık, keşif ve sair her türlü yasal delile dayanmışlardır.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler heyetinden alınan █████/2024 tarihli raporlarında: ''...1. Mahkeme görevlendirme kararında, davaya konu edilen faaliyet dönemi kapsamındaki işlemlerin genel kurul bilgisine sunulup sunulmadığı, işlemlere finansal tablolar ve faaliyet raporlarında yer verilip verilmediğinin tespitini istemiş ise de dava dosyasında ilgili dönemlere ait genel kurul toplantı tutanakları ve ekleri yer almadığından, bu yönde bir tespit ve değerlendirme yapılmasının bu aşamada olanaklı olmadığı, nitekim davalı yan düplik dilekçesinde davacı ... ve bağlı ortaklık .... ye ait 2016-2017-2018 yıllarına ilişkin genel kurul tutanakları ile genel kurula sunulan bilançoların celbini talep etmiş görünmekle, işbu raporun hazırlanma aşamasına kadar bu belgelerin dava dosyasına kazandırılmamış olduğu,
2. Yukarıda bahse konu edilen ilgili dönem genel kurul kararına dosya içerisinde rastlanmadığından, mahkeme görevlendirme kararında yer aldığı şekli ile iddia edilen eylem ve işlemlerin açıkça müzakere edilip edilmediği, işlemlere finansal tablolar ve faaliyet raporlarında yer verilip verilmediği hususunun dosya kapsamında tespit edilmesinin bu aşamada olanaklı olmadığı, nitekim davacı taraf da zararlandırıcı eylem ve işlemlerin bu dönemde gerçekleştiğini ancak, bu döneme ilişkin Bağımsız Denetim Kuruluşu'na yaptırılan inceleme sonrasında hazırlanan raporla olaya █████/2021 tarihinde muttali olduklarını, dolayısı ile davanın zamanaşımı süresi dolmadan açıldığını ileri sürmüş olmakla, davacı yanın bu yöndeki beyanlarının takdirinin mahkemeye ait olduğu,
3. (1.) ve (2.) altında belirtiğimiz sonuçlar saklı kalmak kaydıyla mevcut dava dosyası içeriğine göre, zararın öğrenilmesi açısından genel kurulun öğrenmesi yaklaşımına üstünlük tanınırsa, davacı tarafın 2019 yılı Olağan İdari ve Mali Genel Kurul Toplantısı tarihi olan 20 Aralık 2021'in zararın ve sorumluların öğrenilmesi tarihi olarak dikkate alınabileceği;
4. Zararın öğrenilmesi açısından yönetim kurulunun öğrenmesi yaklaşımına üstünlük tanınırsa, öğretide bu yaklaşım altında iki alt perspektif yer aldığından, ikili bir ayrıma giderek çıkarım yapılabileceği; yönetim kurulunun öğrenmesine başka bir koşul aranmaksızın üstünlük tanıyan görüşte hareket edildiğinde 22 Mart 2018 tarihli e-posta tarihinin zararı ve sorumluları öğrenme tarihi olarak kabul edilebileceği; ancak yeni yönetim kurulunun seçilmiş olmasını ve öğrenmesini ek koşul olarak arayan yaklaşıma üstünlük tanınırsa, 20 Ekim 2019 tarihli ... Olağanüstü Seçimli Genel Kurul Toplantısının zararı öğrenme tarihi olarak esas alınabileceği..." tespit edildiği,
Bilirkişi heyetinin █████/2025 tarihli ek raporu ile; "...> Muhasebesel yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, davacı derneğin 2016-2017-2018 yıllarına ait idari ve mali genel kurul toplantılarında faaliyet dönemine ilişkin Faaliyet Raporları ile Finansal Tabloların yer aldığı bağımsız denetim raporlarının üyelerin incelemesine sunulduğu, sonrasında faaliyet raporları ve finansal tabloların yer aldığı bağımsız denetim raporlarının genel kurulda tartışıldığı, dolayısıyla davaya konu işlemin finansal tablolar içerisinde ve faaliyet raporu kapsamında olduğu değerlendirilmiş olup, bununla birlikte 27.04.2017 tarihinde tamamlanan işin mahkemenin kök raporun düzenlenmesine esas teşkil eden görevlendirme kararında yer verdiği gibi, 2017 ve/veya müteakip yıllara ait genel kurul toplantılarında, hazirunun bilgisine sunulup açıkça tartışıldığına dair bir tutanağa dava dosyası içerisinde rastlanmadığından bu hususta muhasebesel yönden tartışmaya mahal vermeyecek şekilde bir değerlendirme yapılma imkanının bulunmadığı,
> Yükümlülük İhlali ve Kusur
: Davalı yöneticilerin, ihtilaflı ve yüksek tutarlı bir alacağı, yeterli araştırma yapmadan, bağlı şirket içi yöneticilerin itirazlarına rağmen, yönetim kurulunu bilgilendirip karar almadan ve usulsüz bir şekilde kabul edip ödemek suretiyle TTK m. 369'da düzenlenen "tedbirli bir yönetici" gibi davranma ve özen yükümlülüğünü ihlal ettikleri; bu eylemlerin, sonucundan bağımsız olarak karar alma sürecindeki özensizlik nedeniyle "iş insanı kararı" ilkesinin korumasından yararlanamayacağı ve davalıların kusurlu hareket ettiklerini gösterdiği değerlendirilmiştir.
> Sorumluluk ve Kusur Dağılımı
: Davalılardan ...'ın, yönetim kurulu başkanı sıfatıyla ihtilaflı metrajları onaylayarak zarar zincirinin esaslı unsurunu oluşturduğu; diğer davalı ...'nın ise "yönetici" sıfatıyla bu usulsüz onaya dayanan faturaları paraflayarak ödemeyi tamamlayan kilit bir katkı sunduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede, zararın oluşumundaki rol ve yetkileri dikkate alındığında, nihai takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, davalı ...'ın (%70-80) oranında, davalı ...'nın ise (%20-30) oranında kusurlu sayılabileceği kanaatine varılmıştır.
> Zarar ve İlliyet Bağı
: Davalıların kusurlu eylemleri ile bir zarar arasındaki illiyet bağının varlığı tespit edilmiş olmakla birlikte, zararın tam olarak ne olduğu ve miktarının tespiti konusunda raporda iki farklı yaklaşım sunulmuştur.
> Birinci Yaklaşıma Göre; zararın tespiti, ödenen alacağın esasının (inşaat hukuku açısından hak edilip edilmediğinin) incelenmesini gerektirmektedir ki bu, heyetimizin uzmanlık alanı dışındadır.
> İkinci Yaklaşıma Göre ise; zarar, davalı yöneticilerin kusurlu eylemleriyle şirketin "ihtilaflı bir alacağa itiraz etme ve kendini savunma hakkını" kaybetmesinin kendisidir. Bu yaklaşıma göre, yöneticilerin kusuruyla şirketin savunma mekanizmalarının yok edilmesi sonucu kasadan çıkan ödemenin tamamı zarar olarak kabul edilebilir.
> Zamanaşımı
: Davalıların sorumluluğuna ilişkin zamanaşımı, TTK m. 560 uyarınca 2 yıllık nispi ve 5 yıllık mutlak süreye tabidir. 5 Yıllık Süre Yönünden: Zararı doğuran fiilin, 24 Nisan 2018'de tamamlanan "devam eden bir işlem" niteliğinde olduğu; bu nedenle 21 Eylül 2022'de açılan davanın, 5 yıllık mutlak zamanaşımı süresi içinde kaldığı değerlendirilmiştir. 2 Yıllık Süre Yönünden: Davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten başlayan 2 yıllık sürenin başlangıç anı ise raporda detaylı olarak incelendiği üzere tartışmalıdır. Öğrenme tarihinin; davalıların savunduğu 22 Mart 2018 tarihli e-posta, yeni yönetim kurulunun göreve başladığı 20 Ekim 2019 tarihi (ve bu tarihe eklenebilecek takdiri Sayın Mahkemeye ait makul inceleme süresi sonrası) veya davacının iddia ettiği KEPMG raporunun sunulduğu 20 Aralık 2021 tarihi olarak kabul edilmesine yönelik farklı hukuki yaklaşımlar mevcuttur. Bu tarihlerden hangisinin "öğrenme tarihi" olarak esas alınacağının ve 2 yıllık nispi sürenin dolup dolmadığının takdiri Sayın Mahkeme'ye aittir.
> İbra Yönünden
: Dava konusu işlemlerin ve yol açtığı zararın özel niteliğinin genel kurula açıkça sunulup bilgisi dahilinde tartışıldığı mevcut dava dosyası içeriğine göre ispatlanamadığından, önceki dönemlere ait ibra kararlarının bu davaya konu zararı kapsamayacağı ve davalıların sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı..." tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
( dava dışı ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. İle dava dışı ... İnşaat Ticaret A.Ş. Arasında █████/2016 tarihli "... ... ... Yenileme Projesi Müze İmalatları Yapım Sözleşmesi'nin" bağıtlandığı, bu sözleşme kapsamında her türlü işlem ve ödemelerin █████/2017 tarihi itibariyle tamamlandığı, dava dışı ... İnşaat'ın eksik imalatları nedeniyle ... .... Tarafından KDV dahil 734.228,98-TL kesinti yaptığı, bu kesinti için █████/2018 tarihinde iade faturası düzenlendiği, ... ...'nin mevcut borcundan düşüldüğü, aynı faturanın dava dışı ... tarafından █████/2018 tarihinde KDV dahil 82.937,84-TL ve 651.223,16-TL tutarlarının ... tarafından tekrardan ... ... aleyhine borç kaydediliği, ve işbu ödemenin ... tarafından tekrar yapıldığı iddiasına dayalı olarak açılan yönetici sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.)
Somut olayda davacı ...; pay sahibi olduğu Anonim şirketin yönetim kurulu başkanı olan davalının, ve ... müdür olan diğer davalının görevini yaparken şirketi zarara uğrattığını, şirkette %99 pay sahibi olan derneğin de bu nedenle zarara uğradığını öne sürmüştür.
Davanın; İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2022 tarih ████████ - ████████ E.K.sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilerek mahkememize gönderildiği ve işbu esasa sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili Av. ... ... ile davacı ... ve ... A.Ş. Arasında hukuki müşavirlik ve vekaletname sözleşmesi olduğu ve sözleşmenin ofisteki tüm avukatları kapsadığı ve davalılar vekilleri Av. ... ... ve Av. ... Alibaş'ın, Avukat ... ... aynı ofiste çalıştığı dosyaya sunulan cevap dilekçesi ile diğer dilekçelerin antetinden belli olduğu hususu ile Avukatlık Kanunun 38/b maddesi, HMK 32, 114/1-f ve 115/2 maddeleri gereğince davalı vekilinin bu davada görev yapamayacağına ilişkin davacı tarafın talebinin kabulü ile davalı asile kendisini temsil ettirmesi için yeni vekil tutması veya kendisinin bizzat duruşmalara katılması, aksi taktirde yokluğunda davaya devam edileceği hususuna ilişkin davalı asillere meşruhatlı davetiye tebliğine karar verildiği, davalılar tarafından dosyaya AV.... tarafından bu ara karara istinaden yeni vekaletname sunulduğu anlaşılmıştır(İstanbul BAM 14 HD ████████E █████████K sayılı ilamı)
Davaya konu uyuşmazlık temelde yargılama konusu olayda zamanaşımı süresi içinde davanın açılıp açılmadığı ve davalıların sorumlu olup olmadığı noktasındadır.
Anonim şirket yöneticilerinin sorumluluk halleri TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelidir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar.
TTK'nın 560/1. Maddesine göre, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. Ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması ve cezayı gerektirmesi yeterli olup ayrıca haksız eylem faili hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması, hatta soruşturma yapılması gerekli değildir.
Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.
Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık mal varlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun mal varlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olayda açılan dava ve gelişimi şöylece özetlemek gerekmektedir: Somut olayda zarar verici olduğu iddia edilen işlemler, ihtilaflı metraj çizelgelerinin davalı (eski)yönetim kurulu başkanı tarafından imzalanması (ihtilaflı alacağın kabul edilmesi) ve bu metraj çizelgeleri esas alınarak dava dışı ... İnşaat şirketince düzenlenen alacak faturalarının diğer davalı ... müdürü tarafından kabul edilerek ödenmesidir, Dava konusu olayda zarar, ... ... ... Projesi kapsamında müze imalatları için ... İnşaat Ticaret A.Ş. ile yapılan işlemlerden kaynaklanmakta olduğu, Zarar teşkil eden işlemin aşağıdaki adımlarla şu şekilde olduğu;
a) ...'ın Mart 2018'de ihtilaflı metraj cetvellerini imzalayarak kesin hak edişi onaylaması, zararın başlangıç noktası olduğu,
b) ....'nin 17 Nisan 2018'de KDV dahil 734.228,98 TL kesinti yapması ve iade faturası düzenlemesi,
c) Akabinde ...'nın 24 Nisan 2018'de ...'ın kestiği faturaları (82.937,84 TL ve 651.223,16 TL) paraflayarak ...'na borç kaydetmesi ve derneğin bu bedeli ödemesi, zararın tamamlandığı adımından ibaret olduğu, bu işlemler devam eden işlemler niteliğinde olduğu,
...'ın Mart 2018'de ihtilaflı metraj cetvellerine ilişkin dava konusu ödemeyi onaylamadan ve gerçekleştirmeden önce alacağın geçerliliği, miktarı ve dayanağı hakkında yeterli ve makul bir araştırma yaptığına veya uzman görüşü aldığına dair yeterli bilgi ve kanıt bulunmadığı , alacağın şüpheli ve ihtilaflı olduğuna ve ödeme yapılmaması gerektiğine dair grup şirketleri/teşebbüsleri içi açık uyarıları veya itirazlar da dikkate alınmadığı , bu olgular davalı yöneticilerin kusurlu davranışla ödeme işlemlerini kabul ettikleri anlamının taşıdığı, davalı ...'ın usulsüz onaylamasıyla başlayan ve ...'nın 24 Nisan 2018'de faturaları (82.937,84 TL ve 651.223,16 TL) paraflamasıyla ...'nın ... A.Ş.'ye usulsüz ödeme yapmasıyla tamamlanan bir zincirleme şekilde olduğu, Nisan 2018'de ... İnşaat'ın faturalarını (82.937,84 TL ve 651.223,16 TL) paraflayarak, ....'nin reddettiği ödemeyi ... üzerinden gerçekleştirildiği , 22 Mart 2018 tarihli e-posta ile ihtilaflı alacağın kabul edilmesinin ve dolayısıyla ödenmesinin yerinde olmadığını ...'ya bildirildiği anlaşılmakla ; dava dışı ... ile .... arasında 25 Şubat 2016 tarihli sözleşme mevcut olup, ihtilaflı alacak, ...'ın kesin kabul işlemiyle ihtilafsız hale getirildiği, Zararın , devam eden bir işlem zincirinden kaynaklandığı, ...'nın paraflayarak spor okullarına borç kaydedilmesi ve derneğin bu bedeli ödemesiyle zararın █████/2018 yılında zararın oluştuğu, zarar devam eden işlem silsilesinden kaynaklanıp bu minvalde TTK 560 kapsamında 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alındığında eldeki davanın █████/2022 yılında açıldığı ve TTK 560.md uyarınca zaman aşımı süresi içerisinde işbu davanı açıldığı anlaşılmakla, davalıların zaman aşımı itirazının reddine karar verilmiştir.
(2016-2018 ibra kararları mevcut olsa da, işlemlerin genel kurula açıklanmaması ve özel bilgi alanında sunulmaması neden ile dava konusu zararı kapsamayacağı, davalıların sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucu anlaşılmıştır.)
Zararın oluştuğu tarihte Davalı ... ... ... ve ... İnşaat AŞ'nin yönetim kurulu başkanı, davalı ... ise ... ... Müdürü ve derneğe bağlı olarak ortaklarının CEO'su olduğu, TTK m. 553, organ yöneticiler yanında, organların sebep olduğu zarar zincirine katkıda bulunan organ dışı yöneticileri de kapsayabilir. Kanun koyucunun, "yönetim kurulu üyeleri" kategorisinin yanı sıra ayrıca ve bağımsız olarak "yöneticiler" kategorisine yer vermesi, sorumluluk kapsamının yönetim kurulu ve diğer organ yöneticiler ile sınırlı tutulmadığı, aksine daha geniş bir çerçeve çizme iradesinin varlığını ortaya koymaktadır. Bu konuda fonksiyonel bir bakış açısıyla şirket adına karar verme, tüzel kişi veya işletmesinin yönetimine katılma, özellikle yönetim kurulu üyeleriyle bir zarar verici eylem zincirinde birlikte yer alma gibi kriterler genel bir değerlendirmeyle ilgili yöneticiyi icracı bir müdür olsa bile TK 553'teki sorumluluk rejimine dahil edileceği anlaşılmakla ;..., ... Müdürü ve ... bağlı ortaklarının CEO'su olarak, 24 Nisan 2018'de ... İnşaat'ın faturalarını (82.937,84 TL ve 651.223,16 TL) paraflayarak, ....'nin reddettiği ödemeyi ... üzerinden gerçekleştirmiştir. 22 Mart 2018 tarihli e-posta ile ihtilaflı alacağın kabul edilmesinin ve dolayısıyla ödenmesinin yerinde olmadığını ...'ya bildirilmiş olup; buna rağmen faturaları paraflaması, özen borcunun ihlal edildiği ,bu eylem, ...'ın Mart 2018 metraj onayıyla başlatılan zarar zincirinde kilit bir katkı olduğu ve ...'yı TTK m. 553 kapsamında “yönetici” sorumluluğuna dahil edeceği anlaşılmış olmakla öte yandan, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda kusur paylaştırması yapılmış ise de, dava konusu zararlı eylemin meydana gelmesinde sorumluluğu bulunan davalılar davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan mahkememizce rapora bu yönden katılmak mümkün olmamıştır.
İş insanı kararı ya da diğer adıyla “ticari karar” ilkesi, anonim şirket yöneticilerinin, görevlerini ifa ederken aldıkları ticari kararların hukuki sonuçlarından ziyade, bu kararları alırken gösterdikleri özen ve iyi niyetin esas alınması gerektiğini savunan bir şirketler hukuku prensibidir. Ticari karar ilkesinin Türk hukukundaki temel dayanağı, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yönetimle görevli üçüncü kişilerin özen ve bağlılık yükümlülüklerini düzenleyen TTK'nın 369. maddesidir. Maddenin birinci fıkrası, yöneticilerin görevlerini "tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü" altında olduğunu hükme bağlar.Somut olayda davalı yöneticilerin, dava konusu ödemeyi onaylamadan ve gerçekleştirmeden önce alacağın geçerliliği, miktarı ve dayanağı hakkında yeterli ve makul bir araştırma yaptığına veya uzman görüşü aldığına dair yeterli bilgi ve kanıt dosya kapsamında bulunmadığı , alacağın şüpheli ve ihtilaflı olduğuna ve ödeme yapılmaması gerektiğine dair grup şirketleri/teşebbüsleri içi açık uyarıları veya itirazlar da dikkate alınmadığından; davalı yöneticilerin kusurlu davranışla ödeme işlemlerini kabul ettikleri ve ödedikleri anlaşılmış olmakla, davacı tarafça da davalıların zincirleme işlemleriyle ödemesi yapılan 82.937,84 TL ve 651.223,16 TL olmak üzere toplamda 734.161,00-TL tazminatın davalılardan tahsili talep edilmiş olmakla ; hükme dayanak dosya kapsamına uygun bilirkişi raporu da dikkate alınarak ; davacının davasında haklı olduğu anlaşılmış olmakla davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının davasının KABULÜ ile, 734.161,00-TL'nin █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 50.150,53 TL harçtan peşin alınan 12.534,64 -TL harcın mahsubu ile bakiye 37.615,89 -TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 12.534,64 -TL peşin harç, 11,50 vekalet harcı, 60.000,00 -TL bilirkişi ücreti, 1.157,00 -TL davetiye ve teskere gideri olmak üzere toplam 73.783,84-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 116.124,15 -TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacının / davalının gider / delil avanslarından artan bakiyelerinin davacı / davalı / vekillerine iadesine,
Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!