İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, menfi tespit ve istirdat istemli elektrik faturası eski borç davasında, ilk derece mahkemesinin delillerin celp ve incelenmesi eksikliği nedeniyle kararını bozdu.
Özet: Bir şirket, kullandığı bir depoya dair elektrik hizmetlerini devralan sağlayıcı tarafından temmuz 2016 faturasına yansıtılan "eski borç bakiyesi" tutarı ile gecikme faizi, ceza ve açma kapama bedellerinden borçlu olmadığının tespiti ve ödenen miktarın iadesi talebiyle menfi tespit davası açmış, ilk derece mahkemesi bu davayı kabul ederek şirketin borçlu olmadığına ve ödenen bedelin iadesine karar vermişse de, davalı elektrik sağlayıcının istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin davalıya eksik ihtarat göndermesi, önceki elektrik sağlayıcısından gerekli belgeleri celp etmemesi ve delilleri eksik incelemesi gibi usul ve hukuka aykırı bulduğu gerekçelerle kararı bozarak, uyuşmazlığın esaslı bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Şehitkamil/Gaziantep'de bulunan taşınmazın müvekkili Şirketçe depo olarak kullanıldığını, ... hizmetinin daha önce ... ... ... A.Ş. (...) tarafından verilmekteyken, devir neticesinde ... hizmetlerinin davalı Şirket tarafından verilmeye başlandığını, uzun süre boyunca deponun müvekkili Şirketçe kullanılmamış, bu sebeple ... hizmeti de alınmamış olduğunu, bu dönemlerde, ... tarafından veya davalı Şirketçe müvekkili Şirkete de herhangi bir fatura tebliğ edilmediğini, Temmuz 2016 dönemi faturası müvekkili Şirketçe tebliğ alınmış olup , fatura tetkik edildiğinde "eski borç (bakiye)" açıklaması ile faturaya 10.035,94-TL borç yansıtıldığının görüldüğünü, faturaya itiraz edilerek eski borcun sözkonusu olmadığının davalı Şirkete bildirildiğini, davalı Şirketçe 04.05.2011 vade tarihli, 10.035,94-TL tutarındaki borcun ödenmemesi sebebiyle bu borcun faturaya yansıtıldığının bildirildiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını beyanla , davalı Şirkete müvekkili Şirkete tebliğ edilen Temmuz 2016 dönemi faturasında belirtilen 10.035,94-TL (ayrıca bu bedele işletilen faiz, gecikme faizi, gecikme cezası, açma kapatma bedeli) tutar hakkında borçlu olmadığının tespitine, Temmuz 2016 dönemi öncesinde herhangi bir fatura tebliğ edilmediğinden gecikme cezası, gecikme faizi, açma kapama bedeli yansıtılması hukuka aykırı olduğundan ve talep edilen alacak zamanaşımına uğramış olduğundan müvekkili Şirketin bu kalemler sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Islah ; Davacı vekilince dilekçe ile "Davalı şirketçe müvekkil şirketin 16.06.2016 tarihli faturasına "eski borç bakiye" adı altında haksız ve hukuka aykırı olarak yansıtılan 10.035,94 TL ve işbu bedele ilişkin olarak işletilen 10.462,10 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 20.498,04 TL bakımından müvekkil şirketin borçlu olmadığının TESPİTİ ile ... hizmeti alabilmek için ödenmek zorunda kalınan bu bedellerin ticari avans faiziyle birlikte İSTİRDATINA," şeklinde neticei talep ıslah edilmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 1-Davanın KABULÜ ile, Davacının █████/2016 tarihli ... nolu davalı şirket tarafından düzenlenen faturadan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile bu fatura için ödenen 10.035,94 TL'nin ıslah tarihi █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacı tarafından █████/2017 tarihinde yapmış olduğu ödeme ile ilgili ayrı bir dava açarak talep konusu yapabileceğinden bu konudaki talebinin Reddine karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir. Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda █████/2021 tarih ████████ E. █████████ K. sayılı karar ile; " dava, davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının temmuz 2016 döneminde davalı tarafından kesilen faturadan dolayı borçlu olup olmadığı konusundadır. Mahkemece ,mahallinde talimat yolu ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış ,yapılan keşif vebilirkişi raporuna göre ; davaya konu ... enerjisinin kullanıldığı iddia edilen yerin tek katlı betonarme ,2 odalı bir bina olduğu, sayaç vs her şeyin sökülmüş ve █████/2017 de tahliye edildiğinin tesbit edildiği görülmüştür. Gaziantep 2. Asl. Tic. Mah. yerinde keşif yapılarak ön rapor düzenlenmesinden sonraki aşamada ,mahkemece davalıya muhtıra tebliğ edilerek, davacıya ait abonelik dosyası ve abone bilgilerinin ... tesisat nolu abonenin █████/2010 -█████/2016 tarihleri arasındaki KW-TL bazında tüketim ekstrelerini, abone ile ilgili sayaç sökülme tutanağının tebliğden itibaren 10 günlük kesin süre içinde mahkemeye sunulması, ayrıca sayacın nerede olduğuna dair de aynı sürede beyanda bulunulması ihtar edilmiş,davalı tarafça belge sunulmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Davalı tarafın istinaf dilekçesinin ekinde tüketim ekstrelerini sunmuş olup, dilekçesinde ileri sürdüğü üzere ; davalıdan önce davacı tarafın ...'tan ... aldığı açıkıktır.Bu sebeple sözkonusu belgelerin bu şirketten istenmesi, gerekirse her iki şirketteki kayıt ve belgeler yönünden bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesi gerekirken, resen de celbi gereken deliller kapsamındaki bu deliller celp edilmeden ve incelenmeden, davalı tarafa gönderilen muhtıraya uyulmadığından bahisle ve hatalı ihtara dayanarak karar verilmesi usul ve hukuka aykırı olmakla ,davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine" karar verilmiştir.Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda ; 1-Davanın KABULÜ ile;Davacının █████/2016 tarihli ... nolu davalı şirket tarafından düzenlenen faturadan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile bu fatura için ödenen 10.035,94 TL'nin ıslah tarihi █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacı tarafından █████/2017 tarihinde yapmış olduğu ödeme ile ilgili ayrı bir dava açarak talep konusu yapabileceğinden bu konudaki talebinin Reddine, karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.1- Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme gerekçeli kararında her ne kadar davalı şirket tarafından düzenlenen faturadan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile bu fatura için ödenen 10.035,94-TL'nin ıslah tarihi █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermiş ise de, 15.12.2017 tarihinde yapılan olduğu ödeme ile ilgili ayrı bir dava açarak talep konusu yapabileceği belirtilerek bu konudaki talebin reddine hükmetmişse de, işbu karar usul ve yasaya aykırıdır. Zira; Öncelikle ıslah dilekçemizde de belirttiğimiz üzere, dava dilekçemizde davalı şirket tarafından müvekkil şirketin Temmuz 2016 dönemi faturasına "eski borç (bakiye)" açıklaması ile 10.035,94 TL borç yansıtıldığı, davalı şirketin 04.05.2011 tarihli faturanın ödenmemesi nedeniyle bu tutarı Temmuz 2016 dönemi faturasına yansıttığını iddia ettiği, müvekkilin 04.05.2011 tarihi itibariyle davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığı, kaldı ki bu borcun Temmuz 2016 dönemi faturasına yansıtılarak talep edilmesinin de mümkün olmadığı, müvekkile var olduğu iddia edilen borca ilişkin herhangi bir fatura tebliğ edilmediği, bu nedenle gecikme cezası, faizi, açma kapama bedeli de dahil müvekkil şirketten herhangi bir bedel talep edilemeyeceği ve borçlu olmadığının tespiti talep edilmiştir. Ancak daha sonra müvekkil şirket kayıtlarının tetkik edilmesiyle, davalı şirketin 04.05.2011 tarihli olduğunu iddia ettiği borcun yanında, yüklü miktarda gecikme faizi de işlettiği ve müvekkil şirketin bu bedelleri ödemek zorunda kaldığı ortaya çıkmıştır. Şöyle ki;Müvekkilin 16.06.2016 tarihli faturasına 10.035,94 TL "eski borç bakiye" açıklaması ile borç yansıtılmıştır. Müvekkil şirkete davalı şirket tarafından bu bedelin 04.05.2011 vade tarihli faturaya ilişkin olduğu belirtilmiştir. Öncelikle müvekkil şirketin gerek 04.05.2011 tarihinde gerekse de sonrasında kendisine tebliğ edilmesine rağmen ödememiş olduğu herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Bir an için borç olduğu kabul edilirse dahi, herhangi bir tebligat yapılmaksızın Haziran 2016 tarihli faturaya borcun eklenmesi mümkün değildir ve varsa borç zamanaşımına uğramıştır. Müvekkil şirket tarafından 10.035,94-TL'lik eski borç yansıtılmasına itiraz edilmiş, ancak ... almaya devam edebilmek için söz konusu bedel 21.06.2016 tarihinde ödenmek zorunda kalınmıştır.İşbu ödemeden sonra huzurdaki dava ikame edilmiş, ancak davalı şirket tarafından müvekkil şirkete ödenmemiş gecikme faizi borcu olduğu belirtilmiştir. Bu durum üzerine müvekkil şirket tarafından davalı şirkete borcun sebebinin açıklanması için başvuru yapılmıştır. İşbu başvuru üzerine davalı şirket tarafından 07.10.2016 tarihinde müvekkile bilgilendirme yazısı gönderilmiş ve 04.05.2011 vade tarihli 10.035,94-TL tutarındaki davamıza konu borcun, 21.06.2016 tarihinde ödenmesi nedeniyle, cevabın verildiği tarih itibariyle yaklaşık 10.370,00-TL gecikme faizi borcu olduğu belirtilmiştir.Müvekkil şirket tarafından söz konusu borç ile ilgili huzurdaki davanın devam ettiği belirtilmiş ise de, davalı şirketçe borcun ödenmemesi halinde elektriğin kesileceği ifade edilmiştir. Bu nedenle müvekkil şirket, 14.12.2017 tarihinde de söz konusu gecikme faizini ödemek zorunda kalmıştır. Ödeme anında ihtirazi kayıt konulmasına izin verilmediğinden 15.12.2017 tarihinde ödemeyi ihtirazi kayıt ile yaptığına ilişkin davalı şirkete dilekçe sunmuştur.Açıklamalarımız doğrultusunda belirtmek isteriz ki, müvekkil şirketin 16.06.2016 tarihli faturasına 04.05.2011 vade tarihli fatura ile ilgili olduğu iddiasıyla yansıtılan 10.035,94-TL ve bu bedelin gecikme faizi için borçlu olmadığının tespiti talebiyle ikame ettiğimiz davadan sonra, aynı konu ile ilgili olarak müvekkil şirket tarafından 10.462,10-TL gecikme faizi ödendiğinden, davamızı, gecikme faizi bakımından da borçlu olmadığımıza ve ihtirazi kayıtla ödenen bedelin iadesine karar verilmesi için ıslah etmek zarureti hasıl olmuş ve doğrultuda davaya devam edilmiştir. Ancak belirtilmelidir ki Yerel Mahkemenin gerekçeli kararda belirtiği şekilde huzurdaki davada iki farklı alacağın müvekkil şirketten tahsil edilmesi söz konusu olmayıp, müvekkil şirketin davalı şirkete ödemek zorunda kaldığı her iki ödeme de aynı alacağa ilişkindir, zaten ikinci yapılan ödeme de yapılan ilk ödemenin gecikme faizi olarak müvekkilden tahsil edilmiştir.Ancak buna rağmen Yerel Mahkemece hiçbir gerekçe belirtilmeksizin, salt söz konusu ıslah dilekçemizin HMK'nın 180. maddesindeki davanın tamamen ıslahı niteliğinde olmadığı belirtilerek, 15.12.2017 tarihinde yapılan ödeme yönündeki talebimizin reddine karar verilmiş olup, işbu karar son derece hukuka aykırı, gerekçesiz ve mesnetsiz olduğundan istinaf talebimizin kabulüne karar verilmesi gerekmekte ve talep olunmaktadır.
Islah dilekçemizin incelenmesi ile de görüleceği üzere, müvekkil şirkete davalı tarafından gönderilen ilk fatura sonrasında müvekkil şirket tarafından ihtirazi kayıtla ödeme yapılmış ve huzurdaki dava ikame edilmiş, bu davanın ikame edilmesinden sonra davalı şirket tarafından müvekkil şirkete ödenmemiş gecikme faizi borcu olduğu belirtilmiştir. Bu durum üzerine müvekkil şirket tarafından davalı şirkete borcun sebebinin açıklanması için başvuru yapılmıştır. İşbu başvuru üzerine davalı şirket tarafından 07.10.2016 tarihinde müvekkile bilgilendirme yazısı gönderilmiş ve 04.05.2011 vade tarihli 10.035,94-TL tutarındaki davamıza konu borcun, 21.06.2016 tarihinde ödenmesi nedeniyle, cevabın verildiği tarih itibariyle yaklaşık 10.370,00-TL gecikme faizi borcu olduğu belirtilmiştir. Müvekkil şirket tarafından söz konusu borç ile ilgili huzurdaki davanın devam ettiği belirtilmiş ise de, davalı şirketçe borcun ödenmemesi halinde elektriğin kesileceği ifade edilmiştir. Bu nedenle müvekkil şirket, 14.12.2017 tarihinde de söz konusu gecikme faizini de ödemek zorunda kalmıştır. Dolayısıyla da müvekkil şirket tarafından aynı konuya istinaden davalı şirkete iki farklı ödeme yapılmak zorunda kalınmış olup, işbu ödemelerden biri huzurdaki işbu davanın ikame edilmesinden sonra yapıldığından ve yapılan her iki ödeme de aynı ilişkin olduğundan tarafımızca talebimizin değeri arttırılarak davamız ıslah edilmiş ve talep sonucumuzun miktarı arttırılmıştır. İşbu hususta Sayın Yüksek Mahkemenin de bilgisinde olduğu üzere, HMK'nın 181. maddesindeki kısmen ıslah niteliğinde olup, bu durum tamamen kanuna dayanan bir hakkın kullanımıdır ve tek başına bu sebeple de Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği gibi dava konusu yapılmayan bir alacağın talep edilmesi de söz konusu değildir.İşbu sebeple de istinaf talebimizin kabulü ile 15.12.2017 tarihinde yapılan ödeme yönünden talebin reddine yönelik usul ve yasaya aykırı kısımlarının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak haklı davamızın ıslah dilekçemiz doğrultusunda tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekmekte" şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.
2- Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde; "Davacı şirket tarafından müvekkil şirket aleyhine ikame edilen işbu davada müvekkil şirket tarafından düzenlenen Temmuz 2016 dönemi faturasındaki borç miktarı kadar (10.035,94-TL) borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiştir. Yerel mahkemece yeterli araştırma yapılmadan ve resen toplanması gereken, yargılamanın esasını etkileyecek mahiyette olan deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden verilen karar açıkça usul ve yasaya aykırıdır. Davacı şirket ile müvekkil şirket arasında akdedilen abonelik sözleşmesi ve tüketim ekstreleri daha evvel tarafımızca dosyaya sunulmuştur. Bu evraklardan da görüleceği üzere davacı şirket müvekkil şirkete davaya konu fatura tutarı kadar borçludur. Davacı tarafın dilekçesinde de açıkça belirttiği üzere ... enerjisi önceleri ... tarafından sağlandığından sayacın ve sayaç inceleme tutanağının ...'tan mahkeme tarafından müzekkere ile talep edilmesi gerekmektedir. Müvekkil şirkete husumet yönetilmesi yerinde değildir.Davacı tarafından █████/2017 tarihinde yapılan ödemeye ilişkin talep hususu da diğer tüm davacı talepleri gibi haksız olup bu talebin de reddi gerekmektedir. Yerel mahkemece belirtildiği üzere kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu husus ile ilgili ayrı bir dava açılarak bu husus talep konusu yapabilecek olup davacının bu talebinin de reddi gerekmektedir.Öte yandan hükme dayanak alınan bilirkişi raporları davanın esasına ilişkin değildir. Dosyada eksik evrak ve belgeler bulunmasına rağmen rapor tanzim edilmiş olup uyuşmazlığa çözüm getirilmemiştir. Hükme dayanak olarak alınan raporlar da kendi içerisinde dahi çelişkiler ile dolu olup oldukça karmaşık bir biçimde tanzim edilmiştir. Hükme dayanak alınmamalıdır...Nihai olarak müvekkil şirketin işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Yerel mahkeme tarafından gerekli incelemeler yapılmadan eksik ve hatalı incelemeyle eldeki dosya karara çıkartılmıştır. Yerel mahkeme kararının eksik ve hatalı incelemeye dayalı karar olduğu ortadadır. " şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir....nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava, menfi tesbit ve istirdat/alacak taleplerine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının temmuz 2016 döneminde davalı tarafından kesilen faturadan dolayı borçlu olup olmadığı konusundadır. Mahkemece hükme esas alınan ... mühendisi bilirkişi raporunda özetle; davacı ile davalı arasında 22.04.2011 tarihinde ... tesisat numaralı Ticarethane abone tipi ve Umut Mah. ... Fab. ...Şehitkamil/Gaziantep adresli kullanım yeri için ... sözleşme nolu ... aboneliği sözleşmesi imzalandığı, dava dışı ... ... ... A.Ş.' nin Mahkemeye sunduğu yazı ekinde, dava konusu kullanım yerinde bulunan ... seri numaralı sayacın 19.10.2017 tarihinde 60.026,487 kWh toplam endekse sahipken sökülerek, yerine ... marka ... seri numaralı sayacın takıldığına dair sayaç sökme takma tutanağının tutulduğunun görüldüğü,aynı yazıda 2018 yılında saha tespiti yapıldığı esnada tesisatın yıkık olduğu ve sayacın hurdaya ayrıldığı ve herhangi bir belgenin bulunmadığının belirtildiği, ... ... ... A.Ş.' nin ilgili yazısında 19.10.2017 tarihinde söküldüğüne dair tutulan tutanak yazı ekinde olmasına rağmen yazı içeriğinde 2018 yılında yapılan saha tespitinde tesisatın yıkık olduğu ve herhangi bir belgenin bulunmadığının belirtildiği, yine ... ...'ın 02.12.2022 tarih ve ... sayılı yazısında 22.09.2018 tarihinde endeks okuma personelinin sayacın yerinde olmadığını belirtmesi üzerine sistemdeki sayacın söküldüğü ve fiili olarak ekiplerin yerinde bulamamasından dolayı sayacın nerede olduğuna dair bir bilginin de bulunmadığı belirtildiği, harici hat çekilerek kaçak ... kullanılması durumunda harici hattan kullanılan enerjinin sayaç üzerinden geçmemekte olduğu, tespit esnasında tesisatta kayıtlı olan sayacın demant (sayacın ilk kullanılmaya başlandığı andan itibaren üzerinden geçen en fazla anlık güç) değeri 17,70 kW, harici hattan beslenen cihazların kurulu güçlerinin ise 36 kW olduğu, dolayısıyla harici hatta bulunan cihazların daha önce sayaç üzerinden hiç beslenmediğinin ortada olduğu, Sayacın imal yılının 2014, kaçak tespit tarihinin ise 05.05.2023 olduğu düşünüldüğünde kaçak ... kullanım süresinin 1 yıldan fazla olduğu ve davalının, kaçak ... tahakkuk süresini 12 ay almasının mevzuata uygun olduğu değerlendirildiği, davalı ... ... ... Perakende Satış A.Ş.' nin Mahkemeye sunduğu 20.07.2022 tarih ve 2733 sayılı yazı ve ekleri ile 31.10.2022 tarih ve 3724 sayılı yazı ve ekleri incelendiğinde; tahakkuk tutarı 10.180,90 TL olarak belirtilen dosyada ilk okuma tarihinin 13.05.2006, son okuma tarihinin 20.04.2011, ilk endeks değerinin 3.973 kWh, son endeks değerinin 43.883 kWh, fark tüketimin ise 39.910 kWh olduğu tespit edildiği, davalı ile davacı arasında imzalanan ve Mahkemeye sunulan abonelik sözleşme tarihi 22.04.2011 olup 10.180,90 TL olan alacak davacının aboneliğinden öncesine ait olduğunu, ayrıca bu tahakkuk incelendiğinde tahakkukun neredeyse 5 yıllık (13.05.2006-20.04.2011 arası) tüketimi kapsadığı tespit edildiğini, Abonelik tarihinden (22.04.2011) önceki abone, davacı olsa dahi bahse konu 5 yılda davacıya herhangi bir ... faturasının çıkarılıp çıkarılmadığının belli olmadığı, dava dilekçesinde belirtilen Temmuz 2016 dönemine ait tahakkuk detayı incelendiğinde; 8.789,06 TL (KDV'siz ve vergisiz) tutarın istatiksel kalemden alacak giriş olarak tanımlandığı tespit edildiği, davalının sunduğu belgeler incelendiğinde; abonelik tarihi 22.04.2011 olup abonelik tarihinden 5 yıl öncesine kadar olan tüketimin tahakkuka dönüştürüldüğü, tahakkuka dönüştürülen ... kullanımı döneminde davalı şirketin değil ... Anadolu Yakası ... ... A.Ş.'nin ... ... lisansına sahip olduğu ve davacının bu dönemden kalma bir borcu varsa davalıya değil ...'a borcunun olması gerektiği, 5 yıllık tüketimi içeren tahakkukun ███████ döneminde son ödeme tarihi 03.05.2011 olarak belirtilmesine rağmen Temmuz 2016 döneminde yani tam 5 yıl sonrasında faturalandırıldığı, son ödeme tarihi 03.05.2011 olarak belirtilmesine rağmen ilgili tahakkuka ait fatura, dava dosyasına sunulmadığından ███████ döneminde ilgili tüketimin faturalandırılıp faturalandırılmadığının bilinmediği, mükerrer tahakkuk olmasa bile dava konusu tüketimi gösterir ... sayacının nerede olduğunu davalı şirketin de bilmediğinin tespit edildiği, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; dava konusu tüketimi gösterir ... sayacının nerede olduğunun bilinmediği belirtilmesine rağmen 19.10.2017 tarihinde 60.026,487 kWh toplam endekse sahip olarak belirtilen bir sayaç sökme/takma tutanağının dosyaya sunulduğu, davalının ise sunduğu belge içeriğinde ne faturalar, ne sayacın nerede olduğuna dair bilgi, ne dava konusu ... tüketiminin hangi tarih aralığında gerçekleştirilen tüketim miktarı olduğunun ispatının sunulmadığı, ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere ilgili tüketimin gerçekleştirildiği dönemde Davalı, ...'an enerji almakta olduğu, dolayısıyla ortada herhangi bir ... kullanım borcu varsa, muhatabı davalı değil ... olmalısı gerektiği şeklinde görüş bildirilmiştir.
Böylece dosyadaki bilgi ve belgelere göre ,dava konusu edilen temmuz 2016 döneminie davalı tarafından düzenlenen fatura sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığı sabit olmakla,davalı tarafın istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ,davalı istinafının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı istinafının incelenmesinde ;mahkemece " davacı tarafından her ne kadar davadan sonra davalı tarafından düzenlenen 15.12.2017 tarihli faturayıda ödediğinden bu bedelinde ıslah ile davalıdan tahsili talep edilmiş ise de ıslah dilekçesinin HMK 180 maddesindeki davanın tamamen ıslah niteliğinde olmadığı, ilk dava dilekçesi ile dava konusu yapılmayan bir hususun da ıslah dilekçesi ile ileri sürülemeyeceği" gerekçesiyle ,"Davacı tarafından █████/2017 tarihinde yapmış olduğu ödeme ile ilgili ayrı bir dava açarak talep konusu yapabileceğinden bu konudaki talebinin Reddine" şeklinde karar verilmiştir.
Davacı tarafın dava dilekçesindeki talebi "1- Davalı Şirketçe müvekkil Şirkete tebliğ edilen Temmuz 2016 dönemi faturasında belirtilen 10.035,94-TL ( ayrıca bu bedele işletilen faiz, gecikme faizi, gecikme cezası, açma kapatma bedeli) tutar hakkında borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2. Davalı Şirketçe müvekkil Şirkete Temmuz 2016 dönemi öncesinde herhangi bir fatura tebliğ edilmemiş olup, bu nedenler gecikme cezası, gecikme faizi, açma kapama bedeli yansıtılması hukuka aykırı olduğundan ve talep edilen bu alacaklar zamanaşımına uğramış olduğundan müvekkil Şirketin bu kalemler sebebiyle borçlu olmadığının TESPİTİNE," şeklindedir. Davacı vekilince verilen dilekçe ile "Davalı şirketçe müvekkil şirketin 16.06.2016 tarihli faturasına "eski borç bakiye" adı altında haksız ve hukuka aykırı olarak yansıtılan 10.035,94 TL ve işbu bedele ilişkin olarak işletilen 10.462,10 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 20.498,04 TL bakımından müvekkil şirketin borçlu olmadığının TESPİTİ ile ... hizmeti alabilmek için ödenmek zorunda kalınan bu bedellerin ticari avans faiziyle birlikte İSTİRDATINA," şeklinde neticei talep ıslah edilmiştir. Arttırılan miktar üzerinden ıslah harcı yatırılmıştır.Davacı tarafça ,dava dilekçesindeki talepleri arasında ,gecikme cezası sebebiyle de borçlu olmadığı belirtilerek,bu alacak yönünden de borçlu olmadığının tesbiti istenmiştir. Yargılama sırasında talep edilen gecikme faizinin de ödenmiş olduğu belirtilerek █████/2017 tarihinde ödenen 10.462,10 TL bedelin de iadesi istenmiştir.Bu talep yönünden de esasen dava dilekçesinde menfi tesbit isteği yer yer aldığından,yargılama sırasında yapılan ödeme sebebiyle iadesinin istenmesi için ayrıca tam ıslah yapılmasına gerek olmadığından,mahkemece bu talep yönünden de karar verilmesi gerekirken,yazılı gerekçe ile karar verilmesi usul ve hukuka aykırı olmakla,davacı istinafının kabulü ile ,karar kaldırılarak HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
:
1-Davalı istinafının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine ,
2-Davacı istinafının kabulü ile, karar kaldırılarak HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında,
1-Davanın KABULÜ ile; Davacının █████/2016 tarihli ... nolu davalı şirket tarafından düzenlenen faturadan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile bu fatura için ödenen 10.035,94 TL'nin ıslah tarihi █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Davacı tarafından █████/2017 tarihinde yapılmış olan ödeme miktarı 10.462,10 TL' nin davalıdan ıslah tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine,
3- Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 1.400,22 TL karar harcından peşin alınan 171,39 tl peşin harç ve 178,67 TL ıslah harcının toplamı olan 335,50 TL 'nin mahsubu ile bakiye 1.064,72 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, (mahkemece önceki ilam uyarınca bakiye harç tahsil edilmiş ise ,mahsubu ile bakiyesinin tahsiline)
4-Davacıdan peşin alınan 171,39 TL peşin harç ile 178,67 TL ıslah harcı toplamı 335,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 5.524,15 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 20.498,04 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davalı masrafının üzerinde bırakılmasına ,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısımların kararın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,
İstinaf incelemesiyle ilgili olarak,
Davacıdan peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
Davalıdan alınması gerekli 732,-TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına (harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince yazılmasına)
Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu 270,00 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!