Danıştay 13. Daire, bir televizyon dizisinde şiddeti özendirme gerekçesiyle RTÜK tarafından verilen idari para cezasını onaylayan alt mahkeme kararlarına yapılan temyiz başvurusunu değerlendirdi.
Özet: Bir televizyon yayıncısı şirket, kanalında yayımlanan bir dizinin 6112 sayılı Kanunun "şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz" ve "toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen programlar içeremez" ilkelerini ihlal ettiği gerekçesiyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından verilen idari para cezasının iptali için açtığı davada, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, özellikle dizideki yoğun şiddet sahnelerinin kanıksatıcı etkiler yaratabileceğini vurgulayarak idari işlemi hukuka uygun bulmuş; şirket ise ifade özgürlüğü, orantılılık ve eşitlik ilkelerinin ihlal edildiğini savunarak kararı temyiz etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No
:█████████Karar No
:█████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Televizyon Reklamcılık ve FilmcilikSanayi ve Ticaret A.Ş.KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... KuruluVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında, ... tarihinde saat ...'de yayınlanan "..." adlı dizide, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde yer verilen ''Yayın hizmetleri ... Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden kadını istismar eden programlar içeremez.'' şeklindeki yayın ilkesi ile (ş) bendinde yer verilen ''Şiddeti özendirici veya kanıtsatıcı olamaz.'' şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1.861.283,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ...İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dizinin konu ve kurgusunun genel olarak şiddet, intikam ve hesaplaşmalar üzerinden şekillendiği, dava konusu işlemde, her ne kadar "Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez." yayın ilkesinin de ihlal edildiğinden bahsedilmekte ise de, ihlale konu dizi filmde, yoğun şiddet sahnelerinin bulunduğu, konu itibariyle her ne kadar kurgusal yapımlar olsa dahi hikayelerini hayatın içinden aldıkları, toplumda gerçeklik noktasında bir karşılık bulabildiği, şiddetin çözüm yöntemi ve cezalandırma unsuru olarak gösterildiği, böylece izleyicilerin üzerinde şiddeti kanıksatıcı, özendirici etkiler doğurabileceği kanaatine ulaşıldığından, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ş) bendinde yer alan "Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz." ilkesini ihlal ettiği, ilgili yayının sanatsal faaliyet olarak nitelendirilmesi halinde dahi mevzuatta yer alan sorumlulukların ortadan kalkmayacağı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, dava konusu idari yaptırımın ifade özgürlüğünün ve mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğu, İdare Mahkemesi kararında mezkur yayında 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (s) bendinin ihlal edilmediğinin tespit edilmiş olmasına rağmen davanın reddine karar verildiği, Üst Kurul tarafından verilen idari para cezasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, ihlale konu sahnelerin neden, nasıl ve ne şekilde şiddete özendirdiği veya kanıtsattığının somut gerekçelerle ortaya konulamadığı, söz konusu yayın kesitinde hiçbir şekilde şiddetin normalleştirilmediği ve onanmadığı, verilen idari para cezasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, medyada şiddet görüntülerine sıklıkla maruz kalan bireylerin gerçek hayatta şiddete karşı duyarsızlaştığı ve bunun da toplumsal empatinin azalmasına zemin hazırladığı, toplumun şiddet karşısında duyarsızlaşmasının önlenmesinde üstün bir kamu yararı bulunduğu, bu hallerde ifade özgürlüğünün ve yayın hürriyetinin sınırlandırılabileceği, Üst Kurul İletişim Merkezine söz konusu dizi filme yönelik 135 adet bildirimde bulunulduğu, Üst Kurulun her medya hizmet sağlayıcı kuruluşa eşit mesafede olduğu ve tarafsız denetim yaptığı, her yayın ilkesi ihlalinin kendi özelinde değerlendirilmesi gerektiği, başka bir yayına yaptırım uygulanmamasının yayıncı kuruluşun sorumlu yayıncılık ilkesinin göz ardı edebileceği anlamına gelmeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ
: Dava; davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında, ...tarihinde saat ...'de yayınlanan "..." adlı dizide, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (s) ve (ş) bendinde yer verilen yayın ilkesini ihlal edildiğinden bahisle idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve... sayılı Üst Kurul kararının iptali istemiyle açılmıştır.Anayasa Mahkemesi’nin yerleşmiş hukuk devleti tanımına göre; Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasanın bulunduğu bilincinde olan devlettir. (AYM Kararı: E:████████, K:███████, T:█████/2004)Hukuk devletinde vazgeçilmez unsurlarından biri idarenin eylem ve işlemlerinin yargısal denetimidir. Anayasa’nın 125. maddesinin birinci fıkrasında “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” kuralına yer verilmiştir. İdari eylem ve işlemlerin yargı denetimine tabi olması demokratik hukuk devletinin olmazsa olmaz koşuludur. Anayasa’nın söz konusu kuralıyla benimsediği husus etkili bir yargısal denetimdir. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. (AYM Kararı: E:███████, K:███████, T:█████/2022)2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olmaları halinde yargı mercilerinde iptal edileceği düzenlenmiştir. İdari işlemler, idari yargı mercilerince sayılan yönleriyle incelenerek hukuka uygunluk denetimi yapılmaktadır.İdari işlemin unsurlarından biri olan sebep unsuru; idareyi işlem yapmaya sevk eden saik, yani işlemin gerekçesidir. İdare, idari işlem tesis ederken maddi vakıaları işlemekte, uygulayacağı hukuk kuralını yorumlayarak bu kuralın uygunluğunu belirlemek amacıyla maddi olayın hukuki nitelendirmesini yapmakta ve anlamlandırmaktadır. Böylece hukuk kuralı ile ilişkilendirmek suretiyle normun amacı doğrultusunda işlemi haklı kılan sebebi ortaya koymaktadır. Bir diğer ifadeyle idari işlemin sebep unsuru, idare tarafından işlem yapılırken gerçekleştirilen hukuki akıl yürütme sürecinde ortaya çıkan işlenmiş üründür. Sebep unsuru idari işlemin tesis edilmesi sürecinde idari işleme dahil olan ve onun ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. İşlenmiş sebebe karşılık gelen gerekçe ise, salt işlemin yapılmasını mümkün kılan birtakım maddi vakıaların gösterilmesi değildir. Bunların hangi nedenle uygulanacak normun kapsamında görüldüğünün ve işlemden beklenen amaca ulaşmayı mümkün kıldığını da ortaya koymasına yardımcı olmaktadır. (ÖZTÜRK Kaya Burak, İdari İşlemin Sebep Unsuru: Yeni Bir Tanım Denemesi, Prof.Dr. Metin Günday Armağanı- 2. Cilt, Ankara, s.1039-1045)İdare bir kararında birden çok sebebe dayanmış olabilir. Normal olarak idarenin dayandığı bütün sebeplerin hukuka uygun olması gerekir. Birden çok sebebin tamamının hukuka aykırı olması halinde dava konusu işlemin iptaline karar verilecek, tamamının hukuka uygun olması halinde ise davanın reddine karar verilecektir. Sebeplerden bir kısmının hukuka aykırı bir kısmının hukuka uygun olduğu halde ise dava konusu işlemin durumunun ayrıca incelenmesi gerekecektir.Birden çok sebebin bulunması halinde, belirleyici sebep olması yani idareyi işlem yapmaya sevk eden asıl sebepler olması halinde, ek sebeplerin yani idari işlemin asıl sebebini teşkil etmeyen, onlar olmasa dahi idarenin işlemi tesis sebeplerinin varlığında, belirleyici sebeplerin hukuka aykırılığı halinde dava konusu işlemin iptaline karar verilir. Birden çok belirleyici sebebe dayalı tesis edilen idari işlemlerde, belirleyici sebeplerden sadece bir ve birkaçının hukuka aykırı olması halinde ise işlemin hukuka aykırı olması sonucunu doğuracaktır. Özellikle idari yaptırım niteliğinde olan işlemlerde, hukuka aykırı nitelikte olan sebebin varlığından ötürü idari işlemin tamamının iptal edilmemesi halinde tekerrür hükümlerinin hukuka aykırı sebebe dayanılarak uygulanması mümkündür. Aksi durumda, yayın ilkesinin yani dava konusu işlemin sebebinin ihlal edilmediğinin yargı mercilerince tespit edilmesi ve bu hukuka aykırılığın dava konusu işlemin tamamının iptaline neden olmayacağının kabul edilmesi durumunda, birden çok sebebe dayalı tesis edilen idari işlemlerde sebep unsurunun hukuki denetiminde her bir hukuki veya maddi sebebin denetlenmemesi sonucu ortaya çıkacaktır. Yani idari yargı mercileri, kanun koyucu tarafından yasaklanan bir fiilin sabit olması durumunda davanın reddine karar verecek ve diğer sebeplerin incelenmemesi söz konusu olacaktır. Böylelikle söz konusu sebebin yargı tarafından denetlenmemesi sonucunda oluşan gri alan, Anayasa'nın 125. maddesinde belirtilen idarenin yargısal denetiminin tam ve eksiksiz olarak yapılmasını engellemekle birlikte denetlenmeyen sebebe dayalı olarak daha sonra tesis edilebilecek idari yaptırımlar noktasında da bir belirsizlik oluşacaktır.Bu itibarla, davacı tarafından ileri sürülen sebebin hukuka aykırılığı iddiası noktasında İdare Mahkemesince değerlendirme yapılmamasının oluşturacağı belirsizlik gözetildiğinde, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Davacı tarafından İdare Mahkemesi kararında 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (s) bendinin ihlal edilmediği tespit edilmiş olmasına rağmen davanın reddine karar verildiği ileri sürüldüğünden ve dava konusu idari para cezasının iki ayrı sebebe dayalı olarak tesis edildiği görüldüğünden, bu sebeplerin herhangi birinin var olması durumunda aynı idari para cezasının verilip verilemeyeceğinin incelenmesi gerekmektedir.6112 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrasında, davacıya isnat edilen iki ayrı fiil için de ''ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idari para cezası'' verilmesi şeklinde aynı idari yaptırımın öngörüldüğü, dava konusu işlemde ise, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca iki ayrı ihlal nedeniyle en ağır (tek) idari para cezasının verilmesinin kararlaştırıldığı, idari para cezasının 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sınırlar dahilinde verildiği, tek bir ihlalin bulunması durumunda dahi aynı idari para cezasının verileceğinin anlaşıldığı, idari işlemlerin birden çok sebebe dayandırılması halinde ve bu sebepler arasında hukuka veya gerçeğe aykırı olanların bulunması durumunda, işlemin iptal edilebilmesi için hukuka veya gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülen sebebin sonucu etkileyecek nitelikte olması gerektiği, bu itibarla, dava konusu idari para cezasının verilmesinde tek bir ihlalin tespit edilmesinin yeterli olduğu dikkate alındığında, İdare Mahkemesince 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ş) bendinin ihlal edildiğinin tespit edildiği ve (s) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlal edilmemiş olsa bile verilecek idari para cezası miktarında bir değişiklik oluşmayacağı gözetildiğinde, davacı tarafından ileri sürülen iddianın Üst Kurul tarafından verilen idari para cezası miktarı bakımından sonucu etkileyecek nitelikte olmadığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının aksi iddialarının dava konusu Üst Kurul kararıyla verilen idari para cezasını kusurlandıracak nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.